Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Dogville (Dogville)

Dogville

8,02

(12 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 5 Aralık 2003 2 Saat 58 Dk Gizem Gerilim Dram Gizem, Gerilim, Dram
IMDb puanı: 8.2

Yönetmen: Lars Von Trier Lars Von Trier

Ülke: almanya, danimarka, finlandiya, fransa, ingiltere, hollanda, norveç, isveç, ABD

Gişe: 47.831

Oyuncular: Lauren Bacall, Nicole Kidman, Jean-Marc Barr, James Caan, Jeremy Davies, Ben Gazzara, Blair Brown, Harriet Andersson, Paul Bettany, Patricia Clarkson Devamını Gör...

Konusu : Bu yılın Cannes yarışmasında Lars von Trier’ın Dogville'i yine acımasız öyküsü ile karşımıza çıkıyor. Uzun süresi ve tiyatral yapısı ile insan doğasında yaşanan hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. Üç saatlik filmi ile Von Trier seyirci ve eleştirmenleri de karşı karşıya getiriyor. Nicole Kidman ve Paul Bettany gibi uluslararası anlamda tanınmış oyuncuların olması filmin değerini arttırabilir fakat buradaki asıl star, orijinal ve özür dilemeyen kişiliği ile Avrupa Sineması sınırlarını çizen Von Trier'ın kendisidir. Von Trier’ın USA üçlemesinin ilk bölümü olan Dogville Amerika'da geçmiyor fakat İsveç'te geçiyor. Yapım sorumlusu Peter Grant bahçeleri, ağaçları ve geniş alanlı evleri olan bir kasaba oluşturuyor. Bir sahne yapımı için oldukça iyi bir dizayn olabilir fakat Dogville'in kalbini ve duygularını yansıtmıyor sadece onların daha derinden ortaya çıkmasını sağlıyor. Bir kısmı zamanın ünlü tiyatro yazarları ve yazarlarını Eugene O’Neill ve William Faulkner'dan Maxwell Anderson ve Thornton Wilder gibi yansıtıyor. Amerikan televizyonunun altın çağında bazı kaybolmuş dizileri de anımsatıyor. Ayrıca Brecht ve Pirandello, Clint Eastwood’un High Plains Drifter ve yabancı bir yere gelen herhangi bir mültecinin başından geçenler filmde yankılanıyor. Dokuz bölüm ve prologla açılan filmde anlatıcı olan John Hurt olayları anlatırken bazı olayları ve karakterleri çarpıtıyor. Örneğin güzel kaçak Grace (Kidman) Dogville'e geliyor ve buraya sığınmaya çalışıyor, kendini buradaki yabancıların iyliklerine bırakıyor. Von Trier'ın filmlerinde görmeye alıştığımız Udo Kier ve Jean Marc Barr gangester rolünde, Grace masum acı çeken bir kadını canlandırıyor. Von Trier’ın Breaking The Waves ve Palme d’Or galibi Dancer In The Dark'ta olduğu gibi. Belki içlerinde en dünyalısı fakat en kalpsizi. Yazar ve filozof olmayı isteyen Tom (Bettany) Grace'in davasında onu savunuyor. Dogville'in iyi insanları onu barındırarak koruma altına alıyorlar. Grace onların iyiliğine karşı çalışmak istiyor fakat kimse ona verecek iş bulamıyor, en azından en başta. Fakat daha sonra bu değişiyor ve bütün gün boyunca çalışmaya başlıyor. Fakat filmin gidiş hattı birdenbire değişiyor ve bu iyilik sever kasaba halkı tuhaf bir biçimde değişiyor. Grace'e yapılan iyilikler acı olarak geri dönüyor. Uygarlığın ve arkadaşlığın maskesi düşüyor ve insanlığın karanlık yüzü ortaya çıkıyor. Zamanın yeteri kadar uzun olmasına rağmen Dogville sizi bıktırmıyor. Dikkatinizi çekecek ve ilginizi dağıtmayacak o kadar çok malzemeye sahip ki. Nicole, Grace rolünü fiziksel ve duygusal olarak çok iyi oynuyor ve Bjüörk'ün Dancer In The Dark'taki beceriksizliğini taşımıyor. Allan Hunter'ın Cannes Film Festivali için yaptığı yorumdan...



Yamanwien

19 Aralık 2010 17:48

Lars Von Trier`in beni en cok sarsan filmi. Hayvanim`i suratima carpan film.

Gerceklige kimse tahammül edemez, onu kabullenmez, yüzlesse bile. Onu, yani gercegi hep yamutarak bakariz. Herkes temizdir. Yaptigimiz günahlarin bile savunalacak bir nedeni vardir. Cünkü biz iyiyiz.

Allahin bir lütfu olarak, masum (!) kasabamiza bir zarif bir ayna gönderilir: Al ve kendini oku denilir bize. Icindeki insan`ini ya ortaya cikar, yahut hayvaninin (=biyolojininin) altinda ezil.

Tiyatro sahnesi dünya. Grace Allahin lutfu bir ayna, yani hayatta karsilastigimiz insanlar ve onlarin getirdigi olaylar. Nefsimize hizmet ettigi müddetce insanlar (=Grace) hayattimizda kalabilir (=kasaba halkinin karariyla kalan Grace), bazen olaylar beklemedigimiz sekilde gelisir, güc elimize gecmistir (=polisin kasabaya arama ilanini asmasinin sonucu),ezeriz, hazzimizi tatmin ederiz, en saf halimiz dahi kirlenmistir. (=kasabanin en saf insani,kamyoncu  Grace kacirmasi ve sonra ondan faydalanma girisimi). Kendimizle yüzlesmeyiz, cesaret edemeyiz, günahlarimizin illa bir aciklanilabilecek bir sebebi vardir (=Grace`in klisede Kasabalilara bütün pisliklerini yüzlerine söylemesi)..

