Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Kadın Severse

Kadın Severse

8,57

(9 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Duygusal Dram Duygusal, Dram

Yönetmen: Ülkü Erakalın Ülkü Erakalın

Ülke: türkiye

Oyuncular: Jeyan Mahfi Tözüm, Abdurrahman Palay, Muzaffer Yenen, Sabahat Işık, Şaziye Moral, Meral Sayın, Mine Mutlu, Ekrem Bora, Türkan Şoray, Cenk Er Devamını Gör...

Konusu : ‘Moonlight Serenade’ (1939) (Glenn Miller / Mitchel Parish). Uludağ’daki ev.. Ferit ; “Üzülme, İstanbul’a beraber döneceğiz ve bu apansız başımıza gelen olayı dürüst bir şekle sokacağız. Annenden isteyeceğim seni. Evleneceğiz. Yoo, sevinme, talihli bir kız değilsin. Senden hayli yaşlı bir kocan olacak.” Nevin ; “Ömrümün ilk erkeğisin.” Ferit ; “Sen de benim ilk hazin maceram.” Sevim Şengül’ün sesinden ‘Akşamdan Sabaha Kadar’ (1960) (İbrahim Özoral) şarkısı. Metin Bükey Orkestrasından dinlediğimiz enstrümantal şekli o yıl çevrilen ‘Kader Böyle İstedi’ filminde fon müziğiydi ; “Bir gül ki derilmeyen//Bir şey ki bilinmeyen//Bir sır ki verilmeyen//Senden aldım sana verdim.” Aynı adlı romanın (1941) (Esat Mahmut Karakurt) (ilk baskı 1939) (İnkılâp Kitabevi) ikinci çevrimi. Jenerikte yazarın soyadı Karakut olarak yazılmış. Karlı ama fırtınasız Uludağ. ‘Ruh ve Sinir Hastalıkları Mütehassısı’ Dr. Ferit’in, 1955’te Kunt olan soyadı şimdi Akman. İstanbullu. ‘Kış sporlarını sevdiği için her yıl buraya geliyor.’ Donmak üzere olan bir genç kızı, Nevin’i evine götürür. Arkadaşlarıyla yürüyüşe çıkmış. Tipi bastırınca da onları kaybetmiş. Siyah beyaz çevrimdeki Nevin’den farklı olarak babası o küçükken öldüğü için annesi ve dadısıyla yaşıyor. “Bir geceyi ilk defa bir erkekle beraber geçiriyorum.” Önceki filmde Ferit, Freud ve cinsellik üzerine okuyup düşünürken epey ‘vakit kaybediyordu’(!). Bu kez öyle yapmaz. Kısa sürede birbirlerinin olurlar. Genç kız, ertesi gün ‘Sisli Ufuklar’ın (1967) (Taylor Caldwell) (Altın Kitaplar Yayınevi) sayfaları arasında Ferit’e yazılmış ve ‘düğün’den söz eden aşk mektubunu görünce oradan kaçar. İstanbul’da annesi ile tanışıyoruz ; Leyla. Çok güzel ve güçlü bir genç kadın. Dadı ile evlerini çekip çeviriyor. Ama, Nevin, Uludağ dönüşü biraz mutsuz. Onunla evlenmek isteyen Sedat’la bile ilgili değil. Telefonuna çıkmadığı sahnede ‘Mr. Noll’ (1965) (Hadjidakis) melodisi var. Ne yapacağını bilmez bir şekilde tek amacı İngiltere’ye gitmek. Annesi biraz direniyor ama sonuçta kabullenir. Mektuplarında sevgi ve ‘Returning in the Evening’ (1965) (Hadjidakis) melodisinin notaları var. “En büyük özlemim sensin.” Ama aslında “Ferit’le sensin” demek istediğini anlıyoruz. Annesinin yanıtı ; “İçimde senin sevgin, senin özleminden başka hiçbir düşünce yok.” 4 (roman ve bir önceki çevrimde 5) yıl sonra..Leyla uykusuzluk yakınmalarıyla, büyük bir rastlantı, Dr. Ferit’e başvurur. Film belki iyi korunamadığından bu kısım kısa geçilmiş. 29 yıl önceki roman ve 13 yıl önceki filmde uzun uzadıya işlenen ‘cinsel dürtüler ve dışavurumları’ burada hiç konuşulmuyor. Ferit, Dağ Evi’ndeki o geceden sonra Nevin’i çok aramış ve nişanlısından ayrılmış. Sonra da önceki yapıtlarda belirtilen ‘otomobil kazası sonucu kısmı hafıza kaybı’ gibi bir neden olmadan ‘doğal olarak’ onu unutmuş. Leyla ile evlenmek istiyor. Leyla ; “Her hastaya gösterir misiniz bu ilgiyi.” Ferit ; “..Garip bir zaaf duyuyorum size. Sesiniz, yüzünüz bana bir şey hatırlatıyor sanki. Sizi hiç görmediğim, tanımadığım halde mazimde varmış gibisiniz.” Kızını, yaşını, çevresini öne sürerek uzun süre karşı koysa da ‘Les Yeux Noirs’ melodisini dinlediğimiz gecenin sabahında direnci kırılır. Tam da o gün Nevin, Londra’dan dönüyor. Sonrasında, Leyla, Ferit’ten uzaklaşmaya çalışır ama çok zor. Evliliği düşünüyorlar fakat.. Ana kızın Sedat’la gittikleri mühendisler balosu sanki müzik festivali gibi. Nevin, Sedat’la dans ederken ‘Tangerine’ (1942) (Mercer / Schertzinger) ; Nevin, Ferit’le karşılaşınca ‘A Taste of Honey’ (1961) (Scott / Marlow) ve ‘Strangers in the Night’ (1966) (Kaempfert / Singleton&Snyder) ; Ferit gittikten sonra 10 saniye ‘Für Elise’ (1810) (Beethoven) melodileri var. İlginç bir şekilde kahramanımız Nevin’i anımsamaz, genç kız da 55’teki çevrim ve romandakinden farklı olarak onu görünce ayılıp bayılmıyor. Bir gece kulübünde, üç dakika boyunca ‘Georgy Girl’ü (1966/7) (Springfield / Dale) dinlediğimiz sahnede Sedat’la yollarını ayrılır. Leyla ise tüm sevgisine karşın Ferit’ten kopmak istiyor. Fakat bunu nasıl yapacağını bilemiyor. Sonunda, Nevin’i anımsayan Ferit’le kızının ilişkisini bir rastlantı sonucu anlayan Leyla ölümü seçer ; “Aklın alamayacağı bir facia bu..Nevin hiçbir zaman bilmeyecek değil mi Ferit, öğrenmeyecek değil mi?” Haliç’e bakan tepede ‘Ramona’ (1927) (M. Wayne) melodisi.. Leyla ; “..Yalvarırım size benimle oynamayın. Ben, içinde sönmüş yangınlar taşıyan bir kadınım. Yüzü hüzne alışmış, saçlarına ak düşmüş bir kadın. Hayır, bana kadınlığımı hatırlatmayın sakın.” (Yazan : Murat Çelenligil)



