Ağlayan Bir Ömür

8,18

( 4 kişi yorum yaptı )

Ağlayan Bir Ömür

Sinema Filmi

1968

“Ben ta senin yanında bile hasretim sana.” (Rabia Hatun).

Kilyos. ‘Live For Life’daki (1967) (Francis Lai) ‘Vivre Pour Vivre’, ‘Theme de Catherine’ ve ‘Theme de Robert’in peş peşe duyulduğu sahne.
Vedat; “Bir gün gelip O’nu yabancıya şikâyet edeceğim hiç aklıma gelmemişti.”
Hülya; “Karına hiçbir kadın benzeyemez, erişemez.”
Vedat; “Öyleydi ama hiç sebep yokken bize neler çektirdi bilmiyorsun.”
Hülya; “O’nun neler çektiğini biliyor musun… Yemin etmiştim, O’na söz vermiştim ama dayanamayacağım. Son günlerini mesut yaşamalı, mesut ölmeli.”
Vedat; “Son günlerini mi?”
Hülya; “Şermin ölecek. Günleri sayılı… Onun için değişmiş sizlere. Ölümünden sonra perişan olmamanızı, acısız matemsiz yaşamanızı istemiş. Ölümünün hiçbir şeyi değiştirmemesini istemiş. Ölmeden önce kendisinden sonraki ha yatınızı kurmaya çalışmış.”

