Aşk Istıraptır

8,32

( 9 kişi yorum yaptı )

Aşk Istıraptır

Sinema Filmi

1953

‘Romeo Juliet Overture’ (1870) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) (1-1.30 arası).
‘En iyi arkadaşı’nın nişanlısı ile yürürken.
Haluk; “Seni seviyorum Nermin. Rica (Kani Kıpçak’ın söyleyişiyle ‘Reca’) ederim bir şey söyleme. Biliyorum hareketim doğru değil ama ne yapayım elimde değil. Neticenin böyle olacağını zaten tahmin ediyordum. Olanlardan katiyen müteessir değilim. Bizi kader birleştirdi. Alın yazımız.”


Aynı isimli ‘17 yaş romanı’nın (1939) (Oğuz Özdeş) (Onuncu basım-1981) (Tekin Yayınevi) Yeşilçam çevrimi.
Adapazarı tren garında aydınlık yüzlü genç bir kız. Pardösü, eldiven, uzun topuklu ayakkabı. Sessiz, sakin biri. Babası ölünce amcası Cemil Bey’in yanına gelmiş. İki kardeş 15 yıldır görüşmüyorlarmış. Anlaşmazlık nedeni belli değil. Daha ilk karşılaşmada aba altından sopa gösterili r Nermin’e; “Hoş geldin kızım. Babanın akıbetine üzüldüm. Ne yapalım bunu kendi hazırladı. Biraz fazla inatçıydı rahmetli. İnşallah O’na çekmemişsindir. Burasını kendi evin gibi kabul et. Eski günleri unutmaya, mesut olmaya çalış.”
‘Saadetin, hatta küçük bir tebessümün bile uğramadığı’ üç katlı ev. Sanki ‘mezar’. Burada ‘zaman zaman sinir buhranları tutan’ anne-Muazzez Arçay, tıp son sınıf öğrencisi Kemal, Hizmetçi Ayşe ve Bahçıvan Kasım Ağa ile karşılaşıyoruz.
Cemil Bey barut gibi biri. Boynunda fular, sağ elde baston, ceketin göğüs cebinde mendil. Simsiyah bıyık, bembeyaz saçlar. Şerri herkese elaman dedirtmiş. Aile şerefinden başka bir şeye önem verdiği yok. Üstelik çok kuralcı. Akşam yemeği hep saat sekizde.
Misafir yeğenine kanı kaynamamış bir türlü.
Romandaki Nermin seyahati ve avcılığı seviyordu. Filmdekinin merakı ise ‘müzik’. O suskun görünüşlü genç kız, daha ilk gün, seyirciyi şaşırtıyor. Yemeğin ardından Kemal’in odasında 78’lik plakla ile dans etmeye başlar. Cha Cha’nın şiddetiyle alt kattaki avizeler deprem olmuş gibi sallanıyordu. ‘Amcazadesi’ ile öpüşmeleri hemen o gece. “Ne yaptınız, Kemal Bey?” diyor ama ikinci öpüşmeye de izin verir.
Tahmin edileceği gibi, birkaç gün içinde, Kemal ‘emrivaki’ evlilik kararını açıklıyor. Babası ‘müstakbel gelinini’ zaten tahmin etmiş. “Mektebin, istikbalin” dediğinde ise yanıt hazır. “Mektep bu sene bitiyor. Hemen nişanlanırız yaza da düğün.” Cemil Bey, yine de laf sokuşturmadan edemez; “Her şeyi hazırlamışsın. Bana sormaya neden lüzum hissetin acaba? Sana ‘bu iş olmaz’ diyebilirim fakat demeyeceğim. Nasıl istersen öyle yap. İnsan felaketini de saadetini de kendisi hazırlar.” Bu sonuncusu, yaşlı adamın ağzından çıkan en doğru cümle.
‘La Cumparsita’ (1916) (Gerardo Matos Rodriguez). Trompet, akordeon, piyano, bateri. Genellikle nikâhta çalınan tango bu kez gençlerin nişanında. Delikanlı havalarda uçuyor. Keşke nişanlısının “Bunalıyorum Kemal” gibi sözlerine biraz daha dikkat etseydi. Çok, çok yıllar sonra “O’nun için iyi bir dosttan başka bir şey olamayacağımı anlamalıydım” diyecektir.
Kemal; “Gözlerime inanamıyorum. Ne güzelsin. O kadar mesudum ki. Ya sen?”
Nermin; “Bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum. Boşlukta yüzer gibiyim.”