performer

11 Haziran 2014 21:32

ülkü erakalın ın çekmeye doyamayacağı filmlerden biri.

Cevap Yaz

benimsinema

4 Haziran 2012 22:45

herseyden önce mine mutlunun türkan sorayin kizi olmasi dogru bir karar. zaten birbirine benzerlikleri gözle görülmeyecek gibi degil. isin icinde usta oyuncu ekrem bora olunca, filmin kalitesi oldukca tavan yapar....ayni erkegi seven ana kizin hikayesi...

Cevap Yaz

delikadir39

16 Eylül 2011 16:32

Bence ahu tuğbalı versiyondan daha başarılı bir film.

Cevap Yaz

t_rex

26 Temmuz 2011 22:53

buram buram kalite...  pürüzsüz bir görüntü ve elit bir  yaşam. şorayın  mine mutlunun annesi oluşuna içerlendiğini basında duyup pek itibar etmemiştim ama karşılıklı sahnelerde bir şeyler hissediliyor gibi. mine mutlunun şorayın kızı olması çok hoş.  g. yönetmeni  orhan kapkı niçin sadece bu filmde zirve çıkışı yapmış.aslında karagözlüm ve unutulan kadın ' daki başarısı harika ama bu filmdeki ustalığı bambaşka. sanırım çoğu ülkü erakalının  direktifleri. 

Cevap Yaz

denizguneyli

24 Eylül 2009 18:05

Dağda arkadaşlarıyla gezerken tipiye yakalanıp kaybolan Nevin (Mine Mutlu), soğuktan donmak üzereyken doktor Ferit (Ekrem Bora) tarafından kurtarılır. Genç ve güzel kız doktorun dağ evinde misafir kaldığı o gece onunla beraber olur. Ancak Ferit’in evlenmek üzere olduğunu, bulduğu bir mektuptan öğrenen Nevin yıkılır ve oradan kaçar. Perişan haldeki genç kız evine döner ve annesi Leyla (Türkan Şoray) dahil kimseye bir şey söylemeden yurtdışına gider. Aslında Nevin'le olan ilişkisinden dolayı kendini suçlu hisseden ve evlenmek için onu arayan Ferit artık bundan umudunu kesmiştir. Tam bu sırada yeni hastası olan Nevin’in annesi Leyla ile tanışan Ferit kısa sürede ona aşık olur. Bir anne ve kızıyla birbirlerinden habersiz aşık oldukları bir adamın dramatik öyküsü.

Cevap Yaz

bir_demet_menekse

19 Haziran 2008 04:11

Türkan Şoray ve Mine Mutlu anne-kız olarak harika uymuş bence. İyi bir iş çıkarmışlar. Bu filimin çeşitli versiyonları olmasına rağmen bu film o kadar güzel ki...Bunda filmde Türkan Sultan'ın olması, eşsiz olmasıyla alakalı bence. Filmde Ekrem Bora'yı doktor rolünde görmekteyiz ki bu rol bence ona yakışmış. Ama şunu da belirtmek isterim ki; filmde Türkan Şoray'ın Doktor Ferit'e gittiği sahnede birtakım hatalar var ve sanırım sonra başka bir sahneye atlıyor. Ah unutmadan filmin birkaç sahnesinde yakışıklı Doktor Ferit'in Mercedes 34 HR 007 arabasını görmekteyiz.

