Hayatın İçinden

8,69

( 3 kişi yorum yaptı )

Hayatın İçinden

(The Station Agent)

Sinema Filmi

2003

Finbar McBride rahat bırakılmak ister. Ama 1.35 boyuyla kalabalığın içinde dikkat çekmememesi neredeyse imkansızdır. Bu yüzden, tek tutkusu trenlerle baş başa, kendini toplumdan soyutlayan bir yaşam seçmiştir. Yalnızlığının tehlikede olduğunu hissedince New Jersey’deki terk edilmiş bir tren istasyonunu kendine mesken tutar.

Ama küçük kasabanın istasyonuna kendinden önce yerleşmiş istasyon sakinleri sebebiyle Fin istemeden de olsa, kendisini komşularının hayatlarına girmiş bulur. Bir vagonda karşılaştığı Olivia Harris 40 yaşında bir sanatçıdır ve yeni kaybettiği oğlunun ve ardından gelen boşanmanın acısıyla başetmeye çalışmaktadır. 30 yaşında meraklı ve geveze kapı komşusu Joe Oramas ise yetenekli bir aşçıdır ve sosisli sandviç dükkanı işletir. Unutulmuş istasyonda tesadüfen bir ar aya gelen bu üç insanın arasında tuhaf bir bağ oluşur...

Thomas McCarthy’nin yazıp yönettiği “The Station Agent”ın başrollerinde Peter Dinklage (Finbar McBride), Patricia Clarkson (Olivia Harris) ve Bobby Cannavale (Joe Oramas) yer alıyor. Oyunculara eşlik eden isimler arasında Paul Benjamin, Jase Blankfort, Paula Garcés ve Josh Pais var. “The Station Agent” Tom McCarthy’nin ilk yönetmenlik denemesi. Tiyatro kökenli aktörün sinema çalışmaları arasında, Marisa Tomei’le rol aldığı “The Guru”nun yanı sıra, “Meet the Parents”, “The Citizen”, “30 Days” ve “Certain Days” bulunuyor.

Sinema kariyerine 1994’te Tom DiCillo’nun “Living in Oblivion” ile başlayan Peter Dinklage, bundan sonra Michel Gondry’nin “Human Nature”; John Hamburg’un “Safe Men”; Julien Temple’ın “Bullet”; Eric Schaffer’ın “Never Again”; ve Fisher Steven’ın “Just a Kiss” gibi filmlerinde kamera karşısına geçmiş.

Patricia Clarkson’ın başlıca çalışmaları arasında ise David Gordon Green’in “All the Real Girls”ü, Todd Haynes yapımı “Far From Heaven”, Anthony ve Joe Russo’nun “Welcome to Collinwood”u, Rose Troche’nin “The Safety of Objects”i, ve Lars von Trier’in “Dogville”i bulunuyor.

Kariyerine tiyatroda başlayan, “Trinity”, “Sex in the City”, “Ally McBeal” ve “Oz” gibi televizyon dizileriyle tanınan Bobby Cannavale’ın rol aldığı sinema filmleri ise Spike Lee’nin yönettiği “3AM”; Kevin Costner’ın yönettiği “The Postman/Postacı”; Sidney Lumet’in “Night Falls on Manhattan”ı ve “Gloria”sı; Angelina Jolie’nin başrolünü oynadığı “The Bone Collector” ve Alec Baldwin’in yönettiği “The Devil and Daniel Webster”.

Newfoundland tren istasyonundan aldığı ilhamla filmin senaryosunu yazan Thomas McCarthy, Fin, Olivia ve Joe karakterlerini özellikle bu rolleri canlandıran oyuncular için yazmış.






Firmalar

Warner Bros (Dağıtımcı)

Son Yorumlar (3)

Azerbaycanli_ avatar Azerbaycanli_ 27 Aralık 2008 22:41:12

Ilk once belirtiyim ki.. Leventcanpolat isimli arkadasin yorumuna aynen katiliyorum...Ben ilk defa Gecen gun Tv8de izledim tesadufen...ilk baslarda ya bu tv 8 hep sikici filmler veriyor demekden alikoymadim kendimi...ama dikkatli bir shekilde izlemey e baslayinca filmin adeta bir basyapit oldugunu fark ettim.Inanin beni muthis derecede etkileyen bir filmdi...Ayrica Newfoundland kasabasinin (New Jersey - de)mukemmel bir yer oldugunu gordum :))  Hakikaten bu filmi izledigim icin cok mutluyum...  Ayrica sizden bir ricam eger bildiginiz bu tur filmler varsa onerirseniz minnetdar olurum Azerbaycandan saygilarla ,,,, 

leventcanpolat avatar leventcanpolat 05 Ekim 2008 20:21:10

Hani gecenin ilerleyen saatlerinde içinizi ısıtacak bir film ararsınız ya....''Ne aksiyon olsun ne tarihi olsun'' der hiç bir şeyi beğenmezsiniz.İşte o anda karşınıza çıkan bir dost gibi,bu filme takılıp kalıyorsunuz.Bu filmde kavga,döğüş,silah,ölüm, hastane,mezarlık,polis yok....Dostluk ve arkadaşlık var.O kadar güzel mekanlarda çekimler yapılmış,bir o kadar da ustaca yönlendirilmiş diyaloglar var ki hani bir sonraki sahnede ne olacak diye beklemiyor bilakis aman bir şey olmasın diye içinizden geçiriyorsunuz.Yönetmenin tiyatro kökenli olması bu havayı vermiş gibi..Çok çok ilginç bir senaryosu var...Aslında adamı mıhlayan bir senaryo değil bu..Ama o kadar yalın ki,o sadelik ve basitlik senaryoyu bu kadar güçlü kılmış ve işte bu yüzden ertesi gün ve takip eden günlerde filmden kareler aklınıza geligeliveriyor.Her film ayrıdır ama ben bu etkiyi 2002 yapımı bir Finlandiya  yapımı olan ''Geçmişi olmayan adam''filminde hissetmiştim.Bu filmi bir kez daha izleme olanağı bulursanız,seyyar lokantacı gencin asi ama oldukça çocukça konuşmalarına dikkat etmenizi tavsiye ederim. 

hüdayfa avatar hüdayfa 29 Eylül 2008 16:07:09

8

Bir kez de TV8 de izledim dün akşam. Bu kadar hayatın içinden bi film örneğine az rastlanıyor. Samimi. O kadar dostça ki filmin kahramanı sizi kendi boyuna indiriyor.

Yandex.Metrica