Kemal’in dostları Türkan ve eşi Necdet de orada. Bir de sürprizleri var. Türkan’ın kardeşi Haluk’u getirmişler. Delikanlı yedek subaylığını yeni bitirmiş. ‘Öyle bir genç ki bir anda insanı âşık yapabilecek sihirli bakışlara sahip (sf. 44)’. Manalı gülüş, sevimli ve güzel bir yüz.
Büfede, aynı bardağa uzanan Nermin’in eline dokunca olan oluyor. Kemal’e (ama aslında genç kıza) şunları söyler; “Nişanlandığını (‘nişanlanacağını’ demeliydi) duyunca yaptığın işi yadırgamıştım. Şimdi sana hak veriyorum.” (Ah, bu Freudvari komplimanlar!) Bütün gece bakışlarını ‘koyu kumral, lüle lüle saçlarından, kestane renkli gözlerinden, pembe yanaklarından’ ayıramaz genç kızın.
Kemal ertesi gün trenle İstanbul’a, okuluna gidiyor. Nişanlısı, Türkan’a ve Haluk’a(!) emanetmiş. Garda, Türkan “Kemal çok iyi çocuktur. Gerçi biraz kadına safahata düşkündür ama kusursuz insan olmaz… Her şey bir tarafa ne olursa olsun sevmek şart. Onsuz evlilik olmaz” diyor. İlerde, Nermin’i mazur görmemiz için bütün bu sözler.
Sonraki birkaç ‘tesadüf’ (Haluk’un söyleyişi ile ‘güzel tesadüf’) büfede değen elleri iyice yakınlaştırır.
Haluk; “Kemal’den ne haber, nişanlınızdan?”
Nermin; “Çok seyrek yazıyor. İşleri dersleri varmış.”
Haluk; “Ben nişanlınız olsam…”
Sonraki bir gün.
Haluk; “Kemal’i seviyor musunuz?”
Nermin; “Bilmiyorum, hiç düşünmedim.”
Odasında Kemal’in resmi var ama Haluk’u görüyor orada genç kız. Kader ikisini birleştirmekte. Alın yazısı.
Cemil ikisini yürürken görmüş. Evde ağır bir hava var. “Yanılmamışım. Babasına çekmiş. Aynı hilekâr, korkak bakışlar. O’nun ikiyüzlü küstah halleri.”
‘The Planets; I. Mars, the Bringer of War’ (1914/16) (Gustav Holst). Muazzez Arçay da durumu yumuşatmaya çalışıyor; “Hemen hüküm verme. Yabancı değil ki, Kemal’in en iyi arkadaşı. Kimbilir belki yolda rastlamıştır. (Kocasının alev saçan gözleri ile karşılaşınca) Sen de haklısın tabii. Ne olursa olsun doğru değil. Elâlem işin iç yüzünü bilmez ki. Eminim bilerek yapmamıştır.”
İlk öpüşmeleri Nermin’in ayağını incittiği gün. Burkulan bileğine sıcak su ile pansuman yapmıştı Haluk. Sonrasında kendilerini akıntıya bırakıyorlar.
Bir olay, her şeyi çabuklaştırır. Delikanlının, İstanbul’a gitmesi gerekiyormuş. “Askerden dönüşümde uğramış bir iş için müracaat etmiştim. Dün cevap geldi. ‘Acele gel’ diyorlar.” Artık olacaklar belli. “İster misin hayatımızı birleştirelim. Tanrı böyle istedi. Kaderimize karşı gelmeyelim. Belki seni servete, lükse gark edemeyeceğim ama ölünceye kadar seveceğim.”
Ertesi gece yarısı, saat 12’de kalkan trenle kaçacaklar. (Ancak çekimler öğle 12’de yapılmış). Artık nasıl bir tesadüfse evde, 11 buçuğa kadar misafir vardı.
Haluk garda heyecanlı bir şekilde beklerken O’nu yolcu etmeye gelmiş olan Necdet’in çarpıcı fikirlerini öğreniyoruz; “Ne kadar sevilirse sevilsin bir kadın için değmez… Kadınların sözüne güven olur mu?”
Evden kaçış, bu sırada kedinin bağırması (romanda ‘köpek havlaması’), gara son anda faytonla yetişmesi filmin en gerilimli kısmı. O kadar ki tren hareket etmişti bile. Bavulu da orada kalır. [Odasında bıraktığı kitap duruma çok uygun; ‘Allahaısmarladık’ (Esat Mahmut Bozkurt)].
İstanbul. Gökyüzü, deniz. Genç kız ‘kuşlardan daha hafif, bulutlardan daha hür, bütün canlılardan daha mesut’. Âşık ve pişman değil. Hiçbir zaman da olmayacakmış.
Haluk; “Bizi yepyeni bir hayat bekliyor. Yepyeni zorluklar. Cesaretin var mı?”