Trier, canimi cok acittin.

Cevap Yaz

ceyhun_mr

23 Kasım 2010 21:32

film için söylenecek ilk şey kesinlikle sıradışı,ilginç bir felsefe filmi olduğudur.Bir tiyatro oyununu andıran dar mekanı ile çok fazla şey anlatılmış.Derin felsefik yaklaşımlar,izleyicinin zihnini devamlı uyarıcı nitelikte sorular ve aslında pek de beklenmeyen bir son var.Filmin her yerine mutlak bir zıtlık hakim.Merhamet-zulüm,Saflık-art niyet,lutuf-nankörlük,sadakat-ihanet,kibir-alçakgönüllülük ve daha birçok kavram zıtlığı ile birlikte verilip,sorgulanıyor (hatta dar bir alanda çok fazla şey anlatmak bile bu zıtlıklardan biri).

Baş karekterin adı 'Grace', hem lütuf hem de zerafet manalarına geliyor.Bu ismin bile hikayeye tam oturacak şekilde kendine yer bulması flmin artı yönü.Aslında insanların ne kadar nankör olduğu,ne kadar iyilik yapılsa da bu lütufların nankörlükle karşılık bulacağı hatta zarifliğin de bu zıtlık karşısında kendi zıttına dönüşeceği açık bir biçimde anlatılmış.Eksi noktası; 'Grace'in başına gelenler son derece can sıkıcı,filmden soğutucak kadar da moral bozucu.Hep bir tepki bekliyorsunuz ancak olaylar daha da kötüye gidiyor.Tabii bu durum da can sıkıcı oluyor haliyle.Bir de tuhaf olan şey köpeğin adının musa oluşu.Her ne amaçla olursa olsun köpeğe böyle bir ismin verilmiş olması üzücü.Keşke bu eksiler olmasaydı da film mükemmel olsaydı.Ancak bunlara rağmen yine de izlenecek sıradışı filmlerden birisi kesinlikle. 

Cevap Yaz

kerem25

9 Mart 2009 13:19

film kesinlikle sıradışı.tiyatro sahnesi gibi bi yerde ve çok az oyuncu ile çekilmiş...

Cevap Yaz

free_style

2 Aralık 2008 20:15

enigmacuture arkadaşım ben filmi izledim. Tiyatro sahnesi gibi dememin sebebi, sinema filmi izlerken böyle birşeyle karşılaşmak. Yani film diye gidip de tiyatro izlemek garip bir duygu. Film bir tek mekanda çekilip de tiyatro sahnesi gibi olmayabilirdi de. Tek bir mekanda çekilen her film tiyatro sahnesi mi oluyor?.Ayrıca ben filmi favorisine ekleyenlerdenim. Filmi kötülemek için hiçbir şey yazmadım...

Cevap Yaz

enigmacuture

1 Aralık 2008 14:09

yapılan yorumlar hep filmi izlemeyenlere ait. birisi çıkmış sanki tiyatro sahnesi demiş. zaten sankisi fazla film tek bir  mekanda çekilmiş. tiyatro ve sinema karışımı. ne yazıkki bu filme izlemeyenler de yorum yazmışlar kendi türü içinde 10 da 10"luk bir film ve filmin finaline dikkat diyorum şok olabilirsiniz.

Cevap Yaz

free_style

5 Ağustos 2008 16:56

Değişik bir tarz olmuş. Sabır işi bir film. Yani hemen aksiyon olsun diyorsanız kesinlikle beğenmezsiniz. Ancak filmin sonuna kadar sabredebilenler çok iyi duygularla ayrılabilirler. Normal film şeklinde değil de sanki tiyatro sahnesinde film çekilmiş. İlginç olmuş...

Cevap Yaz

nerkn01

2 Haziran 2008 22:10

Güçlü şaşırtıcı bir anlatım, taptığım bir görsellik, soyutlama ama sapık bir hikaye!

Hikaye özeti: Polyanna'ya bir köy dolusu erkek tecavüz etse babası ne yapar?

Anlatım tekniğinde bence en üst noktaya çıkıyor. Karanlık bir stüdyoda yere çizilmiş duvarlar, sadece gerektiği için konmuş objelerle insan zihnini, hayalgücünü harekete geçiriyor. Koyduğu yapaylık tam tersi gerçeklik olarak bize zihnimize işleniyor.

 Bu arada, 2. yarının 5.dakkası çıktım filmden, hiç de çekemem.

Cevap Yaz

duyqu ar

22 Ocak 2008 19:24

çok hoş bi film tek kelimeyle bayıldım.. mış gibi yapmak bu olsa gerek lars von trier yine denemiş yine basarmış nişcole kıdman işe komediden korkuya dramdan aksıyona kadar her rolu tasıyabilen bi oyuncu küçüklüğümde oldqu gibi olmayan ewlerde olmayan arkadaslar ve olmayan oyuncaklarla oynamak gibi bişi bu film zamn mekan kavramından yoksun alabıldqne doğal ve alabildqne doğaçlama bi film

Cevap Yaz

erakman

16 Mart 2007 10:09

tarifi zor bi film.belli bi kalıp içersınde olmayan ve danimarkalı yönetmenın filmdeki mekanlarla adeta alay gecer şekılde film cekmesi. bir başyapıt.n..cidman cok gzl ama filmin sonunda gözüken james caan harika...

Cevap Yaz

papua

21 Temmuz 2006 21:21

işte böyle sıradışı film isteyenler kesinlikle kaçırmasın yazık olur.çok ilginç bir çekim tarzı var.harika...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica