Funny Games

8,27

( 7 kişi yorum yaptı )

Funny Games

(Funny Games)

Sinema Filmi

1997

Üç kişilik varlıklı bir aile göl kenarındaki evlerine tatile gider. Eve vardıklarında genç bir adam (Frank Giering) kapılarını çalıp, kibarca 1 yumurta rica eder. Hemen sonra zayıf, dahada nazik arkadaşı ona katılır. İlk bakışta bu genç adamların terbiyeli görünümlerine  aldanan Anna (Susanne Lothar) onları komşu aileden zannederek içeri buyur eder. Ne varki iki genç eve girdikten sonra Anna'nın kocasını (Ulrich Mühe) yaralayıp etkisiz hale getirir, Anna'yıda soyunmaya zorlar, ve kurbanlarıyla pekte komik olmayan oyunlar oynamaya başlarlar. mkurtsen 25.10.2010

Son Yorumlar (7)

mansuryıldırım avatar mansuryıldırım 18 Eylül 2015 19:04:41

7

Film baştan sona zengin bir ailenin zor bir durumda ne yapacaklarını anlatmak istemiş mesela polisin numarasını bilmemeleri ve hiç bir dua bilmemeleri dikkat çekici filmin oldukça rahatsız edeci bölümleri var yönetmenlik iyi oyunculuklar iyi özellikl e arno frisch rolünde tekinsiz yüz ifadesiyle rahatsız ediciydi filmin başındaki ve sonundaki müzikler çok etkileyiciydi ama filmin bazı sahneleri gereksiz uzatılmış ama her şeye rağmen film izlemeye değer iyi bir film.

Haqan avatar Haqan 29 Haziran 2013 15:50:31

Filmin yönetmeni Haneke degil de başkası olsaydı sanırım bu kadar taktir toplamazdı. Benden yine de taktir almayacak. Psikopatlıkta sınır tanımamak çok zor degil ama seyirciyi istismar etme dengesi de iyi ayarlanmalı.

Beğenmememdeki en büyük sebe p gerilim ve korku filmlerini sevmeyişim olduğunu belirtip bir özeleştiri de yapmam gerek.

Elbette Haneke sinematografisinin izlerini çokça buluyorsunuz, hayranı olduğum rahmetli Ulrich Mühe'yi izlemek de keyifli ama benim oyum 6/10

sharapnell avatar sharapnell 07 Mayıs 2012 13:49:05

10

iki psikopat adam, tatil için göl kıyısına gelmiş ailenin kapısını çalıp onlardan ödünç yumurta istiyor. ve film burada başlıyor. adamlar kendilerince gülünç bir oyun oynuyorlar ve ufak ufak aile üyelerine zarar vermeye başlıyorlar.ben basit bir izle yici olarak filmi izlediğimde "sırada ne var? şimdi sıra kimde?" diye içimden geçirerek izledim. çünkü film insanı gererek, karamsarlığa sokarak yavaş yavaş o noktaya getiriyor.

baran34 avatar baran34 10 Ocak 2012 23:12:01

9

 Michael Haneke biz seyircileri çıldırtmak için hem senaryoyu hemde kurguyu o kadar mükemmel ayarlamışki insan psikolojik olarak etkisinde kalıyor. Filmi film yapan en büyük öge bence Paul karakterini canlandıran Arno Frisch.. Soğukkanlılığı ve filmi n ruhuna uygun yüzünde oluşturduğu mimikleri ile 10 numaraydı. Neden iyi yapımlarda oynatılmamış anlamak güç.  Filmde yönetmen kanımca zengin, aristokrat yaşam tarzı güden ailelerin dingin ve mutlu hayatlarının kaos ortamında nasıl şekillendiğini bizlere anlatma gayesi gütmüş. Çokta yerinde nüktedan anlatımları olan bu yapım bence klasik deyimini sonuna kadar hakediyor. Örneğin bu aile bireylerinin polisin numarasını bilememe sahnesi ve Anna'nın hiç dua bilmemesi Haneke'nin hedefindeki bu elit kitleye senaryosu aracılığı ile vurduğu keskin hançerdi.... Bu yapım Alman ve Avusturya halkı içindi.. Birde 2007 yapımı Amerikan halkı için yaptığı aynı isimli ve aynı senaryo ile Amerikalı oyuncurla çektiği filmi var. İkisinide muhakkak seyredin..

Glasscow avatar Glasscow 07 Şubat 2009 23:25:02

iki kişi evinize geliyor ve sizden yumurta istiyor. böyle başlayan bir hikayenin sonu nasıl biter? haneke'yi tanıyorsanız öykünün sonunu az-çok tahmin edebilirsiniz. herkes başka bir isim taksa da en nihayetinde; istismar sinemasının bir örneği olan bu film, hakikaten de çoğu izleyici için acı bir deneyimdir. adamlardan birinin kameraya dönüp "seni görüyorum" pozu attığı an, filmin unutulmaz sahnelerinden biridir. haneke'nin bu anarşist yapıtını her seferinde keyifle izliyorum, fakat herkese önermiyorum.

badem ağacı avatar badem ağacı 06 Ocak 2009 14:16:01

9

toplumsal gerçekçi yönetmenimizin odak noktasında yine bir burjuva ailesi var. tatil için geldikleri göl kenarı yazlık evlerinde hayatlarının kibar görünümlü iki genç tarafından cehenneme dönmesini baştan sona büyük merakla izledikten sonra yönetmeni n asla sıradan olmayan anlatımına yine hayran kalıyoruz. üstelik yine sinirimiz bozulmuşken... şiddet sahnesinin asla göz önünde bulundurulmadığı bu filmde yönetmenin görüntülerden daha çok sesler üzerinde etkileyiciliğe oynaması başarılı olmuş. velhasıl görülmeye en fazla değecek haneke filmi şüphesiz bu olsa gerek. daha amerikan çekimini izlemeden nedense bunun ojinalliğinden dolayı daha başarılı olduğu kanısına vardım bile.

Yandex.Metrica