Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Dövüş Kulübü (Fight Club)

Dövüş Kulübü

9,04

(54 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 10 Aralık 1999 2 Saat 19 Dk Polisiye Gerilim Dram Politik Aksiyon Polisiye, Gerilim, Dram, Politik, Aksiyon
IMDb puanı: 8.6

Yönetmen: David Fincher David Fincher

Ülke: ABD, almanya

Oyuncular: Richmond Arquette, Brad Pitt, Zach Grenier, Meat Loaf, Helena Bonham Carter, Edward Norton, David Andrews, Jared Leto, Halil Doğan, Arzu Balkan Devamını Gör...

Konusu : Oregon Üniversitesinde yüksek lisansını yapan Chuck Palanhiuk'un uzak olmayan bir gelecekte geçen ve kafası karışık genç bir erkeği konu alan romanından yola çıkılarak çekilen Fight Club'da filmi anlatan, ünlü bir otomobil firmasında iyi bir işe sahiptir. Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Jack doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla'yla tanışır o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Jack'in ve Marla'nın çabaları tüketici kültürünün anlamsızlığına karşı bir duruştur adeta kariyer sahibi ama yanlız insanların bir tepkisi. Jack'ın jenerasyonu ölü bir jenerasyondur. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler Durden olmasıda adeta bunun bir kanıtıdır. İçilen birkaç biranın ardından park yerinde Tyler, kahramanımızı kendine vurması için kışırtacaktır. Aralarında başlayan bu kavga Jack'in hayatını değiştirecektir. Bir süre sonra Jack Tyler'ın yanına taşınır. Tyler'ın liderliğinde bir dövüş kulübünün kuruluşuyla bu kulübde sayıları elliyi aşmamak kaydıyla genç erkekler birbirleriyle dövüşmeye başlayacaklardır. Kısa sürede popüler hale gelen kulüp ve Tyler Durden hızlı bir şekilde bu ölü jenerasyonun mesihi haline gelir.



yorgun85

28 Ağustos 2020 21:29

İnanılmaz derecede ters köşe olduğum bir film.. ayrıntılar ve oyunculuk çok iyi.. Beyler, dövüş kulübü’ne hoş geldiniz. Dövüş kulübü’nün ilk kuralı, dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır. Dövüş kulübü’nün ikinci kuralı, dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır! Dövüş kulübünün üçüncü kuralı biri “pes” diye bağırır, sakatlanır ya da bayılırsa dövüş sona erer. Dördüncü kural, bir dövüşte yalnızca iki kişi dövüşür. Beşinci kural, her seferde tek bir dövüş gerçekleşir. Altıncı kural, t-shirt ve ayakkabı yok. Yedinci kural, dövüş ne kadar sürmesi gerekiyorsa o kadar sürer. Sekizinci ve son kural, eğer bu dövüş kulübü’nde ilk gecenizse, dövüşmek zorundasınız.

Cevap Yaz

baran34

12 Ağustos 2017 18:42

Bu zaman kadar nasıl izlememişim kendime hayret ediyorum. Bu filmi tam anlayabilmek için birkaç defa seryetmek gerekiyor. Her izleyişimde farklı bir detayı buluyorum. Mutlaka izlenmeli.

Cevap Yaz

farukcemc

18 Mayıs 2016 16:47

Bağımlılıklarımızı kırmamızı öğütleyen bağımsız olmayan film.Sonundaki ucuz aşk finali ile kendi mesajına ve orjinal kitabına birazcık ters düşen film. Ama şüphesiz ki iyi bir filmdir. Detayları iyi kullanan bir film öncelikle, oyunculuk anlamında başarılı bir film, karanlık çekimleri kendini belli eden bir film. Filmde detaylı bir şekilde anlatıldıktan sonra son sahnede uygulamalı olarak yapılan 25. kare esprisi de şahanedir.