Nermin; “Sen yanımdasın ya!”
Kemal, tam da nişanlısının kaçtığı gün Adapazarı’na gider. (Haydarpaşa’da karşılaşmamaları, filmin başka bir gerilimli bölümü). Kendisinin seyrek (kitapta ‘ayda bir’) yazdığını unutmuş “Ne zamandır mektup alamıyorum. Aklım orda. Gitmesem daha fena olacak” diyordu arkadaşı Sadettin Erbil’e. ‘Gitmese daha fena olacakmış’. Aslında oldu ama farkında değil henüz.
Olanları öğrendiğinde “Seni bırakıp gitti. Başka bir erkekle. Aile şerefimizi, ismimizi iki paralık etti” diyen babasını suçluyor. “O’nu sen kaçırdın. Hepimiz gibi O’nu da sen mahvettin. Senden nefret ediyorum. Annemi bu hale getiren sensin. Bütün çocukluğumun korku içinde geçmesine sebep oldun.” Bu kadarına dayanamayan Cemil Bey kalp krizi ile yaşamını yitirir.
Yıllar sonra. 1941, 1942, 1943, 1944, 1945, 1946, 1947.
‘El Choclo (Kiss of Fire)’ (1903/1952) (Angel Gregorio Villoldo / Lester Allen). Haluk, İstiklal Caddesi’nde alış veriş yapmış evine geliyor. Karısı Nermin, oğulları Doğan. Hepsi çok mutlu.
Tek üzüntüleri Türkan’ın kötü giden evliliği. Necdet artık bambaşka biri olmuş. ‘Bir ihtilaf işine karıştığı için’ bankadaki ‘vazifesinden çıkarmışlar’. Sonra ‘içki, kumar ve nihayet kadın’. Dayak da var. Duruma çözüm bulmak isteyen Haluk cinayet ile suçlanacaktır. ‘Aile meselesini’ düzeltmeye gittiğinde çıkan kavgada kız kardeşi ve Necdet ölür.
Üsküdar Ceza ve Tevkif Evi’nde filmin iki sürprizi var. Gardiyan-Reşit Çıldam ve kahramanımızın hücre arkadaşı (filmin dekorlarını hazırlayan) Danyal Topatan.
Sonrasında Nermin için her şey kötüye gidiyor. Daha küçük bir yere taşınma ve tacizlerle karşılaştığı iş aramalar. Öksürmeye başlaması iyiye alamet değil.
‘Hüseyni Makamında Klarnet Taksimi’. 150 lira aylıkla iş bulmuş. Biricik yavrusu Doğan’ın kamyon altında kalarak ölmesi tam da o günlerde.
‘Mona Lisa’ (1950) (Ray Evans / Jay Livingston); “Do you smile to tempt a lover, Mona Lisa//Or is this your way to hide a broken heart.” Bir gazinoda, gardıropta çalışıyor. Patron Feridun Çölgeçen’e göre ‘ne olursa olsun’ hep gülümsemeliymiş. Palto bırakan sarhoş müşteri “Nasılsın şekerim” diyerek yanak alsa bile.
Öksürükleri kan tükürmeye dek varır. Bir arkadaşından ‘son devresinde verem’ olduğunu öğreniyoruz.
O kadar değişmiş ki Sadettin Erbil ile gazinoya gelen Kemal kendisini ilk anda tanıyamaz.
‘Segâh Makamında Klarnet Taksimi’. Umutsuz bir şekilde Dolmabahçe’nin oralarda kendisini denize atıyor. Bel kemiği kırılmış. Götürüldüğü hastanede ameliyatını yapacak doktor da ‘eski nişanlısı’.
Söylediği ve duyduğu son sözler;
Nermin; “Kemal!”
Kemal; (Hemşire’ye) “Narkoz verin.”
Yıllar sonra, perişan bir adam, Dâhiliye Mütehassısı Dr. Kemal Süha’nın kapısını çalar. Af dilemek için gelmiş. Karısı bulmak için yardımını istiyor. Hapisten çıkalı bir sene kadar olmuş. Bir senedir, işsiz ve avare Onları arıyormuş. “Talih, insana küsmeye görsün.”
Haluk; “İçimden ‘muhakkak O’nun yerini bilir’ diyordum. Ne de olsa son bir ümit. Nerde olduğunu biliyorsun değil mi?”
Kemal; “Gel seni O’nun yanına götüreyim.”
Haluk; “Beni affet!”
Kemal; “Haluk!”
Haluk; “Ne olur beni affet!”
Biraz sonra biri küçük iki mezarın başında ağlıyordu; “Seni mesut edemedim. Seni mesut edemedim Nermin. Mesut edemedim, mesut edemedim.”

