Aşkım Günahımdır

8,37

( 18 kişi yorum yaptı )

Aşkım Günahımdır

Sinema Filmi

1968

‘V.I.P.s’deki (1963) ‘Conflict’ (Miklós Rózsa) ve ‘Berceuse de Jocelyn’ (1888) (Benjamin Godard).
“Babam bir hafta önce öldü. Annemi de çok daha önce kaybetmişim. Şimdi kimsesizim hayatta. Parasızım. 20 yaşında (ama o akşamki yemekte ‘22’ diyecektir) gelecek günlerin korkusu içinde bir genç kızım. Bandırma’dan (kitapta ‘İzmir’den) İstanbul’a gidiyorum. Babamın çok eski bir arkadaşının evine sığınacağım. Nuri Bey. Fabrikatörmüş (romandaki ‘Paşa’). Göztepe’de köşkü varmış. Bir mektupla çağırdı beni. Sağ olsun, vefalı, dost bir insan herhalde. Babamın borçlarını da ödedi. Gene de ürküyorum. Meraktayım. İstanbul nasıl bir şehir? Nuri Bey ve ailesi nasıl insanlar? Beni o büyük, o yabancı şehirde nasıl bir hayat bekliyor bilmiyorum. Çocukluğumdan beri gülmeyen kaderime teslim olmaktan başka hiç bir çarem yok. Elveda Bandırma. Elveda çocukluğum, ümitlerim. Hepinize elveda.”
[Filiz Akın bu sahnedeki beyaz pardösüyü ‘Sabah Yıldızı’nda (1968) Mehmet-Feridun Çölgeçen tarafından İzmir eski Valisi Beşir Paşa’nın konağına götürülürken ve ‘Yıkılan Yuva’da (1967) “Nasıl Doktor? Kurtulacak mı” derken giyiyordu].