Cevap Yaz

bacx3t

11 Ocak 2016 16:48

Bu filmi yorumlarken yaşımızı ve film geçmişimizi de sorgulamamız gerekir. Benim yaş grubuma göre ters köşe ibaresini ilk bize tokat gibi vuran film bu olmuştu, #umulmadık son #sene1999 Kreatif ve zevkli bir film. İlk 3 ümüzün değişmeyen filmi. Özlü sözleri, sahneleri, müzikleri, posterleri ve senaryosu 10 üzerinden 10. Daha ne isteriz ki bir filmden :) Film bitince hiç istemezseniz bile 'Where is My Mind' diyorsunuz zaten :)

Cevap Yaz

mansuryıldırım

19 Haziran 2015 08:46

Konusu temposu ve işleniş şekliyle harika bir film brad pitt çok iyi edward norton da iyi oynamış yönetmenlik iyi ve senaryo harika türünün en iyi örneklerinden olan film başarılı bir edebiyat uyarlaması kesinlikle izlemeye değer çok iyi bir film.

Cevap Yaz

portiangel

17 Nisan 2014 11:51

çok sert ters köşe filmler izlemiş biri olarak itiraf etmeliyim ki aman aman abartılacak bir senaryo değil.. içi boşalmış insanların dramını iyi ifade ettiği bir gerçek evet..Ama kesinlikle sonunda şok edecek yada en azında AA deyip şaşırıp kalınacak bir film değil. Tabi bu tarzınızlada alakalı. ters köşe film izlemeyen biriyseniz sizi kandırabilir. genede tavsiye ettiğim filmler arasındadır. zaman kaybı sayılmaz...

Cevap Yaz

arifyilmaz

31 Mayıs 2014 00:33

Yorumunuz İle Verdiğiniz Puan Ters Orantılı Gibi Sanki. 10 Puan Vermişsiniz Ancak Filmin Çok Da İyi Olmadığını Söylüyorsunuz Ki Bence Haklısınız Bende Çok Farklı Bir Şey Bulamamıştım. 10 Puanı Görünce Şaşırdım Sadece.

Alevrin

29 Haziran 2013 21:26

Jenerik müziği kulaklarımdan gitmeyen efsane film :)