Vedat Termen, genç edebiyatçılarımızdan. ‘Bir erkek lisesinde öğretmen’. Konferansları ve radyodaki şiir saatleri ile çok sayıda dinleyiciye ulaşıyor. 35 yaşında. Çiçeklerden karanfili, mevsimlerden ilkbaharı seviyor, Milli Takım’ı tutuyormuş.
Özellikle filmin başındaki her sahnede eli kolu kitap doluydu. Karısı Şermin ve kızı Oya ile çok mutlu. “İnsan bundan daha fazla mutlu olamaz” deyip duruyor. Kızının sağlığı için, doktor önerisiyle, Bebek’te denize yakın bir eve taşınmışlar. Burası [‘Sevgili Babam’ (1968) ve ‘Gümüş Gerdanlık’ta (1972) tekrar göreceğimiz] Arif Hanoğlu’na ait Villa Hanoğlu. Bu yeni durum da ‘ek bir görev almasını’ gerektirmiş; TBMY Tiyatro, Bale, Müzik, Yabancı Dil (kapıdaki yazıda birleşik yazılmış), Moda, Seramik Özel Okulu’nda ‘Edebiyat ve Güzel Konuşma’ öğretmenliği. Böyle ‘sınıf geçme mecburiyeti olmayan bir okulda ilk defa vazife görecek’. Müdire Müşerref Çapın, kendisini tanıtırken “Diksiyon ve inşat çalışmalarınızda başarınıza yardımcı olmasını dilerim” demişti sınıftakilere.
Öğrencilerin tümü kız. Hepsi ‘tahsilli, zeki, zengin aile çocukları’. “Davranışları yaman. Öyle sorular soruyorlar ki bunaldım bir ara” diye anlatıyor evde Vedat. “Moda dergilerindeki mankenler gibi şık hepsi. Hepsi de güzel şeyler.”
Daha ilk gün “Senin için tehlikeli olmasınlar. Dikkat et” diye uyarır Şermin. Bir önsezi işte. Kocasına güveniyor ama Onları da tanıyormuş. “Ben de o yaşlardan geçtim. Cüretli gibidirler ama aslında kuşlar kadar ürkektirler. Tam âşık olacak yaştadırlar. Sen de Onlar için tehlikelisin. Beğenecekleri bir erkeksin.” Gerçi böyle bir şey kahramanımızın aklından bile geçmiyor yine de belli mi olur.
“Hatıralar annesi, sevgililer sultanı//Ey beni şad eden yâr, ey tapındığım kadın!//Ocak başında seviştiğimiz o zamanı//O canım akşamları elbette hatırlarsın//Hatıralar annesi, sevgililer sultanı.” Derste, ‘Büyük Şairler ve Şiirleri-50 Şair’den (1961) (Tahsin Yücel) (Varlık Yayınları) Balkon’u (1856) (Le Balkon) (Charles Baudelaire) (Çeviri Cahit Sıtkı Tarancı) okuyor.
Dersteki sertliği görülmeye değer. Hiçbirine yüz vermiyor. “Sanki sınıfın bir parçasıyız. Eşyasıyız sanki” diyorlar. Hepsine öyle bakıyor. Bu nedenle ‘Bay Granit’ adını takmıştı Hülya. “Korkusundan böyle yapıyor… Kendisini beğenmiş erkekler daha çabuk elde edilirler. Kapılmaktan, tutulmaktan korktukları için böyle ciddi ve mağrur görünürler.” Kararını vermiş âşık edecek kendisine. “Biraz üstüne düşmeye ve sabırlı olamaya bakar.” Arkadaşları “İsmin Hülya değil Hayal olmalıymış senin” diye takılınca bahse tutuşur; “Hazırlanın öyleyse. Ayaklarını yerden keseceğim, aşktan kanatlar takacağım Bay Granit’e.”
Bir başka gün ‘kapalı ön, düz ve kısa vokal’i anlatıyordu Vedat. Türk harflerindeki mukabili ‘i’ imiş. “Bu ses çıkarken ağız ve dil adaleleri gergin, dil ucu alt dişlerin gerisinde, dil önü sert damağa yaklaştırılmış, dudaklar yayvan, dişler kapalı vaziyette: ‘İp’, ‘inci’, ‘için’.” Fırsatı kaçırmayan genç kız bir şarkı ile yanıt verir. “İçin için yanıyor, yanıyor bu gönlüm.” (Muhayyer Kürdî) (Şekip Ayhan Özışık).
