Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Vukuat Var (Vukuat Var)

Vukuat Var

8,36

(23 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Kasım 1972 1 Saat 26 Dk Macera Duygusal Macera, Duygusal

Yönetmen: Nejat Saydam Nejat Saydam

Ülke: türkiye

Oyuncular: Gülten Ceylan, Zuhal Üstüntaş, Asım Nipton, İlhan Hemşeri, Ekrem Dümer, Handan Adalı, Özen Tutucu, Mehmet Büyükgüngör, Ali Seyhan, Erdoğan Seren Devamını Gör...

Konusu : Alessandro Marcello’nun ‘Obua ve Yaylılar için Re minör Konçertosu; Adagio’ (1717). “Senin gibisini tanımadım. Şimdiye dek hiçbir erkek sen gibi iyi, namuslu, sen gibi mert olamadı. Olabilemedi.” Güllü, Muzaffer Bey’e bunları söylerken Kemal’e biraz haksızlık ediyor. Sonrası, ‘Io E Te’ (1971) (Ennio Morricone) ile düğün dansları ve ‘Si Douce Á Mon Souvenir’ (1970) (Claude François) eşliğindeki aile resimleri. ‘Vukuat Var’ (Dünya Gazetesinde 1954 ve kitap olarak 1958) (Tekin Yayınevi-Dördüncü Basım–1976) ve ‘Hanımın Çiftliği’ (1961) (Onuncu Basım–1999) romanlarının (Orhan Kemal) bir uyarlaması. Tanıtım yazısı Paul Mauriat’nın ‘Godfather’ 33’lüğündeki (1972) “L’Avventura” (1971) ( Eric Charden / F. Thomas ve J. M. Rivat) ile izleniyor. Fabrika işçisi Güllü… Bir zamanlar anası ile Adana’daki çiftliklerde ırgatlık yapmış. Şimdi İstanbul’dalar ama gözü hâlâ oralarda. Birkaç dönüm toprağı, küçük bir evi, koyunları, tavukları olsun istiyor. İsim bile bulmuş; Güllü’nün Çiftliği. Sırtında elden beter iki üvey; Babası Cemşir ve abisi Hamza. İkisi de işsiz. ‘La Décadanse’ (1971) (Gainsbourg) melodisinin olduğu sahnede haftalığını cebinden zorla alıyorlardı. [Romanda ise olaylar 40’ların sonunda ve Adana’nın işçi mahallesi Karşıyaka’da geçiyor. Cemşir, Mehmet Büyükgüngör’ün aksine bir doksan boyunda ve 100 kilonun üzerinde. 4 karısı ve 20 ‘kadar’ çocuğu ile beraber. Güllü, en küçük karısı Boşnak Meryem’den. Çırçır Fabrikasında çalışıyor. Filmde olmayan Berber Reşit çıkarcı ve tilki gibi kurnaz biri.] Dert bu kadar olsa yine iyi. Bir de her paydosta ona askıntı olan ‘boynu kırık’ var; Zaloğlu Ramazan. Kumarbaz, esrarkeş, alkolik. ‘Dayısı Muzaffer Bey’in parasına yaslanarak kadınlara pençe atıyor’. [Romanda filmdekinden farklı 48 kiloluk biri.] ‘Kadifeden Kesesi’ türküsünün duyulduğu meyhanede Hamza’ya “Senin üveyine piyangonun büyüğü çarptı” diyerek kız kardeşini istemişti. Cemşir “Güllü’yü Ramazan’a nikâhladıktan sonra Muzaffer Bey ölüvermeli mesela. Emri hak vaki olmalı… Ne yandan baksan tadından yenmez bir iş” diyor. Garip görünse de genç kız ‘Hanımın Çiftliği’ne ‘yol kilimi’ dediği bu yeğen sayesinde ulaşacak. Güllü, şimdilik, bir tek Kemal’le mutlu. Delikanlı bir oto tamirhanesinde (kitapta fabrikanın makine dairesinde) işçi. Beraber oldukları 5 sahnede ‘What is a Youth’ (‘Romeo and Juliet’) (1968) (Nino Rota) var. Çukurovalı pamuk tüccarı Muzaffer Bey… O da İstanbul’da. “Buralarda fabrikalar, şirketler. Orada arazi, çiftlik, çubuk. Bankalarda para” sahibi. Kadınlara düşkünlüğü yeğeniyle aynı. Arkadaş toplantılarında konuştuğu tek konu bu. [Romandaki