Cevap Yaz

menegroth

23 Mart 2013 16:38

-Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur. Hiçbir zaman halimden memnun olmayayım. Hiçbir zaman kusursuz olmayayım. Kurtar beni, Tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan. -Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordun. Uzaya klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında koca koca delikler açmak istiyordum. Dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizlerdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye paramın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim Fransız kumsallarını kirletmek istiyordum. Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum. O çocuğu yumruklarken aslında yapmak istediğim, sikişmeyerek türünü tehlikeye mahkûm eden her pandanın ve pes edip kendini karaya atan her balinanın, her yunusun alnının ortasına bir kurşun sıkmaktı. Bunu türlerin yıllarca yok oluşu görmeyin. Eleman azatlımı gibi görün. Binlerce yıldır insanoğlu bu gezegendeki her şeyin içine etmiş, her şeyi boka çevirmişti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi bekliyordu. Boş konserve kutularını suyla çalkalamalı ve yassıltmalıydım. Kullandığım her benzin damlasının hesabını vermeliydim. Ayrıca, nükleer atıkların, gömülmüş mazot tanklarının ve ben doğmadan bir kuşak önce atılmış çöplerin oluşturduğu zehirli yığınların faturasını üstlenmek zorundaydım. Ciğerlerime duman kokusu çekmek istiyordum. Kuşlar geyikler gereksiz lükslerdir ve bütün balıklar su yüzüne vurmalıdır. Louvre Müzesi'ni yakmak istiyordum. Elgin Mermerleri'ni balyozla parçalamak, Mona Lisa'yla silmek istiyordum. Bu benim dünyam artık. Bu benim dünyam, bu benim dünyam. O eski insanlar öldüler. -Hiçbir şey durağan değil. Her şey parçalanıp dağılıyor. --Tek bir an: Hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz. -Bütün gece kafan darmadağınıktır. Uykuda mıyım? Hiç uyudum mu? Uykusuzluk budur işte. Verdiğin her solukla biraz daha gevşemeye çalışırsın, ama kalbin hâlâ güm güm atmakta ve düşünceler kafanda fırtına gibi savrulmaktadır. -Marla'nın hayat felsefesi, bana söylediğine göre, ölmeye her an hazır oluşu. Marla'nın hayatındaki trajedi ise ölmüyor oluşu. -İnsanlar ölmekte olduğunuzu sanırlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı. Bugün sizi son kez görüyor olmaları gibi bir ihtimal varsa, sizi gerçekten görüyorlardı. -Belki de önemli olan, vücudunun küçük bir parçasında bir aksilik çıkacak olursa, kendinin geri kalanın unutmamaktır. -Uykusuzluğun dünya ile arama soktuğu uzaklık. Her şey bir kopyanın kopyasının kopyası. Hiçbir şeye dokunamazsın ve hiçbir şey sana dokunamaz. -Biz gece kulüplerine gitmiyoruz. Müzik o kadar yüksekmiş ki insanın biyoritmini bozuyormuş, Tyler öyle diyor. Özellikle de baslar. Son gittiğimizde Tyler müziğin sesi yüzünden kabız olduğunu söyledi. Bir nedeni bu, biri de içkiden sonra herkes bütün dikkatlerin kendinde olduğunu sanıyor, ama kimseyle en küçük ilişki kuramıyor. -Tyler diyor ki, ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. Ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtulmam olanaksızmış. İsa çarmıha gerilerek yapmış bunu. Sadece para, mülkiyet ve bilgiden vazgeçmen yeterli değil, diyor Tyler. Bu bir hafta sonu tatili değil. Bu işi böyle yarım yamalak yapamazsın artık. Seminerde miyiz? "Daha dibe vurmadan çözülürsen," diyor Tyler, "asla sonuna kadar götüremezsin." Ancak felaketten sonra yeniden doğabilirmişiz. "Ancak her şeyini kaybettikten sonra," diyor Tyler, "canının istediğini yapmakta özgür olursun." -"Kıçına tüy taktın diye," diyor Tyler , "tavuk olmazsın." -Babam hep derdi ki: "Seks sıkıcı olmaya başlamadan evlen yoksa hiç evlenemezsin." Annemse şöyle derde: "Asla naylon fermuarlı bir şey satın alma. -Sigarasının ucundaki kiraza diyor ki Marla: "Kendi cerahatli ve hastalıklı çürümemi kucaklıyorum Bütün dünyevi mülklerinizden ve arabanızdan vazgeçip şehrin zehirli atık semtindeki kiralık bir eve yerleşin. Başımı bir silah dayayıp beynimin parçalarıyla duvar resmi yapsaydın. 