Gençlik Rüzgarı

8,06

( 8 kişi yorum yaptı )

Gençlik Rüzgarı

Sinema Filmi

1964

The Clebanoff Strings & Percussion’un ‘Exciting Sounds’ albümündeki ‘Quiereme Mucho’ (1931) (Gonzalo Roig).
Memo, denizde ‘boğulmaktan kurtardığı’ genç kızı, bu kez neredeyse ‘öpücükleriyle boğacak’; “Fatma, parmağındaki yüzüğü çıkarıp atacağız. Birbirimizin olacağız. Başka türlü olmasına imkân yok. Seni çok seviyorum. Çok seviyorum seni. Dünyada kimse bizim aramıza giremez. Sen benimsin Fato, benimsin!”


Aynı adlı romanın (‘Gençlik Rüzgârı’-2. basılış 1963) (Muazzez Tahsin Berkand) (İnkılâp ve AKA Kitabevleri) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması.
Jenerikteki 22 İstanbul resmini (Galata Köprüsü, Taksim Meydanı, Haydarpaşa, Ortaköy Camisi, Beyazıt Camisi ve Meydanı) ‘Gençlik Rüzgârı’ (beste Metin Bükey) ile izliyoruz.
Kahramanımızın adı Fatma Nur. “Ama beni bir kişi Fato diye çağırır. Ve ben O’nu Memo diye çağırırım.” Mehmet Ali ile 8-10 yaşlarında başlayan çocukluk aşklarını ancak filmin sonunda söyleyebileceklerdir.
Babası Turgut Bey, İstanbul’da bir şirkette çalışıyor (kitapta ‘mağazası var’). Eskiden varlıklı bir ailenin çocuğuymuş. O zenginlikten kala kala, karısının ‘fare yuvası’ dediği bir köşk kalmış. Son zamanlarda işleri de evliliği de sallantıda.
Gülçin, ‘bir kadının, hele güzel bir kadının kürkler, arabalar, Avrupa seyahatleri ile mutlu olacağını’ düşünen biri. Kocasının veremediklerini, başka erkeklerde bulmuş (sf. 4-5)!
Evinden çok Orhan’ın ‘34 DE 390’ plakalı ‘lüks’ arabasında ve yatağında. Bir gece öpüşmelerini gören Memo “Ama herkes her kadını öpemez ki. Senin anneni de yalnız senin babanın öpmesi lazım” demişti Fatma’ya!
Fato’nun çocukluğu huzursuz bir ortamda geçiyor. Tek mutluluğu piyano çalmak. Mehmet Ali de bir sığınak. “O, ben demektir.” Babasından sonra en sevdiği kişi. Akordeonlu sokak şarkıcısı Selahi İçsel’den öğrendikleri ‘Gençlik Rüzgârı’, şarkıları olacakmış. Nerde olursa olsun dinleyince birbirlerini hatırlayacaklar. [Romandaki melodi ise ‘Ayışığı Sonatı’ (1801) (Beethoven)].
Babasının denizde kaza geçirmesiyle annesinin evden kaçışı aynı günde. Doktor Nubar Kamçılı’ya göre Turgut ‘bir daha hiç yürüyemeyecekmiş’. Gülçin, yalvar yakar, geri gelmesi için ikna ediliyor.
“Annem o gün eve döndü. Dönmeseydi daha iyi olurdu. Bunu seneler sonra daha iyi anladım. Zavallı babam için böylesi çok fena bir hayat olmuştu. Felçli ayaklarının ıstırabına bir yenisi daha eklenmişti. Böylece seneler geçti.”
Zaman, tüm yıkıcılığını Turgut’a karşı kullanmış. Gülçin ise ‘eskisinden güzel, eskisinden merhametsiz’. Kocası dışında, her erkeğin kadını (sf. 34)! Fatma ve Mehmet Ali, Teknik Üniversite’de okuyorlar. Genç kız kimya, delikanlı tekstil mühendisi olacak.
Bir okul çayında Fehmi’nin Fatma’ya olan ilgisi kıskançlığa neden olur. Mehmet Ali, biraz kırıcı bir şekilde uyarıyor; “Bana bak Fato! Etrafında bir sürü adam dolaşıyor. Hepsi senden bir takım şeyler ümit ediyor. Senin annenin ne kötü durumda olduğunu hepsi biliyor. Dedikodu her tarafı sardı anlıyor musun? Annenin durumundan kuvvet alarak, hepsi sana karşı cesaretli hissediyorlar kendilerini.”
Oysa Fato’nun en istemediği şey ‘o ananın kızı’ olarak anılmak. Memo’ya olan kızgınlığı ile Fehmi’nin sinemaya, hatta evine gitme davetini kabul eder. Delikanlının saldırısından kurtulup kendini güç bela sokağa attığında Memo ile karşılaşır. Meğer Onları izlemiş.
Kötü bir şeyler olacağını hissediyoruz. Dinlemeden etmeden suçlamaya başlıyor; “Seni kurtarmaya çok çalıştım ama muvaffak olamadım. Kanın bozukmuş meğer. Sen de annen gibi oldun. Kötü bir kadın. Her erkeğin kadını.”
Ardından, Avrupa’ya tahsile gidince yolları, geçici bir süre için ayrılır.
“Sonra her şey öylesine değişti, değişti ki… Üniversiteyi bitirmem bile büyük bir olay değildi. Hatta bir Amerikan şirketinin Türkiye’de kuracağı büyük tekstil fabrikası için bir teklif almam ve iki sene Amerika’ya davet edilmem bile beni düşündürmüyordu.”
Ta o meşum geceye kadar.
Gülçin işi ilerletmiş. Sayısını karıştırdığımız sevgililerini artık eve alıyor. Buna dayanamayan Turgut, karısını yaralayıp aşığını öldürür. ‘Hafifletici sebepler mevcut olduğundan’ 2 yıl hapse mahkûm olur. Bütün arzusu, bu zamanı kızının Amerika’da geçirmesi.
Bundan sonra kahramanımızın adı ‘Fato’ değil Fatma Nur Erden. Kitaptan öğrendiğimize göre çalışacağı konu ‘kumaş boyası’ (sf.63). ‘Flört etmek isteyecek kişilere engel olmak için de parmağına bir nişan yüzüğü takar’. Bu ‘uydurma nişanlı, muhayyel koca’ Almanya’da ihtisas yapan Kenan adlı bir doktormuş!
“Amerika’da ihtisas yapmamda firmanın mümessili Mr. Ronald’ın çok faydalarını gördüm. Bu üç kişilik, çok tipik, misafirperver Amerikan ailesi bana babamın yokluğunu aratmadılar. Karısı Miss(!) Janet ve oğlu Çarli benden bol bol Türkçe öğrenmeye çalıştılar (tabii, tahmin edileceği gibi Çarli, genç kıza âşık). Şimdi de İstanbul bürosunda vazife alan Ronald ailesiyle İstanbul’a dönüyoruz.”
Babasını ziyarette bir sürpriz var. Bastonla da olsa artık yürüyebiliyor. Ertesi hafta tahliye olunca Salacak’taki eve yerleşirler.
Ama asıl, fabrikanın yeni müdürü ile tanışırken şaşırıyoruz. Çarli’nin söyleyişi ile ‘Törkiş Dayrektır’ tanıdık biri; Mehmet Ali Akman. Yani bizim Memo. Fatma kararsızlık yaşıyor. ‘İşi bıraksa büyük bir tazminat ödemek zorundaymış’.
Günler birbirlerini kıskandırmakla geçiyor. Şaşırtıcı bir başka durum da, onca eğitimine karşın Fatma Nur’un görevi telefonlara bakmak, dosya getirip götürmek.
Bir gece İstanbul’daki ‘bütün gazinoları dolaşmak ister’. Beyoğlu’nun ‘en kötü’ gazinosunda hiç ummadığı birisiyle karşılaşır. Annesi (yeni adı ‘Ayla’) konsomatrislik yapıp şarkı söylüyor!
Kızının tüm ısrarına karşın, o karman çorman yaşamdan kopamaz. Zaten birkaç gece sonra ‘Açılırsın Güzelim/Prosit’i (Sadettin Kaynak) söylerken öldürülecektir.
Mehmet Ali, sevdiği kıza kavuşmak için son bir adım daha atar. Çarli aracılığı ile ‘5 yıllığına Amerika’ya gideceğini’ duyurur. Artık bu kadarına dayanamayan Fatma havaalanına koşuyor. Nihayet, sevgililerin birbirine sarılması ile bu hasret sona erer.

Kitap biraz farklı. Evi terk eden Gülçin geri gelmiyor. Ölümü de bir trafik kazasında. Ayla adı ile şarkıcılık; Turgut’un felç olması; Karısını ve dostunu vurup hapse girmesi yok.


‘Besame Mucho’ (1940) (Consuelo Velázquez). Sahnedeki sarışın sanatçı Connie Francis’in sesi ile [‘Spanish and Latin Favorites’ (1960) albümündeki şarkıyı] söylüyor. Mehmet Ali’nin bakışları, dans eden Fatma Nur ve Çarli’de. Bir elinde içki bardağı diğerinde sigara.
Çarli; “Ah, Fatma! Your eyes çok güzel. Sana ben bayılmak. I love you very much. ‘Love is a many splendored thing’!”
Fatma; “Stop Çarli stop! Etraftan duymak var. You are very crazy. Sen bir devekuşusun.”
Çarli; “No Fatma, no! Ben eşek, very eşşek. Çünkü sevmek seni ve kalmak hayatta!”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Nejat Saydam
Senaryo
Yapımcı Murat Köseoğlu
Müzik Metin Bükey , Tuncer Aydınoğlu
Görüntü Yönetmeni Melih Sertesen
Eser
Süre 110 dk
Tür Dram, Duygusal, Komedi
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Balıkçılar, Boğaz Çocuğu, İskele, Romandan Uyarlama, Salacak, Daha Fazlası

Oynayanlar

Türkan Şoray Türkan Şoray Fatma Nur Erden
Ediz Hun Ediz Hun Mehmet Ali Akman
Neriman Köksal Neriman Köksal Gülçin/Ayla Erden
Süleyman Turan Süleyman Turan Charlie Ronald
Reha Yurdakul Reha Yurdakul Orhan
Ertuğrul Bilda Ertuğrul Bilda
Ahmet Turgutlu Ahmet Turgutlu Ahmet Reis
Hüseyin Zan Hüseyin Zan Protokol Müdürü
Asım Nipton Asım Nipton Sokak şarkıcısı
Hüseyin Salıcı Hüseyin Salıcı
Fatoş Öztan Fatoş Öztan
Osman Türkoğlu Osman Türkoğlu
Nubar Kamçılı Nubar Kamçılı Doktor
Ayhan Altunç Ayhan Altunç
Baykal Kent Baykal Kent
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm
Merih Dinçoy Merih Dinçoy
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz Balıkçı
Selahattin İçsel Selahattin İçsel Sokak şarkıcısı
Nevin Akkaya Nevin Akkaya N.Köksal Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün N.Altınok Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün A.Tugutlu Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Ö.Han Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay E.Hun Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan S.Turan Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Türkan Şoray Seslendirmesi
Nuri Altınok Nuri Altınok

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Melih Üstüngör (Yapım Amiri)
Namık Karakılıç (Yapım Asistanı)
Yönetmen Ekibi Zeki Dinçsoy (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Tosun Bayri (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Tamer Erhal (Laboratuar)
Recai Karındaş (Laboratuar)
Mihail Skarpedis (Laboratuar)
Işık Ekibi Fehmi Eryılmaz (Işık Şefi)
Mustafa Köyük (Işık Ekibi)
Ahmet Ateş (Işık Ekibi)
Sanat Ekibi Bilal Uysal (Dekor Ekibi)
Basri Büyükcan (Dekor Ekibi)
Nazmi Akbulut (Aksesuar)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Taner Oğuz (Senkron)
Arif Özalp (Senkron)
Müzik ekibi Sevim Şengül (Şarkılar)
Semra Atılay (Şarkılar)
İsmail Demirdöğen (Şarkılar)
Metin Bükey (Beste)

Firmalar

Acar Film (Yapım)
Acar Film (Seslendirme)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (8)

TubaArtan avatar TubaArtan 13 saat, 2 dakika

10

Süperdi...Özellikle Charlie Süleyman'la Sultan'ın diyalogları.. :) Ediz abimiz yine filinta tabi...
Ben çok iyi buldum 10/10

benimsinema avatar benimsinema 27 Ocak 2014 02:25:39

7

hersey bi kenara, sanirim yesilcamda ilk defa bu filmde new yorku görüyüruz, eger yanlisim varsa lütfen düzeltin... neriman köksala vamplik cok yakisiyor gercekten, hem kendiside cok güzel... türkan sorayi sanki biraz yapmacik buldum , rol geregi ols ada yakismamis bence... tabii filmin stari süleyman turandir... hüperaktifligilye ve amerikali türk aksaniyla filme renk vermis...

performer avatar performer 10 Ocak 2012 23:06:01

7

ben sadece siyah beyaz olduğu için izledim. filmin başka bir özelliği yok.

Ciggarette44 avatar Ciggarette44 10 Kasım 2011 18:18:11

gerçekten inanılmaz görüntülere sahip tek film melih sertesen'in kamera açılarıyla çekilmiş güzel bir film nejat saydamın 1 2 3 motor demesi çok iyi klaket kullanılmış ayrıca ışık şefini tebrik etmek etmek gerek harika

mkurtsen avatar mkurtsen 23 Mayıs 2009 21:04:05

9

Sahil yolu yapılmadan önce güzel Salacak'ta çekilen, Salacak'ta doğup, büyümüş iki boğaz çocuğunun Fatma (Türkan Şoray) ve Mehmet 'in ( Ediz Hun)  çocukluklarından başlayan  iki yetişkin üniversite öğrencisi olmalarına kadar ve daha sonra devam eden beraberliklerinin sürprizlerle dolu hikayesi. Türkan Şoray, Ediz Hun, Neriman Köksal, Reha Yurdakul,Süleyman Turan'ın gençliklerini .,Salacak Sahili ve İskelesinin, Salacak Semtinin güzelliklerini 1964 yılına giderek izlemek gerçekten çok hoş bir duygu. Keşke İstanbul onbeş milyon olmasa ,keşke sahil yolu yapılmasa, keşke.......... keşke........ Keşke İstanbul elli sene önceki hali ile kalsa.

emre84 avatar emre84 05 Temmuz 2008 21:37:07

Başarılı bir film

Yandex.Metrica