Kadın İntikamı

8,88

( 2 kişi yorum yaptı )

Kadın İntikamı

Sinema Filmi

1968

Herb Alpert & The Tijuana Brass’ın ‘What Now My Love’ (1966) uzunçalarındaki ‘It Was a Vey Good Year’ (1961) (Ervin Drake).
Armatör Suat Sadıkoğlu’nun Ortaköy’deki yalısı. Yatakta iki sevgili. Delikanlı çok huzursuz. Habire sigara içiyor.
Selma; “Nen var? Ağlıyor musun?”
‘Selim’; “Ne münasebet! Seni o kadar seviyorum ki Selma, bilemezsin. Kırılmaman için her şeyi yaparım.”
Selma; “Anlayamadım.”
‘Selim’; “Sadece seni sevdiğimi bil ve buna inan yavrum.”
Keşke fırsat bulmuşken her şeyi, ‘milyoner Selim’ değil, ‘Şoför Adnan’ olduğunu açıklasaydı. O gün ‘bir türlü cesaret edemediği itiraf’, sonradan 134 numaralı mezar taşına yapıldığında bir işe yaramıyor.

Jenerikte ‘The V.I.P.s’deki (1963) ‘Prelude’ (Miklós Rozsa).
Genç kız, ismini öğrenemeyeceğimiz bir fakültede öğrenci. Neresi oldu ğu söylenmeyen bir şehirden gelmiş İstanbul’a. Kaldığı yerin de adı yok ama görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla ‘Ölmek mi Yaşamak mı’dan (1966) anımsadığımız Çemberlitaş Kız Talebe Yurdu.
Burada, üstelik ilk aşkını yaşıyor. Adnan, bir müteahhitin yanında şoför. Ama sevgisine karşılık bulamayacağı korkusu içinde patronun kimliği ile tanıtmış kendisini; Milyoner mühendis Selim Bey. İlerde “Benim gibi bir şoför parçasına üniversiteli bir kızın bakacağını, beni ben olduğum için sevebileceğini sanmıyordum” diyecektir.
İşadamının bir ihale nedeniyle İstanbul dışında olması Adnan’a yaramış. Arabasını ve evini kullanıyor.
Herb Alpert’in aynı ‘What Now My Love’ albümündeki (1966) ‘The Shadow of your Smile (Love Theme-The Sandpiper)’ (1965) (Johnny Mandel / Paul Francis Webster). Selma çocuklar gibi mutlu. Fransız filmlerinden alınmış izlenimi veren sahnede şakalaşıyordu. Uzaktan “Otomobilinle seni avucuma alacak gibiyim. Dünyayı kucaklamak istiyorum” diye bağırıyor sevgilisine.
Delikanlı gerçeği gizlemenin sıkıntısı içinde. “Çok önemli bir şey konuşmak istiyorum seninle” veya “Birbirimizi hiç tanımıyoruz. Hele sen beni hiç tanımıyorsun. Mesela ben...” diye başlar ama gerisini getiremez bir türlü. Genç kız için ise sevdiği erkeğin ‘evli olmaması’ önemli yalnızca. İki kez sorar bunu. “Yemin ederim ki değilim” ve “İmkânı mı var bunun” yanıtlarını alır. İçi rahatlamış ve ablasına nişanlanacağı erkeği anlatan bir mektup yazmış. İstanbul’a gelmesini istiyor.
Handan çok başarılı bir işkadını. Neyle uğraştığı, yaşadığı yer belirgin değil. Filmdeki pekçok şey gibi! ‘Ya Ankaralı ya İzmirli’. Avrupa ile ticaret yaptığına göre herhalde kıyı kentinden. ‘Babasından iyi bir miras kalmış. O da bunu en az iki misline çıkarmış’. Kardeşini çok seviyor; “Hem annesi hem babası hem ablasıyım. O da benim her şeyim.” Mektup geldiğinde Milano’ya gitmek üzereydi. On beş gün ve iki milyonluk bir iş. Ama ‘isterse 102 milyonluk olsun’ önemli değil. Hemen vazgeçer. Yardımcısı ve avukat Saim Bey’e “İşleri anüle edin” diyor. Ticaret İtalya ile ama kullandığı yabancı sözcükler Fransızca! Seyahat hemen ‘iptal edilir’.
“O adam O’nu mutlu edemezse, anlamazsa” endişesi içindeydi hep. ‘Mutlaka mutlu olmalı, saadet içinde yaşamalı’ymış Selma. “Yoksa bana yaşamak haram olur. Anneme ölüm döşeğindeyken O’nu hiç sıkıntıya sokmayacağıma, O’nun kılına bile halel gelmeyeceğine söz vermiştim” diyor.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Main Title’ (10. saniyeden itibaren) (André Previn). Selim Bey’in ‘ani dönüşü’ işleri karıştırıyor. Aldatıldığını anlayan Selma perişan bir haldeydi. Gözyaşları içinde koşarken bir aracın çarpması ile yaşamını yitirir. [Commer marka minibüsü ‘Sayılı Dakikalar’dan (1965) anımsıyoruz. ‘34 AH 310’ olan plakası da ‘Kader Böyle İstedi’ (1968) filminde Ahmet’in külüstür dolmuşuna aitti].
Adnan, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda arkadaşı Kemal’e ‘artık buralarda duramayacağını, Almanya’ya gideceğini’ söylüyor.
Handan da mektupta adı geçen ‘müteahhit Selim’in peşindeydi. Hele polisten ‘otopsi sonucuna göre Selma’nın, maalesef, bakire olmadığı’ bilgisini alınca kararını verir; “Kardeşimin genç kızlık hayallerini yıkan o adamı biliyorum. Şimdi sıra bende Saim Beyamca... O’na bir kadın intikamının ne olduğunu göstereceğim. Dün bir ev kadını, bir anne olmak isterdim. Şimdi dişi bir yılan olacağım. Öldürmek isteyen dişi bir yılan. Bütün zehrimle O’nu geberteceğim, öldüreceğim O’nu.”
Selim ve ortağı Ali, Hollywood komedilerindeki Jack Lemmon-Walter Matthau gibiler. İşte ortak; Aşkta rakip! Selma ve Cavidan adlı iki sekreterleri var. Çapkınlıkta hep birbirlerinin kuyularını kazıyorlar. Selim, Aylin’e “Ben kime göz diksem Beyefendi de ne hikmetse O’ndan hoşlanır”; Ali de Figen’e “Ben kimden hoşlansam köftehor O’na göz kor” diyordu. Kızlardan vakit buldukça ihalelere girip baraj falan yapıyorlar!
“Do Not Forsake Me, Oh My Darlin’ (Ballad of High Noon)” (1952) (Dimitri Tiomkin / Ned Washington). Otel sahnesinde Selim’in ‘daha hızlı’ olduğunu öğreniyoruz. ‘Elini veren kolunu, kulunu veren kendisini kurtaramazmış’. Aslında arkadaşı da az değil. ‘Elini attığı keklik, kanadı yolunmuş tavuk gibi kümese girermiş’.