Hülya Akuğurgil, fabrikatör Necmi Bey’in kızı. 4. Levent’te oturuyorlar. Kolej mezunu, iyi kalpli, tertemiz biri. Bir buçuk yıldır Metin’le (O’nun da babası fabrikatör) arkadaşlık ediyor. Delikanlı eskiden evlilerle alay ederken Hülya’ya tutulduktan sonra bambaşka biri olmuş. Şimdi ‘bir an evvel’ evlenmek istiyor. Babası Renan Fosforoğlu bu durumdan çok hoşnut; “Hülya’dan önce gezen, eğlenen, kendi havasında bir insandın… Bir evlat borçluyuz o peri kızına.”
Eski uçarı Metin işine dört elle sarılmış şimdi. Mentaş Şirketi ile görüşüyor. Teklif verip alıyor. Sevdiği kıza evlilik önerisi ise şimdilik karşılıksız.
Bu arada dersler tüm hızıyla devam ediyor.
‘Firari’ (Faruk Nafiz Çamlıbel): “Sana çirkin demedim ben//Sana kâfir demedim//Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin//Yaşadın 5 sene kalbimde, misafir demedim//Bu firar aklına nerden, ne zaman esti senin.”
Genç kızın duyguları sarkaç gibi. Bir orda bir burada. ‘Şeker Bayramı’ armağanına beklediği yanıtı alamaz Vedat’tan.”Hoşlanmam böyle ilgilerden. Öğretmen ve öğrenci olarak kalalım lütfen.”
‘Blow Up’daki (1966) ‘Stroll On’ (Jeff Beck, Chris Dreja, Jim McCarty, Jim Page, Keith Relf). Metin ise hep Hülya’nın peşinde. The Yardbirds’ün şarkısı ile dans ederken ‘tuhaflaşmasının, neşesiz, isteksiz olmasının’ nedenini soruyor.
Günler geçip ‘granitten en ufak bir parça koparamayınca’ kinlenir genç kız. “Şaka olmaktan çıktı bu iş. Gururumla oynamanın ne demek olduğunu göstereceğim O’na.”
İş ciddileşmeye başlayınca kendisi âşık olur.
Bir mektupla buluşmak istediğini yazıyor. “Sizinle mutlaka konuşmalıyım. İlk gördüğüm andan beri kalbim sizin için çarpmaya başladı. Uykularım sizin rüyalarınızla dolu. Sizi yarın saat 3’te Emirgan’daki Hayat Bahçesi’nde bekleyeceğim.” Arkadaşları “Çok beklersin nasılsa gelmeyecek. Yanına bir roman al” diye takılınca mektuba ufak bir ek yapar. Gelmezse bir genç kızın hayatıyla oynamış olacak, ömrü boyunca vicdan azabı çekerek ıstırap içinde kavrulacakmış.
Çayevinde “Tertemiz bir istikbal bekliyor sizi. Böyle maceralar bütün hayatınızı gölgeleyebilir. Ben kötü bir adam olabilirdim. Bu halinizden, bu zaafınızdan istifade eder sonra da terk ederdim” diyor Vedat. Bir kötülüğü daha varmış bu işin. “Genç ve güzelsiniz. Ya ben de sizi sevecek, tutulacak olursam?”
‘The V.I.P.s’deki (1963) ‘The Bracelet’ (Miklós Rózsa). Karısı ve çocuğunun resmini gösterir. “Bu iki sevgili insanın hali ne olur? Düşünün, böyle bir felakete sebep olmak ister misiniz?” Hülya kendini tutamayıp ağlayınca “Gözyaşlarına değil saadetlere layıksın” diye devam ediyor.
Arkadaşları ile konuşurken çok farklıydı genç kız. “Bitti, vazgeçtim. Bahsi kaybettim, utandım. Küçüldüm yanında. Nasıl şımarık bir budala olduğumu anladım. Üstüne niçin düştüğümü, alay etmek için, eğlenmek için seviyormuş gibi davrandığımı söyleyemedim. Başka türlü bir erkek. Çünkü karısını ve çocuğunu seviyor. Onlara ihaneti aklından bile geçirmiyor.” Sevgi Can “Biraz daha methedersen adama ben tutulacağım” diyecek kadar etkilenmiş.
O günlerde Şermin ‘beynini hançerleyen ağrıların nedeni olan menhus hastalıkla’ boğuşmaktaydı. İlk doktoru Necabettin Yal biraz ümitsiz. İkinci doktor Semih Sezgin-Muammer Gözalan biraz daha olumlu. “Verdiğim ilaçları muntazaman alacaksınız. Haftada iki gün de elektriğe (niyeyse!) geleceksiniz. Ümidimizi hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Azimli olacak, yaşamaktan vazgeçmeyeceksiniz. Sizden sadece bu yardımı istiyorum.” Ne kadar yaşayabileceğini ‘hastalığın seyri, tedavideki başarı ve genç kadının gayreti’ bilirmiş.
