Ağlayan Kadın

8,30

( 6 kişi yorum yaptı )

Ağlayan Kadın

Sinema Filmi

1967

Yürek sızlatan “J’aime” (1966) (Salvatore Adamo). Ayrı geçen 20 yıl.
Şükran; “..Tek başvurabileceğim insan sendin. Benden nefret ettiğini bile bile geldim.”
Osman; “Nefret mi? Nefret kelimesi bile az gelir .”
Şükran; “Hâlâ tükenmedi mi öfken? Ne bitmez intikam duygusu bu?”
Osman; “Hayatımı mahveden aşkın kini bu… Sana olan sevgim senle, senin kayboluşunla bitti mi sanıyorsun? Nefret halinde şu güne, şu dakikaya kadar yaşadı. Hayatımı kararttı. Onun için seni görmek de istemiyorum affetmek de.”
Şükran; “Ben affı kendim için değil iftiraya uğrayan yavrum için istiyorum. Bana inanmadın kızına inan.”

Fausto Papetti’den dinlediğimiz ‘Harlem Nocturne’ (1939) (Earle Hagen) ile dans eden iki genç. Ancak 60’ların toplumcu ortamında olabilecek ‘yoksul kız varsıl delikanlı’ aşkı. Şükran, ismini öğre nemeyeceğimiz bir bankanın ‘ihracat servisinde çalışıyor. Osman, babası Şevki Mursaloğlu’nun Deniz Nakliyat Şirketi’nde ‘hukuk müşaviri’. Aşkları, baba oğul arasında gerginliğe neden olmuş. Şevki Bey, gelin olarak ‘sefalet ve çöplük içinde yetişmiş basit bir memure’yi değil milyoner arkadaşı Hadi’nin kızı Necla’yı düşünüyor.
Osman; “Ne Necla ne de o para canlı babası ilgilendirmiyor (‘para canlısı’ ve ‘ilgilendiriyor’ diyecekti) beni.”
Şevki; “Asil ve zengin aileler arasındaki evlenmelerde çok titiz olmamız lazım. Ne servetimizi ne de damarlarımızda dolaşan asil kanı çamurdan gelen bayağı birisiyle paylaşamayız (‘paylaşabiliriz’ diyecekti).” (Dilbilgisi hataları dışında pek ortak yanları yok.)
Delikanlı, deniz kenarında balık ekmek yedikleri sahnede genç kızı rahatlatmaya çalışıyor; “Korkma, göreceksin her şeyi en kısa zamanda nasıl halledeceğim.” Bu ‘kısa zaman’ın 20 yıl süreceğini kim bilebilirdi.
Necla çok sinirli ve hep bekliyor. Şevki Bey’e “Acaba Osman yukarda mı?” dediği sahnede Teddi Smith’in (asıl adı Delilah Henry) kapak olduğu Şubat 1965 tarihli Playboy dergisini inceliyordu.
Yine bir tartışma sonrası, babasının kovduğu Osman sevdiği kızın evine sığınır. Rus folklorunun güzel melodisi ‘Le Cocher de la Troika’ (‘Yashtchik’) ile birbirlerinin olurlar.
Tam da o günlerde Şirketin bir şilebi İskenderiye açıklarında batıyor. Osman’ın ‘işe el koymak için 1–2 aylığına’ gitmesi lazımmış. Sanki ayrı geçirecekleri yıllar için bir hazırlık gibi.
Yine bugünlerdeki esrarengiz bir konuk, Hikmet, Şükran’a öldü zannettiği annesinin sağ olduğunu söylüyor. Neriman, 12 yıl önce ailesini terk etmiş. “Bir gün babama annemi sordum. Gözleri yaş içinde ‘öldü yavrum’ dedi. Nedense o anda haykıra haykıra ağlayamamıştım. Yine uykusuz bir gece geçirmişti. Sabahleyin babam beni bakkala göndermişti. Döndüğüm zaman sallanan ayaklarını gördüm babamın. Kendini asmıştı.”