Handan vakit kaybetmeden kolları sıvıyor. ‘Düşman’a komşu olacağı bir ev ve ‘M-RC-687’plakalı otomobil satın alır. ‘Rahat 140 yapıyor, füze gibi gidiyormuş’.
‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) “Maggie’s Murder” ve ardından ‘Hidden Jewelry’. Arabayı var gücüyle üzerine sürerken “Ezeceğim (Nevin Akkaya’nın söyleyişiyle ‘ezicim’) köpek seni” diye diş gıcırdatıyordu. Kardeşi gibi arabanın altında alacakken son anda vazgeçer. Kolayca değil ‘çeke çeke, kan kusa kusa gebermeliymiş’. Bunu da kendisine âşık ederek yapacak.
İsteği bir fazlasıyla gerçekleşir. Ali de tutulmuş kendisine ama kahramanımızın hedefinde Selim var.
‘Charade’deki (1963) ‘Bateau Mouche’ (Henry Mancini). Evdeki akşam yemeği. Evlilik önerisi gelince “Evlenmeyi düşünen kızlar, üniversite çağındaki kızlardır ancak Selim Bey”; “Siz kadınların kalbine giren yolun daima evlenme vaadinden geçen bir yol olduğuna mı inanıyorsunuz” gibi kardeşini çağrıştıracak anlamlı(!) sözler ediyor. Karşısındakinin hiçbir şey anlamadığını görünce de “Anlayacaksınız Selim Bey, anlayacaksınız” diyerek konuyu kapatıyor.
Lale Belkıs’ın sesiyle söylediği ‘Arkadaşımın Aşkısın’daki sözleri değiştirmiş; “...Unutmam lazım çünkü sen//Kardeşimin aşkısın//**//...Karşımda olsan da bakmam//Kardeşimi aldatmam//İsterse kalbim ağlasın//Kardeşimin aşkısın.”
Selim’in dünyası gerçekten de ‘kararmaya başlıyor’. Damarlarında kan yerine Handan’ın alevli nefesi, beyninde akıl yerine güzel hayali varmış’. İş, kıskandığı Ali ile tekme tokat dövüşe kadar varır. ‘Sonda yapılacak kavgayı peşin yapıyorlar’.
‘La Playa’ (1964) (Jo Van Wetter / Pierre Barouh). Genç kız, Kapri Restoran’da tercihini yapmak zorunda kalır. Selim’in evlenme teklifini kabul ediyor ama inim inim inleterek. “Acele etme. Sana hayatımda (nikâhı kastederek) bir kere daha ‘evet’ diyeceğim hepsi o kadar.” Öpmesine de engel olur.
Evlendikten sonra ‘işkenceye devam’. Yatakta beraberlik şöyle dursun elini bile sürdürmüyor. “Evliliğimiz bir formalite için gerekliydi... Ha sen olmuşsun ha uşağın fark etmez Beyefendi... Bu gelinliği giymek için acele eden bir kızın kefen giydiğine şahit olmuş bir insan olarak O’na karşı olan vazifelerimi yerine getirmiş oluyorum” gibi sözlerle karşısındakini şaşkına çeviriyor. Üstelik kocasına bir tabanca hediye etmiş. İyice delirttiğinde intihar etsin diye!
Günler Selim’i bunaltmakla geçer. O da çok düşünmüş ve ayrılmaları gerektiği sonucuna varmış. Ama hemen değil. Laf olurmuş. Bu arada ikisi de istedikleri gibi yaşayacaklar. Ancak ‘nikâhı altında olan genç kız için dikkatli olmalıymış’.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Police is Waiting’ ( André Previn). “Elimden bir kaza çıkmasını istemiyorsan benim dediğimi yapacaksın” diyor. Aldığı cevap yine ‘iğneli’; “Bu kaza ilk defa çıkmayacak elinizden galiba.” Deli olması işten değil. “Anlayamadım, ne demek istiyorsun” dışında söyleyecek bir söz bulamıyor.
‘The Ipcress File’daki (1965) ‘Main Title-A Man Alone’ (John Barry). Her şeye karşın karısına âşık. Bir gün [‘Kadın Severse’ (1968), ‘Yakılacak Kitap’ (1968), ‘Tek Kurşun’ (1968), ‘Günahını Ödeyen Adam’ (1969), ‘Şehir Eşkıyası’ (1969), ‘Mağrur Kadın’ (1970), ‘Sürtük’ (1970), ‘Emine’ (1971), ‘Bir Kadın Kayboldu’ (1971) filmlerinden anımsadığımız ve Ekrem Bora’ya ait] ‘34 HR 007’ plakalı Mercedes ile ta Hotel Bayramoğlu’na kadar izliyor O’nu. Ali ile buluşacağı kuşkusu boşa çıkardığı gibi bir de terslenir; “Randevu vermediğim birisiyle, kocam da olsa bir yerde oturup konuşmaktan hoşlanmam.”
Zaman geçtikçe Handan ‘işkence ettiği’ Selim’e âşık olmuş. Beklenmedik ve ‘Stokholm Sendromu’na yeni bir boyut katan bir şey bu. Mezarlıkta “Belki de O’nu seviyorum. Bana kızmıyorsun, değil mi? Keşke arada sen olmasaydın. Keşke daha ilk gün O’na çarpsaydım. Şimdi zavallı bir insan olmazdım kardeşim. O katre katre ölüyor. Bunu hissediyorum. Biliyorum ben de yaşayamayacağım O öldükten sonra” diye gözyaşı döküyor. O’na ıstırap vermekten hoşlanıyormuş önceleri. “Sonra acıdım. Sonra da sevdim.”
Bu arada Adnan, Selmasının hasretine dayanamayıp dönmüş. Bir gün, mezarlıkta tesadüfen karşılaştığı Avukat Saim’e her şeyi açıklar. “Bir yanlışlık yüzünden neler, neler oluyor.”
‘Elmer Gantry’deki (1960) ‘Main Title’ (André Previn). Son sahneler 100 metre koşusu gibi. Selim, elinde tabanca, intihar etmek üzereydi. Bir el silah sesi duyulur. Neyse ki, genç kadını heyecanlandırmak içinmiş sadece.
Werner Müller Orkestrası’nın ‘International Film Festival’ (1964) 33’lüğündeki ‘Sundays and Cybele’ (1962) (Maurice Jarre).
Handan; “Selim!”
Selim; “Kendimi vuracağımı mı zannettin?”
Handan; “O kadar korktum ki Selim. Sana çektirdiklerim için beni affet. Seni kardeşimin katili sanıyordum.”
Selim; “Biliyorum yavrum! Adnan hepsini anlattı. Asıl o çekmiş. Saçları ağarmış, omuzları çökmüş. Anlaşılan kardeşini hakikaten çok seviyormuş. Belki Onların kaybettiği o büyük aşkı biz bulduk.”
‘Safe House’daki (2012) Carlos Villar-Rubén Blades’in Tobin Frost-Denzel Washington’a söyledikleri asıl Adnan için geçerli; “You got more past than future.”
Geç kalmış itiraf, hiç olmazsa, Selim ve Handan’ı kurtarıyor.

