Konuş Onunla

8,37

( 6 kişi yorum yaptı )

Konuş Onunla

(Hable con ella)

Sinema Filmi

2002

Altın rengi, üzeri somon güllerle dolu perde Pina Bausch’un Café Müller adlı izletisini sergilemek üzere açılır. İzleyenler arasında birbirini tanımayan iki genç adam vardır. Bir hemşire olan Benigno ve kırklı yaşlarında bir yazar olan Marco. Sahnede ahşap iskemleler ve masalar arasında, Henry Purcell’in The Fairy Queen adlı eseriyle, kollarını açmış danseden iki kadın vardır. Performansın duygusallığı karşısında Marco ağlamaya başlar. Benigno yanında oturan adamın ağladığını farkeder ve kendisinin de bu gösteriden çok etkilendiğini söylemek ister ama cesaret edemez.

Aylar sonra iki adam El Bosque adlı Benigno’nun çalıştığı özel bir klinikte tekrar karşılaşırlar. Lydia, Marco’nun profesyonel boğa güreşçisi olan kızarkadaşı yaralanmış ve komadadır. Benigno ise kl inikte çalışmakta ve komada bir başka genç kadına, bir bale öğrencisi olan Alicia’ya bakmaktadır. Marco, Alicia’nın odasının önünden geçerken Benigno onunla konuşmaya başlar. Bu herşeyin altüst olduğu yakın bir dostluğun başlangıcı olur. Kliniğin dört duvarı arasında ne kadar süreceği belli olmayan bu zaman dilimi; 4 insanın hayatını, geçmişini, bugününü ve geleceğini bilinmeyen bir kadere doğru taşır.

Konuş Onunla iki erkeğin dostluğu, yalnızlık ve tutkunun açtığı yaraların uzun süre kapanmaması üzerine bir film. Ayrıca çiftler arası iletişimsizlik ve iletişim üzerine bir film. Sinemanın bir konuşma yolu olması üzerine. Sessiz bir kişiyle yapılan monologun, verimli bir diyalog olabileceğini anlatan bir film.

Konuş Onunla anlatım zevki ve sözlerin yalnızlığa, hastalıklara, ölüme ve deliliğe karşı bir silah gibi kullanılması üzerine bir film. Film ayrıca delilik üzerine de bir film, fakat bu şefkat ve mantığa o kadar yakın bir delilik ki bazen normal ile ayrılamıyor.

Annem Hakkında Herşey bir tiyatro perdesinin kapanmasıyla sona ermişti. Konuş Onunla aynı perdenin karanlık bir sahnede açılmasıyla başlıyor. Annem Hakkında Herşey‘deki karakterler aktrisler, sahtekarlar ve sahnede veya gerçek hayatta oyunculuk yeteneği olan kadınlardı. Konuş Onunla’daki karakterler ise kendi hayatlarını gözden geçiren anlatıcılar, kendilerini dinleyen herkese, aslında özellikle de dinleyemeyen herkese kendilerini anlatan erkekler...

Ödüller

En İyi Yabancı Film (60.Altın Küre Ödülleri-2003)

En İyi Özgün Senaryo (75.Oscar Ödülleri-2003)

Toplam İzleyici 83.798

Son Yorumlar (6)

tdran avatar tdran 04 Ağustos 2008 11:36:08

harika bir başyapıt.dünya klasiklerinde yer almayı sonuna kadar hakediyor.özellikle hasta bakıcınn bitkisel hayattaki birine duyduğu aşk ve ve onu normal hayata döndürmesivs.hikayeyi orjinal kılmış

Sineperi avatar Sineperi 29 Temmuz 2008 08:12:07

10

İlk defa Almadovar'ın bir kadına erkek kimliği yakıştırdığını gördüm bu filmde. Evet evet başkahramanlardan biri bir kadın matador! Yani ancak bir erkeğin yapabileceği, zalim bir mesleğe sahip. Boğa'nın sırtındaki mızraklardan akan kana, çektiği acıy a rağmen ölümle dans edişini izlemek ilk defa çok etkiledi beni. Biz insanlar da öyle değil miyiz çoğu zaman? Özellikle aşk ve tutku söz konusu olduğunda, acı çekeceğimizi bile bile inat edip üstüne gitmez miyiz? Kendi ölümümüzü matadorumuzun (aşığımızın) eline bırakmaz mıyız? Körü körüne, sırf kırmızı (tutku) bizi çağırıyor diye... Filmde sıradan, basit, hatta hasta ruhlu denecek kadar toplum içinde önemsenmeyen hatta dışlanan, kendi halinde görünen birinin aslında hayata bağlanma nedeni olarak aşkı, tutkuyu seçmesiyle takdire şayan bir uğraş edinip bize mucizelerin var olabileceğini öğretiş biçimi biraz şaşırtıcı biraz da ürkütücü. Bu tutku onun tüm yaşamını yönlendirir ve hatta sonlandırır, hayatının en büyük hatasını yaptırır. Fakat kadınların asıl neye ihtiyacı olduğunu hem her gün yaptığı işle hem de tek bir replikle bir çırpıda anlatıveriyor. İroni bu ya aşık olduğu kişi bundan tamamen habersizdir. Fakat tüm yaşamı da bu kişinin etkisi altına alınmıştır. Garip bir kader örgüsü çizmiş Almadovar. O kadar ki adını telaffuz bile etmek istemediğim bitkisel hayatta ve tamamen savunmasız olan bir kadına yapılan şiddet sonucu gelişenlerle, neredeyse bize toplumumuzdaki "her işte bir hayır vardır" inancına taşıyor. İnsan kızsın mıı, yoksa iyi olmuş mu desin şaşırıyor... Tabii asıl konu erkeklerin çoğunun, kadın kanlı canlı karşısında dursa da, bitkisel hayatta olup yatakta yatsa da iletişim kurmakta, kendini ifade etmekte güçlük çekmesinin anlatılış biçimi. Sonuç olarak bu filme Almadovar "mucizelere inanmayı elden bırakmayın", "yürekten inanırsanız, inancınız sizi istediğiniz yere taşıyacak" mesajını veriyor. Tabii beyler, yine sözüm size: 3 günlük dünyada neden artık kendinizi serbest bırakıp sizin için değeri olan kadınlara kendinizi açmıyorsunuz ve mutluluğu paylaşmıyorsunuz, dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirmiyorsunuz?? Kadınların ne istediğini anlamak için Benigno'yu dinleyin derim :)

badem ağacı avatar badem ağacı 05 Temmuz 2008 12:27:07

10

"uyuyanlar ve yaşayanlar": yatağında olanlardan habersiz yatan iki kadın ve onlardan sorumlu yaşayan iki adam. almodovar filmde bize her ne kadar erkek hikayesi anlatsa da olanlara sebeb kadınlar yine başkahramanımız. özellikle karşılıksız yaşanan bir aşk hikayesi bıraktığı etki ile tüm hataları affettirebilir gibi duruyor. hata mı, zaaf mı, tutku mu, aşk mı yoksa iyiylik mi sorgulamaya başlıyoruz.

camus 06 Aralık 2006 03:03:12

10

Filmin künyesinde varolan \"konu\" başlığındaki anlatım bile çok yoğun, aynı film gibi. Drama bundan daha iyi sergilenebilir mi? Bence hayır. \'Mükemmel\' kelimesi yetersiz kalıyor...

nali 29 Ekim 2006 21:02:10

10

tam bir klasik.en sevdiğim filmlerden birisi ve arşivimde bulunmaktadır.almadovar a benim hayran olma sebebim.ne diyebilirimki bu film için.şahane.

Ahmet avatar Ahmet 20 Şubat 2003 00:00:00

9

Almodovar sen neymissin be abi!

Yandex.Metrica