Mr. Smith Washington'a Gidiyor

8,61

( 3 kişi yorum yaptı )

Mr. Smith Washington'a Gidiyor

(Mr. Smith Goes to Washington)

Sinema Filmi

1939

Washington'da bir senatörün ölmesi üerine Vali yeni bir senatör ataması yapacaktır. Senator Joseph Paine ve pek içli dışlı olduğu medya patronu Jim Taylor'la birlikte validen işlerine karışmayacak,kukla bir isimdir.Çok önemli bir baraj işine yeni senatörü karıştırmak istememektedirler. Vali bir izci başkanı olan ve bir yangındaki fedakarlığıyla halkın sevdiği Jefferson Smith ‘i bu göreve seçer. Smith tecrübesizdir ve senatörlük hakkında hiçbirşey bilmemektedir. Smith, dürüst ve idealleri olan biridir , ne var ki, Washington entrikaları içinde Jefferson'ın dürüstlüğü ve kendini insanlara adaması bazı değişimlere sebep olur.

Oynayanlar

Jean Arthur Jean Arthur Clarissa Saunders
James Stewart James Stewart Jefferson Smith
Claude Rains Claude Rains Joseph Harrison Paine
Edward Arnold Edward Arnold Jim Taylor
Thomas Mitchell Thomas Mitchell Diz Moore
Guy Kibbee Guy Kibbee Hubert Hopper
Eugene Pallette Eugene Pallette Chick McGann
Beulah Bondi Beulah Bondi Anne Smith
H.b. Warner H.b. Warner Lider Agnew
Harry Carey Harry Carey Başkan Henry
Astrid Allwyn Astrid Allwyn Susan Paine
Ruth Donnelly Ruth Donnelly Bayan Emma Hopper
Grant Mitchell Grant Mitchell Senatör MacPherson
Porter Hall Porter Hall Martin Monroe
Pierre Watkin Pierre Watkin Senatör
Charles Lane Charles Lane Nosey
William Demarest William Demarest Carl Griffith
John Russell John Russell Otis Hopper
Larry Simms Larry Simms Hopper Boy
Erville Alderson Erville Alderson Eksper
Harry Anderson Harry Anderson Hoodlum
Stanley Andrews Stanley Andrews Senatör Hodges
Sam Ash Sam Ash Senatör Lancaster
Frank Austin Frank Austin Takdimci
Brooks Benedict Brooks Benedict Senato Üyesi
Wilson Benge Wilson Benge Hopper'ın Uşağı
Wade Boteler Wade Boteler Aile Reisi
Harry C. Bradley Harry C. Bradley Arthur Kim
Lynton Brent Lynton Brent Fotoğrafçı
Al Bridge Al Bridge Senatör Dwight
Harlan Briggs Harlan Briggs Bay Edwards
Tommy Bupp Tommy Bupp Cheering
Harry Burkhardt Harry Burkhardt Cheering
Frederick Burton Frederick Burton Senatör Dearhorn
Georgia Caine Georgia Caine Radyo Spikeri
Ken Carpenter Ken Carpenter Sunucu
Jack Carson Jack Carson Sweeney Farrell
Burr Caruth Burr Caruth Başkan Townsend
Maurice Cass Maurice Cass Eksper
Allan Cavan Allan Cavan Haberci
Eddy Chandler Eddy Chandler Muhabir
George Chandler George Chandler Muhabir
Davison Clark Davison Clark Komite Üyesi
Dora Clement Dora Clement Bayan McGann
Edmund Cobb Edmund Cobb Senatör Gower
Dorothy Comingore Dorothy Comingore İstasyondaki Kadın
Chester Conklin Chester Conklin Adam
George Cooper George Cooper Komite Üyesi
Jack Cooper Jack Cooper Fotoğrafçı
Anne Cornwall Anne Cornwall Muhabir
Gino Corrado Gino Corrado Berber
Maurice Costello Maurice Costello Haberci
Alec Craig Alec Craig TV Spikeri
Beatrice Curtis Beatrice Curtis Sekreter
Vernon Dent Vernon Dent Muhabir