Kitap biraz farklı. Nermin’in hastalıklı babası bir başkasına kaçan karısını affeder. Müzeyyen Hanım, neyse ki, kocası ölmeden önce evine dönmüş. ‘Rahmetli’ ile kardeşi Cemil Tahir arasında bir anlaşmazlık yok. Amcanın evi Bursa’da. Nermin 15 gün için oraya gittiğinde annesinin kalpten öldüğü haberini alır. ‘Amcazadesi’ Kemal, İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirmek üzere. Filmdeki Cemil, oğlunun Nermin ile nişanlamasını istemezken romandaki, aksine, kendisi öneriyor (sf. 39). Ama genç kızın gönlü nişan günü tanıştığı Haluk’a kaymış. Bir mektup bırakarak delikanlı ile kaçar. Amcası bir müddet sonra O’nu affediyor. Her şey iyi giderken kocası ‘4 yıl önceki bir cinayet için tutuklanır’. Kız kardeşi, Türkan’ı öldürmek ile suçlanıyor. Aslında olay bir kaza. Kendisini başka kadınlarla aldatan kocası Necdet’i öldürmek istiyordu genç kadın. Haluk engel olmak için araya girince olan olur. Tam o sırada bir de deprem var. Yıllar sonra Necdet ihbar etmiş. 5 yıl hapse mahkûm olduğu İmralı’da kendini öldürür kahramanımız. Verem olan Nermin de hastanede son nefesini verir. Kemal’in kollarında.
Artık ‘bedbaht nişanlının’ gönlünde ‘daima ölmez bir sevgili olarak yaşayacak’ Nermin.


