El Kızı

8,36

( 8 kişi yorum yaptı )

El Kızı

Sinema Filmi

1966

‘A Streetcar Named Desire’daki (1951) ‘Main Title’ (Alex North) ve ardından ‘6 Numaralı (Pathetique) Si minör Senfoni, Op. 74; IV. Adagio Lamentoso-Andante’ (1893) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky).
Oğlu ve gelininin odasını kilitli bulunca kıskançlıktan delirmiş kapıyı yumrukluyor.
Saime; “Oğlum! Ne yapıyorsunuz içerde güpegündüz? Aç kapıyı.”
Mazhar; “Nasıl sual bu anne? Ne istersek yaparız.”
Saime; “Aferin sana oğlum! Aferin sana.”
Mazhar; “(Peşinden koşar) Ne oldu anne? Gene neye kızdın da hırsını benden alıyorsun?”
Saime; “Elinin körü oldu. Defol burdan, defol! Hadi karının yanına.”


Aynı adlı romanın (1955/60) (Orhan Kemal) (12. Basım-Tekin Yayınevi) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması.
Jenerikte (8 saniye) ‘Fascination’ (1932) (Fermo Dante Marchetti / Dick Manning) ve ‘Mantovani Film Encores Vol. 2’ albümündeki (1957) ‘April Love’ (1957) (Sammy Fain / Paul Francis Webster) var.
Avukat Mazhar, ‘Mekteb-i Hukuk’ta talebeyken’ sevdalanmış. Nazan, Süleymaniye taraflarındaki ahşap, fakir bir evin kızı. Teyzesi Aliye’den başka kimsesi yok. Tanıştıklarının üçüncü ayı ‘Şeytana uymuşlar’ [Türkan Şoray bu sahnedeki entariyi ‘Sana Layık Değilim’de (1966) “Söz verdi, 10 güne kadar nikâhımız olacak” derken giyiyordu]. Altıncı ayda kızcağızın karnı şişmeye başlayınca ‘16 yaşındaki körpe piliç’ kapı dışarı edilmiş; “Teyzelik burda biter.” Mazhar “Sağlık olsun” diyor; “Avukatlık stajımı bitirdim. İzmir’e yerleşeceğiz.
Anneme telgraf çektim.”
Aradan yıllar geçmiş. Çocukları Haldun şimdi 6-7 yaşında. Mazhar şehrin ‘birinci sınıf avukatı’. Hukuk davalarında tuttuğunu koparıyor. (Yardımcısı, filmin bir sürprizi: Yönetmen Nejat Saydam). İki katlı bir evde (çekimler Armatör Suat Sadıkoğlu’nun yalısında yapılmış) kalıyorlar. Kaynana Saime Hanım (kitapta ‘Hacer’) oğlunun ‘karnı burnunda bir kızla gelmesini’ hazmedememiş. Hiç sevmemiş ‘El Kızı’nı. Bir ‘Masal Cadısı’ gibi söylenip duruyor senelerdir. “Çorabı düşük, pasaklı, pis, Süleymaniye’nin yarım pabuçlusu.” Bir sahnede “Koca almayı bilmişsin ama kocana layık bir karı olmayı öğrenememişsin. Bize, oğluma layık olmadığını herkes, her yerde söylüyor. O oğlanı doğuran benim, sen değil” diyordu. [Türkan Şoray’ın üzerindeki elbiseyi ‘Meyhane Gülü’ (1966), ‘Meleklerin İntikamı’ (1966) ve ‘Kelepçeli Melek’ten (1967) anımsıyoruz]. Torununu bile “Hımbıl babanla pasaklı annenin yanına git” diye azarlıyor o kızgınlıkla. (Kitaptaki cümle daha acımasız; “Deyyus babanla orospu annenin yanına git.”) ‘Hizmetçi ruhlu’ gelinden farklı olarak ‘sosyetik biri’. Romanda “Bizim bir ucumuz ta Saray-ı Hümayun’a dayanır (sf. 20)” havalarında.
Nazan ise ağzı var dili yok. Böyle olunca “Çamura düşmüş eşek gibi düşünme” diye eleştirilir. Ne yapsa yaranması mümkün değil. ‘Anne’ demesi büyük suç; “Ben senin annen olacak yaşta mıyım.” İlgisinin olmadığı olaylar için bile “Biliyorum, sonunda gene ben suçlu olacağım” demesinden evde ne durumda olduğu belli. Adı ‘haspa’ ve ‘kenarın dilberi’ne çıkmış. Durum Mazhar’ın da malumu. Ancak ne yapsın. Karısına hediye aldığı zümrüt (romanda ‘elmas’) yüzüğü “Yalnız dikkat et annem görmesin. Malum ya…” diyerek verebiliyor. [Türkan Şoray buradaki elbiseyi ‘Kenarın Dilberi’nde (1966) “Ali! Hani hasta kadın var ya, O’nun oğlu” dediği sahnede giyiyordu]. Dolapta saklamalıymış. Oysa şirret kaynana daha o gün bulur. Zaten eşyalarını karıştırmadığı gün yoktu. ‘Kayboldu’ diye karı kocanın arasını iyice bozduktan sonra yatağın altına atar yüzüğü.
Naciye adında bir komşuları var. ‘Lafçı’ ve yangına körükle giden biri. ‘Fırıldak çevirmekte’ usta. “Eğer ben de O’nu oğluma karı yaptırırsam bana da Saime demesinler” diyen şirret kaynanayı daha da azdırıyor. Sonunda Onları ayırmak için büyü yaptırmaya karar verirler.