Harry Depp Harry Depp Şapka Satıcısı
Clyde Dilson Clyde Dilson Sekreter
John Dilson John Dilson Sekreter
Ann Doran Ann Doran Sekreter
Lester Dorr Lester Dorr Stooge
Robert Dudley Robert Dudley Muhabir
Edward Earle Edward Earle Muhabir
Helen Jerome Eddy Helen Jerome Eddy Paine'in Sekreteri
Eddie Fetherston Eddie Fetherston Muhabir
Byron Foulger Byron Foulger Sekreter
Jack Gardner Jack Gardner Muhabir
Frances Gifford Frances Gifford Hopper Girl
Mary Gordon Mary Gordon Kadın
Jesse Graves Jesse Graves Siyahi Komiteci
Louis Jean Heydt Louis Jean Heydt Radyo Spikeri
Philip Hurlic Philip Hurlic Kovboy Çocuk
Olaf Hytten Olaf Hytten Uşak
John Ince John Ince Senatör Fernwick
Lloyd Ingraham Lloyd Ingraham Komite Üyesi
Frank Jaquet Frank Jaquet Senatör Byron
John Lester Johnson John Lester Johnson Uşak
Dickie Jones Dickie Jones Richard Jones
Eddie Kane Eddie Kane Editör
Donald Kerr Donald Kerr Muhabir
Milton Kibbee Milton Kibbee Muhabir
Joe King Joe King Haberci
Richard Kipling Richard Kipling Senatör
Bobby Larson Bobby Larson Kovboy Çocuk
Vera Lewis Vera Lewis Bayan Edwards
George Lloyd George Lloyd Hoodlum
Arthur Loft Arthur Loft Reis
Wilfred Lucas Wilfred Lucas Pompous Adam
Mary MacLaren Mary MacLaren Baş Rahibe
Hank Mann Hank Mann Senato Fotoğrafçısı
Margaret Mann Margaret Mann Rahibe
Philo McCullough Philo McCullough Senatör Albert
Matt McHugh Matt McHugh Muhabir
George Mckay George Mckay Muhabir
Lafe Mckee Lafe Mckee Subay
Sammy Mckim Sammy Mckim Kovboy
James McNamara James McNamara Muhabir
Robert Middlemass Robert Middlemass Sunucu
James Millican James Millican Muhabir
Howard M. Mitchell Howard M. Mitchell Ayakkabı Satıcısı
Charles R. Moore Charles R. Moore Muhabir
Gene Morgan Gene Morgan Muhabir
Robert Morgan Robert Morgan Temsilci
William Newell William Newell Muhabir
Frank O'Connor Frank O'Connor Senatör Alfred
Frank Otto Frank Otto Bay Fisk
Frank Puglia Frank Puglia Eksper
Jack Rice Jack Rice Lang
Jack Richardson Jack Richardson Sen. Manchester
Henry Roquemore Henry Roquemore Senatör
Johnny Russell Johnny Russell Otis Hopper
Walter Sande Walter Sande Gazeteci
Russell Simpson Russell Simpson Kenneth Allen
Wyndham Standing Wyndham Standing Senatör Ashman
Paul Stanton Paul Stanton Flood
Larry Steers Larry Steers Komite Üyesi
Robert Sterling Robert Sterling Muhabir
Craig Stevens Craig Stevens Muhabir
Carl Stockdale Carl Stockdale Senatör Burdette
Charles Sullivan Charles Sullivan Taksi Sürücüsü
Ben Taggart Ben Taggart Pompous Adam
Dub Taylor Dub Taylor Muhabir
Ferris Taylor Ferris Taylor Senatör Carlisle
Harry Tenbrook Harry Tenbrook Koruma Görevlisi
Frank M. Thomas Frank M. Thomas Hendricks
Laura Treadwell Laura Treadwell Bayan Taylor
John Tyrrell John Tyrrell Çeşitli
Robert Walker Robert Walker Senatör Holland
John Ward John Ward Senato Fotoğrafçısı
Lloyd Whitlock Lloyd Whitlock Komite Üyesi
Dave Willock Dave Willock Komite Üyesi
William Worthington William Worthington Komite Üyesi

