Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Mr. Brooks (Mr. Brooks)

Mr. Brooks

8,34

(18 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Haziran 2007 2 Saat0 Dk Polisiye Gerilim Dram Polisiye, Gerilim, Dram

Yönetmen: Bruce A. Evans Bruce A. Evans

Ülke: ABD

Gişe: 76.513

Oyuncular: Marg Helgenberger, Lindsay Crouse, Matt Schulze, William Hurt, Dane Cook, Demi Moore, Kevin Costner, Danielle Panabaker, Ruben Santiago-hudson, Jason Lewis Devamını Gör...

Konusu : Bay Brooks’u başarılı bir işadamı, cömert bir hayırsever, sevgi dolu bir koca ve baba, toplumun düzgün bir üyesi olarak tahayyül edin. Herkes onun mükemmel olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, Bay Brooks tehditkâr bir sırra sahiptir- o şimdiye kadar hiçkimsenin kendisinden şüphelenmediği, keskin zekalı, doyumsuz bir seri katildir. Earl Brooks (Costner) seven bir eş (Marg Helgenberger), kendisine düşkün bir kız evlat (Danielle Panabaker), toplumun saygısı ve durmadan gelişmekte olan kendi işi de dahil olmak üzere her şeye sahiptir. Oysa, Bay Brooks başkalarınca bilinmeyen farklı bir hayat sürdürmektedir. O aynı zamanda Parmak İzi Katili namıyla ün salmış seri bir katildir. Yakın zamana kadar etkin olmamasına rağmen, Bay Brooks’un patolojik dürtüsü, Bay Brooks’un günahları için suçladığı tilki gibi kurnaz şeytani ikinci benliği (Akademi ödüllü William Hurt) tarafından yeniden harekete geçirilmiştir. Fakat masum bir çifti öldürmek için bir kez daha sadist dürtülerine yenik düşen Bay Brooks ilk hatasını yapar, Bay Brooks’a tuhaf bir taleple şantaj yapmayı yeğleyen röntgenci fotoğrafçı Tom (Dane Cook) tarafından gözlemlenir. Ayrıca bu son cinayeti, kişisel bunalımı yüzünden gözü dönmüş bir şekilde Parmak İzi Katilinin kimliğini çözmeye çalışan inatçı bir dedektifin de (Demi Moore) Bay Brooks’un peşine düşmesini sağlar.



baran34

14 Mayıs 2014 00:35

Etkileyici ve dehşet verici bir filmdi. Sabırla seyredilmesi gerekiyor. Bazı izleyicilere sıkıcı gelebilir. Earle Brooks'un öldürme arzusuna neden olan şeyin ne olduğu ve sebep sonuç ilişkileri irdeleniyor. Başrollerinde oscar ödüllü oyuncuların olması filmin cazibe merkezi. Kevin Costner, Demi Moore(her ne kadar bu yapımda cılız bir oyunculuk sergilediysede), William Hurt gibi usta oyuncular ve R.Gideon gibi oscar ödüllü bir senarist var. Ama ne yazık ki aksiyonu olmadığı için pek bir gişe başarısı elde edemedi. 10 üzerinden 8.

Cevap Yaz

black_eagle_09

9 Ekim 2013 17:45

Filmin beğenmediğim yönü, adam cinayet işlediğini arkadaşına söylüyor bir sahnede ve sır olmaktan çıkıyor. Kimse cinayetleri araştırmıyor, sorgulamıyor. Ama Costner gerçekten iyi oynamış. Filmi izlenir kılan etken bu bence.

Cevap Yaz

engin yüksel

29 Kasım 2011 08:41

film iyi hoş da Mr. Brooksun herşeyi bilmesi, resimlerin dahi banka hesabında olduğunu çözmesi, resimleri çeken kişiyi ve avukatları yok ederek kızını aklaması vb saçmalık derecesinde karışık ve basit.Resimlerin orjinalinin bankada olduğunu fotorafçıyla ilk görüşmesinde anlaması, 3 kişiyi yokederek bir anda aklanması falan bu kadar basit bir kurguyla olamaz. 7/10

Cevap Yaz

howarda101

1 Eylül 2011 18:56

Kevin Costneri ilkez kötü bir rolde gördüm bence başarmış rolunun hakkını vermiş...Demi Moore zaten hayranı olduğum bir aktrist her rolun hakkını veriyor..

Cevap Yaz

raskolnikov19@hotmai

25 Eylül 2009 21:54

kevin costner tartışmasız bir oyuncu...hatırladığım kadarı ile iyi bir film.

Cevap Yaz

uray35

14 Ocak 2009 13:42

güzel bir filim.öldürme içgüdüsünü-bağımlılığını iyi anlatmış...kevin costner'ın harika performansı filmi alıp götürüyor...demi moore da rolüne çok yakışmış bence ama biraz daha fazla dedektiflik olsaymış daha iyi olurmuş...