Aslında bunlar gereksiz. Mazhar, evdeki tatsız durumdan rahatsızdı çoktan beri. Annesinin çirkefliği, Haldun’un huzursuzluğu ve karısının ‘don yağı donukluğu’ nedeniyle gözü dışarıda. “Bıktım hepinizden, illallah” demediği gün yok. Akşamları içkisine eşlik etmesini istiyor karısından. Kocası değil mi zehir bile ikram etse içmeliymiş. “Emrediyorum, içeceksin” diyor sonunda. Oysa kokusu bile Nazan’ın içini alt üst etmeye yeterli. [Türkan Şoray bu sahnedeki entariyi ‘Siyah Gözler’de (1966) “Bir gün dönmüş baba. Sarılmışlar, uzun uzun sarılmışlar” derken giyiyordu]. “Defol, defol! Hiçbirinizi sevmiyorum. Bıktım” diye bağırmasında ne yapsın(!) Mazhar.
Komşu Naciye’nin kocasını bir barda işe yerleştirmişti. Rıza, Ceylan Bar’a patron (kitapta ‘garson’) olmuş. ‘Sarışın afet’ Jale ile tanıştırır bizimkini. Hakiki ismi Neriman. Üç saat locada kalırlar. O gece paçayı iyice kaptırıyor genç kadına.
Saime Hanım bir yandan oğlunu “Nazan büyü yapıyor” diye doldururken diğer yandan gelinine bambaşka bir planı uyguluyordu. Kocasını eve ve kendisine bağlaması için ‘eşek dili büyüsü’ gerekliymiş. Zorla muska gibi bir şeyi ceketine diktirir. Ancak durum anlaşılınca dayaktan kurtulamaz genç kadın. Ağzı burnu kan içindeyken Saime’nin söyledikleri çok hoş(!); “Bir koca insanı hem döver hem sever. Karılık kolay mı? Biz kocalarımızdan ne dayaklar yedik de ağzımızı açmadık.”
‘Rosen Aus Dem Süden’ (1880) (Johann Strauss II). Kaynanasının önerisi ile süslenmiş püslenmiş. Radyodaki vals eşliğinde beklediği kocası, Jale ile beraberdi.
Fausto Papetti’nin ‘1a Raccolta’ uzunçalarındaki (1960) ‘Scandalo al Sole / A Summer Place’ (1959) (Max Steiner) ve ‘Nessuno al Mondo’ (1959) (Art Crafer / Jimmy Nebb). Yanak yanağa dans ettikten sonra bir kulüpte şampanya içiyorlar. O gece eve gelmez.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Morgue’ (André Previn). Ertesi gece kaynana son hamleyi yapıyor. Mazhar gelmeden, yine zorla, kadeh kadeh içki içiriyor genç kadına. Böylece daha cazibeli olacakmış(!). Hazırladıkları plan gereği Naciye’nin akrabası Ahmet de dışarıda bekliyordu. (Bu akrabalık için bir sahnede ‘erkek kardeşi’, bir başka sahnede ‘amcasının oğlu’ denmiş). Sadettin Erbil burada ‘Dişi Düşman’daki (1966) Toni benzeri bir rol çıkarmış.
Teo Macero and Bob Prince’in “What’s New?” (1956) uzunçalarındaki ‘Avakianas Brasileinas’. Ahmet’in Nazan’ı yatağa götürmesi ve Saime’nin çağırdığı polislerin gelmesi bu melodi ile.
10 Mayıs 1966, Salı günkü Ekspres gazetesinin ‘sür manşeti’: “İzmir sosyetesinde bir skandal: Şehrimizin avukatlarından M.İ.’nin karısı N.İ. cürmü meşhut halinde yakalandı.”
Boşanma ertesinde Mazhar, Jale ile evlenir. Yeni gelin hiç de öbürü gibi değil. İlk işi kaynanayı evden göndermek olur. Yaşlı kadın komşunun evine yerleşmiş. Yanında getirdiği birkaç kuruş ilerde Naciyelerin meyhane açmasında kullanılacaktır.
Nazan da İstanbul’a teyzesinin yanına ‘postalanır’. Elinde küçük bir valiz, içinde ‘bir gün geri çağırırlar’ ümidi. Yüzük kendisinde, Haldun babasında kalmış.
Trende, Jale’nin öksürüklü arkadaşı Nesrin de vardı. Arkadaş olurlar.
Aliye, iyi karşılar yeğenini. Özellikle de yüzüğü gördükten sonra. Satıp bir çorap makinesi almayı kuruyor kafasında hep. O günlerde kahramanımızın ziyaretçileri var.
Nesrin ve ‘nişanlısı’ Sami çıkagelirler. [‘34 AP 811’ plakalı ‘Chevrolet’ arabalarını ‘Kendini Arayan Adam’ (1963), ‘Yakut Gözlü Kedi’ (1966), ‘Seninle Düştüm Dile’ (1969) filmlerinde görmüştük]. Tarlabaşı’ndaki evlerine götürüp birkaç şişe bira (romanda ‘kanyak’) ile ağırlıyorlar. [Çolpan İlhan bu sahnedeki kolye ve kazağı ‘Siyah Gül’de (1966) “Başına bir kaza gelmesinden korkuyorum” derken giyiyordu]. Nazan’ı gözlerine kestirmiş olan iki mahalleli, Kurt Celâl ve İhsan da peşlerinde. Sorup soruşturmuş ve burasının ‘bar kadınlarının kaldığı bir pansiyon olduğunu’ öğrenmişler. Yorumları bambaşka; “Herkese şapur şupur da bize ya Rabbi şükür mü?”
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Main Title’ (André Previn). O gece eve dönerken yakaladıkları Nazan’ı zorla ‘metruk ahır’a götürürler. İlk saldıran İhsan olur. “Bir anda işin işten geçtiğini, kocasından beri unuttuğu bir şeyin kudretini duydu (sf. 265).” Birinci adam üzerinden kalkarken bekçi yetişir. “Arkalarından koşmaya heveslenmedi. Suçlu yerde yatıyordu. Ötekiler suçlu değildi. Erkeğin elinin kınasıydı.”