de öyle. “Adana’ya gelen her avrat, önce çiftliği boylar onun tezgâhından geçermiş. Asıl zamparalığı ise Avrupa’da.” Filmde yok ama politikayla da ilgili. Savaş bitmiş ve ‘müttefikimiz’ artık oraya buraya el atıyor. Bizimki de CHP’liyken gidişata uygun olarak ‘Demirkırat’a katılır.] Güllü, Ramazan’la evliliğe karşı çıkınca gelsin üveylerin tekmesi yumruğu. Çünkü bu iş için para (romanda bin, filmde 15 binden fazla) almışlar. Daha da gelecek, bırakırlar mı? Kemal, onu kaçırırken ve bıçaklandığında Mikis Theodorakis’in iki gerilimli melodisi var ; ‘Batacuda’ (1969) ve ‘Clever People and Grocers’ (1964). Neyse ki yalnızca yaralı ama “O kızdan elini yıka” diyen anasının gözyaşlarına dayanamayıp köyüne dönüyor. Hamza’ya da mahkemede 4 yıl verirler. Tüm bunların üstüne Meryem’in bakım gerektiren hastalığı de eklenince genç kızın direnci kalmaz. ‘Para, anayı kızdan ayıran para’. Muzaffer Bey’in saray yavrusu evine giderler. Ramazan’ı odasından sille tokat kovduğu sahnede ‘Penelope’ albümündeki ‘My Sweet Lord’ (1970/71) (George Harrison) var. “Beni zorla, hayvan satar gibi sattılar bu rezile.” Ramazan’dan böyle yakınıyor ama Muzaffer Bey’le kalpleri çoktan tutuşmaya başladı bile. Beraberliklerinde Frank Pourcel’in ‘Amour, Danse et Violins’ (No. 37) (1971) uzunçalarındaki “Maurir D’aimer” (1971) (Charles Aznavour) melodisi duyuluyor. O günlerde Zaloğlu, ‘hayırlısıyla’ bir kazada ölünce ‘iş olacağına varır’ arada engel kalmaz. ‘Pomme, Pomme, Pomme’ (1971) (Hubert Giraud) melodisinin olduğu sahnede Bahçıvan Zeki Alpan, Muzaffer Bey’in genç kıza aldığı hediyeleri güçlükle taşımıştı. Arada sevgi olunca ‘memleket işi’ lahmacun, çiğ köfte, şalgam ile ‘Sad Lisa’ (1970) (Cat Stevens) beraberliği bile yadırganmıyor. [Romandaki Güllü ‘sınıf atlayınca’ adını da değiştirir; Serap.] Bir çocukları olur. Muzaffer hapisten çıkan Hamza’ya para ve iş vermiş. O yapılan yardımı az bulup hapis arkadaşı İbrahim’in de yardımıyla eniştesini öldürmek ister. (Kartal Tibet’e ait) 34 KT 417 plakalı Mercedes arabanın (romanda Packard) balatalarıyla oynayıp kazaya neden olurlar. Güllü, geçici bir süre sakat kalacak olan kocası ile Çiftliğe gidiyor. Bu sırada bir Azeri türkünün ilginç ve sözsüz şekli var; ‘Seher Vakti Sen Tarlaya Gidende’ (Süreyya). Film, Muzaffer Bey’in öldürme girişiminden yaralı olarak kurtulup üstelik yürüyebilmesiyle bitiyor. [Romanlar ise çok farklı. Kemal ve Muzaffer ölüyor. Ramazan ise Çiftlikten kovulur ama sağ. ‘Azgın dişi’ Güllü/Serap’ı ‘zapt etmek’ çok zor. Bu kez Avukat’a yakınlık duyuyor.] Genç kızı ‘Kılkuyruk’ Ramazan’la evlenmesi için zorluyorlar. Cemşir; “(Bir avuç para göstererek) Daha da 15 bin verecek. Hele sen köşke gelin gittikten sonra, allööööş, sen gibi bizler de insan gibi yaşayacağız.” Güllü; “Parayla satılmışlığın insanlığı nerde ki?” Romandaki ‘kitap kurdu’ Muhsin Usta, ilerde Güllü’deki değişimi görünce “İnsan, içinde yaşadığı şartların adamı oluyor zamanla” diyecektir (Hanımın Çiftliği-Sf. 307) (Tekin Yayınevi) (10. Basım–1999). (Yazan: Murat Çelenligil)