Cevap Yaz

nonself

16 Eylül 2008 13:05

Ahlaksızlıkta aşırıya kaçanları? öldürme içgüdüsü üzerine yapılmış, kısmen başarılı sayabileceğim bir film. Senarist Bruce Evans kahramanlarına etrafta sıkça görülebilecek Mr. Brooks, Mr. Smith gibi isimler vererek, aslında öldürmeye yönelik psikopatinin bir çok insanın içinde gizlenmiş olabileceğini ve bunun yanında, etrafta kol gezen Mr. Smith gibi sayısız yavşağa bir gönderme yapmaktadır.

Yalnız, öldürme içgüdüsü başlı başına ele alınacak olursa Mr. Brooks sadece ahlaksızlıkta aşırıya kaçanlara karşı bir öldürme güdüsü taşıyor ve nihayetinde bu hastalığından pişmanlık duyuyor olmasıyla izleyicinin hatırında kalan seri katillerden ayrı bir yerde durur.

Örneğin, Henry (Henry:Portrait of a Serial Killer) için bütün insanlık öldürülesidir. Çocukluğunda annesinin ahlaksızlığına şahit olması ve bu yüzden yaşadığı travma nedeniyle özellikle kadınlar işkenceyle öldürülmeyi hak ederler ve eylemlerini gerçekleştiren Henry sadece yakalanmayacak kadar zekice tasarlama kaygısı taşımaktadır. Hunhardır, ürperti verir, en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermez. Dr. Hannibal Lechter (The Silence of the Lamb, 1991) insan beyni yerken işi felsefeye ve yapılan eylemin sanatsal değerine taşıyan ürperti verici bir hastadır. Öte yandan Francais Dolarhyde (Manhuter, 1986 – Red Dragon, 2002) değişmekte olduğunu söyleyen takıntılı, baskın bir kişiliktir ve o da yaptıklarından pişman olmaz. Seven’dan (1995) hatırladığımız John Doe yedi ölümcül günahı işleyenleri vahşice öldürürken fiillerinde işkencenin dibine vurur.

Mr. Brooks ise yapacağı eylemleri zekice tasarlayan, her şeyi ilmek ilmek işleyen son derece akıllı bir beyefendidir. Ahlaksızlıkta aşırıya kaçanları kendisine ait bir stil ile öldürür. Aslında bunu yapmak istememektedir. Ama öteki kişiliğine, iç güdülerine, egosuna engel olamaz.

Böylece izleyici naifliği altında piskopatisini gizleyebilen ve neredeyse hoş görünen bir seri katil izler. Onun bu özelliği filme realitesini kaybettirir ve izleyiciyi duygulandıran romantik bir drama dönüşür Mr. Brooks. (William Hurt Mr. Brooks’un azmettiricisi, öteki kişiliği rolündedir ve gayet hoş durmuştur filmde. Öteki kişilik kötüleri öldürterek Mr. Brooks’u var kılar. Bir bakıma egzistanstır.)

Önceki örneklere bakacak olursak Mr. Brooks bu yönüyle bir dehşet hissi, bir tiksinti ve şaşkınlık vermez. Hatta neredeyse iyi ki yaptın eline sağlık dersiniz. Şüphesiz senaryonun bu kıvama çekilmesini anlamak için izleyiciye sunulan ahlaki - dinsel pasajların dikkatlice dinlenilmesi yeterlidir.

Sonuç olarak, Mr. Brooks’un (Kevin Costner) bu güdüsünün temeli sağlam değildir. Zina yaparken perdeleri bilerek açmayanlar ve yavşaklığı akıllıca kotaramayanlar Mr. Brooks’un alanına girmez. Öyle olsaydı kendi kızını da öldürmesi gerekirdi. Bunlara rağmen mezarlıkta Mr. Smith ile diyaloğu sıkı bir diyalogdur.

Kevin Costner bu rolü iyi oynadığını düşünüyorum. Filmin dedektiflik tarafı tam bir facia. Demi Moore’un bu filmde ne iş yaptığını anlayan beri gelsin. Kanıt toplama yok, hedefe yaklaştıran beyin fırtınası yok… Öylesine, eksik kalmasın için oraya monte edilmiş bir parçaydı filmin bu ayağı

Cevap Yaz

furkancmrt

28 Nisan 2008 19:47

konusu çok güzel bir flim

Cevap Yaz

erakman

19 Nisan 2008 14:52

    değişik bır konu üzerine kurulmuş olmasına rağmen konunun sıradan bi şekilde işlenmesi sonucu oluşmus bir film.yani sıradan bir sıradışı.....ayrıca filmin final sahneleri acıkca söylenmez ve izleyiciye bırakılır.filoziyeye yakışmamıs

Cevap Yaz

filozofiye

18 Mart 2008 12:53

filmin sonunda kızın babasını makaslayıp öldürdüğü sanılıyor,oysaki mr.brooks rüyadan uyanıyor ve dua ediyor,film o şekilde sona eriyor.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica