Roma Tatili

8,43

( 11 kişi yorum yaptı )

Roma Tatili

(Roman Holiday)

Sinema Filmi

1953

İsmi belirtilmese de İngiltere olduğu aşikar bir ülkenin prensesi olan Ann, maiyetiyle birlikte çıktığı uzun Avrupa turu esnasında Roma'ya gelir. Kariyerinin henüz başındaki çiçeği burnunda Audrey Hepburn'ün hayat verdiği genç prenses, mecburen tabi olduğu tüm protokollerden, sosyal rollerden ve süs köpeği gibi davranılmaktan son derece sıkılmış ve hayattan bezmiş durumdadır. Nihayetinde o, altın kafesteki bir bülbüldür. Bir akşam, isyan ettiğinde sakinleşmesi için saray doktoru tarafından önerilip, nedimesi tarafından verilen bir sakinleştirici ilacı içtikten sonra, uyumak yerine kaçıp, şehirde küçük bir tur atmaya karar verir. Kaderin bir oyunu sonucu ilaç etkisini, genç, güzel ve tecrübesiz prenses şehre inmeyi başardığında gösterir.

Bir bankta sızan Ann'ın yolu, şehrin kötü şöhretli ve çulsuz paparazzilerinden biri olan fırsatçı Joe Bradley ile kesişir. Aslında naif biri olan, Gregory Peck'in canlandırdığı yakışıklı gazeteci, sarhoş sandığı genç kadını gayet asil duygularla, sokakta kalmaması için kendi evine getirmek zorunda kaldığında, hayatının "atlatma haber"inin de ayağına geldiğinden habersizdir.

Ertesi sabah Ann, gerçek kimliğini gizler. Tüm şehir genç prensesi aramaya başladığında, geç de olsa gerçeğin farkına varan ama durumu genç kadına çaktırmayan Bradley, yakın dostu ve anasının gözü bir foto-muhabir olan Irving ile birlikte bir plan yapar: halkın arasına karışıp sıradan bir insan olmanın keyfini çıkartmak isteyen Ann'a, Roma'yı gezdirecek, bol bol fotoğraf çekecek ve Avrupa'nın en erişilmez şahsiyetlerinden biriyle, ona farkettirmeden müthiş bir röportaj yapmış olacaklardır. Böylece Joe, müthiş hikayesi sayesinde memleketi Amerika'ya dönebilecektir. Plan işlemeye başlar. Ama naif ve güzel prenses ile yakışıklı gazeteci arasında gelişecek olan elektrik, kimsenin planında yoktur!

İlk başta klişe gibi görünen bir öyküye sahip bu film, William Wyler'ın yönetiminde ve iki müthiş başrol oyuncusunun unutulmaz performanslarıyla klasikler arasına girmeş ve 3 Oscar ödülünün de sahibi olmuştur. O zamana dek adı duyulmamış olan Audrey Hepburn, prenses Ann rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscarı'na uzanırken, bir anda tüm dünya tarafından hayran olunan uluslararası bir yıldıza dönüşmüştür.

Filmin gerçekten de kaotik Roma sokaklarında çekilmiş olmasının, sadece 1953'te değil bugün bile altından kolay kalkılamayacak bir iş olduğu aşikar...

Ödüller

En İyi Kadın Oyuncu (26.Oscar Ödülleri-1954)

En İyi Kadın Oyuncu (11.Altın Küre Ödülleri-1954)

En İyi Senaryo (26.Oscar Ödülleri-1954)

Oynayanlar

Gregory Peck Gregory Peck Joe Bradley
Audrey Hepburn Audrey Hepburn Prenses Ann
Eddie Albert Eddie Albert Irving Radovich
Tullio Carminati Tullio Carminati Gen. Provno
Hartley Power Hartley Power Mr. Hennessy
Harcourt Williams Harcourt Williams Kalantor Adam
Margaret Rawlings Margaret Rawlings Kontes Vereberg
Paolo Carlini Paolo Carlini Mario Delani
Claudio Ermelli Claudio Ermelli Giovanni
Paola Borboni Paola Borboni Saygın Kadın
Alfredo Rizzo Alfredo Rizzo Taksi Sürücüsü
Laura Solari Laura Solari Hennessy'nin Sekreteri
Gorella Gori Gorella Gori Ayakkabı Satıcısı

Ekip

Kostüm Tasarım Edith Head (Kostüm Tasarım)

Son Yorumlar (11)

Tuba.Artan avatar Tuba.Artan 09 Ekim 2017 13:44:13

9

"İstanbul Tatili" harikamız da bundan aşağı değildir.
Hatta bana göre daha bile güzeldir..

tevfikcakmak avatar tevfikcakmak 30 Haziran 2016 00:00:34

10

Dünya sinemasının klasik filmlerinin başında gelir.

enginyuksel1982 avatar enginyuksel1982 27 Eylül 2014 09:48:51

8

yıllar ötesinden gelen ve yıllara meydan okuyan keyifli bir yapım 8/10

Sylvester Stallone avatar Sylvester Stallone 18 Aralık 2008 22:10:12

10

bu filme dördüncü kez yorumculuk yapıyorum ki,aslında filmi 5 kez izledim.hayatımda bir 100 defa daha izleyebilirim nede olsa aşkım oynuyor sonuçta.filmi ilk defa seyredişimde filmi izleyemedim aşkım audrey hepburn'u izlemekten.filmde gözümü üstünden ayıramadım.çok doğal bişeydi ki bu prensesti nede olsa.24 yaşında prenses rolunde oynaması tavan yaptı sonuçta.gregory peck yakısıklı bulduğum gazeteci karakteriyle karşımıza çıktı.film icabı sokakta yatan prenses ann ile karşılaştılar.zaten filmim akibeti ne olduysa ondan sonra değişti.gregory'nin evide bir acayip ilginçti,asıl bir durum daha var aşkım uyandığında birden şaşkınlık geçirir,onun dışında gregory peck'in kendisine verdiği pijamaları giyer ki çok komik olur.prenses aşkım peck'in evinden ayrılırken para istemesi de filmin ilginç görüntülerinden olur.gregory 1000 liret verir de vermeside aşkım parayı sokakta harcar.uzun saçlarını kuaförde kısaya kestirmesi ilk izlediğimde şaşkınlık gecirmiştim,sonra bir daha normal karşılaştım.gazeteci joe bradlay güya hesapta prenses ile ropörtaj yazmaya gidecekti,yanında evinde getirdiği kadının prenses olduğunıu ancak iş yerine giderek ve gazeteye bakarak öğrenecektir,sonra evinin yanındaki komşusuna telefon ederek evini koruması isteyecektir.bunun dışında fotoğraf çekmek içinde eddie albert(irving radovich)'dan yardım isteyecektir de adama prensesin yanında yaptığını bırakmaz.itmeler,suyu yüzüne fırlatmalar gibi işte,fotograf çekeceklerdir,aşkım antik roma'yı gezerken ilginç görüntüler oluştu doğrusu.ırving'de peşlerinde tabi bu arada,audrey hepburn-gregory peck ikilisi romayı tam anlamda altından girip üstünden çıktılar yani,izlersin görürsünüz.zaten gezinin sonu karakolda noktalanır.öte yandan aşkım kuafördeki berberden akşam için bir partiye katılmak için davet alır,tabi gregory ile partiye gider,ırving oradadır,parti tam bir muamma ırving-peck ikilisi antika olan fotograf makinesinden prenses ann'ın kufaörle dans ederken resimlerini çekerler,ama bir kaç adam gelir ann'ı almaya durumu çakan peck-irving ikilisi hemen taarruza gecer,adamları denize döker de,aşkımın elinde bir enstrumanla adamın kafasına gecirmesi tam anlamıyla jeneriklik bir görüntü oluşturur.oradan kaçmaları da denize atlayarak olur,adamları da gelen polisler yakalar.zaten o geceden sonra maalesef birbirine çok yakıştırdığım ikili ayrılmak zorunda kalacaktır.araba birbirleriyle öpüşmeleri beni çok duygulandırdı.ondan sonraki gün gregory peck prenses ann'ın bulunduğu lüks malikanye gelir,bir sürü gazeteci ordusu tabi,sorular filan sorarlar.öte yandan ann bradley'le tokalaşır..irving de oradadır,prenses'e çektiği fotografları teslim eder.peck yine malikaneden mutlu bir şekilde ayrılır.genel olarak baktığımda tam bir romantik komedi,izlerseniz büyük keyif alırsınız,afişi bile çok güzel ben unutulmaz bir 2 saat gecirdim.roma'da acayip bir şehirmiş o zamanlar,o zaman ki görüntüsünü dahi beğendim filmde.aşkımın tavan yaptığı bir film.gregory pecki de çok beğendim filmde..zaten aldığı ödüllerden belli ne kadar mukemmel bir film olduğu..

