Hayallerim, Aşkım Ve Sen

9,00

( 17 kişi yorum yaptı )

Hayallerim, Aşkım Ve Sen

Sinema Filmi

1987

Bir yetimhanede büyüyen Coşkun çocukluk yıllarından beri ünlü sinema yıldızı Derya Altınay'a tutku dolu bir hayranlık duymaktadır. Küçücük yaşlarda başlayan bu düşsel hayranlık uğruna, yetimhanedeki çocukluk aşkı Rukiye'yi bile dışlayacak kadar gözü karadır. Ve Derya Altınay, bir gün okula ziyarete geldiğinde, beyaz perdeden tanıdığı ünlü yıldızı büyük bir hayranlıkla izler. Bir an unuttuğu ilk aşkı Rukiye'yi Derya Altınay evlatlık olarak alıp götürecektir. Ünlü yıldızın hayalleriyle büyüyen Coşkun' un artık tek amacı, Derya Altınay için bir senaryo yazmaktır.

Künye

Yönetmen Atıf Yılmaz
Senaryo
Yapımcı Cengiz Ergun
Müzik Esin Engin
Görüntü Yönetmeni Çetin Tunca
Eser
Süre 100 dk
Tür Dram, Duygusal, Fantastik, Psikolojik
Özellikler 35 mm, Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Takıntı, Tutku, Yetimhane Daha Fazlası

Ödüller

En İyi Görüntü Yönetmeni (24. Antalya Film Şenliği-1987)

En İyi Kadın Oyuncu (8. Akdeniz Ülkeleri Film Festivali (Fransa)-1988)

En İyi Kadın Oyuncu (24. Antalya Film Şenliği-1987)

En İyi 3. Film (24. Antalya Film Şenliği-1987)

Ekip

Kurgu Mevlüt Koçak (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Engin Ergönültaş (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Ahmet Altunterim (Yapım Asistanı)
İsmail Kündem (Set Amiri)
Enver Kündem (Set Ekibi)
İbrahim Tekin (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Leyla Özalp (Yardımcı Yönetmen)
Sevgi Saygı (1. Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Mahmut Yumuşak (1. Kamera Asistanı)
Mustafa Ziya Ülkenciler (Set Fotoğrafları)
Post-Prodüksiyon Orhan Turgut (Negatif Kurgu)
Selahattin Turgut (Negatif Kurgu)
Mustafa Koç (Film Baskı)
Işık Ekibi Recep Biçer (Işık Şefi)
Turgut Pelit (1. Işık Asistanı)
Remzi Biçer (Işık Asistanı)
Şevki Gezer (Işık Asistanı)
Makyaj Ekibi Berrin Sun (Makyaj)
Efektler Hilmi Güver (Özel Efekt Süpervizörü)
Cengiz Turalı (Özel Efekt Süpervizörü)
Erdoğan Bugay (Özel Efekt Süpervizörü)
Seslendirme Ersan Uysal (Seslendirme Yönetmeni)
Tuncay Halıcıoğlu (Seslendirme Yönetmeni Yardımcısı)
Atilla Van (Seslendirme)

Firmalar

Odak Film (Yapım)
Lale Film (Seslendirme)
Sinefekt (Laboratuar)

Son Yorumlar (17)

karademir1981 avatar karademir1981 27 Kasım 2014 21:25:31

10

Bu kadar geç keşfettiğime üzüldüğüm bir film. Yönetmen özelinde Türk filmlerini takip ettiğimden beri Atıf Yılmaz hayranıyım. Hatta Atıf Yılmaz gibi bir yönetmenin Yeşilçam klişelerinden nasıl sıyrılıp da bu harika filmleri çektiğini anlamaya çalışıy orum. Ah Belinda, Adı Vasfiye, Hayallerim Aşkım ve Sen, Gece Melek ve Bizim Çocuklar...Aslında daha çok Müjde Ar ile klasik kadın imgesini yıkan ve iç içe geçmiş hikayeler üzerinden filmler çeken Atıf Yılmaz bu sefer bu işi Türkan Şoray'la yapıyor. İyi de yapıyor çünkü belki de Türkan Şoray en iyi oyunculuklarından birini sergiliyor filmde. Müşfik Kenter usta da çok başarılı. Oğuz Tunç ise karakterin saflığını ve tutkusunu gayet başarılı bir şekilde perdeye taşımış. Coşkun karakterinin sinema tutkusu ve hayallerinin aşkı Derya Altınay'la tanışma süreci, sinema sektöründe yaşadığı hayal kırıklıkları çok güzel anlatılmış. Hele ki senaryoyu hayatının aşkı Derya Altınay'la okudukları sahneler film müziğiyle birleşince şiirsel bir anlatıma dönüşüyor. Benim en iyi 5 Türk filmi listemde yer alacak bir yapıt. Emeği geçenlere teşekkürler...

