The African Queen

8,67

( 5 kişi yorum yaptı )

The African Queen

(Afrika Kraliçesi-The African Queen)

Sinema Filmi

1951

Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Alman ordusu Kongo'yu işgal eder.İşgal sırasında ağabeyi ölünce Rose Mayer,alkolik bir maceraperestin teknesiyle güvenli bir ülkeye kaçmayı dener.Nehir boyunca onları sadece tropikal tehlikeler ve düşman askerler değil,sürpriz bir aşk da beklemektedir(Sylvester Stallone)

Ödüller

En İyi Erkek Oyuncu (24.Oscar Ödülleri-1952)

Oynayanlar

Humphrey Bogart Humphrey Bogart Charlie Allnut
Katharine Hepburn Katharine Hepburn Rose Sayer
Robert Morley Robert Morley Samuel Sayer
Peter Bull Peter Bull Kaptan Louis
Theodore Bikel Theodore Bikel Birinci Yönetici
Walter Gotell Walter Gotell Second Officer
Peter Swanwick Peter Swanwick First Officer of Shona
Richard Marner Richard Marner Second Officer of Shona

Son Yorumlar (5)

classic01 avatar classic01 13 Eylül 2011 17:09:09

9

3 dev ismi yani john huston ,humphrey bogart ve katharine hepburnu buluşturan romantik bir macera filmi.klasikler arasında mutlaka izlenmesi gerek

Sylvester Stallone avatar Sylvester Stallone 23 Şubat 2009 22:15:02

8

şimdi bu filme 6 ay kadar önce yorumda bulunmuştum fakat filmi 15 gün önce tekrar izleyince filmde bir çok eksik nokta gözüme çarptı ve de yorumumu düzenlmeyip yeniden tam haliyle yazmaya karar verdim.öncelikle bilin diği gibi film 1951 yapımı,ve fil mde sinemanın efsaneleri humphrey bogart ve katherine hepburn var.ilginç özellik bu film afrika'nın kongo ülkesinde çevriliyor.zaten bu afrika için bir milat anlamı taşıyor.o yıldan itibaren bazı sanatçıların afrika'nın diğer ülkelerine gidip film çevirdiklerini bilmekteyim.her neyse aslında bu afrika kraliçesi filmi AFI tarafından gelmiş geçmiş en iyi film arasında 1998 yılında 17.ci iken,2007 yılında 65.ciliğe düşmüştür.bence bu çok büyük bir hata olmuştur.8-10 basamak neyse de bu film 48 basamak birden düşerek kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıştır beni.hem macera hem aşk,hem afrika di mi nede güzel bir olay.afrika krali çesi ismi filmde humphrey bogart'ın kullandığı tekneye hitaben verilmiş bir isim.tabi bu film yaklaşık olarak 1 saat 15 dakikası o teknede geçirdiğini göz önüne alırsak şaşırtıcı olunmaz.bir de bu film o yıla göre son derece teknolojik olrak renkli bir biçimde gösterilmiştir.ayrıca şunu da demek istiyorum:humphrey bogart 1958 yılında vefat etmiştir.film ise 1914 yılının kongosunda geçmekte katherine hepburnda kongoda abisiyle yaşanan birisidir. humphrey bogartsa afrikada teknesi ile dolaşan alkolle iyi olan bir adamdır.afrikada açlık ve sefalat baş göstermektedir.üstelik bu ikisi ve onun abisi hepburn'un evinde kahvaltı için bir araya gelirler.onların yaşadığı ev kongoda olmalarına rağmen modern bir tarzdadır.1914 ylı itibariyle avrupa'da birinci dünya savaşı vardır.kongo da da savaş boy gösterir ki birde sefalet olması başka acı bir noktadır.askerler insanların yaşadıkları çadırlardan çıkartp üstüne üstün birde ateşe vermeleri kongolu insanların evlerinden tahliyesi anlamına gelmektedir,bu saatten sonra evsizlerdirler.en azından hepburn(rose) ile abisinin evini yağmalama yapmamışlardır.abisi bu durum dan baya bir etkilenmiştir.bogart için hiç bir sorun yoktur keza o teknesinde olduğu için vaktinin bir çoğunu orada geçirmektedir.bu arada rose'nin abisi kalp krizinden ölmüştür.kongo'yu işgal edenlerse alman kuvvetleri olmuştur.rose ve charlie(bogart) ikisi birlikte abisini toprağa gömerler ve ardından uzunca sürecek bir maceraya atılırlar,süprizler doludur.bu tekne gezintisi afrika'nın da bilinmeyen yüzünü gerçeklerini görmeme neden olacaktır.tekne ise ilginçtir.charlie rose'a dümeni kullan talimatı da verecektir.bu tekne ile nereye gidecekleri ise belirsizdir,ilk hedefleri alman kuvvetlerinden kaçabilmektir.charlie teknesinde patlayıcı jelatin de bulunmaktadır.rose bu jelatinleri teknenin altına yerleştirme düşüncesi charlie'nin kafasına pekte yatmaz.riskli olacağı için,bu fikirden charlie çok rahatsız olur.rose dümeni eline alarak tekneyi kullanmaya başlar. maceraları afrika'nın gizli kalmış nehirlerinde devam etmektedir.rose charlie'nin içki içmesinde baya bir endişe duyurak yuzunu tiksitir.afrika'nın uçsuz bucaksız bir yerin de mola verirler bir kahve içebilmek,rahatlamak ve de biraz da konusabilmek için,charlie kanadan afrikaya gelmiş kişilerden birisidir,aslında bir insaatta(köprü yapmak için) gelse de aradaki iş bozulunca oda tekneyle kendisini ver elini macera diyerek afrikada seyahata çıkmıştır.hem ormanlık hem de denizin guzel olduğu bir yerde tekne gezintisine ara verirler.gece ise kaldıkları alanda şiddetli bir yağmur yağmaktadır.rose kendisi için yatacak bir alan bulurken charlie ise ıslana ıslana dışarıda kalmaktadır,rose'un gönlü charlie'yi içerde kalmasına izin verir.beraber birlikte aynı alanda uyurlar. maceraların ikinci gününde yolculuk biraz daha hız kazanır,dumende yine rose vardır,tekne akıntılara karşı oldukça güçlüdür,akıntı alanlarını gördükçe afrika'nın keşfi de bir başka oluyordur,kayalıkların arasından geçmekte oldukça güçtür.akıntıdan rose'u hem endişelenir  hem de heyecanlanır.akıntıdan charlie'nin yardımı ile geçerler ama rose bu heyecanı bu sefer kendisi yapmak istediğini söyler.akıntıdan