Dogville

8,02

( 12 kişi yorum yaptı )

Dogville

(Dogville)

Sinema Filmi

2003

Bu yılın Cannes yarışmasında Lars von Trier’ın Dogville'i yine acımasız öyküsü ile karşımıza çıkıyor. Uzun süresi ve tiyatral yapısı ile insan doğasında yaşanan hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. Üç saatlik filmi ile Von Trier seyirci ve eleştirmenleri de karşı karşıya getiriyor. Nicole Kidman ve Paul Bettany gibi uluslararası anlamda tanınmış oyuncuların olması filmin değerini arttırabilir fakat buradaki asıl star, orijinal ve özür dilemeyen kişiliği ile Avrupa Sineması sınırlarını çizen Von Trier'ın kendisidir.

Von Trier’ın USA üçlemesinin ilk bölümü olan Dogville Amerika'da geçmiyor fakat İsveç'te geçiyor. Yapım sorumlusu Peter Grant bahçeleri, ağaçları ve geniş alanlı evleri olan bir kasaba oluşturuyor. Bir sahne yapımı için oldukça iyi bir dizayn olabilir fakat Dogville'in ka lbini ve duygularını yansıtmıyor sadece onların daha derinden ortaya çıkmasını sağlıyor.

Bir kısmı zamanın ünlü tiyatro yazarları ve yazarlarını Eugene O’Neill ve William Faulkner'dan Maxwell Anderson ve Thornton Wilder gibi yansıtıyor. Amerikan televizyonunun altın çağında bazı kaybolmuş dizileri de anımsatıyor. Ayrıca Brecht ve Pirandello, Clint Eastwood’un High Plains Drifter ve yabancı bir yere gelen herhangi bir mültecinin başından geçenler filmde yankılanıyor.

Dokuz bölüm ve prologla açılan filmde anlatıcı olan John Hurt olayları anlatırken bazı olayları ve karakterleri çarpıtıyor. Örneğin güzel kaçak Grace (Kidman) Dogville'e geliyor ve buraya sığınmaya çalışıyor, kendini buradaki yabancıların iyliklerine bırakıyor.

Von Trier'ın filmlerinde görmeye alıştığımız Udo Kier ve Jean Marc Barr gangester rolünde, Grace masum acı çeken bir kadını canlandırıyor. Von Trier’ın Breaking The Waves ve Palme d’Or galibi Dancer In The Dark'ta olduğu gibi. Belki içlerinde en dünyalısı fakat en kalpsizi.

Yazar ve filozof olmayı isteyen Tom (Bettany) Grace'in davasında onu savunuyor. Dogville'in iyi insanları onu barındırarak koruma altına alıyorlar. Grace onların iyiliğine karşı çalışmak istiyor fakat kimse ona verecek iş bulamıyor, en azından en başta. Fakat daha sonra bu değişiyor ve bütün gün boyunca çalışmaya başlıyor. Fakat filmin gidiş hattı birdenbire değişiyor ve bu iyilik sever kasaba halkı tuhaf bir biçimde değişiyor. Grace'e yapılan iyilikler acı olarak geri dönüyor. Uygarlığın ve arkadaşlığın maskesi düşüyor ve insanlığın karanlık yüzü ortaya çıkıyor.

Zamanın yeteri kadar uzun olmasına rağmen Dogville sizi bıktırmıyor. Dikkatinizi çekecek ve ilginizi dağıtmayacak o kadar çok malzemeye sahip ki. Nicole, Grace rolünü fiziksel ve duygusal olarak çok iyi oynuyor ve Bjüörk'ün Dancer In The Dark'taki beceriksizliğini taşımıyor.

Allan Hunter'ın Cannes Film Festivali için yaptığı yorumdan...

Oynayanlar

Nicole Kidman Nicole Kidman Grace Margaret Mulligan
Harriet Andersson Harriet Andersson Gloria
Lauren Bacall Lauren Bacall Anne Ginger
Jean-Marc Barr Jean-Marc Barr Büyük Şapkalı Adam
Paul Bettany Paul Bettany Tom Edison
Blair Brown Blair Brown Bayan Henson
James Caan James Caan Dev Adam
Patricia Clarkson Patricia Clarkson Vera
Jeremy Davies Jeremy Davies Bill Henson
Ben Gazzara Ben Gazzara Jack McKay
Chloë Sevigny Chloë Sevigny Liz Henson
John Hurt John Hurt Anlatıcı
Zeljko Ivanek Zeljko Ivanek Ben
Udo Kier Udo Kier Adam
Cleo King Cleo King Olivia
Stellan Skarsgård Stellan Skarsgård Chuck

Firmalar

Umut Sanat (Dağıtımcı)
Toplam İzleyici 47.831

Son Yorumlar (12)

Yamanwien 19 Aralık 2010 17:48:12

Lars Von Trier`in beni en cok sarsan filmi. Hayvanim`i suratima carpan film. Gerceklige kimse tahammül edemez, onu kabullenmez, yüzlesse bile. Onu, yani gercegi hep yamutarak bakariz. Herkes temizdir. Yaptigimiz günahlarin bile savunalacak bir nedeni vardir. Cünkü biz iyiyiz.Allahin bir lütfu olarak, masum (!) kasabamiza bir zarif bir ayna gönderilir: Al ve kendini oku denilir bize. Icindeki insan`ini ya ortaya cikar, yahut hayvaninin (=biyolojininin) altinda ezil.Tiyatro sahnesi dünya. Grace Allahin lutfu bir ayna, yani hayatta karsilastigimiz insanlar ve onlarin getirdigi olaylar. Nefsimize hizmet ettigi müddetce insanlar (=Grace) hayattimizda kalabilir (=kasaba halkinin karariyla kalan Grace), bazen olaylar beklemedigimiz sekilde gelisir, güc elimize gecmistir (=polisin kasabaya arama ilanini asmasinin sonucu),ezeriz, hazzimizi tatmin ederiz, en saf halimiz dahi kirlenmistir. (=kasabanin en saf insani,kamyoncu  Grace kacirmasi ve sonra ondan faydalanma girisimi). Kendimizle yüzlesmeyiz, cesaret edemeyiz, günahlarimizin illa bir aciklanilabilecek bir sebebi vardir (=Grace`in klisede Kasabalilara bütün pisliklerini yüzlerine söylemesi)..Trier, canimi cok acittin.

ceyhun_mr avatar ceyhun_mr 23 Kasım 2010 21:32:11

8

film için söylenecek ilk şey kesinlikle sıradışı,ilginç bir felsefe filmi olduğudur.Bir tiyatro oyununu andıran dar mekanı ile çok fazla şey anlatılmış.Derin felsefik yaklaşımlar,izleyicinin zihnini devamlı uyarıcı nitelikte sorular ve aslında pek de beklenmeyen bir son var.Filmin her yerine mutlak bir zıtlık hakim.Merhamet-zulüm,Saflık-art niyet,lutuf-nankörlük,sadakat-ihanet,kibir-alçakgönüllülük ve daha birçok kavram zıtlığı ile birlikte verilip,sorgulanıyor (hatta dar bir alanda çok fazla şey anlatmak bile bu zıtlıklardan biri).Baş karekterin adı 'Grace', hem lütuf hem de zerafet manalarına geliyor.Bu ismin bile hikayeye tam oturacak şekilde kendine yer bulması flmin artı yönü.Aslında insanların ne kadar nankör olduğu,ne kadar iyilik yapılsa da bu lütufların nankörlükle karşılık bulacağı hatta zarifliğin de bu zıtlık karşısında kendi zıttına dönüşeceği açık bir biçimde anlatılmış.Eksi noktası; 'Grace'in başına gelenler son derece can sıkıcı,filmden soğutucak kadar da moral bozucu.Hep bir tepki bekliyorsunuz ancak olaylar daha da kötüye gidiyor.Tabii bu durum da can sıkıcı oluyor haliyle.Bir de tuhaf olan şey köpeğin adının musa oluşu.Her ne amaçla olursa olsun köpeğe böyle bir ismin verilmiş olması üzücü.Keşke bu eksiler olmasaydı da film mükemmel olsaydı.Ancak bunlara rağmen yine de izlenecek sıradışı filmlerden birisi kesinlikle. 

kerem25 avatar kerem25 09 Mart 2009 13:19:03

9

film kesinlikle sıradışı.tiyatro sahnesi gibi bi yerde ve çok az oyuncu ile çekilmiş...

free_style avatar free_style 02 Aralık 2008 20:15:12

10

enigmacuture arkadaşım ben filmi izledim. Tiyatro sahnesi gibi dememin sebebi, sinema filmi izlerken böyle birşeyle karşılaşmak. Yani film diye gidip de tiyatro izlemek garip bir duygu. Film bir tek mekanda çekilip de tiyatro sahnesi gibi olmayabilir di de. Tek bir mekanda çekilen her film tiyatro sahnesi mi oluyor?.Ayrıca ben filmi favorisine ekleyenlerdenim. Filmi kötülemek için hiçbir şey yazmadım...

enigmacuture avatar enigmacuture 01 Aralık 2008 14:09:12

10

yapılan yorumlar hep filmi izlemeyenlere ait. birisi çıkmış sanki tiyatro sahnesi demiş. zaten sankisi fazla film tek bir  mekanda çekilmiş. tiyatro ve sinema karışımı. ne yazıkki bu filme izlemeyenler de yorum yazmışlar kendi türü içinde 10 da 10&qu ot;luk bir film ve filmin finaline dikkat diyorum şok olabilirsiniz.

free_style avatar free_style 05 Ağustos 2008 16:56:08

10

Değişik bir tarz olmuş. Sabır işi bir film. Yani hemen aksiyon olsun diyorsanız kesinlikle beğenmezsiniz. Ancak filmin sonuna kadar sabredebilenler çok iyi duygularla ayrılabilirler. Normal film şeklinde değil de sanki tiyatro sahnesinde film çekilmi ş. İlginç olmuş...

Yandex.Metrica