Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Napolyonun Sırrı (Monsieur N.)

Napolyonun Sırrı
2012-07-31 16:31:59 31 Aralık 2004 2 Saat0 Dk Gizem Dram Biyografi Gizem, Dram, Biyografi
IMDb puanı: 6.5

Yönetmen: Antoine De Caunes Antoine De Caunes

Ülke: fransa, ingiltere

Oyuncular: Richard E. Grant, Philippe Torreton, Jay Rodan, Roschdy Zem, Frédéric Pierrot, Elsa Zylberstein, Bruno Putzulu, Peter Sullivan (1), Stéphane Freiss Devamını Gör...

Konusu : 14 Ekim 1840'ta Napolyon'un St. Helena adasındaki mezarı belki de tarihteki en büyük gizemlerden birini aydınlatmak için açıldı... Yağmur yağıyordu... 25 YIL ÖNCE "Çok sevdiğim Fransız halkının kalbinde olduğuna inandığım Seine nehrinin kumları altına gömülmeyi istiyorum..." Napolyon Bonaparte 17 Ekim 1815'te 46 yaşındayken ilk kez St Helena adasına gider. Bulutlu ve rüzgara açık bir adada kurulu olan bu kalede son savaşını verecektir ve gelecek kuşaklara adını bırakacaktır. Longwood'da hem gardiyanı hem de onu tutsak almış olan İngiliz ordusunun tek yetkilisi Sir Hudson Lowe güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarmış hatta biraz abartmıştır. 3000 İngiliz askeri, 1000 kişilik hazır takım ve denizde adayı koruyan 11 savaş gemisi Bonaparte'nin üzerinden kuş bile uçurmamaktadırlar. Longwood bizzat kendisi günde iki kez Napolyon'u ziyaret ederek varlığından ve hala yaşadığından emin olmaktadır. Napoleon ise yanında generallerinden arta kalan Marshal Bertrand, Montholon ve Gourgaud, aileleri ve birkaç uşak, baş kahyası Cipriani ve özel yardımcısı Ali ile birlikte bu adada günlerini büyük bir sıkıntı içinde geçirmektedir. Günlerinin çoğunu hatıralarını yazarak geçiren komutan etrafındaki insanların gün geçtikçe azalması ile daha da karanlık günlere gömülmektedir. Cipriani ölür, Gourgaud ve metresi Albine de Montholon ayrılmak için izin ister, İrlandalı doktoru O'Meara Sir Hudson Lowe tarafından adadan kovulur. 1821 yılında öldüğünde yatağının yanı başında yalnızca Bertrand, Montholon ve Ali vardır. St. Helena'da gömülür ve mezar taşına Sir Hudson Lowe'un ısrarları üzerine Napoleon Bonaparte yazılır. 15 Ekim 1840'ta bedeni mezarından çıkarılarak abanoz ağacından yapılan bir lahite konarak Paris'e götürülür. Seine nehri kıyısında dondurucu soğuğa rağmen dev bir kalabalık Les Invalides 'teki altın kubbenin altındaki son dinlenme yerine taşımak için onu beklemektedir. Mezarının başucuna en sevdiği ve kendisini ifade ettiği şapkası, tıpkı bir kraliyet kılıcı gibi, Bertrand ve Gourgaud tarafından konulur. Aradan yıllar geçmiştir.... Ölüm sebebi olarak ortaya atılan en önemli tez zehirlendiğidir. Saçlarından alınan örneklere FBI tarafından yapılan testler sonucu yüksek dozda arsenik bulunmuştur. Bazıları onun Montholon ya da Napoleon'un yerine geçmek isteyen başka bir mirasçısı tarafından ya da İngiliz'ler tarafından çok uzun sürede zehirlendiğini söylemektedirler. Bir başka açıklama ise o günlerde, duvar kağıdı yapışkanlarında saç malzemelerinde ve ölü bedenlerini korumak için kullanılan malzemelerde de bol miktarda arsenik bulunduğu yönündedir.... Fakat çözülememiş bir çok gizemli durum hala açıklanmayı bekliyor... -Bonaparte kaç tabutun içinde gömülmüştü? -Madalyaları onu sarmalayan kumaşın içinde mi dışında mıydı? -Nasıl olmuştu da tüm dünyaca bilinen çürük dişleri bu kadar sağlıklı ve beyaz oluvermişti? Bütün bunlar hakkında bir çok dedikodu ve açıklama yapılmıştır. Napoleon'un yarı kardeşi olduğu söylenen Cipriani'nin de St. Helena'daki mezarından çıkarılmış olması, ölümü ile ilgili resmi yazıların yok olması ve Napoleon'un mezarından çıkan cesedin kendisinden çok çocukluk arkadaşı Cipriani'ye benziyor olması tabii ki bu dedikoduların ve gizemin artmasına yol açmıştır. Cipriani ile Napoleon'un bedenlerinin yerleri belki de İngilizler tarafından zehirlenmiş olduğunu gizleyebilmek için değiştirilmişti. Yoksa Napolyon'un kaçışını gizleyebilmek için mi cesetler yer değiştirilmişti... ya da bazılarının dediği gibi Napolyon verilen zehirlerle hormonal bir hastalığa yakalanmış ve bir kadına mı dönüşmüştü... Nasıl oluyor da Napolyon gibi bir savaş ve strateji uzmanı Atlantik okyanusunun ortasında bir adaya hapsedilmeyi ve hayatının geri kalanını burada geçirmeyi kabullenmişti. Belki de bu fırtınalı adada hayatının son, en önemli ve gizemli savaşını vermiş, son günlerini tarihin bilinmeyen sayfalarına gömerek gitmişti....



Yandex.Metrica