geçerek oldukça tehlikeli bir olay olmuştur.bir de,charlie rose'a acımasız şekilde laflar eder teknede.rose bu söylenlere cevap vermez,ama morali baya bir bozulur.rose bu sözlerin intikamını charlie'nin içkilerini denize dökerek alır herşey karşılıklıdır burada.charlie konusur rose hiç bir şeye aldırış etmez.araları bozuktur.teknede bu kadar maceradan sonra charlie doğanın manzarasına tekneyi bırakır.akıntıda geçen macera için rose'da oda akıntıda dumeni kullanacaktır.ama yalnuz bir süpriz vardır gidecekleri yerde baya bir bir çok timsah onları ziyarete geliyordur.timsah dışında bir de kanje kalesinden de süpriz ziyaretçileri vardır,alman askerleri olma ihtimaline karşılık onlar tekneyi rose'un eğitiminde kullanmya devam ederler.buna bir çok asker katılır,teknenin gidiş hızı da biraz daha azalmıştır gelen kurşunlardan sonra onlar bu yolculuğu en az kayıpla atlatırlar.akıntıdan geçmekse oldukça kolay olmayacaktır,keza tekne suların altında kalacaktır,öyle ki denizin içinde tekne de kaybolur sallana sallana guç bela oradan o büsbüyük akıntıdan sağ salim çıkmayı başarırlar.ikisi de birbirlerine sarılarak bunu kutlar.kaptanlık artık rose'a geçmiştir.yalnız teknede yakıt ihmali yapmıştır.bu uğraşlardan sonra teknenin biraz yenilenmesi gerekmektedir.charlie bu olan bitenden sonra oldukça da baya bir yorgundur.charlie o kadar komiktir ki ördek sesi taklidi yapmaktadır.üçüncü bir akıntı ise daha felakettir ustelik hiçte beklemedikleri anda başlarına gelmiştir.tekne ise bozulmuştur.pervanenin bir kanadı kırılmıştır.yolculukları da bu yuzden yarıda kalır.ayrıca çokta yakıtta kaybetmişlerdir.charlie denize inip pervane için yedek parçalar filan uyduruk birşeyler yapar.rose'nun aklına getirdiği fikirle pervaneyi ateşte ısıtarak yerine getirirler. pervane iyi kötü çalışır,yollarına da kaldığı yerlerden devam ederler böylece.ama yolculuk sırasında da bu sefer binbir arılar çıkar,kovandan çıkıp bir anda gelmişlerdir.kurtulmalarını charlie sağlar.kattettikleri mesafe oldukça fazladır,ama hala nereye gittikleri ise belirsizdir.yeşillikle kaplı bir alana sıkışıp kalırlar.ihtiyar tekne de bunlara karşı zor dayanmaktadır.tekne resmen bataklık arasında kalır.charlie ve rose güçlerini zorlayarak ve çabalayaraktan tekneyi hiç olmasa iyi bir yere getirirler ama bu sırada sülükler charlie'ye yapışır ve rose'un yardımlarıyla sülüklerden kurtulmayı başarırlar.kurtuluşlarının nerede olacağı ise belirsizdir. charlie buraya gelene kadar baya bir yıpranmıştır.afrikanın belirli bir bölümü de hayvanat bahçesinden farksızdır.teknenin hasarı ise büyüktür.çünkü bir çok yeri kırık ve döküktür.ona rağmen içlerinde bir umut vardır.bataklıktan çıkıp denize tekrar ulaşırlar.bu arada denizde bir ingiliz bandırmalı gemi görürler.ve ellerinden geldiği kadar o gemiden saklanmaya çalışırlar.teknenin işi ise neredeyse bitmiştir. tekneyi ellerinden geldiğince yapabilecekleri kadar yapmaya çalışırlar ama kaçtıklarını da belirtmek lazımdır ingiliz geminin adı da louisadır,kendileri de o fırtına da kendi uğraştıkları tekneyle yola koyulurlar.yağmurun etkisiyle fırtınalı havada o tekne denizin ortasında batacaktır.ve ikisi birbirini bir süreliği kaybedecektir,deniz kuvvetleri ilk charlie'yi bulur ve onu denizin oradaki binaya getirecektir.daha sonra da rose'u bulup binaya getirirler.onların sordukları soruya kaçamak yanıtlar verir her ikiside.gerci rose onlara gercekleri anlatır.adamlar şaşkınlarını gizleyemezler.ve gemide ikisini birlikte asacaklardır,ama charlie kaptana rose ile beni evlendirin diyecekti,düşündükçe ilginç gelebilir ama başka secenekleri yoktur,kaptan onların isteğini yerine getirererk imzasız evlendirir.bu arada gemide yangın çıkar ve asılmaktan kurtulurlar.rose ve charlie bundan faydalanarak kendilerini denize atarlar.üstelik birde teknenin son kalan parçası olan "afrika kraliçesi" tabelasını bulurlar.maceralı film rose ve charlie'nin evlenmeleri ve gemiden kaçmasıyla son bulur.1951 yapımı ama birçok filmden daha iyi bir filmdir.en başta orjinallik yapısıyla.afrikayı bize tanımamıza neden olan bir filmdir bu.izleyin bir gün bu filmi eminim sizde beğeneceksinizdir.Afrika Kraliçesi(1951)-Sylvester Stallone.