Mantovani’nin ‘Film Encores’ albümündeki (1957) ‘Intermezzo’ (1936/39) (Max Steiner / Heinz Provost / Edvard Grieg).
Selma’nın mektubu.
“Sevgili Ablacığım, hiçbir başlangıca lüzum görmeden hemen başlıyorum. Ben çok yakışıklı, son derece efendi, dürüst, mert bir adamla tanıştım. Sen ‘ne iş yapıyor’ diye geçirirsin aklından. Söyleyeyim, müteahhit mühendis. Selim, Selim Açıkan. Onu seviyorum, Abla! Hem de bir kadın gibi seviyorum. Senden çok küçüğüm ama kadınca sevginin ne demek olduğunu öğrendim. Şimdi rahatlıkla ‘biz kadınlar’ diyebiliyorum. Biz kadınlar, sevdiğimiz zaman, kalbimizi aşka yok olurcasına veririz. Bize ait olandan sadece bir tek dayanak noktası kalır. O da bizim için önemli olan tek şey; Aşkımız. Ablacığım, ben aşığım ve O’nu delicesine seviyorum. Bahtiyarım çünkü O da beni seviyor. Evleneceğiz. Mutlu olacağını bildiğim için sana danışmadan o ufacık kafamla bir şeyler yaptım. Beni ne kadar sevdiğini bilirim Abla. İstanbul’a gel ve nişanımızda bulun. O’nu, yani Selim’i bir an önce tanımanı istiyorum… Sevgilim, hayatım, her şeyim O benim. Ve hayatta tek varlığım, bir tanem, canım, her şeyim Ablam. Ağlıyorsun değil mi Abla, benim için. ‘Deli kız’ dediğini duyar gibiyim. Ama ne kadar mutlu olduğumu bilsen şimdi de sevinç gözyaşları dökerdin benim için.”
Telefon etse veya posta idaresi birazcık daha hızlı çalışsa bu dedikleri gerçekleşebilirdi.
(Yazan: Murat Çelenligil)


