Kurban

8,38

( 4 kişi yorum yaptı )

Kurban

(Offret)

Sinema Filmi

1986

Gazeteci, aktör ve filozof Alexander'ın doğum günü, ailenin büyük buluşmasına ön ayak olur. Günü küçük oğluna modern yaşam ve maneviyat üzerine konuşmalar yaparak geçiren adam, akşam saatlerinde nükleer savaşın başlamasıyla ciddi bir hesaplaşmaya girişir. Dünyanın en önemli yönetmenlerinden birinin imzasını taşıyan bir başyapıt.

Künye

Yönetmen Andrei Tarkovsky
Senaryo
Müzik Johann Sebastian Bach
Görüntü Yönetmeni Sven Nykvist
Süre 149 dk
Tür Dram
Özellikler Renkli
Ülke Fransa Ingiltere Isveç
Etiketler Büyücülük, Delilik, Din, Hayatın Anlamı, Kar,

Ödüller

FIPRESCI Ödülü (39.Cannes Film Festivali-1986)

Büyük Jüri Ödülü (39.Cannes Film Festivali-1986)

Oynayanlar

Erland Josephson Erland Josephson Alexander
Susan Fleetwood Susan Fleetwood Adelaide
Allan Edwall Allan Edwall Küçük Adam

Son Yorumlar (4)

vitruvian avatar vitruvian 28 Şubat 2015 10:40:39

9

Kurban filmi benim için unutulmaz sahnelerle dolu bir başyapıttır. Öncelikle girişte Michalengeloya ait tablonun üzerine bindirilen Bach'ın inanılmaz güzellikte bestesi ile açılır film. Otto'nun odasında yaptığı dua'yı görünce donakalmıştım. Bu nasıl bir samimiyet ve inanç? Dua etmiyor sanki duada yaşıyor. Diğer sahne metrodan ve merdivenlerden insanların kaçıştığı kıyamet kopmuşçasına resmen mahşer alanını yansıtan sahnedir ki devamında kamera uyuyan bir çocuğa kayar. Burda yapılan tasvir ve imgelem gerçekten dehşettir. Bir flash-back niteliğindeki bu sahnede kıyamet gününe atıf yapılarak ömrünün başlangıcında bütün masumiyeti ile uyuyan çocuk, yine yönetmenin varoluş konusunda bize tuttuğu aynadır aslında. Dahası bu bakış belki de Allah'ın bizlere bakışına bir atıf da olabilir. Ben izlerken tam da bunu hissettim çünkü. Tarkovsky sanatının böyle bir noktaya varabilmesine şaşmamak gerekir. Gerçekten de sanat niçindir sorusunun yanıtı bakmak, görmeye çalışmak, düşünmek ve inanmaktan geçiyor. Zaman duygusunun kaybolduğu taşra...Otların hışırtısı ve otları hışırdatan rüzgarın uğultusu içinde soluk alan derin, insani düşünceler.. Beklenmedik anlarda çalan telefonlar.. Sessizlik.. "Şair yarattığı şiire şaşırır" diyor Tarkovsky filmde, yarattığı şiirsel dünyaya şaşıranın sadece izleyicisi olmadığını ,bu duruma kendisinin de şaşırdığını dile getirmek istercesine.. Tarkovskynin filmlerini diğer filmlerle karşılaştırmak beyhude bir çaba olur, çünkü Tarkovskynin ölçütü sadece kendisidir... Nasıl ki yabancı bir dil öğrenirken kendinizi o dilin içine bırakıyor ve özellkilerini kabul ediyorsanız Tarkovskynin dilini de ancak onun içine kendinizi bırakarak, özelliklerini kabul ederek girebilirsiniz. Benim bildiğim dil Türkçedir başka dile ne hacet diyorsanız izlememeniz yerinde olur. Ama Tarkovsky nin yarattığı dili merak ediyor ve öğrenmek istiyorsanız başta yaşayacağınız zorluklara hazırlıklı olun. Ayrıca filmde son sahnede o yakılan evi çekerken kameranın şıkıştığını ve evin sadece bu sahne uğruna tekrar inşa edilerek bu sahnenin çekimi için yakıldığını biliyormuydunuz? Bunun da sebepleri var tabi ki. Onları da yazarak yazımı final sahnesi ile bitirmek istiyorum. Finalde filmin başında yeralan çocuğun Otto'nun nasihatlerini yerine getirdikten sonra 'Başlangıçta söz vardı, neden Tanrım?' sözünü söylemesi ve Bach'ın bestesi ile filmin bitişi. İnanılmaz bir film ve hayata bakış açısı. Bugünün dünyasında, betonlaşmış, ruhsuzlaşmış ve içsel değerlerini kaybetmekle karşı karşıya kalmış insanoğlu için bir ağıttır bu film. Tabi ki görmek ve bilmek isteyene.. Bu BAŞ YAPITA Puanım; 10/10

menegroth avatar menegroth 02 Ağustos 2013 17:24:11

10

Tarkovsky düşün içinde gerçeğin, gerçeğin içinde de düşün çarpıcı etkisini kurtuluş teması etrafında ikonik görüntülerle kurmuş. Filozof Alexander karakteri de Nosthalgia’nın ”meczup” Domenico’su gibi kurtuluşu yakıp yoketme teması üzerinden görüyor. Kafası sorularla dolu, inanç ve varoluş krizi yaşayan Alexander, postacı Otto’nun ”filozofların ancak konuşmaktan ve eyleme geçememekten doğan çelişkisi”ni işaret eden konuşmasından da etkilenip kendini bu yokedici hamleye sürüklüyor. Alexander’ın gördüğü apokaliptik düşün ardından uyandığında gerçeğe döndüğüne şükretmeyip böylesi bir çılgınlığa kalkışması da hiçbirşeyin insanın trajik arayışına çare olmadığını imleyen ve derinlik ve kutsallık arayan Tarkovsky’ce bir bakış.

gecedensonra avatar gecedensonra 08 Haziran 2011 16:39:06

9

tarkovski nin oğluna ithaf ettiği ve yaptığı son filmdir. isveçte çekilmiştir ki tarkovski rusya dan sürgün edilmiş bir yönetmendir.   filme gelince ilk başlardaki o uzak mesafe çekimler ve uzun soluklu ardı ardına pompalanan mesajlar yada gönde rmeler ile beyniniz bir allak bullak oluyor ve film boyu böylee devam edeceğini düşünmeye başladığınız anda da filmi yarıda bıraktırabilir lakin o arayış dönemi ve tartışmalar dönemi uzun sürmüyor ve ortalara doğru inanılmaz bir ağırlık ve boşluk bu da tabi ki kafa dinlendirme oluyor ki filmin sonuna kafa yerinde kalsın diye .. ,izleyin izlettirin derim ..

raskolnikov19@hotmai 25 Eylül 2009 22:56:09

10

eğer zorlanırsanız bu filmi,bir kitabı okur gibi bölerek izleyebilirsiniz.birinci izlemenizde çok bir şey anlamayabilirsiniz...filmin sölediklerini anladığınızda ise çok iyi bir film olduğunu göreceksiniz...andrei tarkovsky nin yere göğe sığrdıralama yan filmi stalker bu filmin yanında halt etmiş...(tarkovsky nin bu yorumunu iki filmi izledğinizde hissedecksiniz)hikaye ,filozof bir sanatçının hayatı sorgulaması...izleyin başka söylenecek bir şey yok! 

Yandex.Metrica