Anlaşılacağı gibi ‘kötü yola düşen’ Neriman, şimdi bu adamın metresi. “Kısa keselim, 25 bin lira.” Durumu Şevki Bey’e bildirmemek için bunu istiyor. Hem de her hafta. Osman’ın ‘evlerini hazırlaması’ için bıraktığı para böyle tükenir.
Artık dayanamayan Neriman, Hikmet’e makasla saldırır ama kendi ölür. Suç da Şükran’ın üzerine kalır. Dert dert üstüne. Karnında bir çocuk. Mısır’dan dönen Osman, babasının baskısı ile onu tanımadığını söylüyor.
‘453. maddenin b fıkrası mucibince 20 sene ağır hapis’le cezalandırılır. Koğuş arkadaşı Hacıhüsrevli Zilli Mualla ile olduğu sahnelerde ‘Kürdîlihicazkâr Ut Taksimi’ var. Osman, Hadi Bey’in kızı ile evleniyor. Necla bu sahnelerde çok neşeli. ‘Les Yeux Noirs’ melodisine (Osman’ın ne denli mutsuz olduğunu anlamadan) bağıra çağıra eşlik ediyordu. (O 23, Şevki Bey de 45. dakikadan sonra kaybolur.)
Şükran’ın hapishanede bir kızı olur; Leyla. O koşullarda bakamayacağı için (nedense bir arzuhalle Darülaceze’ye değil de) ‘tahliyesi gelen’ Mualla’ya (bilezik ve yüzüğüyle birlikte) verir. Roman kadını için “Sevabına mevlit okumaz” diyorlardı ama yine insaflıymış. Mehmet Ali Akpınar ve arkadaşları tarafından ‘bir elliliğe’ Çeribaşı Rıfat’a satılmaması için çocuğu Kadırga Camisinin avlusuna bırakır. Leyla bundan sonra İmam Kadir Çokgör’ün kızı.
Şükran, İf Şatosundaki Edmon Dantes gibi bir ölünün yerini alarak hapisten kaçar. Bu sırada filmin sürprizi ile karşılaşıyoruz; Ölülerden biri olan Talia Salta, filmin sonundaki mahkeme sahnesinde karşımıza çıkacaktır. (Kimbilir, belki o da Şükran’ın yöntemini deniyordu.)
Yıllar sonra Leyla artık bir genç kız. ‘Babası’ Kadir’e iki delikanlıdan söz ediyor; “Genç, yakışıklı sonra tahsilli, görgüsü falan tamam, üstelik milyoner Teoman ve ekmeğini 48 DeSoto’nun direksiyonunda kazanan Ali.” Gönlümüz daha görmeden Ali’den yana. Teoman sırf genç kızı elde edebilmek için sahte bir nikâh düzenlemiş. O ‘siftahı’ yaptıktan sonra sırada arkadaşı Vasfi var.
Önce, The Hollies’ın ‘Would You Believe’ (1966) uzunçalarındaki ‘I Take What I Want’ (Porter / Hodges / Hayes) ve sonra ‘Alamo’nun (1960) Akademi Ödüllü (1961) melodisi ‘The Green Leaves of Summer’ (Tiomkin / Webster) ile izlediğimiz düğünün akşamında Leyla oynanan oyunu anlar. Kavga dövüş sırasında eline geçen tabanca ile Vasfi’yi öldürüyor.
Kaderin cilvesi, karşı tarafın avukatı Osman. Nice debelenmeden sonraki mutlulukları Pirus Zaferi gibi.