8G'de oturan kız eskiden çok tatlı ve iyi bir kızdı, ama o kız bir canavar, iğrenç canavar. Mikroplu insan dışkısından başka bir şey değil, ne yapacağını bilmiyor ve yanlış şeye bağlanmaktan korktuğu için hiçbir şeye bağlanamıyor. "8G'deki kızın kendine inancı yok," diye bağırıyor Marla, "ve yaşlandıkça seçeneklerinin azalmasından korkuyor Hepimizin televizyon öğrendiği eski bir Çin geleneğine göre Tyler artık sonsuza kadar Marla'dan sorumlu olacak, çünkü Tyler Marla'nın hayatını kurtardı. Bazen bir şey yapar ve belanızı bulursunuz. Bazen de yapmadığınız şeyler size belanızı buldurur. Dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti, ama hiçbir şeyin önemi yoktu Dövüş kulübüne bir kez gittiniz mi, artık televizyonda futbol seyretmek, muhteşem bir seks yapma fırsatınız varken oturup porno seyretmeye benzer. Hiçbir şey durağan değil. Mona Lisa bile dağılıyor. Dövüş kulübünden beri, ağzımdaki dişlerin yarısını ileri geri oynatabiliyorum. Belki de kendini geliştirmek aranan cevap değildir. Tyler babasını hiç tanımamış, Belki de cevap, kendine zarar vermektir. Birkaç yara izim olmadan ölmek istemiyorum, diyorum ona. Kusmadan yarım litre kan yutabilirsiniz Bugünkü gençlerin çoğu etrafa hava basma derdinde." diyor kapıcı. "Çok fazla para harcıyorlar." ... "Bugünkü gençlerin çoğu ne istediklerini bilmiyor." ... "Bu gençler var ya, bütün dünya onların olsun istiyorlar." ... "Eğer ne istediğini bilmezsen." diyor kapıcı, "bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş." -Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar. Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğun şeyler artık sizin sahibiniz olur. Eskiden hayat anlamsızmış, çünkü elinde hayatı karşılaştıracağı bir şey yokmuş. Ama şimdi ölüm varmış: ölüm, kayıp ve acı. Gözyaşları, titremeler, dehşet ve pişmanlık. Şimdi, hepimizi bekleyen sonu bildiği için, Marla hayatının her anını hissedebiliyormuş. -Uyanırsın ve hiçbir yerdesindir. Bir dakika yeterli, dedi Tyler. O bir dakika için çok uğraşmanız gerekiyordu. ama bir dakikalık kusursuzluk, harcadığınız çabaya değerdi. Tek bir an. Hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz. Uyanırsın ve uyanmış olmanız yeterlidir. -Bazen uyanır ve nerede olduğunuzu sormak zorunda kalırsınız -Başka bir yerde, başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim? -Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor. -Bazı insanlar gece insanıdır. Bazıları da gündüz insanıdır -Her kalkış ve inişte, uçak bir tarafa doğru fazlaca yattığında, kaza olsun diye dua ederdim. Hepimizin çaresizlik içinde öleceği, insan bedenlerinin uçağın gövdesinde sıkışıp kalacağı o anı düşünmek uykusuzluğuma ilaç gibi gelir, üstümü dayanılmaz bir uyku çökerdi. -Herkes birbirine tutunur ve en büyük korkularını -ölümün dörtnala gelmekte olduğunu, boğazlarına bir silah namlusu dayanmış olduğunu- paylaşmayı göze alırken. -Bütün umutlarımızı kaybetmek özgürlüktü. -Sonra unutuluşun içinde kayboldum, o karanlık, sessiz ve kusursuz boşlukta. -Uykusuzluk böyledir işte. Her şey çok uzaklardadır, kopyanın kopyasının kopyası gibi. Dünyayla arana öyle bir mesafe sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin ne de bir şey sana. -Üç haftadır uyumuyorum. Üç haftayı uykusuz geçirirseniz, her şey beden dışı bir gezintiye dönüşür. Doktorum dedi ki: "Uykusuzluk sadece bir semptomdur, daha önemli bir şeyin işaretidir. Gerçek sorunu araştır. Bedenini dinle." -Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır. Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer. -O sarmalayıcı karanlıkta, başka birinin kolları arasına hapsolmuşken, hayatta elde edeceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır. Hayatta sizi gururlandırmış ne varsa hepsi çöpe gidecek. Ve ben içeride kaybolmuş durumdayım. -Bu, sevgi'yle alakalı bir değer verme meselesi değil. Bu mülkiyet'le alakalı bir sahip olma meselesi. "Bu bizim dünyamız artık." diyor Tyler. "O eski insanlar öldüler." -Napalm yapmanın üç yolu: Bir, benzini donmuş portakal suyu konsantresiyle karıştırın. İki, bir ölçü benzine bir ölçü diyet kola katın. Üç, ufalanmış kedi kumunu benzinin içinde koyulaşana kadar eritin. -İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bakın insanı öldüren de hep sevdiğidir. -Bulutlu bir gün, bu kadar yüksekte bile. Burası dünyanın en yüksek binası ve bu yükseklikte hava her zaman soğuk. Bu yükseklikte etraf o kadar sessiz ki, insan kendini o uzay maymunlarından biri sanıyor. Sana öğrettikleri küçük görevi yerini getiriyorsun. Bir kolu çek. Bir düğmeye bas. Neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun. -Bir ölçü yüzde doksan sekizlik nitrik asit bulun. Sonra o köpüklü sıvıya üç ölçü sülfürik asit karıştırın. Bunu buz dolu kovanın içinde yapın. Sonra bir damlalıkla azar azar gliserin ekleyin. Nitrogliserin yaptınız. Bunu biliyorum, çünkü Tyler biliyor. Nitroya biraz talaş tozu katarsanız, mis gibi plastik patlayıcınız olur. Çoğu kişi nitrosuna pamuk karıştırır, sonra sülfat niyetine İngiliz tuzu kullanır. Bu da olur. Bazıları da nitroyu parafinle karıştırır. Parafin benim işimi asla görmemiştir, asla. -Ateş ettiğinizde çıkan gürültünün büyük bölümü gazın genişlemesinden kaynaklanır; bir de kurşun çok hızlı hareket ettiği için küçük bir sonik patlama duyarsınız. Susturucu yapmak istiyorsanız bütün yapacağınız silahın namlusuna delikler açmaktır, bir sürü delik. Böylece gaz deliklerden dışarı çıkar ve kurşunun hızı ses hızının altına düşer. -Tyler bana bir garsonluk işi buluyor, sonra ağzıma bir silah sokmuş ve diyor ki, sonsuza kadar yaşamak istiyorsan, ilk adım olarak ölmek zorundasın. -Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur. Hiçbir zaman halimden memnun olmayayım. Hiçbir zaman kusursuz olmayayım. Kurtar beni, Tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan. -Çift projektörle film gösteren o eski sinemalarda, bir böbinin bitmesi ile öbürünün başlaması arasındaki boşluğu seyirciler fark etmesin diye, makinistin her saniye orada olup iki projektör arasında mekik dokuması gerekir.Tepede perdenin sağ üst köşesinde beliren beyaz noktaları beklersiniz. Meslekte bunlara "sigara yanığı" denir. İlk beyaz nokta, bitişe iki dakika kaldığını gösterir. İkinci projektörü başlatırsın ki, zamanı geldiğinde hızını almış olsun. İkinci beyaz nokta, beş saniye uyarısıdır. Gerilim artmıştır. İki projektörün arasında durmaktasındır ve makinist odası zenon lambasının ışığından hamam gibi ısınmıştır... Her elinle birer kolu kavramış olarak iki projektörün arasında durur ve perdenin köşesine bakarsın. İkinci nokta görülüp kaybolur. Beşe kadar sayarsın. Projektörlerden birinin merceğini kapatırsın. Aynı anda, öbür projektörün mercek kapağını açarsın. Öbür projektör görevi devralır. Film devam eder. Seyircinin hiç bir şeyden haberi yoktur. -Yuva yapma içgüdülerine tutsak düşen tek ben değildim... Hepimizde Johanneshov markalı koltuktan var, yeşil çizgili Strinne deseniyle kaplı... Hepimizde Rislampa/Har markalı aynı kağıt lambadan var... Benimki artık bir konfeti... Çelik üstüne çinko kaplama Vild marka ayaklı saaatim. Tanrım ona sahip olmasam ölürüm... Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe...Sonra hayalinizdeki yatak. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra o güzel yuvanıza kısılıp kalırsınız. Bir zaman sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur. -Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur. Hiçbir zaman halimden memnun olmayayım. Hiçbir zaman kusursuz olmayayım. Kurtar beni, Tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan. -Eğer ne istediğini bilmezsen, bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş.

Cevap Yaz

bacx3t

6 Şubat 2013 09:15

Favori filmlerimde ilk 5! Ne kadar izlenirse o kadar makbul dür.

Cevap Yaz

rhegno

11 Ekim 2012 00:32

Acaba bende mi bir sıkıntı var diyerek durumu anlamak icin 3 kez izledigim film..Güzel olmakla beraber aşırı da bulmadıgım bulamadıgım bir film aynı zamanda..Hayranlarına saygım var

Cevap Yaz

portiangel

17 Nisan 2014 11:43

bu film konusundaki yorumunuza kelimesi kelimesine katılmaktayım. saygılar..

Yandex.Metrica