Sylvester Stallone avatar Sylvester Stallone 15 Ağustos 2008 23:31:08

10

FİLME ÜÇÜNCÜ KEZ YORUMCULUK YAPIYORUM.YAKLAŞIK 2 SAAT SÜREN BİR FİLMİ İLK ETABINI İZLEYEMEDİM.NEDENİYSE AUDREY HEPBURN'UN GÜZELLİĞİ,ÇEKİCİLİĞİ VE ZARİFETİYDİ GÖZ KAMAŞTIRAN BİR GÜZELLİĞİ OLUNCA FİLMİ İZLEMEK YERİNE PRENSESİMİ İZLEDİM.PRENSESİM DİYORU M ÇÜNKÜ ÇOK SEVİYORUM..ÖYLE Kİ FİLMİ İLK KEZ SEYREDERKEN GREGORY PECK'İ ADAM YERİNE KOYMADIM..AMA AUDREY HEPBRUN KRALİÇE HALİYLE NE GÜZELDİ..ONU O ŞEKİLDE İZLEMEKTEN GÖZLERİMİ ALAMADIM.İKİNCİ KEZ İZLEMEYE KALKTIGIMDA ADAM GİBİ İZLEYEBİLDİM.GREGORY PECK İLE AUDREY HEPBEURN ARASINDA YAŞANANLAR GERCEKTEN ÇOK İLGİNC.ZAMANIN ANTİKA ROMASI ŞİMDİNİN ANTİK ROMA'SIN DA ACAYİP BİR VAKİT GECİRDİLER.FİLMİ İZLERKEN ROMA ACAYİP İLGİMİ CEKTİ.ROMA'DA GİTMEDİKLERİ YER KALMADI Kİ İKİSİNİN EL ELE KOL KOLA GEZİP TOZDULAR.PRENSES ANN JOE BRADLEY İLE SADECE 1 GÜN GEÇİRMESİNE RAĞMEN NELER YAŞAMADILAR Kİ..FİLM YAVAŞ YAVAŞ AYRILIRKEN İKİLİNİN AYRILMASINA GERCEKTEN ÇOK ÜZÜLDÜM,FİLMDE BİRBİRLERİNE O KADAR ÇOK YAKISIYORLARDI,KEŞKE EVLENSELERDİ AMA OLMADI,KAVUŞAMADILAR BELKİDE AUDREY HEPBRUN'UN PRENSES TOLUNU OYNAMASININ ETKİSİ BÜYÜKTÜ ASLINDA AUDREY HEPBURN FİLMİN İLK 20 DK İLE SON 10 DK'SI BİR PRENSES ROLÜNDEYDİ ONUN DIŞINDA NORMAL BİR İNSAN GİBİ DAVRANDI FİLMDE..YA BU ÖYLE BÖYLE FİLM DEĞİL.55 SENE GECMESİNE RAĞMEN BU FİLM HALA İZLENİR NİTELİKTE..SİYAH-BEYAZLI DÖNEMİN EN İYİ FİLMİDİR BENCE,YADA İLK ÜÇE GİRMESİ GEREKİR.

bir_demet_menekse avatar bir_demet_menekse 01 Haziran 2008 01:32:06

10

Güzel bir film. Gerek Prenses Ann rolünde yine küçükhanımefendi, zarif,hoş. Audery Hepburn, gerekse yakışıklı gazeteci Joe Bradley rolündeki Gregory Peck harika bir iş çıkarmışlar özellikle de yalan kayasındaki o ellerini taşın ya da kayanın içine so ktukları sahne çok hoştu, güzel bir filmdi ve de şunu da belirtmek gerekir ki yeşilçamdaki 1968 yapımı "İstanbul Tatili" filmi bu filmden alıntıdır  daha doğrusu ilham kaynağıdır.

Yandex.Metrica