Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

İkibin Yılın Sevgilisi

İkibin Yılın Sevgilisi

8,49

(10 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 15 Dk Duygusal Fantastik Dram Duygusal, Fantastik, Dram

Yönetmen: Ertem Göreç Ertem Göreç

Ülke: türkiye

Oyuncular: Uğur Salman, Müşerref Çapın, İhsan Baysal, Ekrem Dümer, Diler Saraç, Mümtaz Ener, Nubar Terziyan, Birtane Güngör, Ekrem Gökkaya, Atıf Kaptan Devamını Gör...

Konusu : Paul Mauriat’nın ‘Forever and Ever’ albümündeki (1973) (bizde bir yıl sonra piyasaya çıktı) ‘Le Peintre Des Etoiles’ (1973) (Stylianos Vlavianos / Cécile Aubry&Boris Bergman). Vapurda iki yolcu. Delikanlı ‘çok uzun zaman önce tanıştıklarını’ söyleyip duruyor. Güldal; “Hâlâ hatırlayamadım. Lütfen nerde ve ne zaman tanıştığımızı söyler misiniz?” Dr. Fahir; “Beytüşşebap Çölü’nde, 2 bin sene önce!” Güldal; “…” Aynı adlı eserin (Refik Halid Karay) (İlk baskı Nisan, 1954-Çağlayan Yayınevi) renkli Yeşilçam uyarlaması. İzmir. 14 Mayıs 1950 seçimleri sonrası. “İstanbul’un en güzel, en zor kızlarından biri” olan Güldal bir aydır amcası Sabri Bey’le kızı Gülnur’ın konuğu. Belli ki, burada da erkeklerin gönlünde fırtınalar koparmış. (Romanda ise filmde olmayan kuzini Gülnuş’un düğünü nedeniyle ‘İskenderun’da). At ile gezi; Avcılık; Kimsesiz çocuklara yardım; Danslı toplantı. “Menuett a L’autique (Menuett Célébre) Op. 14 /1” (1887) (Ignace Jan Paderewski) (Şevket Uğurluel’in yorumu ile). Yine de kitap okumaya ve konuklara piyano resitali vermeye vakti var. Kendisini ‘ulaşılmaz yıldızlara’ benzeten Cemil Bey’e “Erişilmez değilim ben. Sadece hayatım boyunca içimde taşıyacağım aşkı arıyorum. Ve bana bu aşkı verebilecek olan erkeği. Hepsi bu” demişti. (Romandaki Amorfia gibi ‘sevilmeye o kadar muhtaç ve öylesine layık ki’). ‘Hepsi bu’ dediği şeyle İstanbul’a vapurla (romanda ‘tren’) dönerken karşılaşacak. Yazar, seyahatlerdeki bazı ilişkileri yolculuk sonunda atılan biletlere benzetiyor (sf. 35). Bu kez öyle olmaz. Güldal, 22 yaşında. Babası Nuri Kaplangil, emekli maaşı ile kıt kanaat geçindikleri birkaç yılın sonrasında müteahhitliğe başlamış. Şimdi, yazları Tarabya’da kışları Ayazpaşa’dalar. Filmde olmayan annesi Mediha Hanım ‘ispiritizma’ya meraklı. Dönüş uğurlamasında amcabey, genç kızı Dr. Fahir ile tanıştırır. O da İstanbul’a gidiyormuş. Delikanlı hekim ama ‘eski şehirlere ve harabelere’ meraklı. Yolculuk boyunca söyledikleriyle genç kızı allak bullak eder. [Romandaki Güldal “Ben bu adamı galiba sevmeye başladım bile. Aşkım, trenden daha süratli gidiyor” diyecektir (sf. 19)]. Werner Müller Orkestrası’nın ‘Gypsy’ albümündeki (1966) ‘Golden Earrings’ (1947) (Victor Young / Ray Evans&Jay Livingston). Gemi lokantasındaki akşam yemeğinde, başka yer olmadığı için aynı masadalar. Fahir bıkıp usanmadan 2 bin yıllık beraberliklerini (şu anki üçüncüymüş) anlatıyor. İlk beraberlikleri milattan önce 63 yıllında Mezopotamya’da (romanda ‘Side’) olur. O, Çöl Korsanı Reşit (kitapta ‘gemici korsan Parmis’), genç kız da esire Sibel Tamara. Wal-Berg and His Orchestra’dan ‘Féte Circassienne’ (1960). Bir sefer dönüşü esir tüccarı Agama’nın evinde görür ve almak ister bu