Sylvester Stallone avatar Sylvester Stallone 29 Ağustos 2008 18:26:08

8

filmin sonunu görseniz mükemmel bir film olduğunu anlarsınız.bir ayrıntı vereyim de kafanız kurcalanmasın.filmin ismi AFRİKA KRALİÇESİ.peki kim bu böyle film ismi olur mu diye düşüyosanız bende cevaplayım hemen.AFRİKA KRALİÇESİ Charlie Allnut'un(Humh rey Bogart'ın kullandığı GEMİNİN ADI).Gemi bir İngiliz Gemisidir.film kongo'da geçiyor.aslında filmi iyi bir şekilde yapmışlar.nedeni BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NDA alman ordusu kongo'yu işgal eder ki ROSE SAYER(Katherine Hepburn)'da bundan nasibini alır,bu sırada alman ordusu rose'nin ağabeyi'ni vurur,başka kimsesi olmayan ve yalnız kalmaktan korkan rose charlie'nin gemisine gider.bu arada Rose Kongo'ya 10 sene önce gelmiş ve yaşamaktadır.gemiyle birlikte maceralar ardı ardına başlar.önce çok garip charlie allnut'un bir içki içişi var rose'nin garibine gider.bu sırada charlie rose'ye "hanımefendi" der.geceyi yağmurlu bir havada geçirler,charlie meraklanır rose'ye bakmaya gider,rose onu kovar sonra da yanına alır.Sabah olduğunda gemiyi yürütselerde akıntıya kapılırlar.çok zor bir şekilde de olsa bunu atlatırlar,asıl felaket bundan sonra olur,rose charlie'den bu gemiyi kullanma ustalığından etkilenir,ve illa bende yapacağım diye tutturur,her seferinde charlie buna izin vermese de rose'nin inadı charlie'nin direncinin kırılmasına sebep olur,bundan sonra fırtınaya yaklaşırken hazır halde bulunan timsahlarda onları bekler,charlie tecrübeli olduğundan umutsuzca konuşur:BURAYI SON KEZ GÖREYİM BİR DAHA BELKİ DE GÖREMEYECEĞİM DER."ama charlie ve rose'nin iş birlikteliği kendilerinin hayatta kalmasını sağlarken,hiç hesapta olmayan bir şey olur,charlie ve rose "BİRBİRLERİNE AŞIK OLUR".ilk adımı rose atar charlie'ye canım,sevgilim gibi sözler der.tabi charlie'de bunları rose'ye der,ama ortada bir sorun vardır,geminin akıntıda pervanesi ile dümeni kırılmıştır,bunları tamir etmek charlie için kolay olmayacaktır ki rose'de inadıyla yardıma katılır.ve pervane sorunu zorda olsa hallolur.unutmadan charlie ve rose ikilisi akıntıdan sonra sülüklerin saldırısına uğrarlar.asıl amacı bunların "LOUİSA" adındaki İngiliz Kraliyet Ailesi'ne ait gemiye paramparça etmektir,zaten bunun için ikili inzivaya çekilir ve 2 adet büyük torpil yaparlar.aslında bu gemi olmasaydı onlar kenya'ya gideceklerdi,gemi'yi görünce plan değişti.gecede hava fırtınalı bir haldeyken yola koyurlar amma "OLMADIK TAŞ BAŞ YARAR" hesabı gemi batar.charlie kurtulur da rose kaybolur,sabah "LOUİSA" adlı gemi charlie'yi bulur rose hala kayıptır,ve gemideki heyet charlie'ye bir kaç kez soru sorar charlie cevap vermez ki adamlar da ya cevap verirsin ya da seni asarız der.bu sırada rose'de bulunur ve charlie'nin yanına gelir adam charlie'ye sorupta cevap alamadığı soruları bu kez de rose'ye sorar ki bu o sorulara cevap verir,ama cevaplar pek yeterli görülmediğinden her ikiside asılmasına karar verir,ve işte süpriz tam da böyle bir filme yakışırdı,charlie heyetteki adamdan rica eder,BİZİ EVLENDİRİN SONRA DA ASACAKSINIZ ÖYLE ASIN DER.adam bir an şakınlık geçirir,nasıl olur der rose'de bu karar karşısında oldukça mutlu olur.bildiğimiz aynı sözler evlenmeyi kabul ediyor musunuz her ikiside kabul eder ve asılacakları anda "BATAN GEMİ AFRİKA KRALİÇESİ"nden charlie ve rose ortaklığında yapılan torpiller "LOUİSA"ya doğru gelir ve adamlar atlar artık yeni evli olan Charlie Allnut ve Rose Allnut gemi'de kalsa da onlarda atlatmak zorunda kalır ve gemi yangın alır ki geldikleri yerde kendi gemilerinin parçasını bulurlar.gemi'nin en son parçası'nda "AFRİKA KRALİÇESİ" yazar,ve bu masal gibi bir filmde burada sona erer.lütfen bu filmi bulup alın ve izleyin "HUMPHREY BOGART" ve "KATHARİNE HEPBURN" oynuyor özellikle altını çizeyim HUMPHREY BOGART" bu filmde gösterdiği üstün perfomanstan dolayı EN İYİ ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜNÜ OSCAR'I aldı.hem bu filmi seyretme imkanınız olursa biraz da AFRİKA'yı keşfedersiniz..ayrıca bu film afrika'yı daha net tanımanıza vesile olacaktır.imzamı attım bu filme:AFRİKA KRALİÇESİ(1951)..

Sylvester Stallone avatar Sylvester Stallone 05 Mayıs 2008 16:00:05

8

HUMPHERY BOGART'IN BU FİLMDEKİ PERFOMANSI GERÇEKTEN MÜTHİŞTİ.HARİKA BİR ŞEKİLDE OYNADIGI KARAKTERİ CANLANDIRDI.FİLME GELİRSEK SİNEMANIN EN ÖNEMLİ 2 YILDIZI BİR ARADA OLURSA BU FİLM İZLENMEZ Mİ.İZLENİR TABİİ Kİ.SİZLERE TAVSİYEM İZLEYİN BU FİLMİ MUHAKK AK.GERÇEKTEN MÜKEMMELDİ.

RUSH 21 Aralık 2007 20:56:12

sinemanın 2 büyük devi biraradahatırlarına izlenir 

Yandex.Metrica