Osman; “(Toron Karacoğlu’nun sesi ile) ‘Evden kovulmuş, evlatlıktan reddedilmiş, yazıhanesi bile olmayan fakir bir avukatı kocalığa kabul eder misin’ diye sormaya geldim.”
Şükran; “(Nevin Akkaya’nın sesi ile) Kimsesiz, fakir, sadece seni delice seven bir kızı eşliğe kabul edersen, sevgilim.”
(Yazan: Murat Çelenligil)















Künye

Yönetmen Semih Evin , Osman F. Seden
Senaryo
Yapımcı Muzaffer Arslan
Görüntü Yönetmeni Necati İlktaç
Süre 92 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Banka, Cinayet, Cumhuriyet Gazetesi, Gazino, Hapishane, Daha Fazlası

Firmalar

Sine Film (Yapım)

Son Yorumlar (6)

mansurx avatar mansurx 16 Aralık 2016 10:39:17

6

Filmi ilk başta osman fahri seden yönetmiş sonra türkan şorayla anlaşmazlık olunca sahne kesme ile türkan şorayın kesilmesini istediği sahneler kesilmeyince osman fahri seden filmden ayrılmış filmi semih evin tamamlamış.

performer avatar performer 28 Eylül 2016 23:08:55

5

gala filmin piyasaya çıkardığı vcd yi izledim çok kötü bir ses ve görüntü kalitesi vardı. bu şartlarda filme iyi demem imkansız.

benimsinema avatar benimsinema 22 Mayıs 2015 12:55:04

7

Kadrosuna ragmen biraz zayif kalmis bir film.. fazla söylenecek bisey bulamiyorum.. türkan yine ana kiz olarak iki rolde. Basrol olmasina ragmen izzetide az görürüz.. tamamen türkan soraya odaklanmis film. Kuzeyle salih parladigi yillar