güzel kızı. Ama ne yazık ki ‘az önce’ Melik Suud bin Zeyd (romanda İmparator Tarsos İzopar) (filmdeki İzopar ise Melik’in kumandanı) satın almış. Genç kızın dilsiz olduğunu öğrenen (olmadığı sonradan anlaşılır) arkadaşı Heykeltıraş Beşir (‘Kuyumcu Bambius’) bir fikir verir; (O dönemde) “Sağır ve dilsiz olanlar Tanrı’nın lanetine uğramış mahlûklardır. Böyle birine el değdiren beladan kurtulamaz. Buna inanlardan biri de Melik Hazretleri’dir.” Bunu kullanarak ve elbette 1500 altın vererek(!) genç kızı ‘azat ettirir’. (Kitapta böyle bir safsatadan söz edilmiyor). Melik, her nasılsa, Tamara’nın dilsiz olmadığını anlar ve geri almak ister. Çatışmada âşıklar ve Beşir ölür. (Roman farklı. Yıllarca mutlu yaşarlar. Roma İmparatorluğu, korsanlığın kökünü kazımaya karar verdikten sonra bile). İkinci beraberlikleri Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Macaristan içlerindeki Kanos Eyaleti’nde. (Kitapta 1222 yılında ve gene Side’de). Güldal’ın adı Amorfiya (kısaca Amora) ve babası Derebeyi Koritas. [Çekimler ‘Silahlı Paşazade’ (1967), ‘Yağmur Çiselerken’ (1967), ‘Çalınmış Hayat’tan (1969) anımsadığımız Sarı Köşk’te yapılmış]. Fahir, Türklere karşı oluşturulacak Avrupa Orduları’nın kumandanı Pontoslu Aleksi Paros. Sonradan aslında Türk ve adının Ali Pars olduğunu anlayacağız. Birbirlerini çok severler. O kadar ki, delikanlının durumu anlaşılınca Müneccim Barsimon’un yardımıyla O’nu zindandan kurtarır. Zerrintaç adını, filmde sevdiği, kitapta ise Sultan Keykubat verir. Yine romanda mutlu bir yaşantıları olurken, filmdeki Ali, ‘Nemçe’ illerine yapılan bir sefer sırasında ölür. Amorfia Zerrintaç da kendisini uçurumdan aşağı atıyor. Üçüncü ilişkileri gergin başlamıştı ama Karaköy Rıhtımı’na iki sevgili olarak varırlar. Yıllar öncesindeki Beşir ve Barsimon’u, şimdinin Bohem sanatçısı Besim (romanda soyadı ‘Sidel’) olarak karşılar Onları. Giorgio Carnini’nin yorumu ile ‘La Prima Cosa Bella’ (1970) (Giulio Rapetti ‘Mogol’ /Nicola Di Bari). Deniz kenarındaki sahnede ne güzeldiler. Evlenmeye karar verdiklerinde ‘Son Mektup’ (1969) filmindekine benzer bir araba kazası Fahir’i sakat bırakır. Ayla Algan’ın söylediği ‘Benim Yârim’ (1972) (Selmi Andak) şarkısını dinleyerek giderken ‘bir çocukla annesini kurtarmak için direksiyonu kırınca kendini mahveder’. Artık ‘selvi boylu’ değil. Bir tekerlekli iskemleye ‘mahkûm’. (Romanda böyle bir kaza yok. Fahir, yine ‘Son Mektup’taki Orhan gibi ama bambaşka nedenlerle uzaklaşmak isterken Güldal O’nu bulur). Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘Last Tango in Paris’ uzunçalarındaki (1973) ‘Toccata’ (1972) (Gaston Rolland) melodisini dinlediğimiz sahnede söyledikleri; “Kalbim iki bin yıllık bir aşkla dolu olarak geliyorum. Yalvarırım reddetme beni. Benim aşkım Tamara’yla Amora’nın aşkından daha yüksek. Bırak yanında kalayım.” (Romanda, 2 bin yıl öncesiyle ilgili anlatılanlar yalnızca genç kızın kalbini kazanmak içinmiş). Filmde Özdemir Erdoğan’ın söylediği ‘Seni Bekliyorum’ (1971) (Selmi Andak / Sezen Cumhur Önal) şarkısı ve romandan bir alıntı. Sf. 211. “Aşkın en talihsizi bile aşksız yaşamaya kıyasla saadet sayılır.” (Yazan: Murat Çelenligil)