Karakoldan sonra ‘İstanbul Belediyesi Zührevi (romanda ‘Emraz-ı Zühreviye’) Hastanesi’ne götürülür. Saldırıda ‘belsoğukluğu’na yakalanmış. Doktor “Mamafih müzmin değil. Çok yeni” diyor (sf. 270). Kanunen burada bir hafta kalmak mecburiyetindeymiş.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Police is Waiting’ (André Previn). Ziyarete gelen Nesrin ve Sami’ye “İnanın bana, benim hiçbir suçum yok. Kocam, çocuğum… Artık ben Onlar için şimdi öldüm. Ben kirli bir kadınım, lekeli bir kadınım. Teyzem de istemez beni artık” diye ağlıyordu.
Nesrin’in evine yerleşir. Arkadaşı bir gazinoda şarkıcılık ve konsomatrislik yapıyor. Öksürükten çalışamayacak durumda ama mecbur. Patron’a 25 bin liralık borç senedi imzalamış. “Hasta masta dinlemem. Adamı sürüm sürüm süründürürüm. İlaç içsin gelsin. Bir şey olmaz” diyor Feridun Çölgeçen.
‘Viran Olan Kalbimde Sevgilimi Özlerim’ (Ali Erköse / Müzehher Güyer). Muhayyer Kürdî şarkıyı tamamlayamaz. Patron ise bildiğimiz gibi; “Hadi be! Kes şu öksürüğü.” Kendisine yapılan onca haksızlığa ses çıkarmayan Nazan, arkadaşına yapılanlara dayanamayıp Feridun Çölgeçen’e sille tokat girişiyor.
“Kimseye inanma, aldanma, kanma//Bu dünya yalancı bir dünyadır” (İbrahim Özoral). Sonunda kendisi sahneye çıkar ve çok beğenilir.
Nesrin’in hastalığı verem. Bir dizi tedavinin ardından 3 bin liralık ‘son bir ameliyat gerekliymiş’. Patron bu parayı vermeye razı ama ufak 1-2 şartı var. Borcunu Nazan üstlenecek ve barda şarkı söyleyecek. ‘Şimdilik’ konsomasyon yapmasına gerek yokmuş. Arkadaş hatırı için kabul edip ‘imzayı çakar’.
“Gel, hatırla sevgilindim gel//Yalnız seninim dediğin günleri hatırla//Vefasızmış o gönül, o bakışların//Gel artık bitsin bu kederli akşamlar” (İbrahim Özaral). Sahnedeyken Sami haberi yetiştirir; “Nesrin sizlere ömür.” Patron’un yanıtı zamanımıza çok uygun; “Aman programı bitmeden duyurma.”
Sami’nin ne iş yaptığı sonradan anlaşılır. “Yakında büyük bir dümenim olacak“ diyordu. “Eczacı değil, kimyager hayır, makinist filan hiç değil (sf. 151-152)”. Maçka’daki apartmanda ‘kalpazanlık’ yaparken yakalanır. Hiçbir şeyden habersiz oraya gidip gelen Nazan da tutuklanır. Bir arkadaşı aracılığı ile yardımcı olmaya çalışır Mazhar. “Çok ceza yemeyeceksin” diyordu ama 10 yıl hapis yatar. Bu sırada kaynanası ölmüş. O’na bile içten bir rahmet okumayı eksik etmez. Nihayet ‘bir bahar sabahında yeni doğmuş bir çocuk gibi hiçbir şeyden habersiz’ parmaklıklarını dışına bırakılıverir. ‘Nerede biteceğini bilmediği acı kaderini yaşayacak’.
Bir hapis arkadaşının çalıştığı gazinoda [‘Vesikalı Yarim’deki (1968) ‘Şen Saz’] iş bulur.
‘Oy Mendil Oyalı (Da) Mendil’. Silvana Panpani ve ‘Zehirli Hayat’ın (1967) simitçisi Ahmet Yıldırım da müşteriler arasında.
‘Ümitsiz Bir Bekleyiş Hasreti Var İçimde’ (Ali Erköse / Müzehher Güyer). Hüzzam şarkıyı söylüyor. İkinci sınıfa geçen tıp öğrencileri (aralarında Haldun da var) kutlama için gelmişler. Delikanlı pek eğlenemiyor. Hasta babasının öldüğünü buradan ‘cici anne’ ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında öğrenir.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Morgue’ (0.46-0.50 arası) (André Previn). Bir başka gece. Üç sarhoşun çıkardığı olay sırasında bıçakla yaralanır Nazan.
‘Yıllar aktı geçti’. Seneler sonra İzmir’e gitmeye karar verir. Evlat hasreti. ‘Şehrin hemen dışındaki harap mahallenin çamurlu sokağında’ tek odalı bir gecekondu bulmuş. Değerli yüzük fark edilmesin diye parmakları bir paçavrayla sarılı. ‘Hükümet tabibi’ oğlunu ‘hissettirmeden seyretmek istiyor’. Orada ehli keyiflerin devam ettiği ‘Karının Meyhanesi’ adlı bir yer vardı. Sahibi eski bir tanıdık; Naciye. ‘Açık şarap’ almak için gelen Nazan’ı tanımış.
Edgard Varése’in ‘Octandre’ albümündeki (1923) ‘Assez Lent’ ve ‘Gil Evans Orchestra’nın ‘Out of the Cool’ uzunçalarındaki (1961) ‘La Nevada’ (Gil Evans). Garson Ahmet’e takip ettirerek odasını buldurur.
Oğlundan para sızdıracağını anlayan Nazan, acımazsız kadını öldürüp kendisini tren köprüsünden sahil kayalıklarına atar. Oraya gelen Doktor yüzüğü anımsar gibi oluyor. Cici anne yardım eder; “O senin annendi Haldun.”
Yüzük, nişanlısı Nermin’in parmağına takılır. “Düğünden vazgeçildi. Düğüne sarf edilecek para Nazan Hanım’ın mermer mezarına harcandı (sf. 410).”

Kitapta olaylar 20’lerin başında. Ama öykü Plevne bozgununa dek uzanır. Karaorman’daki çiftlikleri ‘Kafir Moskof’un eline geçip anne babaları ölünce Hacerler, Edirne’ye göç etmiş. 2 yaş büyük ablası İzmir’de bir tüccara evlatlık, kendisi İstanbul’daki aza mülazımın kötürüm kızına bakıcı olarak verilmiş. Hacer’in (filmdeki ‘Saime’) günleri çamaşır-bulaşık yıkamak, tahta silmek, belden aşağısı tutmayan çocuğa bakmak ve vara yoğa dayak yemekle geçer. Bu arada körpeliğine dayanamayan Bey ‘şeytana uyar’. Durumu kurtarmak için Mübaşir Zabıt Kâtibi İsmail ile evlendirir. Ama bizimki fazla dayanamayıp gönlünde olan topçu zabiti ile Urumeli’ye kaçar. Ancak yeni kocası Komitacılar tarafından öldürülünce eski kocasına ‘hamile olarak’ döner. Oğlu, Kâtip’in üzerine kayıtlı ama asıl babasının adını taşıyor; Mazhar. İsmail veremden ölüp gene dul kalınca çocuğuna bakabilmek için evlerde çamaşırcılığa başlar. Bu evlerdeki çapkın beyler ve parlak oğullarıyla yatmış. Sonraları komşusu Naciye’nin kocası Rıza ile birlikte olacaktır.
Bin bir dümenin ardından oğluna Nazan’ı boşatır. ‘Talak-ı Selase’. Romanda ‘cürmü meşhut’ ve barlarda şarkıcılık yok. Mazhar’ın ölümünden sonra Jale/Neriman, mühendis Selim ile evlenir. Haldun, Avukat Nihat Bey ve Hikmet Hanım’a evlatlık verilir. Sonradan Nihat ve Hikmet’in bir kızları olur; Nermin. Haldun’la evlendiriyorlar. Nazan, filmdeki gibi sahil kayalıklarına düşerek can veriyor.


‘6 Numaralı Si minör Senfoni (Pathetique), Op. 74: IV. Adagio Lamentoso-Andante’ (1893) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) ve ‘Mondo Cane’deki (1963) “L’isola Maladetta” (Nino Oliviero / Riz Ortolani).
Hapishane Müdürü Muammer Gözalan’ın odası. Gardiyan Talia Salta da orada.
Mazhar; “Sus Nazan ağlama. Merak etme, insanın başından her şey geçer. Dosyanı tetkik ettim. Suçla alakan sadece mutavassıtlık. Çok ceza yemeyeceksin.” (Yaklaşık 20 yıl cezaya denk gelen 10 yıllık hapis, Mazhar’ın avukatlık bilgisi için kuşku uyandırıcı).
Nazan; “Haldun’um ne yapıyor?”
Mazhar; “İyi, çok iyi.”
Nazan; “Beni arıyor mu?”
Mazhar; “Aramaz olur mu?”
Nazan; “Benim kötü kadın olduğumu duyurmayın olmaz mı?”
Mazhar; “Bir avukat arkadaşım gelip senden vekâlet alacak ve işine bakacak. Müdür Bey’e para bıraktım. Lazım olursa alırsın. Merak etme Haldun büyüyor. O elbette senin evladın.”
Nazan; “Yalvarırım size, O’na ‘annen öldü’ deyin. Hiç tanımasın beni. Yalvarırım size. Yüzüğü de takmadım. Asla takmayacağım. Müdür Bey kasaya kilitledi.”
Muammer Gözalan; “Malum ya kıymetli eşyaları muhafazaya alırız.” (Bu açıklama aslında bize).
Nazan; “Bana kötülük yapan hiçbir kimseye beddua etmedim. Etmem de. Ama unutmayın, aklınızdan çıkarmayın ben yokum artık. Ben yokum.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Oynayanlar