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 05 Kasım 2008 05:33:11

10

“Neymiş kabahatim, fakir olmam mı?” Şükran, çekilecek onca sıkıntının nedenini filmin en başında söylüyor… Adı önce ‘Sen Bir Meleksin’ olarak düşünülen filmin çekimi Şubat-Mart aylarında. Yapımcı Muzaffer Arslan, aynı za manda, Şehir Tiyatrosu oyuncularından. Osman F. Seden ile Türkan Şoray arasında bir anlaşmazlık çıkınca filmi Semih Evin tamamlamış. Muzaffer Tema o günlerde baba olmanın heyecanını yaşıyor. Oğlu Alper, rol arkadaşı Vasfi Uçaroğlu gibi, vurmalı çalgılar ustası olacaktır… Şükran’ın sokağı. Bir kedi korkmadan dolaşıyor. Hiç araba yok. Ahşap evlerin pencere ve duvarlarından soba boruları çıkmış. Babasının ölümünden sonra genç kızın ne yaptığı nasıl okuyup iş bulduğu belli değil. Hapishaneden kaçtıktan sonraki yaklaşık 20 yıl neyle geçindiği de… Hikmet ona, annesi ile yaşadığı yerin adresini verir. Genç kız, belki heyecandan, kapıyı açan hanıma “Fikret Bey’i arıyordum” demişti… Neriman (tam adı Neriman Soydan); “Alnımda fahişe damgası, vicdanımda benim yüzümden intihar etmiş bir kocanın yükü, kahroluyorum.” Üstelik esrar, eroin bağımlısı. Üzerindeki siyah kombinezonu ‘Yakut Gözlü Kedi’ (1966), kaldığı döner kütüphaneli odayı ‘Zehirli Hayat’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz… Şükran annesiyle konuşurken bayılınca bebek beklediği anlaşılır. Doktor “Olur böyle şeyler. Hele bu gibi yerlerde… Yoksa gül koklayıp da mı hamile kaldın kız” diyor… Neriman, sırtına saplanan makasla ölmüştü. Oysa polisteki sorguda iki kez ‘kalbine saplanan makas’tan söz ediliyor… Kadınlar Koğuşu çok renkli. Leyla’nın bağırtısı için “Şarkı da olsa çekilmez” diyorlar. Mualla; “..Erkek milleti değil mi en iyisi kırmızı kulplu oturakta can versin inşallah. İnsana yüzükleri, bilezikleri verir karnını hüp dağları gibi şişirirler.” Mualla’nın adı, sonradan Bedia olarak geçiyor. Belki, Amerikan filmlerindekine benzer şekilde, bir davada ‘tanık koruma programına’ alınmıştır. Ama biraz ‘Ortadoğu usulü’ olmuş. Çünkü yeni adını herkes biliyor… Osman, filmin başında ‘şirketin hukuk müşaviri’, sonunda ‘ceza davası avukatı’. Evleri için Suat Sadıkoğlu’nun Ortaköy’deki Villası kullanılmış. Babası onu ‘ne idiği belirsiz, soyu sopu meçhul bir kızın kollarına atamazmış’. Delikanlının yanıtı; “Benim bildiğim bu gibi asalet ölçüleri ancak koşu atları için bahis konusu olur.” Genç kızın onu Rıhtımda karşılaması için İskenderiye’den yazdığı mektupta “Yarın, Ege Vapuruyla geliyorum” diyor. Mektubun İstanbul’a ulaşması için gerekli süre düşünüldüğünde ya birkaç gün önce yazmalıydı ya da ‘hareket ediyorum’ demeliydi… Filmde, 20 yılı vurgulamak için birkaç sahnede antika leylek telefon kullanılmış. Ama Neriman’ın ölümünü yazan Cumhuriyet Gazetesindeki bir başka haber bu etkiyi yok ediyor; “Stalin’in kızı Amerika’ya iltica etti (Mart 1967).”… Teoman Veziroğlu. “Koleksiyonunda Amerikalıdan Çinliye kadar her çeşit kadın var. Bir de ‘mahalle kızı’ olsun istemiş.” The Hollies’ın ‘I Take What I Want’ (1966) (Porter / Hodges / ‘Isaac Hayes’) şarkısı (Şükran girişimi dışında) sanki onun için yapılmış gibi. Sahte nikâha kadar çok nazikti. Sonra “Soyunmak için davetiye mi bekliyorsun” ve “Yavrucuğun burası konferans salonu değil zifaf odası” diyor. Bu sırada Vasfi, kapının dışında ‘sırasını’ beklemekte… DeSoto şoförü Ali. “Halk çocuğu. Lavanta değil benzin kokuyor. Dilinin direksiyonu biraz bozuk ama doğru kelam neyse onu eder. Kazancının yarısı Dolapdere tamircilerinin.” Bir de, onun çıkarını düşünen partilere oy verebilse. Almanya’ya gidecek. (Teoman ise hep Amerika lafı ediyor.) Arabasını satıp sevdiğine gerdanlık (10 bin lira) almış. Bu sırada ‘Zorba’ (1964) için yapılan (Theodorakis) iki melodi var; ‘Life Goes On’ ve ‘Clever People and Grocers’… Sahte nikâh memuru Cevat Kurtuluş hata yapmayacağından emin. Meşhur ‘Hamlet’ piyesinde mezarcıyı oynamış… Ali’yi Cüneyt Türel; Şevki’yi Rıza Tüzün; Necla’yı Çolpan İlhan; Neriman’ı Alev Koral; Kadir’i Kemal Ergüvenç; Teoman’ı Fuat İşhan; Doktor Asım Nipton’u (Yine) Toron Karacaoğlu; Polis Müdürü Refik Kemal Arduman’ı Agâh Hün; Mualla/Bedia’yı Mualla Sürer; Vasfi’yi Zafer Önen; Ağır Ceza Üyesi Selahi İçsel’i Sami Ayanoğlu seslendirmiş… Fon müziği “J’aime” (1966) (Adamo) ve Şükran; “..Aslında ölsem gelmezdim ayağına ama bir başkası için rahatsız ettim seni. Buraya… Kızıma daha doğrusu kızımıza merhamet dilemeye geldim… Hem, bir masumu koruman için kızın olması şart mı?”                  

wunsch vertrauen avatar wunsch vertrauen 26 Kasım 2007 20:11:11

4

dramatik öyküsü cinayet işledikten sonra hapishaneye düşen kadının ! Birinci ve ikinci yoruma çeşni olsun. siteye katkıda bulunurken bari önceki yorumları zahmet edip bir okusak ne hoş olur.

Yandex.Metrica