Tek düşüncesi Vedat ve Oya. “Ayrılamam Onlardan Ne hayata nede Onlara doyamadım (‘doydum’ demeliydi).” Karar vermiş evde hastalığını belli etmeyecek. Bilmelerini istemiyor. Kendinden soğusunlar, ölümünden sonra acı çekmesinler diye çok kırıcı davranır. Yemek yapmıyor, evle ilgilenmiyor, geç vakte kadar dışarda kalıyor.
‘İki Kişiye Bir Dünya’ (1957) (Ümit Yaşar Oğuzcan); “Gelme diyorsun//Bu gel demektir//Birazdan güneş doğacak//Doludizgin atlılar geçecek yüreğimden//Seni düşüneceğim//Gümüş mahmuzların parlaklığınca//Yağmur nal izlerini örtmeden sana geleceğim//Bekle beni.”
Vedat da, karısındaki bu değişim nedeniyle şaşkınlık içindeydi. Dalgınlığı okuldakilerin dikkatini çekmiş. Hülya konuşmak ister. Tenha bir gazinoya giderler. Metin’in arkadaşı Oktay Yavuz da oradaydı. Hemen haber uçurur delikanlıya.
‘Vivre For Vivre’deki (1967) ‘Theme de Candice’ (Francis Lai). Hülya ve Vedat, Şermin’in durumunu konuşurlarken Metin gelir. “Talebenle sevişmeye utanmıyor musun” diye bağırıyor. ‘Kart Çapkın’ bile der.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Police is Waiting’ (André Previn). Kaçınılmaz bir şeklide iş kavga ve yumruklaşmaya varıyor.
Evdeki havadan, karısının anlaşılmaz davranışlarından bunalmıştı kahramanımız.
‘Kadifeden Kesesi’. ‘Yağmur Çiselerken’deki (1967) meyhanede arar çözümü. Efkâr dağıtıyor.
Biraz toparlanmak için Kilyos’a gitmeye karar verir. “Ayrılmadan önce son bir tecrübeye karar verdim. Şehir dışında bir otelde kalacağım. Bir müddet görmeyelim birbirimizi. Kavgasız, sakin, ayrı ayrı düşünelim.” Ya aralarındaki sorunu bitirecekler ya da ayrılacaklar.
Metin’in ziyaret edip durumu anlatması Şermin’in işini kolaylaştırır. Ölümünden sonra yerini alacak kadını bulmuş; ‘Hülya’. Kocasına bir eş, kızına bir anne olmasını istiyor.
Kilyos’ta her şeyi öğrenen Vedat ailesine döner.
İşler içinden çıkılmaz olmuşken doktordan bir telefon geliyor kahramanımıza. Görüşmek için muayenehaneye çağırır. Bu sırada Şermin’de bir veda mektubu yazıyordu odasında. “Elveda Vedat. Nihayet gerçeği sana açıklamak mecburiyetindeyim. Bir başkasını seviyorum ben. Biliyorum çok iğrenç bir şey bu. Hele bir kız annesi için yüz karası. Ama hiçbir zaman sevdiğime gitmeyeceğime emin olabilirsin. İkinizin de alnına sürmeye mecbur olduğum bu lekeyi kanımla temizleyeceğim. Ölüme gidiyorum Vedat. Arkamdan sakın ağlama. Oya’ya da ağlamamasını öğret. İkinizi de mutlu yarınlar bekliyor.”
Doktor Semih Bey, karanlık gecenin ardındaki sabah gibi müjdeli haberi verir: “Vücut bir mucize yaratmış. Habis hücreler yok olmuş.” Yaşayacak çok şükür!
Son karelere doğru iki fren sesi var. İlkinde ne olduğunu söyleyen kişi filmin sürprizi: Yönetmen Nejat Saydam. “Bir kızcağız kendini arabanın altına attı” diyor. Şermin canına kıymak istemiş ama neyse ki kamyon şoförü tam zamanında frene basmış. İkinci fren sesi bir otobüsten. Bunun freni de ‘tam zamanında’.
Doktor Semih Bey müjdeli haberi telefonda verseydi de bu karmaşa olmasaydı.
Son yazısından önce çifte mutluluk: Hülya ile Metin’in düğünü ve Şermin’e kavuşan Termen ailesi.