Ali_Alamuti

9 Temmuz 2019 12:39

Senaryoda bana realist gelmedi. O zamanlarda güzellik ve para başa bela imiş. Kötü insanların serüvenleri arasında Güllü'nün bitmeyen çilesini izliyoruz, aralıksız. Sonlarda Türkan Şoray uzun elbisesi ile kucağında kocaman bir bebek ile koşuyordu. Etek dolansa, bebekle yere kapaklanacak. O etekle böyle koşan kadın görmemiştim. Düşmemesi büyük beceri. Bebek o sahnede gerçekten varsa Allah a emanetmiş. Filmi unuttum, korktum izlerken. Yanaşma bavullarınızı taşır lafı da ayrı bir vukuat. Türkan Şoray ın tek kişilik gösterisi gibi olmuş film, dayak yiyor, tekme atıyor, traktör kullanıyor, ata biniyor, silah kullanıyor, bebekle sprint atıyor vs vs. Oyuncu olarak da çok çile çekmiş sanki.

Cevap Yaz

sholay

9 Haziran 2019 16:39

Benim anlamadığım Güllü çalışıyor, kazancını kendi elde ediyor. Ozaman ne diye bu ğve babanın ve üvey abinin kahrını çekiyor. Çek git ananla, onlara muhtaç değil ki?

Cevap Yaz

burcusara

21 Mart 2019 23:01

Güllü karekterine bayıldım. Ne kadar güçlü bir kadın. Muzaffer hiç "olacak iş değil" diye düşünmesin, ona aşık olmasından normal birşey yoktur herhalde. "Senin yanında ölmeye utanır insan" repliği aklımda kaldı bu filmin. Muzaffer ve Güllünün birbirlerine duydukları sevgiyi çok güzel yansıtmışlar bence. Kartal Tibet ve Türkan Şoray çok yakışmışlar birbirlerine.

Cevap Yaz

performer

19 Mayıs 2015 22:47

filmin başlarında güllü'nün üvey babasından yediği dayak sahneleri gereğinden fazla uzun tutulmuş. ancak 7 puan verebiliyorum.

Cevap Yaz

benimsinema

11 Kasım 2014 12:17

Orhan kemalin eserinden filme uyarlanmis.. kadrosu cok saglam... suphi icin gercekten degisik bir rol ve aytac in ilk yillarindan olsa gerek filmin ilk 20 dakikasinda var.. kartalla cok iyi yakismislar.. ama ciftlikteki sahneler cok az geldi filmin adina bakarak

Cevap Yaz

kral_affetmez

7 Kasım 2013 17:05

Aytaç Arman harika oynamış onun dışında basit bir yeşilçam filmi fikrimce.

Cevap Yaz

delikadir39

22 Eylül 2010 19:09

O filmi izlememiştim.Böyle roller yakışmaz bence.Fakir Gencin Romanı filminde Muammer Gözalan,Yatık Emine filminde de Zeki Alpan kötü roldeler.

Cevap Yaz

MGUNAY

21 Eylül 2010 16:01

Yılmaz Güney'in filmi Kaçaklardada kötü rolde oynamış Fatma Karanfil'e yani kızı olabilecek yaştaki kıza göz koyuyor ve Yılmaz Güney'le çatışmaya başlıyor.

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

21 Eylül 2010 13:57

Bu film: "Orhan KEMAL'İN" ünlü Romanı "Hanımın Çiftliği'nin" sinema yapımı. Bende nedense? bu eseri 1990 yılında TV de yayınlanan dizi filmi kadar anlaşılır bulmadığımı, belirtmeden geçemem.. sinemada en beğendiğim başlıca oyuncuların çok özverili oyunları var bunu da yadsıyamam. eserin ana teması sinema olarak sürenin çok kısa olması filme izleme tadından alıkoyan en başlıca faktör...

Cevap Yaz

delikadir39

20 Eylül 2010 18:36

İyi bir film.Ayrıca Mehmet Büyükgüngör'ü kötü bir rolde hiç görmemiştim bu filme kadar.Suphi Tekniker de farklı bir rolde.Sonuçta Türkan Şoray ve Kartal Tibet'ten müthiş bir film.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica