Sevgili

(L'Amant)

Sinema Filmi

1992

1920'li yılların sonunda Hindiçin Liseli bir Fransız kız, Mekong nehrindeki bir vapurda zengin bir Çinli ile tanışır ve onun birlikte yolculuk etme teklifini kabul eder. Sonrasında genç kız, adamın garsoniyerine gidecek ve ilk aşkı orada yaşayacaktır. Irklar arası sürtüşmenin, para ve statü gibi değerlerin şekillendirdiği bu tutku dolu ilişki, Çinli adam için ömür boyu unutulmayacak gerçek aşk anlamını taşıyacaktır. Ünlü yazar Marguerite Duras'ın Fransa'nın en önemli edebiyat ödülü Prix Goncourt'a layık görülen ve kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan romanından, baş döndürücü güzellikte bir uyarlama.

Son Yorumlar (2)

enigmacuture avatar enigmacuture 12 Eylül 2009 12:54:09

10

Marguerite Duras'ın romanından beyaz perdeye uyarlanan ve yazarın yaşantısından aşk ve sekse dair kesitleri de içeren film, 90'lı yıllarda pek popüler olan sanat filmlerinin en başı çekenlerinden. Hani şu "Acaba sanat için bu sefer nasıl soyunmu şlar?" şeklinde minimalist bir yaklaşımla akıllarda yer edinen filmlerden. [Yönetmen Jean-Jacques Annaud, bu tarz buram buram sanat kokan filmler gözden düşünce rotasını başka bir alana çevirip, Seven Years in Tibet(1997-Brad Pitt ) ve Enemy at the Gates (2001-Ed Harris) adlı başka kulvarda iddiaları olan filmler çekmişti.] Beyaz bir Fransız kız ile baba parası yiyen Çin'li bir burjuvanın seks ve para odaklı ilişkisinin konu edildiği film kendi türü içinde en az sıkıcı olanlardan. Jane March; hayattan umduğunu bulamayan annesi, azılı agabeyi ve ezik ortanca kardeşi ile düşüşe geçen bir beyaz ırk temsilcisi, Tony Leung Ka Fai ise paranın satın alma gücünü doğru kullanan bir Çin'li. Aralarında başlayan ilişki tamamen cinsel dürtüler etrafında beliren anaforlar olarak gelişse de zamanla maddi çıkar beklentisine ve sonunda aşka dönüşüyor. Bir ara kızı paraya boğan adam ona tecavüz bile ediyor. Ama aklı hayli karışık olan, hayattan beklentisi de pek belli olmayan, yazar olmaya hevesli kız hiçbir şeyden şikayet etmiyor.Show TV'nin ilk kurulduğu senelerde, hafta sonu sabaha karşı yayınlanan ve tüm izleyicileri ekran başına kilitleyen film, bu haliyle kırpa kırpa kuşa çevrilmiş olsa da, makaslanmamış hali oldukça cesur sahneleri ile göz dolduruyor. Gerçi Jane March, Color of Night(1994) adlı filmde de soyunmuştu ama bu filmin mesajı psikolojik bir düğümün adım adım çözülmesinde, insan zekasını ölçmek olduğu için bu film kadar ses getirmemişti. Bruce Willis'e rağmen...  Aşkın aslında engel tanıdığını ve parasız aşk olmadığını gözler önüne seren film, bir yandan da "Aşk karın doyurmaz" deyişine göndermeler yapıyor. Aşkı besleyen yegane kaynağın -belki de en güçlü kaynağın- seks olduğuna işaret eden film; sadece duygusal yoğuşma ve hissiyat düzleminin uzağında, ihtiraslı bir şehvet ve arzu kaynağı olarak; sorgusuz, sualsiz, hessapsız cinsel doyum mesajları veriyoMarguerite Duras'ın dediği gibi: "Aşık oldum, bir günde yaşlandım. Aşık oldum, suratım kıvrımlarla doldu. Ama ben sadece bu kıvrımları izledim."Film arşivinizde mutlaka bulunmalı.

denizci121 20 Mart 2008 21:33:03

Zamanının en tartışılıan filmiydi. mahkemelik olan filimin izlemesi gayet zevkliydi

Yandex.Metrica