“Peer Gynt Suite No.1, Op. 46; III. Anitra’s Dance” (1875) (Edvard Grieg).
Zeki Dinçsoy’un idaresinde Tatbiki Tiyatro dersi.
Arkadaşları bu notalarla dans ederken Hülya, ‘Bay Granit’e ‘Romeo ve Juliet’den (1597/99) (Shakespeare) cümleler söylüyor.
“Elveda resmiyete (aslı ‘compliment/iltifat’). Seviyor musun beni? Biliyorum ki ‘evet, hem de pek çok’ diyeceksin. Peki, inanıyorum. Yemin edeyim deme. Belki de sözünü tutamazsın. Jüpiter eğlenirmiş sözünü tutamayan âşıklarla. Romeo sevgilim, gitme.”
(Yazan: Murat Çelenligil)


Künye

Yönetmen Nejat Saydam
Senaryo
Yapımcı Murat Köseoğlu
Görüntü Yönetmeni Melih Sertesen
Süre 85 dk
Tür Dram
Özellikler 35 mm, Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Çocuk Parkı, Doktor, Edebiyat Hocası, Gazino, Kıskançlık, Daha Fazlası

Oynayanlar

Sema Özcan Sema Özcan
Ekrem Bora Ekrem Bora Vedat Termen
Sedat Demir Sedat Demir Sedat
Ufuk Enünlü Ufuk Enünlü Oya Termen
Renan Fosforoğlu Renan Fosforoğlu Metin'in Babası
Necabettin Yal Necabettin Yal Doktor
Leman Akçatepe Leman Akçatepe Hülya'nın Annesi
Müşerref Çapın Müşerref Çapın Okul Müdiresi
Şadi Şener Şadi Şener Hülya'nın Babası
Zeki Dinçsoy Zeki Dinçsoy Bale Hocası
Güler Alış Güler Alış
Ayla Çapın Ayla Çapın
Sevgi Can Sevgi Can
Berna Işıl Berna Işıl
Muammer Gözalan Muammer Gözalan
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Ekrem Bora Seslendirme
Muhip Arcıman Muhip Arcıman Muammer Gözalan Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Salih Güney Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Sema Özcan Seslendirmesi
Birsen Kaplangı Birsen Kaplangı Ufuk Enünlü Seslendirmesi
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Sedat Demir Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Melih Üstüngör (Yapım Sorumlusu)
Baykal Kent (Set Amiri)
Yönetmen Ekibi Refet Gülerman (Yönetmen Yardımcısı)
Namık Karakılıç (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Tosun Bayri (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)
Osman Bilen (Laboratuar)
Nevzat Dişiaçık (Laboratuar)
Kamil İpekar (Laboratuar)
Hüseyin Demirayat (Laboratuar)
Arif Özalp (Laboratuar)
Adnan Açıkalın (Laboratuar)
Işık Ekibi Hikmet Tülek (Işık Şefi)
Cengiz Arlı (Işık Şefi)
Ahmet Ateş (Işık Şefi)
Sanat Ekibi Nazım Akbulut (Aksesuar)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Tasarım İbrahim Enez (Teaser Afiş Tasarımı)

Firmalar

Acar Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (4)

performer avatar performer 14 Mayıs 2014 22:13:50

7

isminden de anlaşıldığı gibi dönemin kadın seyircisini üzüp ağlatmak için yapılmış bir film. atıf yılmaz yönetseymiş belki daha farklı olabilirdi.

beyzacetin avatar beyzacetin 17 Temmuz 2013 17:21:15

Sevdiğim bir film. Şermin in hastalıgını ögrenmesiyle bir kabusa dönüsen hayatı, filmin cok karamsar bitecegini düşündürse de son anda mutlu sona erismeleri cok sevindirdi beni. Ekrem Bora karizmatik ögretmen, iyi bir eş ve iyi baba rolünde cok basar ılı. Esen Püsküllü ise kısacık saclarıyla oldukça çocuksu bu filmde.

benimsinema avatar benimsinema 28 Temmuz 2012 17:13:07

7

ben daha cok esen püsküllünün performansini begendim, tabii ki digerleride hakkini vermis... sema özcan önemli hastaliga yakalnir ve bunu ailesinden gizler, insan bu durumda aileye muhtacken nasil gizleyebilir anlamis degilim...ekrem boraya helal ols un, esi ne kötülükler yapti yinede direndi emek verdi..salih güneyin rolü digerlerine göre az olsada, filme renk katmis

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 08 Mart 2012 20:49:03

8

Bence Nejat SAYDAM'ın bir yeşilçam klasiği.. Sema ÖZCAN hastalıklı bir kadını, O ruh haliyat'la başarıyla oynamakta. Birde onu seslendiren Nevin AKKAYA'NIN sesiyle oynaması filmide izlenir kılmış Ekrem BORA & Esen PÜSKÜLLÜ, Salih GÜNEY'İN oynuna karşı daha iyi performans göstermişler.. Çocuk yıldız Ufuk ENÜNLÜ O'nu ilk defa izlememe ragmen gayet başarılı da. Hasılı izlenilebilir bir film'de denilebilir... 

Yandex.Metrica