Türkan Şoray Türkan Şoray Nazan
Ekrem Bora Ekrem Bora Avukat Mazhar
Tunç Oral Tunç Oral Haldun
Çolpan İlhan Çolpan İlhan Nesrin
Suzan Avcı Suzan Avcı Neriman/Jale
Cahide Sonku Cahide Sonku Saime
Nevin Nuray Nevin Nuray Haldun'un Nişanlısı
Handan Adalı Handan Adalı Naciye
Hikmet Gül Hikmet Gül Mahalleli
Nezihe Güler Nezihe Güler Nazan'ın Teyzesi
Muammer Gözalan Muammer Gözalan Cezaevi Müdürü
İsmail Varol İsmail Varol Mahalleli
Taner Erhal Taner Erhal Küçük Haldun
Vahit Volkan Vahit Volkan .
Erol Solak Erol Solak Mahalleli
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Bar Sahibi
Nermin Özses Nermin Özses Bar Kadını
Remziye Fırtına Remziye Fırtına Bar Kadını
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Konuk Oyuncu/E.Bora Seslendirmesi
Orhan Çoban Orhan Çoban
Remziye Fırtına Remziye Fırtına
Giray Alpan Giray Alpan
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Feridun Çölgeçen Seslendirmesi
Süha Doğan Süha Doğan Hüseyin Zan Seslendirmesi
Hüseyin Zan Hüseyin Zan
Aliye Rona Aliye Rona nezihe Güler Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç Çolpan İlhan Seslendirmesi
Nejat Saydam Nejat Saydam
Handan Kadıoğlu Handan Kadıoğlu Suzan Avcı Seslendirmesi
Mualla Sürer Mualla Sürer Handan Adalı Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Cahide Sonku Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Türkan Şoray Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Tunç Oral Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Melih Üstüngör (Yapım Amiri)
İbrahim Seven (Yapım Amiri)
Yönetmen Ekibi Zeki Dinçsoy (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Tosun Bayri (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Recai Karataş (Laboratuar)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Işık Ekibi Fehmi Eryılmaz (Işık Ekibi)
Ahmet Ateş (Işık Ekibi)
Sanat Ekibi Fethi İnan (Dekor Ekibi)
Bilal Uysal (Dekor Ekibi)
Kazım Akbulut (Aksesuar)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Arif Özalp (Senkron)
Taner Oğuz (Senkron)
Müzik ekibi Tuncer Aydınoğlu (Müzik Koordinatörü)
İbrahim Özoral (Müzik Koordinatörü)
İbrahim Özoral (Beste)
İbrahim Özoral (Beste)