‘Saba Makamında Klarnet Taksimi’. Haluk ve mezarlık. Kulaklarında Nermin’in yıllar önce Adapazarı’nda söyledikleri: “Seni ilk gördüğümde ‘işte hayatımın erkeği’ demiştim. ‘Ölesiye sevebileceğim tek adam’. Beni al götür Haluk. İstediğin yere. Kaderin kaderimiz, alın yazın alınyazımız olsun. Ölüm bile bizi ayırmasın.”
(Yazan: Murat Çelenligil)




Oynayanlar

Muzaffer Tema Muzaffer Tema Halûk
Ayten Alpman Ayten Alpman Nermin
Nurhan Nur Nurhan Nur Türkan
Cahit Irgat Cahit Irgat Necdet
Memduh Ün Memduh Ün Dr. Kemal Süha .........(As Turhan Ün)
Temel Karamahmut Temel Karamahmut Cemil
Muazzez Arçay Muazzez Arçay Anne
Settar Körmükçü Settar Körmükçü Bahçıvan Kasım Ağa
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Pavyon Sahibi
Aliye Çakar Aliye Çakar Hizmetçi Ayşe
Merih Kaya Merih Kaya Küçük Oyuncu Doğan
Luiza Nor Luiza Nor Kendisi
Adalet Cimcoz Adalet Cimcoz Ayten Alpman Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Nurhan Nur Seslndirmesi
Fikri Çöze Fikri Çöze Seslendirme
Osman Alyanak Osman Alyanak

Ekip

Kurgu Orhan Atadeniz (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Sohban Koloğlu (Sanat Yönetmeni)
Dekor Tasarım Danyal Topatan (Dekor Tasarım)
Yapım Ekibi Kerim Pamukoğlu (Yapım Asistanı)
Yönetmen Ekibi Nurhan Nur (Yönetmen Yardımcısı)
Yazım Ekibi Atıf Yılmaz (Diyaloglar)
Kamera Ekibi Orhan Çağman (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Semih Peköz (Laboratuar Şefi)
Işık Ekibi Konstantin Psaras (Işık Şefi)
Orhan Özerler (Işık Ekibi)
Ses Ekibi Rauf Tözüm (Ses Kayıt)
Yılmaz Atadeniz (Senkron)
Müzik ekibi Faruk Yener (Müzik Ekibi)
Sadi Işılay (Keman)
Luiza Nor (Dans)

Firmalar

Erman Film (Yapım)
Erman Film (Seslendirme)
Erman Film (Film Hazırlık)
Erman Film (Plato)

Son Yorumlar (9)

mncelik 01 Ekim 2015 09:27:59

atıf yılmaz' hayellerim aşkım ve ben kitabının 80 ve 81 sayfalarında meşhur merdiven sahnesinin çekiminden bahsediyor:

'' sahnenin nasıl bir sahne olduğunu hatırlamıyorum da ,merdivende geçtiğini hatırlıyorum .sanırım memduh'un filmdeki ilk çalışma günüydü .fenerbahçe'de belvü oteli'ndeyiz .alt kattan tek olarak çıkan merdiven genişçe bir sahanlıktan sonra ikinçi kata iki merdiven halinde devam ediyor .yabancı filmlerde ,merdivenden çıkan birinin aynı hizadan ,paralel bir hareketle takip edilerek ikinçi kata kadar çıkarıldığını görmüştüm .bu hareketi uygulamak istiyorum .ne dekorda çalışıyoruz ,ne de elimizde vinç gibi bir araç var ama sohban'ın liderliğindeki ekip ,''yaparız ''demiş.nasıl yapılacağını da en çok ben merak ediyorum .
bir gün önceden bir faaliyettir başlıyor .bizim tahta raylar merdiven basamaklarına çakılıyor.kaydırma (traveling ) hareketi yaptığımız arabaya kalın halatlar bağlanıp ,halatların ucu ikinçikatın sofasına tespit edilmiş bir caraskaldan ( tekneleri kızağa,inşaat malzemelerini üst katlara çekmeye yarayan ilkel bir alet )geçiriliyor .oldukça dik olan merdivenin eğiliminde duran arabaya kameranın konması,mike'nin arabanın üstüne çıkması bir sorun oluyor .mike ,haklı olarak söylenip duruyor : '' delisin nesin ? bunun üstünde durulur ? ''sohban'la yardımcısı danyal .mike'ye hayatının tehlikede olmadığı konusunda garanti veriyor .nihayet sahne çekilecek .şimdi hatırlamıyorum ama şöyle bir şey olmalı : ayten'in alt kattan ortadaki sahanlığa çıkışını kamera hareket etmeden panoramik bir hareketle izleyeceğiz .ara sahanlıkta memduh'la tartışacaklar .ayten memduh'tan kopup ,karşımızdaki merdivenden ikinçi kata çıkmaya başlarken,yukarda caraskaldan geçen halatı bellerine dolamış,elleriyle de sıkı sıkıya yapışmış set ekibi ,halatı ''ya allah ''deyip çekmeye başlayacak .ümidimiz kameranın ve tabii mike'nin ayten'le birlikte ikinçi kata kadar tırmanabilmesi .daha sonra da herhalde ,memdu'un kızın arkasından ters ters bakışını çekeceğiz.

provalar başlıyor .olmayacak duaya amin demenin acısını memduh'tan çıkarmaya başlıyorum.on prova ,yirmi çekim.... avallı memduh,bu işi kabul ettiğine bin pişman ,gene de elinden geleni yapmaya çalışıyor .bu arada gerilimi arttıran ufak tefek kazalarda yaşanıyor. kamera yerçekimi yasalarına uyma gafletini gösterip aşağı uçarken ,kahraman bir ışıkçı tarafından kurtarılıyor .halatı çeken set işçilerinden birinin ayağı kayıyor .ötekiler sahne bozulmasın diye onu çiğneyip geçiyorlar.mike'nin sallana sallana ,merdivenden ine çıka midesi bulanıyor falan ,filan

planı o berbat haliyle kullandık mı ? yoksa ertesi gün birkaç fazla plana bölerek fiks kamerayla mı tekrarladık ? şimdi hatırlamıyorum

enginkaradag avatar enginkaradag 24 Ağustos 2014 07:54:47

Muzaffer Tema nin ne kadar yetenek olduğunu insan anliyor

hakan_ışık avatar hakan_ışık 23 Ocak 2014 08:51:32

10

şahane bir klasik bana göre keşke bu tür filmleri izleme sansımız olsa..

borabora avatar borabora 14 Ağustos 2012 08:04:50

10

dönemine göre cok güzel film

mkurtsen avatar mkurtsen 25 Mayıs 2009 19:41:05

8

sayın sinemasever arkadaşım..   Aşk ıstıraptır filminin bu hafta pazar sabahı trt 1 de gösterilmesi nedeniyle filmin sayfasına girdim, yorumları okudum. Özellikle sizin yorumunuz dikkatimi çekti. Filmde Muzaffer Tema ile aşk yaşayan oyuncu Nurhan Nur değil Ayten Alpman'dır. Nurhan Nur Tema'nın  kızkardeşi rolündedir. Filmde eniştesi rolündeki Cahit Irgat'ı öldürerek hem kendisinin hem ailesinin felaketine sebep olur. saygılar.

performer avatar performer 02 Nisan 2009 22:07:04

RamJam arkadaşım ayten alpman'ın söylediği sözü buraya aktarmış. ben ayten hanım'a katılmıyorum. evet çok harika oynamamış fakat kötüde oynamamış. 1953 yılında çekilmiş bir filme kötü'de demek istemiyorum. yalnız şunu söylemek isterim filmin görüntül eri o dönem için çok başarılı.görüntü yönetmeni mike rafaelyan'ı saygı ile anıyorum.

Yandex.Metrica