Aynı adlı romanın (1926) (Selâmi İzzet) (İkinci basım 1943-Semih Lûtfi Kitabevi) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması.
Jenerikte Tomaso Albinoni’nin ‘Sol minör Adagio’su (düzenleme Remo Giazotto-1958) var.
Kahramanımızın adı Selma (kitapta ‘Süheyla’). Babası Fazıl (romanda ‘İsmail’) Bey’in ölümü ile ‘kimsesiz ve parasız kalmış’. Mahzun yüzlü bir genç kız. ‘Kanadından yaralanmış bir kuş’. Reşit Paşa Vapuru’yla “Keşke Bandırma’da kalsaydı” dedirtecek şeyler yaşayacağı İstanbul’a gidiyor. İnce bir zekâya, görenin tekrar bakmak isteyeceği güzelliğe sahip. Bunlar ‘O’nun durumunda biri için en büyük tehlike’. Resim yapar ve piyano çalarmış. Ancak ‘maalesef seviyenin servetle ölçüldüğü bir devirde yaşadığı için’ bunların çok fazla önemi yok.
‘Ne Me Quitte Pas’ (1959) (Jacques Brel). “Etrafta uğuldayan deniz cezbedici, içine gireceği meçhul hayat ise korkutucu (sf. 7).” Yolculuk sırasında ‘bir ilaç firmasının gezici mümessili’ Nejat (romanda ‘askerliğini Anadolu’da yapmakta olan Şükrü Arif’) ile tanışır. Delikanlı İstanbul’dan hemen Çanakkale’ye geçecekmiş. Konuşmayı kısa tuttuğu bu gençle ilerde yolları tekrar kesişecektir Bitmesini istemediğimiz vapur yolculuğunun sonu ve muhteşem görüntüsüyle Boğaziçi. “Bandırma’da uğurlayanım olmamıştı. Burada ise karşılayanım yok.” (Romandakini ‘rıhtımda bir otomobil bekliyor’).
‘34 FS 559 plakalı ‘Şevrole’ taksi ile Acı Musluk Sokak (1947’de adı Cemal Nadir olarak değişmiş) 21 numaradaki köşke gider. “Ne vereceğim” sorusuna aldığı yanıt ‘şoför raconu’na uygun; “15 lira yeter.”
“İlk nazarı dikkatimi celbeden, ruhumu okşayan şey bahçe oldu. Havuzlarıyla, ağaçlarıyla, çiçekleriyle insana uzanıp dinlenmek ihtiyacını veriyordu (sf. 10).” [Dış çekimler Kont Ostrorog Yalısı’nda, iç çekimler ‘Siyah Gül (1966) ve ‘Bıçaklar Fora’daki (1966) evlerde yapılmış]. Köşkün 30 yıllık kalfası-Nevzat Okçugil odasını ‘dünden hazırlamış’. Filmin çarpıcı cümlelerinden birini söylüyor; “Çarçabuk kısmetin çıkar inşallah. Yoksa ne olursa olsun el yanında yaşamak zordur.” Kitaptaki Feleknaz da “İnsan, gün gördükten sonra el kapısında kolay oturamaz” diyordu.
O gece aile ile tanışır. [Filiz Akın üzerindeki kazağı ‘Aşka Tövbe’de (1968) Osman Hoca-Nubar Terziyan ve Selman Siret-Önder Somer ile konuşurken giyiyordu.] Cemile Hanım biraz tepeden bakan biri. ‘Mübalağalı bir azameti var’. Nuri Bey ve kızları Şermin (romanda ‘Şerminde’) ise ‘elini uzattıklarını kırıp incitmeyen’ alçak gönüllü kişiler. Akşam yemeğinde Şermin’in nişanlısı fabrikatör Melih (romanda ‘Sâfi’) Beyefendi ile tanışırız. Yakışıklı, zinde, gürbüz bir genç. İnsana nüfuz eden, derin, sıcak bir sesi var. ‘Her söylediği söz, her cümlesi nükteli’. “Tam zamanında gelmişim. Kaynanam gerçekten seviyormuş. Affedersiniz ‘kayınvalide’ diyecektim, değil mi” ve “İnsanın bu kadar genç ve güzel kaynanası değil sevgilisi olur ancak” şakalarının ardından Selma’yı görür. Bir daha da bakışlarını ayıramaz.
Nişanlısı, Ajda Pekkan’ın sesi ile ‘Oyalama Beni’ (1966/67) şarkısını söylerken bile bu durumdaydı.
Ertesi sabah Selma bahçede dolaşırken [Filiz Akın, bu bluz eteği ‘Yıkılan Yuva’da (1967) Ekrem-Cüneyt Arkın’a “Delilik etmiyor muyuz? Sonradan pişman olmayacak mısın” derken giyiyordu.] Melih tekrar gelir. [‘34 EH 029’ plakalı 66 model ‘Chevrolet-Corvair’ arabasını ‘Affet Sevgilim’ (1966), ‘Bar Kızı’ (1966), ‘İlk Aşkım’ (1967), ‘Ömrümün Tek Gecesi’ (1968), ‘Hicran Gecesi’ (1968), ‘Son Mektup’ (1969) filmlerinden anımsıyoruz]. “Sizi gördüğüm anda, ilk defa gözlerimin ve kalbimin farkına vardım” diyor. Genç kızın peşini bırakmayacağı belli.
Huyu da değişmeye başlamış. Kuruçekmece’deki (kitapta ‘Yakacık’) av sırasında durum çok belirgin. Rıfat Bey’in dediği gibi ‘bir dalgınlık var üzerinde’. Eskisi kadar hoşlanmıyormuş bu işten. “Öldürüyoruz. Göz kırpmadan, elimiz titremeden öldürüyoruz.” Aslında ‘çiftesini yeni bir bıldırcına, Selma’ya çevirmiş’. Kaçtıkça kovalıyor, seviyormuş. “Her saadetin bir diyeti, bir ücreti var.” Hemen evlenmekten, mesut olmaktan söz ediyor. Nişanlısının ve anne babasının ‘nasıl yıkılacağını aklına bile getirmeden’.
‘Dead Ringer’daki (1964) “Maggie’s Murder” (André Previn). Nuri Bey’in evinde bile peşinde Selma’nın. Tekrar tekrar sevgisini söylüyor. Ayrılmaları gerektiğini anlatacakmış Şermin’e. “Gençtir, güzeldir, zengindir. Bir başkasını sevebilir. Unutur.” Bu denli basit.
Martin Deny’nin ‘Hypnotique’ albümündeki (1958/59) ‘On a Street in Singapore’ (Billy Hill / Peter de Rose). Selma ‘böyle bir ihanete ortak olmak’ istemese de rüyalarında delikanlıyı görüyor hep. “Ne olur Melih, yalvarırım bırak beni. Seni sevdiğimi bilme, sakın öğrenme. Rüyalarımda bile gelme bana. Gelme.”
Yine bahçedeyiz. [Filiz Akın bu sahnedeki gömleği ‘Sabah Yıldızı’nda (1968) “Çocuklar hislerinde yanılmazmış” derken giyiyordu.] Şermin biraz durgun gibi. Nişanlısının davranışlarındaki soğukluğu hissediyor galiba. O günlerde ilginç bir şey olur. Evin oğlu Nejat ‘iş icabı Zonguldak’a giderken uğramak istemiş’. Selma’nın vapurda rastladığı genç bu. O da Selma’ya tutuluyor. Bir zamanlar babasının baskısı nedeniyle evden gitmişti. Ancak genç kızı görünce kalmaya karar verir. Cemile Hanım “Bu ani değişikliğin sebebini tahmin ediyorum galiba” diyor.
Ailece gidilen kır gezisinde Melih yine Selma’nın peşinden ayrılmaz. [Filiz Akın, üzerindeki bluzu ‘Arkadaşımız Aşkısın’da (1968) “Kocamdı. O’na alışıyor, yavaş yavaş yakınlaşıyordum” derken ve ‘Cilveli Kız’da (1969) Hayrullah Bey-Hulusi Kentmen’e çorap satarken giyiyordu]. Konuşmak istiyormuş.
Ama daha önce Şermin’le konuşur. “Seni de, kendimi de bedbaht etmeye hakkım yok. Ayrılmalıyız. İlerde daha çok acı çekmeden, yol yakınken dönmeliyiz.” Nedenini de şöyle açıklıyor; “Ben evlenecek erkek değilmişim. Bunu yeni anladım.” Oysa daha bir gece önce evlenme teklif etmişti kahramanımıza.
Genç kız gözyaşları içinde Selma’nın odasına kaçıyor. [Filiz Akın bu sahnedeki iri çiçekli elbiseyi ‘Yuvana Dön Baba’da (1968) Zeynep Değirmencioğlu’na “Sokak kapısının anahtarını al Ayşe. Bugün biraz işim var. Belki evde olmam” derken ve ‘Arkadaşımın Aşkısın’da (1969) Ekrem-Orhan’la yemek yerken giyiyordu].
Gerek var mıydı bilmiyoruz ama Selma durumun çözümü için Melih’le konuşmak ister. Ama bu, yangına körükle gitmek gibi bir şey. Dirense de delikanlının dudaklarından kaçamaz. O sırada Nejat gelir.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Main Title’ (André Previn). Yumruklaşırlar. Sonrasında en olmayacak şeyler oluyor. Melih, Şermin’le ve Nejat, Selma’yla evleniyor. Nikâh memuru Tevfik Soyurgal. ‘Flawless’daki (2007) Hobbs “Biliyorsunuz ‘iki yanlış bir doğru yapmaz’ derler. Saçma bir deyiştir. Bazen bir yanlışı düzeltmek için en az o kadar yanlış yapmak gerekir” demişti Laura’ya. Ancak filmimizdeki sonuçları çok acı.
Nejat, babasının yanında çalışmaya başlamış, olaylar durulmuş gibi. Şermin de hamile. Ancak Melih ve Selma’nın yürekleri aşkla kavruluyor.
Aylar sonra aile tekrar bir araya gelmiş. Şermin piyano başında; ‘Dönmem Sana’ (1967) (Jo Van Wetter / Pierre Barouh / Fecri Ebcioğlu). Melih’in kinayeli sözlerle Selma’ya yakınlaştığını gören Nejat ise kıskançlık içinde.
[‘Muhabbet Kuşu’ (1969), ‘Sabah Olmasın’ (1969), ‘Aşk Bu Değil’ (1969), ‘Kaderimsin’den (1969) anımsadığımız] ‘34 HV 661’ plakalı Ford Galaxie’ ile eve geldiklerinde ne konuştuklarını soruyor. Kuşkularında haksız da değil. O gece Selma’yı uyku tutmaz. [Filiz Akın bu geceliği ‘Arkadaşımın Aşkısın’da (1968) “Karınım. Eskimiş iki satır yüzünden bozma saadetimizi, ne olur Orhan” derken giyiyordu]. Kapandığını zannettiği ‘yara tekrar açılmış’. Bir daha da kapanmayacakmış. “Hâlâ o buse ile sarsılıyorum. Titriyorum. Unutamıyorum. O öpüş kalbini, aklını, canını almış meğer.” Durumu kocasının fark etmemesi imkânsız.
Daha da kötüsü olur. Melih bir gün ‘hasrete dayanamayıp telefon eder’.Görmek, sesini duymak istiyormuş. Aşktan kaçılmazmış. Ancak Nejat duyar bunları. Karısına 5 tokat atıyor.
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Hidden Jewelry’ (André Previn). Selma ayrılmak istiyordu. Nuri Bey, düşünüp karar vermesi için köşke götürür genç kızı. Ancak Melih’in davranışları durumu daha da kötüleştiriyor.
‘V.I.P.s’deki (1963) ‘Mood For Truth’ (Miklós Rózsa). Gecenin bir yarısı genç kızın kapısına dayanır. “Olacak her şeye razıyım. Tek bir defa daha konuşmak istiyorum seninle. Açmazsan buradan bağıra bağıra söyleyeceğim içimdekileri.” En hoşu da “Korkma, sana ve taşıdığın isme en ufak bir leke sürmeyecek kadar aklım başımda” demesi. Nasıl olacaksa(!). Şermin’le bedbaht olduğunu anlatıyor. Selma’yı böylesine severken bu evliliğe tahammül edemeyecekmiş. “Çok geç Melih. Ayrılsak bile Şermin ve Nejat aramızda olacaklar. Senle ben birleşemeyiz. İkisinin de yıkıldıklarını bile bile mutlu olamayız. Onların yıkıntıları üzerine yuva kuramayız” sözlerini dinleyecek durumda değil.
‘The Magnificent Seven’daki (1960) “Calvera’s Return” (Elmer Bernstein). Sonunda odadan gitmeye razı olur ama Şermin olanları görmüş. Evi terk etmekte olan Selma’ya bir tokat atar. [Filiz Akın bu pardösüyü ‘Arkadaşımın Aşkısın’da (1968), benzer şekilde, evinden kaçarken giymişti].
Kahramanımız, elinde bavul, yasak aşkıyla, günahıyla hesaplaşarak yürürken bir kamyonun altında kalır.
Doktor-Muzaffer Yenen “Son bir defa görmek istiyorsanız, buyrun” diyor aileye. Sonrasında Selma’nın bir gayretle elini Melih’e uzatması ve gazetelere haber olan av partisi var; “(Abdurrahman Palay’ın sesi ile) Bir ailenin başındaki felaket zinciri devam ediyor. Geçenlerde bir trafik kazası sonucunda gelini ölen fabrikatör Nuri Sağman’ın oğlu Nejat dün bir av sırasında kaza kurşunu ile eniştesi Melih Güngör’ü vurarak ölümüne sebep oldu.”

Kitap, 20’lerden ve ilk baskısı eski yazıyla. İsmail Bey, rahmetli, ardında borçtan başla bir şey bırakmamış. Hep kumar yüzünden. Oysa İzmir, Karşıyaka’da iyi bir hayat sürüyorlardı. Kızı Süheyla ‘parasız ve kimsesiz kalınca’ dostları Ömer Lûtfi Bey aracılığıyla, İstanbul’daki Nuri Paşa’nın konağına bir sığıntı gibi gelmiş. Piyano, resim bilir. Eli işe yatkın, güzel zeki bir kız. Lohengrin Operası’ndan şarkılar söyleyebiliyor. Vapurda karşılaştığı Şükrü Arif’in bu evin küçük oğlu olduğunu ilerde öğreneceğiz. Nuri Paşa’nın bir kızı (Şerminde) ve bir oğlu (Cevdet) daha var. Karısı Cemile Hanım ‘soğuk tavırlı ve azametli’. O da ‘paşa kızı’. Kalfa Feleknaz eskiden Mabeyni Hümayun odacısının kızıymış. Evde ayrıca Peyman ve Marika isimli hizmetçiler var. Yakın dostlardan Cavidan Hanım’ın oğlu Sâfi Bey, Süheyla’yı pek beğenmiş. Oysa yakında Şerminde ile nişanlanacaktı. Ayrıca Şükrü ve Cevdet de kahramanımızı seviyorlarmış. Son sayfalara doğru çok ilginç bir şey öğreniyoruz. Şükrü ve Şerminde’nin babaları Nuri Paşa değilmiş (sf. 186). Şerminde, Sâfi ile Süheyla, Şükrü ile evlenir. İkisi de hamile. Kitapta “En şiddetli kasırgalar bile sükûn buluyor” denmiş (sf. 81). Ama işler daha da karışır. Çocukların babası Sâfi. Karısından olan ‘vazifenin’, diğeri ‘aşkın’ çocuğuymuş. Ancak Süheyla ‘çocuk rahme tam yerleşmediği için kan kaybından ölür’.
16 Teşrinisani tarihli Akşam gazetesindeki ‘müessif bir kaza’ haberi; “Bundan altı ay evvel Nuri Paşa’nın gelini Süheyla Hanım’ın bir ameliyat neticesinde vefat ettiğini yazmıştık. Bugün (‘dün’ mü demeliydi) bu ailenin başına yeni bir felaket gelmiştir. Nuri Paşa ve ailesi Yakacık’ta avlanırken, Şükrü Bey feci bir yanlışlıkla eniştesi Sâfi Bey’i öldürmüştür. Bir kazaya kurban giden Sâfi Bey arkasında 20 yaşındaki haremini dul ve dört aylık yavrusunu öksüz bırakmıştır. Kederli aileye taziyelerimizi arzederiz.”
Romanın burasında bir hata var. Tanıştıklarında Süheyla 20, Şerminde 18 yaşındaydı. Kahramanımızın 26 yaşında ölmesinden 6 ay sonra bile Şerminde ancak ‘20 yaşında’.


Acker Bilk’in klarnetinden ‘Never Love a Stranger’ (1963) (Gary Reno / Leon Young / David Katz). Gazinoda dans. Selma, Kalfa-Nevzat Okçugil’in “41 buçuk kere maşşallah” dediği kadar güzel.
Melih; “Kollarımın arasındasın. Seni ancak ecel alacak benden. Sen de beni seviyorsun. Söyle artık korkma. Bu gece bitsin bu iş. Gizlice çıkalım, kaçalım. Nereye istersen giderim seninle. Vahşi ormanlara, kızgın çöllere. Güneşte erimeye razıyım. Yeter ki bizi ayırmasınlar.”
Selma; “Oturmak istiyorum.”
Melih; “Selma!”
Selma; “Yeter Melih Bey, yeter!”
Müstakbel kayınbiraderi Nejat “Nişanlınla dans etmene müsaade ettim. Anlayışlı bir abiyim” diye araya girmese konuşmanın sonu gelmeyecekti belki.
Filiz Akın bu gece elbisesini ‘Lekeli Melek’teki (1969) nişanda ve ‘Arkadaşımın Aşkısın’da (1968) ‘Sevemez Kimse Seni’ şarkısını söylerken giyecektir.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Göreç
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Nejat Okçugil
Eser
Süre 83 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Avcılık, Bandırma, Hastane, İstanbul Daha Fazlası

