Lanetli Kasaba

8,08

( 2 kişi yorum yaptı )

Lanetli Kasaba

(This Property Is Condemned)

Sinema Filmi

1966

Oynayanlar

Natalie Wood Natalie Wood Alva Starr
Robert Redford Robert Redford Owen Legate
Charles Bronson Charles Bronson J.J.Nicholas
Kate Reid Kate Reid Hazel Starr
Mary Badham Mary Badham Willie Starr
Alan Baxter Alan Baxter Knopke
Robert Blake Robert Blake Sidney
Dabney Coleman Dabney Coleman Satıcı

Son Yorumlar (2)

serdardemirkiran avatar serdardemirkiran 01 Mayıs 2017 16:32:01

Kırmızı güller dile bana,
Ve sarı balonlar.
Neşeli dans şarkılarıyla,
Dönen siyah payetler.
Tüm bu hazineleri istiyorum,
Verebileceklerinin en fazlasını.
O yüzden bana bir gökkuşağı dile,
Yaşadığım sürece.
Yarınlarım aşkına bağlı,
Üstümde bir gökkuşa ğı dile bana.
Büyük yazar Tenesse Williams’ın yazdığı 1930 lu yıllarda güney eyaletlerinde geçen son derece duygusal bir dram. Bir annenin çocuklarının geleceğini, duygularını hiçe sayarak onları evin sıradan bir eşyasıymış gibi duygusuzca kendi çıkarı için kullanışının son derece (müthiş) oyunculuklarla desteklenerek anlatılmış öyküsü. Bu başarılı senaryoda Fred Coe, Edith Sommer ile birlikte geleceğin önemli yönetmenlerinden olacak Francis Ford Coppola ‘nın emeği var. Müzikler Kenyon Hopkins, kamera görüntüleri de James Wong Howe’’e ait. Filmin adı olan ‘This Property is Condemned’ in dilimize çevirisi “Bu bina kamulaştırılmıştır” şeklinde. Bir film için oldukça ilginç bir ad. Daha ilginci de filmin sinemalarımızda “Lanetli Kadın” adıyla gösterime sunulmuş olmasıydı.
Film, 12 yaşlarındaki Willie Starr’ın (M. Badham) yaşının hayli üzerindeki bir kıyafetle ve kolye, yüzüklerle rayların üzerinde yürümeye çalışırken, bir yandan da yukarıdaki sözleri yazılı şarkıyı söylemeye çalışmasıyla başlar. Yaşıtı bir arkadaşı yanına gelir ve Willie bir müddet sonra arkadaşına, önceleri içinde yaşadıkları, şimdi ise boşaltılarak üzerinde “kamulaştırılmıştır” denen evlerinin önünde geçmişi anlatmaya başlar. Üzerindeki elbisenin ablası Alva’ya (N. Wood) ait olduğunu da böylece öğreniriz. Mississippi’nin küçük bir demiryolu kasabası olan Dodson’da pansiyon işletmektedirler, anne Hazel (K. Reid) iki kızı Alva ve Willie ile birlikte. Evin babası çok önceden çekip gitmiştir. Bir gün trenden Owen Legate (R. Redford) adlı biri trenden atlayarak iner. Willie ile karşılaşır ve pansiyona yerleşmesi bu şekilde olur. Trenden inerken makinist kendisine “Böyle bir iş yapıp geceleri nasıl uyuyabiliyorsun?” der. Bunun nedenini de bir müddet sonra anlarız. Owen demiryolunda işçi çıkartan biridir ve buraya da bu amaçla gelmiştir. Dadson’da herkes demiryolundan para kazanmaktadır. Pansiyonda Owen’ın Alva ile karşılaşmaları ile başlayan ilişkileri ikisinin de tartışmalarla başlayıp, önleyemeyecekleri tutkulu bir aşka dönüşecektir.
Film, yönetiminden, oyunculuklarına, bilhassa Natalie Wood’un mükemmele yakın performansıyla oynadığı Alva’yı gerçek bir karaktere dönüştürmesiyle son derece başarılı bir yapım. O dönemlerde henüz sinemada çıkış aşamasındaki Robert Redford ve Charles Bronson’da filmin parlayan oyuncularından. Daha sonraları ülkemizde “Baretta” dizisiyle daha çok tanınacak olan Robert Blake de yer alıyor filmde, anne rolündeki Kate Reid’i de bu başarıda unutmamak gerekiyor..
Filmde dikkat çekici diyaloglarda var. Annesinin kendisini erkeklerle adeta ilişkiye zorladığı ve kullandığı Alva’ya, Owen’ın “Kendinin güzel olduğunu düşünseydin, kendin olurdun” sözü, Owen’ın “İnsan içki alır, içki içkiyi alır, içki insanı alır” deyişi. Sinema çıkışı Alva’nın “Bazen acıklı bir filmin sonunu tekrar göresim gelir. İkinci seyredişimde daha iyi biter umuduyla” demesi onun hayata bakışını vermesi açısından hem hüzünlendiriyor, hem gülümsetiyor. Annesiyle tartışırken annenin Alva’ya “Nefret ettiğim bir şey varsa, o da sendeki masum bakire yüz ifadesi” sözü, annenin kızına karşı çıkarları doğrultusunda takındığı sert ve acımasız tavrın bir ifadesi oluyor.
Büyük yönetmen Pollack’ın başarılı işlerinden olan bu film, konusu, dramı, oyunculuklarıyla kalburüstü yapımlardan, ancak sinemadaki bazı filmlerin düştüğü talihsiz durumda kalan (pek fazla üzerinde konuşulmadığından, pek bilinmeyenlerden sayılan) filmi siz es geçmeyin beğeneceksiniz derim. Film Willie’nin söylediği baştaki şarkıyla son buluyor. İzlenmeli…
Bana bir gökkuşağı dile,
Ve bir yıldız dile.
Nerede olursan ol,
Bunları verebilirsin bana.
Ve yastığım için rüyalar,
Ve gözlerim için yıldızlar.
Ve aşkımızın birinci olduğu,
Bir maskeli balo.
Yarınlarım aşkına bağlı,
Üstümde bir gökkuşağı dile bana.

enigmacuture avatar enigmacuture 19 Mart 2009 15:58:03

10

çok duygusal güzel bir film.

Yandex.Metrica