Firmalar

Acar Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Seslendirme)

Son Yorumlar (8)

manzarasever 20 Mayıs 2014 11:26:21

Mükemmel bir eser...

benimsinema avatar benimsinema 15 Şubat 2014 14:12:00

9

bir kaynana ektigini nasil bicti.... haksiz yere türkana yapmadigi olaylar yalanlar ekremle gerekesiz yere arasini acip onlari ayirdi... ekrem ikinci evliligini suzanla yapinca, suzan kaynanasini istemez onu evden ve istedigide olur...türkanin kaderi iyi degilmis malesef, pavyonlara kadar düser , ogluna kavusamadan ölür.... güzel film...

kariz_ma_35 avatar kariz_ma_35 11 Mayıs 2011 23:30:05

10

Kötü kaderinin kurbanı olan. Kaynana dırdırı ve iftiraları ile hayatı alt üst olan. Şanssız,bedbaht bir kadının yaşam hikayesi. "Nazan" Türkan Şoray ile "Mazhar" Ekrem Bora evlenmiş mutlu bir hayat sürmak ister. Fakat avukat mazha rın annesi. "Saime" Cahide Sonku tarafından istenmez. İftiralar atar hatta masum numarası yapıp ikili oynar. Arkadaşı "Naciye" Handan Adalı ile yaparlar hatta büyü falan gibi şeyleri. En sonunda suçüstü aldatma iftirasına uğrar nazan. Bu arada mazhar bar kadını "Jale" Suzan Avcı ile evlenir nazanıda boşar. Buda düştüğü kötü yolun başlangıcı olur nazan'ın. Tecavüze uğrar, barda şarkı söyler. Bar kadını arkadaşı "Nesrin" Çolpan İlhan vefat edince hastalıktan. Onun yerine şarkıcı olur ve borç senetlerini ödemek zorunda kalır nazan. En sonunda cezaevine'de düşer. Oradan çıktıktan sonra yıllar sonra izmir'e gelir. Oğlunu tesadüfen tanır. Oğlu "Haldun" Tunç Oral'da doktor olmuştur. Onu dilenci sanır hatta odasını bile temizler. En sonunda bir tanıyanı ondan para sızdırmak isteyince boğar öldürür. Ve sonunda kendisini köprüden atar nazan ölür. Olay yerine üvey annesi "Jale" Suzan Avcı ile giden haldun. Annesini parmağındaki yüzükten ve jale'nin söylemesinden tanır. Film harika beni etkiledi. Filmin başında kötü kaynanayı. Cahide Sonku iyi oynamış. Filmin sonu ve ortalarında Türkan Şoray'ın üstün oyunculuğu var. Romandan uyarlanan sağlam bir film olmuş. İzlemeyenlere kaçırmayın izleyin derim açıkçası. You Tube'ye yüklenmiş. 

performer avatar performer 03 Eylül 2010 23:31:09

8

bu film gösterime girdiği dönem mutlaka gişe yapmıştır.

ali87 avatar ali87 12 Mayıs 2010 22:22:05

güzel roman uyarlaması 

Metin Ergül avatar Metin Ergül 10 Eylül 2008 17:27:09

10

Bu filmin bende 16mm sinema kopyası mevcut.

Yandex.Metrica