Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sonbahar

Sonbahar

8,81

(44 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 19 Aralık 2008 1 Saat 39 Dk Dram Dram
IMDb puanı: 0

Yönetmen: Özcan Alper Özcan Alper

Ülke: türkiye

Gişe: 151.392

Oyuncular: Erdinç Kahya, Banu Ergin, Gizem Çopur, Yaşar Güven 2, Serhan Pirpir, Cihan Çamkerten, Sibel Öz, Nino Lejava, Serkan Keskin, Megi Kobaladze Devamını Gör...

Ödüller: En İyi FilmNETPAC Jürisi ÖdülüÖzel MansiyonSinema Yazarları ÖdülüEn İyi 2. FilmGümüş ÖdülEn İyi FilmEn İyi Görüntü YönetmeniEn İyi Erkek OyuncuEn İyi SenaryoEn İyi Erkek OyuncuEn İyi Görüntü YönetmeniEn İyi YönetmenEn İyi FilmEn İyi Yardımcı Kadın OyuncuEn İyi KurguSinema Yazarları ÖdülüEn İyi YönetmenEn İyi Film

Konusu : Yusuf, 1992’de, 22 yaşında girdiği cezaevinden 12 yıl sonra çıkıp köyüne gelir. Aslında iki yıl daha yatması gerekirken geçirdiği ağır hastalık yüzünden çok azömrünün kaldığının anlaşılması üzerine serbest bırakılır. Yakalandığı verem hastalığı akciğerlerini iyice zayıflatmıştır. Bir de F Tipi hapishane sistemine karşı yapılan ölüm orucu eylemlerine katılması sağlığını iyice kötüleştirmiştir. Doktor durumunu kendisine açıklayıp yazdığı raporlabırakılmasını sağlar. Yusuf’u, cezaevinden çıkıp geldiği köyünde (Çamlıhemşin-Fırtına vadisi) bir tek yaşlı hasta annesi beklemektedir. Babasıkendisi cezaevindeyken ölmüştür... Ablası Meliha ise evlenmiştir. Annesi Rukiye Hanım (75) ağır hastadır ama tüm duaları oğlunu tekrar yanında görebilmek içindir, duaları sonunda kabul olmuştur. Artıktek düşüncesi huzur içinde ölmeden önce Yusuf’uevlendirmektir. Bu mesele için köyün önde gelen ihtiyarlarındanMustafa Amca (72) ile konuşur... Ama bilmemektedir ki zamanın akışı Yusuf için artık onunkiyle bir değildir. Ekonomik nedenlerle sadece yaşlıların kaldığıköyde Yusuf’un arkadaşı Mikhail kışları köyün kahvesini işletmektedir. Yazları ise orman işletmelerinde sahip olduğu çekici aracı ile kesim işlerinde çalışmaktadır. Yusufve Mikhail’inkonuşmalarıhep yaşanmamış gençlikleri ve zamanlailişkileri üzerinedir. Mikhail’in söylediğine göre bir iki yıl kaldıktan sonra gitmeyi düşündüğü buralardan bir türlü gidememiştir. Zamanın nasıl akıp gittiğini anlamamıştır. Severek evlendiği ve hatta ölümü göze alıp kaçırdığı karısı Nefise’ye karşı bile duyguları değişmiştir. Tek tesellisi oğlu Onur (10) ve artık farkında olmadan bağımlısı olduğu alkoldür. Müdavimlerinin her daim köyün ihtiyarlarının oluşturduğu bu kahvede o da onlarla birlikte ruhunu yitirmiştir. Yusuf birkaç ay sonra öleceğini kimseye söyleyemezken, içindeki hesaplaşmayı da tek başına yaşamaktadır. Yıllarca hapishanede kalmanın verdiği alışkanlıkla fazla dışarı çıkmaz ve insanlarla kolay ilişki kuramaz. Geceleri kabuslarla uyanır, sabahın erken saatlerinde kendini dışarı atar ve uyanmakta olan vadinin sesini dinler. Bu seslere gençken çok iyi çaldığı müzik aleti tulumun bozuk akort sesi karışır. Tulumu tavan arasından çıkarır ve her gün birkaç saatinitamir etmeye ayırır. Bir gece karşısına Mikahil’in ısrarı ile gittiği ilçedeki meyhanede konsomatris olarak çalışan Gürcü kızı Elka çıkar. Olduğundan farklı ve rahat görünmeye çalışan Elka istemeden girdiğiilişkiler ağına rağmen hala ruhunu koruyabilmiştir. Elka (24)Moskova’da matematik eğitimi görmüş ve kısa süreliğine girip çıkmayı düşündüğü bu ilişki ağının artık yaşam biçimi olduğunu fark etmeye başlamıştır. Bulunduğu mekanlarda sanki ruhu yoktur. Sanki sadece bedeniyle ve başka bir kişilikle oralarda dolaşmaktadır. Bir yabancıdır… O gece davet edildikleri içki masasında kendisi gibi aynı yabancılığı paylaşan Yusuf’la karşılaşır Elka. İkisi de gece boyunca göz ucuyla birbirlerini incelerler. Kısa bir süre sonra da birbirlerine aşık olurlar. Son birkaç ayını yaşamakta olan Yusuf için bu aşk melankolisini arttıran umutsuz bir durumdur. Elka ise bavulunu toplamış oralardan kaçıp gitme düşüncesiyle hesaplaşmaktadır. Sonbaharın kendini yavaş yavaş kışa teslim ettiği bir gecede, Yusuf annesinin kendisi için çalma teklifini geri çeviremez ve yıllar sonra bir enstrüman yeniden hayat bulurken, o bütün vadinin bembeyaz bir kefene büründüğü gün toprağa verilir. Tulumun sesi bir annenin oğluna yaktığı ağıta eşlik eder...