25.3.1968 pazartesi Beyoğlu Rüya,Aksaray Bulvar,Pangaltı İnci,Kadıköy Feza,Çarşıkapı Şık,K.M.Paşa Çoruh,Beşiktaş Suatpark,Mecidiyeköy Işın,Bakırköy Yeni,Sarıyer Gezi,Pendik Mehtap,Beykoz Zafer sinemalarında gösterime girmiş. Zafer ALGAN

Künye

Yönetmen İlhan Engin
Senaryo
Yapımcı İlhan Engin
Müzik Tuncer Aydınoğlu
Görüntü Yönetmeni Memduh Yükman
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Almanya, Araba Kazası , Kız Kardeş, Mezarlık, Nikâh Daha Fazlası

Firmalar

Engin Film (Yapım)
Acar Film (Yapım)
Melek Film (İşletme)

Son Yorumlar (2)

benimsinema avatar benimsinema 08 Haziran 2013 12:33:07

8

kadinin fendi, erkegi yendi.... kadin yeterki intikam almak istesin...kardesinin ölümüne sebep oldugunu sanan ve o adama asik olan bir kadinin hikayesi.... görüntü kalitesi pek iyi olmasada güzel bir film...

Halil Güneşli avatar Halil Güneşli 27 Eylül 2008 15:14:09

8

10 numara bir filmdir, filmin oyuncu kadrosu mükemmel, geri plana itilmiş çok değerli bence

Yandex.Metrica