Son Yorumlar (3)

serdardemirkiran avatar serdardemirkiran 14 Ocak 2017 14:28:08

9

“Birisi beni dinleyecektir”
Sinema tarihinin en büyük filmlerinden biri. Üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmiş olmasına rağmen hala seyredilmeyi başarıyor ve üzerinde hala konuşuluyorsa bunda en büyük pay hiç eskimeyen ve evrensel bir konuya sahip olmas ında yatıyor. Dürüstlük… Bir insanda en çok aranan özellik bence, her insan masum olarak doğuyor, hemen hemen her çocuğun ebeveyni de dürüst bir insan yetiştirmek için çaba harcıyor. Ancak o çocuklar büyüdükçe pek çoğu değişiyorlar, dürüst insan o kadar azalıyor ki. Bazen dürüstlüğün aptallık, enayilik olarak adlandırıldığını bile duyuyoruz. Filmde anlatılan Jefferson Smith dosdoğru biri, son derece dürüst, içten, samimi. Ancak onun bu durumu başkaları için kendi lehlerine kullacakları özellikler oluyor maalesef. Sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden olan Frank Capra’nın en iyi filmlerinden olarak gösterilen film aynı zamanda şimdiye kadar çekilmiş en iyi politik taşlamalardan biri sayılıyor. Konuyu detaylı yazdığımdan, heyecanını kaçırmamak için filmi izledikten sonra yazımın bundan sonrasını okumanızı rica ederim. Bir senatörün ölümü üzerine valinin yeni bir senatör ataması gerekmektedir. Ancak Valinin kendisi buna karar verememektedir. Zengin iş adamı Jim Taylor (E.Arnold) politikacıları destekleyerek onların seçilerek senatoya girmelerini sağlayan biridir, tabi bunun karşılığında da kendisine ekonomik çıkar sağlamaktadır. Amerikan başkanlığı için ismi öne çıkan senatör Joseph Paine (C. Rains) lede arası çok iyidir. Birlikte çalıştıkları bir baraj projesinde sıkıntı yaşamamak için yeni seçilecek senatörün kendi istekleri doğrultusunda kukla biri olmasını istemektedirler. Vali de Taylor’la çıkar ilişkisi içinde olduğundan kimsenin tepki koymayacağı birini seçmek istemektedir. Yaşanan bir yangındaki fedakar tutumuyla basının ilgi odağı olan ve çocuklarının onu senatör seç dediği Vali Hubert (G.Kibbee) ise kararsız kalmıştır, yazı tura bile atar. Para gazetenin yanında dik durur, tam izci lideri Jefferson Smith (J. Stewart) haberinin yanında. Vali kararını vermiştir artık. Washington’a senatör olarak gelen Jefferson Smith siyasetten oldukça uzak olduğu için de Washington’a ilk geldiği günlerde fazlasıyla bocalar. Kendi bölgesinin bir diğer senatörü ve aynı zamanda babasının yakın arkadaşı olan Joseph Paine, onun ayak altında dolaşmaması ve gizlice çevirdikleri işlere burnunu sokmaması için oyalayıcı bir iş verir. Saflığı ve dürüstlüğü yüzünden gazeteciler tarafından alay konusu edilen Jefferson, Paine tarafından Saunders’a (J. Arthur) emanet edilir. Jefferson’ın düzgün bir insan olduğunu gören Saunders, onunla izciler için bir kanun tasarısı hazırlarlarken Jefferson’a bazı gerçekleri gösterir. Ancak bu baraj işi için bir tasarı hazırlayan Jefferson bilmeden Paine’in ve onu yöneten bölgenin en güçlü adamı olan JimTaylor’ın işlerine çomak sokar. Sonrasında Taylor’ın talimatlarıyla birlikte Paine tüm senatoyu etkileyerek Jefferson’ı yok etmeye çalışır, onu yolsuzlukla suçlar. Komisyonda yargılanan Jefferson, salonu konuşmadan terk eder. Paine gibi inandığı ve saygı duyduğu birinin bile yalan yere yemin ettiğini gören Jefferson’ın hayalleri yıkılır ve kendi şehrine dönmeye karar verir. Ancak Saunders, onu Washinton’da kalmaya ve senatoda mücadele etmeye ikna eder. Jefferson senatoya gidip kendisini savunmaya çalışır. Paine sözünü kesip suçlamalarına devam eder. Jefferson ise Paine karşısında pes etmez.
Tüm senatörler Paine’in ardından senatoyu terk eder. Jefferson ise Saunders’ın uyarısıyla tüm senatörleri senatoya çağırma hakkını kullanır. Ayakta durabildiği ve salondan ayrılmadığı müddetçe konuşma hakkı olduğu için bu hakkını kullanır. Taylor, kendi gazeteleri ve diğer medyayı satın alarak Jefferson hakkında yalan ve iftira dolu bir haber yayını başlatır. Saunders ise Jefferson’ın haklı olduğunu göstermek için bildirileri onun izci gazetesinde bastırtıp çocuklar aracılığıyla dağıtılmasını sağlar. Taylor, adamlarına çocukları durdurun diye emir verir. Kaba kuvvetle kazanmaya çalışır, iş insanları yaralamaya kadar varır. Jefferson, 24 saatin sonunda son gücüyle Paine’e cevap verir ve bayılarak yere yığılır. Paine bu olayın ardından bütün yolsuzlukları kendilerinin yaptığını ve Jefferson’ın suçsuz olduğunu haykırır. 