Oynayanlar

Ediz Hun Ediz Hun Melih Güngör
Filiz Akın Filiz Akın Selma Sav
Süleyman Turan Süleyman Turan Nejat
Necabettin Yal Necabettin Yal Nuri Sağman
Müşerref Çapın Müşerref Çapın Cemile
Funda Postacı Funda Postacı Şermin
Nevzat Okçugil Nevzat Okçugil Kalfa
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Doktor
Ali Demir Ali Demir Avcı
Tevfik Urgal Tevfik Urgal Nikah Memuru
Kenan Karagöz Kenan Karagöz Nikah Şahidi
Hayri Esen Hayri Esen Ediz Hun Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Filiz Akın Seslendirmesi
Vala Önengüt Vala Önengüt Süleyman Turan Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Seslendirme

Ekip

Müzik ekibi Ajda Pekkan (Şarkılar)

Firmalar

Er Film (Yapım)

Son Yorumlar (18)

TubaArtan avatar TubaArtan 28 Şubat 2017 16:01:02

Ediz & Filiz uyumu isim de olduğu gibi bu filmde de mükemmeldi :) sonu istediğim gibi bitmese de arşivimin ilklerinden olmuştur hep..
Bu arada Ediz Hun bıyıksız çok daha iyi

yasak75 avatar yasak75 18 Aralık 2016 17:10:12

8

Ediz Hun inanılmaz bir karizma film samimi güzel bir film

Kaptan34 avatar Kaptan34 01 Mayıs 2016 11:57:04

Çok başarılı bir film

benimsinema avatar benimsinema 11 Aralık 2014 20:32:36

8

muazzam bir film, adina bakarak zaten mutlu son beklememek lazim... elbet birinin ölmesi gerekiyordu buda filize maglum oldu haksiz olarak, fakat edizi vurmasi gereksizdi süleymanin, belki kendince namusunu temizledi ama aile ici tam bir facia olmus. .. ajda pekkan iki sarkisinida dinlemis bulunduk...

jones.seker avatar jones.seker 04 Temmuz 2014 15:48:43

filiz akın çok başarılı

performer avatar performer 27 Nisan 2014 16:32:45

8

ertem göreç in güzel filmler çektiği yıllardan bir film. benzerlerine göre insanı deli eden yanlış anlamaların daha az olduğu mantıklı bir film.

Yandex.Metrica