Fil

8,32

( 5 kişi yorum yaptı )

Fil

(Elephant)

Sinema Filmi

2003

Lise katliamları, Michael Moore’un Oscar ödüllü “Benim Cici Silahım” isimli belgesel filminden sonra bu kez de Amerikan Bağımsız Sineması’nın usta yönetmeni Gus Van Sant’ın gözünden beyazperdede…

Amerika’daki bir lisede herhangi bir gün. Kafeteryada arkadaşlarıyla sohbet etmekte olan öğrenciler, birkaç saat geçmeden iki öğrenci tarafından vahşice katledileceklerinden habersizler henüz… Okul cinayetlerini farklı bir bakışla ele alan “Elephant”, katil gençlerin yaşamından kısa bir kesit sunuyor.

“Gerry”, “Finding Forrester”, “Psycho” ve “Good Will Hunting” filmlerinin yönetmeni Gus Van Sant’ın dar bir bütçe ve küçük bir ekip ile çektiği dram-gerilim filmi “Elephant&# 8221; 2003 Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye” ve “en iyi yönetmen” ödüllerine layık görüldü.

Başrollerinde Alex Frost, Eric Deulen, John Robinson, Elias McConnell, Jordan Taylor, Carrie Finklea ve Nicole George gibi oyuncuların yeraldığı film, 2003’te IFP Spirit Ödülleri ve Village Voice Film Critics Poll’da “en iyi yönetmen” (Gus Van Sant) ve “en iyi görüntü yönetmeni” (Harris Savides) dallarında, New York Film Eleştirmenleri Derneği Ödülleri’nde ise “en iyi görüntü yönetmeni” dalında ödüle layık görüldü.






Ödüller

En İyi Yönetmen (56. Cannes Film Festivali-2003)

En İyi Film (56. Cannes Film Festivali-2003)

Son Yorumlar (5)

afarikan avatar afarikan 13 Nisan 2009 18:22:04

8

Kamera hareketleri çok başarılıydı. Hayatın ne kadar ince detaylar üzerine kurulduğu net bir biçimde anlatan iyi bir filmdi. ama şiddeti özendirip özendirmediği konusunda pek emin değilim.Oyunculuklar ve görüntüde oldukça iyidi.

Benyas avatar Benyas 13 Şubat 2009 01:32:02

Filmin kurgusu gerçekten karika..

mutec avatar mutec 02 Ekim 2008 12:04:10

10

FİL BENİM İÇİN PARFÜME DEN SONRA 2./HARİKA BİR SENARYOSU VAR BAZEN YANIMIZDAN GEÇİP GİDENLERİN DE HAYATLARI OLABİLECEĞİNİ UNUTUYORUZ FİLMİN YÖNETİMİ HARİKAYDI SİZ BİR OLAY YAŞIYOSUNUZ O AN YANINIZDAN BİRİ GEÇİP GİDİYOR SİZ YAŞADIĞINIZ OLAYIN ETKİSİND EYKEN O KİŞİYİ GÖRMÜYOSUNZ AMA DAHA SONRA OLAY YANINIZDAN GEÇİP GİDENİN ETRAFINDA DÖNMEYE BAŞLAYINCA TUHAF Bİ HİSSE KAPILIYOSUNUZ VE BEN BÖYLE BİR FİLM GÖRMEDİM DEMEKTEN KENDİNİZİ ALAMIYOSUNUZ...GENELDE ÖDÜLLÜ FİLMLER SIKICI OLUR DENİR YA BU TAM TERSİ Bİ FİLM MUTLAKA İZLEYİN FAZLA HAREKET YOK AMA DURGUNLUK HER ŞEYE YETİYOR VE SİZ FARK ETMESENİZ DE FİLM KENDİLİĞİNDEN HAREKETLENİYOR... 

jeniferdeniz avatar jeniferdeniz 29 Temmuz 2008 12:00:07

film columbine lisesi katliamını gerçekleştiren iki genç veyanlız çocuğun duygusal karmaşasını ve bu katliamı hangi duyguları bulundurarak soğukkanlılıkla gerçekleştirdiklerini anlatıyor.. sahneler bazen boş ve anlamsız geliyor ama işte o boş sahnele r iki gencin ve onların iç dünyasındaki yanlızlığın boşluğu... alex silahla koridorda yürürken bu kadar vahşi ama adil bir gün yaşamadım demişti.. elbette her insanın ölmesi için bir sebep vardır fakat öldürülmesi için hiçbir sebebi olamaz...

sulyurd 11 Ağustos 2004 00:28:15

10

Hayatımda bu kadar doğal ve bu kadar saçma bir film seyretmedim. Zaten doğal olan da (tabiat) aynı zamanda "saçma" ve "tehlikeli" değil mi? Herhalde yönetmen de bunu vermek istemiş. Dünyayı istediğimiz kadar düzenleyelim, derleyip toplayalım, yine de eksik kalan bir şeyler olacaktır. Ve en sonunda, ninemin deyişiyle: "İğnenin deliğine girsek, ölüm gelip bizi bulacaktır!" Determinizm filan hikaye... Çoğu zaman tesadüfler, mantıklı sebeplerden çok daha fazla etkili olabiliyor.
Filmde ikide bir görünen, bazen denizler altına, bazen karanlık bulutlara benzeyan görüntüler de "kaos"u hatırlatıyordu. Ne kadar "saçma", ne kadar "tehlikeli" ama aynı zamanda ne kadar "güzel" görüntülerdi onlar...
Ben işte bunları düşündüm film boyunca: Yaşamak bir anlamda "risk almak" demek, belki de bunun için güzel. Her şeyi "garantiye" alanlar bir tek ölüler.
Bu yüzden film boyunca bence yönetmen biliçli olarak herhangi bir mantık, "belirleyici" hiç bir olay kullanmıyor. Ama ne kadar çok "tesadüf" var, bazen aynı karşılaşmayı üst üste birkaç kez izliyoruz. En acısı da o zavallı kız, öldüğü yere "koşa koşa" gidiyor! Tıpkı her sabah aslında sadece kendi ölümlerini üretmekten başka hiç bir şey yapmadıkları işyerlerine, mezbahaya giden hayvanlar gibi koşar adım giden milyarlarca insan gibi...
Belki geç kalsalar kurtulacaklar.

Yandex.Metrica