11 dalda Oscar’a aday olan film, sadece “En İyi Orijinal Senaryo” dalında Oscar alabildi. “GoneWithTheWind / Rüzgar Gibi Geçti” karşısında kaybettiği En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleri normal görülebilir. Ama Stewart ve Rains’in harika oyun performansları varken En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerinin onlara gitmemesi tartışmaya açıktır. James Stewart'ın kendisi de epey genç ve acemi gözüküyor bu filmde ancak son finale yaklaştığımız anlarda, performansı da yükseliyor ve harika oynuyor ve bunun sonucunda da ilk Oscar adaylığına uzanıyor. Senato Başkanı rolünde son derece sevimli ve başarılı bir performansla Harry Carey’inde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne aday olduğunu da belirtelim.
Filmde, Joseph Paine’in çevresindekilere Smith için söylediği, “Bu çocuk sadece namuslu, aptal değil”sözü,
Jefferson Smith’in Senatoda konuşurken, kendisine sırt çeviren senatörlere ıslık çalarak ardından söylediği “Bir şey yok, sadece yüzleriniz var mı? Onu merak etmiştim”sözü,
Smith’in Washington’a ilk geldiğinde yaptığı konuşmada “Ancak size şunun için söz verebilirim, bir senatörü utandıracak hiçbir şey yapmayacağım”sözü,
Kendisiyle alay eden haber yapan gazetecilere“Uyanıklıkta olduğu kadar, dürüstlük konusunda da bilgili olsaydınız”sözü,
Smith’in senatoda konuşurken “Özgürlük, kitap sayfalarında bırakılmayacak kadar değerlidir”sözü,
Washington’a gelmeden önce memleketinde geçirdiği güzel günleri Clarissa’ya anlatırken “Hep tünelden yeni çıktığını düşün” sözü dikkat çekiyor.
Film, çok önemli şeyler anlatıyor ve bu yüzden en büyük filmler listesinden hiç düşmüyor. Her ülke,her insan, her dil ve din için geçerli olan anlattığı bir konusu var. Halkın seçerek senatosuna, meclisine gönderdiği senatöründen, milletvekilinden ilk önce dürüst olmasını, en başta kendisine, sonra kendisini seçenlere ve ülkesine, aklıyla, bilgi ve becerisiyle, ettiği yeminin karşılığını vererek ve asla başkalarının fikrinin peşine takılarak bir kukla senatör veya milletvekili olmadan, inandığın yolda yılmadan mücadele etmesi gerektiğini anlatıyor. Bu nedenle yeni seçilen senato ve meclis vekillerine izlettirilmeli. Bu anlatılanların hangisine hayır diyebilirsiniz, her ülkenin kendisinin dürüst,ahlaklı, inançlı ve cesur Mr. Smith’leri olması gerekmiyor mu? Daha baştan kaybedilmiş davaları kazanmak için mücadele edecek ve bu uğurda daima yalnız kalıp “Don Kişot” benzetmesine maruz kalacak insanların sayılarının artması gerekmiyor mu?. Bu filmi mutlaka seyretmelisiniz, siz bakmayın filmde Amerikan bayrağı görünce propaganda diyenlere, algı çok önemli neye baktığınız değil, neyi görmek istediğiniz önemlidir hayatta. Film Amerikan yapımı tabiki bunlar sergilenecek, henüz her ülke için çeşitli versiyonları yapılmadı filmlerin. Kilise görünce kiliseye gitmediğimiz, haç görünce dinden çıkmadığımız gibi. Anlatılan öykü her yerde , her ülkede aynı değilmi?; Siyasette, politika da arayıpta bir türlü bulamadığımız dürüstlük ve dürüst insanlar değilmi?; film bunları 80 yıl öncesinden anlatıyor, şimdi günümüzde farklı mı?.Amerika yerine başka ülke deyin, Smith yerine başka isimler takın, ne değişiyor. Yaşadığımız zaman diliminde çok daha kirli ve çok daha çirkin politika yapılmıyor mu? Filmde taş kalpli çıkarcı Paine bile dayanamayıp, Smith’e sahip çıkıyor, yeter diyor, herşeyi göze alarak.Bu bile çok büyük cesarettir, insanlığa, öze dönüştür. “Hala bu dünyada dürüst, dosdoğru, inançlı insanlar var, herşeyden önemlisi insanlık ve gelecek için benim hala umudum var” diyorsanız, bu filmi keyifle izleyin.Film bunu anlattığı ve çok iyi anlattığı için “Mr. Smith Goes to Washington”, üzerinden yıllar değil asırlar geçse de anlattıkları ve savunduklarıyla eskimeyecek bir başyapıt olarak duruyor ve duracak. Tüm sinemaseverlere öneririm. Mutlaka izlenmeli…

enginyuksel1982 avatar enginyuksel1982 27 Ekim 2014 11:32:44

8

çocuklarla büyüyen ve kazanılan bir zaferin öyküsü 8/10

nedim yıldız avatar nedim yıldız 14 Mart 2008 19:18:03

8

ilkeli,dürüst bir kasaba senatörü olan jefferson smith in washintonda siyasal yozlaşmaya karşı verdiği mücadele öyküsü...james stewart ve jean arthur un mükemmel olduğu yönetmen frank capranın son derece özenle çektiği izlemeye değer en başarılı film lerinden birtanesi..defalarca izlenecek ve arşivlenecek değerde...

Yandex.Metrica