mansuryıldırım

8 Eylül 2014 03:01

Son yıllarda izlediğim en iyi filmlerden biriydi oyunculuklar çok iyiydi özellikle onur saylak muhteşemdi doğa görüntüsü eşliğinde çalan müzik ve sinematoğrafik şiirsel görüntüler harikaydı.

Cevap Yaz

sinemadelisi

20 Temmuz 2013 04:16

Ülkemizin cennet yerlerinden Artvin tüm güzelliğiyle seyirciye aktarılıyor. Film Nuri Bilge Ceylan filmleri tadında çok iyi görüntüler çekimler diyaloglar süper gerçekten.Film siyasetteki karanlık noktaları da gözler önüne seriyor. Fimde oldukça lazca diyaloglar var. Film son dönem Türk sinemasının yüz aklarından biri bir Dostoyevski romanı okuyor hissi alabilirsiniz izlerken.Zaten uluslararası platformda çokça ödül almıştır ve sonuna kadar haketmiştir. Onur Saylak o kadar iyi oynamış ki son 5-6 yılda izlediğim en iyi 2-3 performanstan biriydi.Filmin sonundaki ağıtta güzeldi.9/10

Cevap Yaz

yaşar akın

25 Şubat 2013 11:17

Özcan Alper'in karadenizin doğasıyla, senaryo ve oyunculuklar o kadar iç içe bütünleşmişki sonuçta keyifli bir film izliyorsun...Filmin yalın hali ve doğal oyunculuklar bir kat daha güzelleştirmiş Sonbaharı ..Tüm emeği geçenleri kutlarım...

Cevap Yaz

balangicinceptiyon

25 Şubat 2013 01:41

10 numara bu film olmalı

Cevap Yaz

_samsunlu_kral__

15 Şubat 2012 02:04

harika bir film. etkilenmemek elde değil. mekanıyla, konusuyla herşeyiyle.

Cevap Yaz

baran34

8 Kasım 2010 12:31

Fikirlerime antiparalel bir çizgide kurgulanmış bu filmi başarılı bulduğumu söylemesem kendimi kandırmış olacağım.. Film her ne kadar ağır aksak ilerlesede insanı filmde ki Yusuf karakterine karşı empati kurmaya zorluyor. Görsel anlamda harikulade bir film olmuş. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olmasına rağmen gelecek için umut vadediyor. Hayatta hiçbir şey dört dörtlük olmuyor maalesef bunun için bu ülkede her kesimden insan ezildi ve hala hor görülmeye devam ediyor. Gönül isterdiki bunca kıyımlar ve isyanlar olmasaydı. Yazık bunca geçen elem dolu yıllara... İnsanın filmi seyrederken üzüntü duymaması neredeyse imkansız. Ben çok beğendim zaten birçok ödül alması bunun ispatı..Tebrikler

Cevap Yaz

mawi yel

20 Ocak 2010 16:20

bekledigim gibiğ bir film deildi ne anlatmak istediginide anladıgımdan emin değildim ceza evinden çıkmış ve klasik hayatını sürdüren bir genç daha farklı ve siyasi içerikli bekliyordum yanıldım ama kötü demek te olmaz eh idare eder tarzındaydı.....)

Cevap Yaz

lazfatih61

7 Ocak 2010 14:34

türkiyede böyle filmler görmek istiyoruz...çok kaliteli bir film...filmin sonundaki ağıt ağlattı resmen

Cevap Yaz

seri_fe

9 Eylül 2009 16:33

insanı içine alan bir film.sanki o evde o kuzinenin sıcaklıgını,dışardan gelen yağmurun kokusunu alabiliyorsun.sanki filmi izlemiyor yaşıyorsun.odanın bir köşesine sinmişsiniz gibi içindesiniz:)onur saylak'ı trt de yayınlanan ne seninle ne sensiz ve hisarbuselik dizlerinden beridir beğenerek izliyordum.bu filmde de çok başarılıydı.umarım daha fazla yapımlarda görebiliriz...

Cevap Yaz

macka61

14 Ağustos 2009 00:42

güzel bir filmdi emeği geçen herkese teşekkürler

Cevap Yaz
Yandex.Metrica