sinemaagresif

26 Aralık 2015 13:50

Reankarnasyon konusunun işlendiği değişik bir Türk filmi. İlginç bir aşk öyküsü. Serdar Hülya ikilisi iyi uyum yakalamışlar. 10/8.

Cevap Yaz

benimsinema

13 Nisan 2014 19:34

üc ayri hikaye ama birbiriyle baglantilari olan... her iki yasamda hayatlarini yetiren asiklar bu ücüncüsünde kavusurlar birbirine...masalimsi bir film

Cevap Yaz

polismail99

1 Ağustos 2013 22:11

çok ilginç bir yeşilçam filmi

Cevap Yaz

beyzacetin

10 Eylül 2012 16:37

ilginç ve fantastik bir film. Farklılık adına izlenmeli

Cevap Yaz

performer

30 Mart 2011 23:44

çok orijinal bir senaryo.

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

31 Mayıs 2010 13:44

Yeşilçamın aşina, herdaim bildik. Senaryo tema kurgusundan ayrışmış fantastik deneyim... Usta Yönetmen "Ertem GÖREÇ" imzalı "Hülya KOÇYİĞİT Serdar GÖKHAN" üst düzeyi oyunu da olan. Enteresanlık arzeden bir film...

Cevap Yaz

Yuxel1907

29 Mayıs 2009 15:00

Türk Sinemasının fantastik filmlerinin başında geliyor. Sıradan bir aşk filmiyle gişeyi garantilemek yerine böyle sıradışı bir filme imza atan tüm ekibe teşekkürler..

Cevap Yaz

B a r b a r o S

17 Kasım 2008 14:11

Yüzyıllarboyu yaşanan bir aşk hikayesinin anlatıldığı güzel bir film. Bir kaç kez filmi izleme fırsatı buldum ama epey zaman geçti üstünden aklımda kalansa Serdar GÖKHAN'ın taktığı kocaman madalyon ve Serdar GÖKHAN'ın kurt köpeğiyle boğuştuğu bir sahne. Aslında film dikkatli izlendiği zaman kurt köpeğiyle boğuşanın Sönmez YIKILMAZ olduğunu çok net görebiliriz. Bu tehlikeli sahnenin çekiminde Sönmez YIKILMAZ  Serdar GÖKHAN'a dublörlük yapmıştır...

Cevap Yaz

ferhancukurbag@gmail

16 Şubat 2007 19:16

Gökçe Çiçek gibi bir anıt bir filmden sonra Serdar Gökhan Hülya Koçyiğiti buluşturan çok değişik müstesna bir film Birbirine bu kadar yakışan bu iki güzide sanatçımızı 2007 yılında beraber çevirecekleri bir film de görmek istiyoruz Şu an sanatçı geçinenler SANATÇI nasıl olurmuş görsünler Saygılarımla Dr Ferhan Çukurbağ

Cevap Yaz

yasin yüksel

3 Aralık 2004 15:21

Yorum : Türk sinemasının tüm eski üstadları her zaman gönlümüzde ve kalbimizde taht kuran insanlar şimdi gençlik yani bizler sizleri örnek alarak oyunculuğa bir adım atıyor ne mutlu size ve gençlerimize sevgili babamı rahmetle anıyor ve tüm sanatçı büyüklerime saygılar sunuyorum YASİN ÇAĞATAY

Cevap Yaz
Yandex.Metrica