Cevap Yaz

Alın yazısı

8 Haziran 2008 12:32

Acı bir Kaderle Yaşamakta Olan üç insanın Öyküsü Filmin Sonu Çok Duygusal idi...Türkan Şoray Mine Mutlu ve Ekrem bora üçlüsü

 

Cevap Yaz

Murat Çelenligil

24 Mart 2008 07:51

“Asıl hastalık ümitsizliktir.”...Ferit böyle diyor ama filmde en ‘ümitsiz’ durumdaki kişi kendisi galiba. Leyla, sevdiği erkeğin, kızıyla olan ilişkisini anlayıp kendini öldürmüş, Nevin ise Ferit için, onun annesiyle olan beraberliğinden habersiz, sözlüsünden ayrılmış. Tüm bunları, bizim dışımızda bilen tek kişi kahramanımız. Bu olanlardan sonra, her şey güllük gülistanlıkmış gibi genç kızla evlenip mutlu olacak. Korkulu bir düşe benzeyen bu açmazdan çıkmak için, ilk çevrimdeki (1955) Dr. Ferit Kunt’a gereksinmesi var galiba. Umarız, Nevin’i kurtardığı veya o gece yaşadığı ‘cinsi sevkıtabiileri’ için pişman değildir…Şaziye Moral..Çok güzel bir ‘dadı’ olmuş. Keşke herkesin böyle bir yakını olsa. Nevin’in Avrupa’dan döneceğini öğrendiğinde sandıklarda sararan çarşaflar ve yastık yüzleri için hayıflanıyordu. Ne olurdu, ‘kendi elleriyle yaptığı mis gibi’ çayı beraberce içip konuşabilseydik…Nevin..Annesi gibi hep hüzünlü. Onu gördüğümüz sahnelerin çoğunda Manos Hadjidakis’in notaları var. Londra’dan dönünce, ‘Virgin in my Neighbourhood’ (1965) ; ‘Anneler ve Kızlar’ kitabını okurken ‘Countess Esterhazy’ (1965) ; Annesinin “Yemek yemeyecek  misin” dediği sahnede ‘Mr. Noll’ (1965) ; Yine annesi “Sedat bir şeyler söyledi bana” dediğinde ‘Portrait of my Mother’ (1965). Parisienne’de Ferit’i beklerken ise ‘Respect’ (1965-1967) (Redding) şarkısının enstrümantali var. Orijinalini The Seekers’dan dinlediğimiz ‘Georgy Girl’ (Springfield / Dale) de çok güzeldi…Leyla..Filmde ismini ancak 44. dakikada öğreniyoruz. Göz kamaştıran güzelliği, yakındığı buhranları anlamsızlaştırıyor. Ferit’in aşkına uzun süre direnmişti ama romandaki Leyla’nın (sf. 158) mahkemede (aşk/cinsellik ve toplum baskısı için) dediği gibi “Hayat bildiğini okuyor. Tabiat kanunları, sizin kanunlarınızdan daha büyük.” [Yazar bunu çok beğenmiş olmalı çünkü aynı sayfada genç kadına değişik sözcüklerle bir daha söyletir ; “..İnsanlar, insanların halk ettikleri (yarattıkları) kanunlara değil, insanları halk edenlerin (tekil mi kullanmalıydı) kanununa tabiidirler.”] Böyle durumlarda kendini öldüren, nedense hep kadındır. Ama, Hollywood filmlerindekilerin, örneğin ‘The Graduate’deki (1967) Mrs. Robinson, davranışları çok farklı…Sedat..Sanki bir sabır taşı. Nevin, gerekçe göstermeden Londra’ya gider, 4 yıl sonra gelir. Delikanlının tepkisi yalnızca “Apansız üzmüştün apansız sevindirdin” sözleriyle olur. Genç kız, Ferit için onu terk ederken “Yaşayışım sadece beni ilgilendirir” diyor. Sedat “Pek Avrupalı olmuşsun maşallah” diye yanıt verir…Otel görevlisi Oktay Yavuz ; Ferit’in doktor arkadaşı Cenk Er ; Şimdi yerinde yeller esen Yugoslav Hava Yolları (JAT) (Jugoslovenski Aerotransport) uçağı ; Ferit’in sevgilisi Mine Soley çok güzeldi… “..Gençlikte insan ölüm korkusunu bile çarçabuk unutur. Her olayın bahtiyarlık veren tarafını almasını bilir.”                         

   

Cevap Yaz

sultanhastası

2 Eylül 2007 16:26

Aynı erkeğe aşık olan anne kızın öyküsü, sonunda annesi kızının mutluluğu için kendini feda ediyor. Piyasada VCD ve DVD formatlarında bulunmakta bence izlenmeli

Cevap Yaz
Yandex.Metrica