Avcı24 avatar Avcı24 08 Haziran 2014 14:39:13

10

çok güzeldi konu olarak ilginç ama ilgi çekmeyi başardı hikaye üzerine insanı çeken güzel bir tarzı var türkan şoray çok çok başarılıydı aynı zamanda çok güzeldi

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 03 Temmuz 2013 01:33:22

Filmde konu olarak; yetimhane de büyümüş bir çocuğun ünlü film yıldızı Derya ALTINAY'a olan takıntılı aşk ve tutkusu betimlenmekte. Türkan ŞORAY & Atıf YILMAZ ellerinden den geleni yapmışlar, genç oyuncu Oğuz TUNÇ Sultana karşı uyum sağlamış diyebili rim. 8/10 puan..

kemre_emre_76@hotmai avatar kemre_emre_76@hotmai 18 Haziran 2013 21:45:31

Çok güzel hatta Türk sinema tarihi açısından önemli bir film. 80 li yıllarda Türk sinemasının bozulduğunu net olarak gösteriyor. Harika bir film...

performer avatar performer 16 Nisan 2013 23:01:17

10

çok güzeldir. türk sinema tarihinin en iyi 10 filminde yer alan bir film.

eylül fırtınası avatar eylül fırtınası 12 Ocak 2012 21:22:01

10

Hayallerim, Aşkım ve Sen; Atıf Yılmaz’ın, Adı Vasfiye, Aaahhh Belinda ve Arkadaşım Şeytan’dan müteşekkil muhteşem fantastik dörtlüsünün en nadide ve kırılgan parçasıdır bence… Bu filmi, sinemaseverler için farklı kılan, unutulmamak üzere belleklere nakşeden iki unsur vardır.Hayallerim, Aşkım ve Sen, söz konusu ise söz illa ki bunlardan açılır.Bende farklı düşünmediğim için, ilk olarak  filmin nirengi noktasını oluşturan bu iki unsurdan bahsetmeyi yerinde buluyorum.  Birincisi, Esin Engin’in buram buram Pera ve geçmişe özlem kokan harika müziği...Bir film müziği, filmin dokusuyla, karakteriyle ancak bu kadar uyuşabilir herhalde.  İkincisi,  Coşkun’un (Oğuz Tunç) Derya Altınay’a (Türkan Şoray) ithafen yazdığı senaryonun, diyalogları ile zihinde canlandırıldığı o meşhur sekans.Yani, Demir Özlü’nün Bir Beyoğlu Düşü adlı eserinin Atıf Yılmaz duyarlılığı ile yorumlanmış hali.  Bu sekans, neredeyse filmin herşeyi.Gerçekten de izleyiciyi ismi gibi bir rüya aleminde, nice yaşanmışlıklara tanıklık etmiş köhne ve soylu Beyoğlu sokaklarında, dehlizlerinde sanrılarla dolu bir yolculuğa çıkarıyor.  Ancak bu konuda farklı fikirlere sahip olanlar da yok değil…Nitekim yıllar önce Tempo dergisindeki sinema yazılarında Sungu Çapan bu sekans ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapmıştı:”Levantenlik, yiten Beyoğlu, gizemli kadın nostaljisi gibi entel klişeler antolojisi sayılabilecek bu bölüm, filme yapıştırılmış bir yama gibi duruyor”.  Hayallerim, Aşkım ve Sen’i sadece güzel müziği ve Bir Beyoğlu Düşü sekansına indirgemek kanımca yeterli değildir.  Bu filmin amacı sadece güzel sinemasal anlar yaratmak değil…Başka söylemek istedikleri de var. Her şeyden önce, sadece ama sadece  sinema üzerine bir film.Bu filmde, sinema sevgisi var, Coşkun’un kişiliğinde sinema adeta kutsanıyor.Bir o kadar da özeleştiri var, Yeşilçam’ın geçmişiyle yüzleşmesine şahit oluyoruz.Bu yüzleşme giderek itirafa ve günah çıkarmaya kadar varıyor. Bunları yaparken de, ne Nuovo Cinema Paradiso, Zıkkımın Kökü veya Sinema Bir Mucizedir  filmlerindeki çocuksu ve saf bir tavırla “ahh ahh nerede o eski büyülü sinema günleri”  coşkusuna kapılıyor; ne de sinema dünyasının çirkin arka yüzünü gösteren Robert Altman’ın The Player filmindeki kadar keskin bir tavra bürünüyor.  