Yatağımdaki Düşman

7,96

( 2 kişi yorum yaptı )

Yatağımdaki Düşman

(Sleeping with the Enemy)

Sinema Filmi

1991

  Evlendiği adam Martin psikolojik yönden sorunlu çıkınca Laura ondan kurtulmak ister.Kendini ölmüş gibi gösterir ve başka bir kent de yaşamaya başlar. 23.2.11  Zafer ALGAN

Son Yorumlar (2)

serdardemirkiran avatar serdardemirkiran 01 Nisan 2017 20:49:18

“O gece benim öldüğüm geceydi ve başka birisinin kurtulduğu”.
Kadına yönelik erkek baskısı ve şiddetini anlatan, ünlü oyuncularının varlığından destek alan gerilim dozu iyi ayarlanmış başarılı bir film. Konusundan biraz bahsetmek gerekirse; Laura (J. Roberts) , kocası Martin’in (P. Bergin) bütün isteklerini yerine getiren güzel ,çekici bir kadın. Kocası da yakışıklı, başarılı, herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen (takıntı derecesinde), kusursuz bir adam. Ancak bunlar dışarıdan görünenler. Evlerinde, kapanan kapıların ardındaki yaşantıları ise bambaşka. Kocası Martin son derece takıntılı biridir ve en küçük bir olayda bile bunu eşine şiddet olarak yansıtmaktan çekinmemektedir. Herşey kocası Martin’in isteği doğrultusunda olmaktadır, Laura onun isteklerine sadece uymak zorundadır. Kocası istediği anda onunla Berlioz’un fantastik senfonisi eşliğinde birlikte olmaktadır, bu tek taraflı bir ilişki olup, tecavüzdür. Yemeği saatinde isteyen, geciktiğinde hesabını soran Martin, banyo havlularının sırasını ve boylarının düzensizliğini, dolaptaki konservelerin sıralamasını bile olay yapmaktadır. O, Obsesif kompülsif bozukluğu (takıntı hastalığı da denir) hastasıdır. Laura, onun sesini duyduğunda bile irkilmektedir. Her şiddet sonrası hediyelerle dönmektedir, ama bu aldatan yüzüdür Martin’in. Dört yıldır süren evliliğinde bir kere kaçmayı denediğini, kocasının onu bulup getirdiğini öğreniriz. Komşularının teknesiyle dolunayda bir tur atacaklarını belirtir kocası Laura’ya, onun fikrini sormadan, onun denizden çok korktuğunu ve yüzme bilmediğini bile bile. Düzgün denilen hava sanılanın aksine bozar, fırtınada komşusuyla birlikte tekneyle uğraşan Martin, Laura’nın oturduğu yere baktığında onun teknede olmadığını farkeder… Anlatımı burda kesip, gerisini sizin seyir zevkinize bırakalım derim.
1990 da Pretty Woman’ın bir anda zirveye çıkardığı Julia Roberts’in güzelliği, sempatikliği ve oyun gücünden oldukça destek alan filmde diğer oyuncularda hayli iyiler. Bilhassa filmin kötüsü Patrick Bergen. Erkeğin evlendiği eşine uyguladığı baskı, filmde gerilim yaratsın diye abartılmış diyemiyeceğim, nice yaşanan gerçek olaylar varken ve nice bilemediğimiz, evliliğinde mutluluk görüntüsü altında söylenemeyen dramlar varken. Laura’nın ağzından dökülen “İnsanlar birbirlerini asla gerçekten tanıyamaz” sözü izleyene dokunuyor.Bu tür filmler şunu gösteriyor. Her şeyin çözümü sevgide,kimin verdiği kimin aldığı önemli değil, sen sevgi ile yaklaşırsan aynı yaklaşımı göreceğine inananlardanım. Sertlikle kendinden korkutursun ama ne sevgi ne saygıyı sağlayamasın. Filmin sonu biraz abartılı da olsa, bunun bir film olduğu, izlenmenin baz alındığını unutmamak lazım. Aksi takdirde vasat bir final yakıştırması yapılabilirdi. İzlediğinizde sizi pişman etmeyecek filmlerden.İzleyin, beğeneceksiniz.

riverlicious avatar riverlicious 16 Ağustos 2014 12:04:39

10

bu filme nasıl yorum yapılmamış hayret.Konu güzel ve mantıklı özellikle filmin sonuna doğru heyecan doruklarda.Kadının kocası psikopat dövüyor falan kadın da tek kurtuluş yolunu kendisini ölü gibi gösterip başka bir şehre kaçmak.Bakalım kocası bulabi lecek mi ? sıkılmadan izlenir 10/9

Yandex.Metrica