Film, bu açıdan kendi içerisinde tuhaf bir denge yakalamıştır. Coşkun, sinema virüsünü daha çocuk yaşlarda, büyüdüğü yetimhanede izlediği Derya Altınay (Türkan Şoray’ın ta kendisi) filmleri ile kapmış, sinema sevdalısı bir gençtir.Çocukluğundan bu yana da Derya’ya aşıktır. Sinemayla ilgisi izleyicilikle sınırlı kalmayan Coşkun, ayni apartmanda oturduğu Hayati Hoca’nın (Müşfik Kenter) manevi desteğiyle de Derya Altınay’a olan aşkını anlatacağı bir senaryo yazma hayalindedir.Ancak, çocukluğundan itibaren etkisinden kurtulamadığı ve Derya’ya aşık olmasına sebep olan iki melodram karakteri peşini bir türlü bırakmaz.Gerçek üstü bir biçimde sürekli onlarla konuşur, hatta onlarla ayni evde yaşar.Bu iki melodram karakterinden birisi yavrusunu kaybetmiş ve elinden mendil düşmeyen acılı bir anne (Nuran), diğeri ise sokak ağzıyla konuşan, harbi, seksi, işveli  ve bitirim Melek’tir.Yazacağı senaryoda bu iki tiplemeden bağımsız bir karakter yaratma çabasındaki Coşkun zaman zaman başarısızlığa düşer, geçmişle bağını bir türlü koparamaz.  Derya Altınay’la tanışmasıyla beraber nihayet kafasındaki tiplemeyi oturturur, senaryosunu tamamlar.  Ancak, senaryosu yapımcılar tarafından ticari amaçlarla içeriği bir hayli zedelenmiş bir biçimde sinemalaştırılır. Büyük yıldız Derya Altınay’ın dahi bu konuda elinden hiçbir şey gelmemektedir.Çünkü, o da bu düzenin bir parçasıdır.Bu sektörde oyun kurallarına göre oynanmaktadır; kuralları belirleyen yapımcılardır; sisteme uymayanlar sistemin isterlerine göre törpülenir; törpülenmek istemeyen de silinip gider.  Derya Altınay’ın senaryo çalışması sırasında, Nuran ve Melek’le ilgili olarak sarfettiği “biraz bayatlamadı mı o yapay tipler?” şeklindeki cümlesi bir itiraf niteliği taşımaktadır.Türkan Şoray, hayal dünyasında debelenip duran ve artık demode olmuş tiplemelerle dolu filmlerle, bir dönem izleyicisinin duygularıyla oynadıklarını kendi ağzıyla dolaylı olarak dile getirir.Muhtemel ki, bu filmlerde istemeden rol almış, ancak Türkan Şoray olarak varlığını sürdürebilmek için yapımcıların önüne koyduğu senaryolara “evet” demek zorunda kalmıştır.  Türk Sineması’nın, 1980’ler sonu itibarı ile duyduğu mazi ile hesaplaşma gereği, bu filme sınırlı kalmamıştır.Hemen bir yıl sonra, bu kez Yeşilçam’ın bir başka simge ismi Ertem Eğilmez eski defterleri karıştırmış ve “Arabesk” adlı okkalı parodisi ile, başta kendisi olmak üzere Yeşilçam’la inceden inceye değil enikonu dalgasını geçmiştir.  Yavuz Turgul’un hayali yönetmeni Haşmet Asilkan’da, geçmişte yaptıklarını sorgulayarak kendini yenileme derdine düşmüştür.Ancak, günün anlam ve önemine binaen çektiği özentili filmi ne yazık ki çuvallamış, ”Sanat filmi senin neyine” diyerekten en iyi becerdiği “32 kısım tekmili birden” aşk filmlerine geri dönüş yapmıştır.Bu bir nevi, Yeşilçam'a iade-i itibar olarak da değerlendirilebilir.  Hayallerim, Aşkım ve Sen, 80’lerin sonunda filizlenen farklı film çekme, kalıpları yıkma çabalarının tipik ve başarılı bir örneği. Ancak, bir başyapıt sayılmaz.  Sağlam bir sinematografiye sahip değil, yeterince doyurmuyor,  “keşke biraz daha üzerine düşülseymiş” dedirten bir eksiklik duygusu uyandırıyor. Ama ne gam…  Hatasıyla, sevabıyla çok özeldir bu film. Sevdalısı çoktur.Has sinemaseverlerin kalbindeki locada yer edinmesi için adı bile, yaşattığı “Bir Beyoğlu Düşü” bile yetmiştir.                         

Yandex.Metrica