Hayat Var

7,83

( 18 kişi yorum yaptı )

Hayat Var

(Hayat Var)

Sinema Filmi

2008

Hayat (14), babası ve yatalak dedesi ile birlikte, nefes kesici güzellikteki İstanbul Boğazı'na açılan bir dere ağzına kurulmuş, derme çatma ahşap bir evde yaşamaktadır. Boğaz, güzel olduğu kadar da karanlık ve tehlikelidir. Babası ailenin hayatta kalmasını sağlamak için küçük teknesiyle bu sularda balıkçılık yaparken, bir taraftan da birtakım yasadışı işlere girip çıkar. Hayat, bu zorlu, sert ve acımasız dünyaya doğmuştur ama yaşama sıkı sıkıya sarılır. Dünyadaki adaletsizliklere karşı cesaretini, dayanıklılığını ve umudunu yitirmez.

Ödüller

FIPRESCI Ödülü (28.İstanbul Film Festivali-2009)

En İyi Yönetmen (42.Siyad Türk Sineması Ödülleri-2010)

En İyi Görüntü Yönetmeni (42.Siyad Türk Sineması Ödülleri-2010)

En İyi Kurgu (42.Siyad Türk Sineması Ödülleri-2010)

Sinema Yazarları Ödülü (45.Antalya Film Şenliği-2008)

En İyi Yönetmen (3.Yeşilçam Ödülleri-2010)

Umut Veren Genç Oyuncu (3.Yeşilçam Ödülleri-2010)

En İyi Film (42.Siyad Türk Sineması Ödülleri-2010)

Genç Cadı (12.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali-2009)

Daha Fazlası

Ekip

Yapımcı Cemal Noyan (Ortak Yapımcı)
Kurgu Reha Erdem (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Ömer Atay (Sanat Yönetmeni)
Kostüm Tasarım Mehtap Tunay (Kostüm Tasarım)
Kamera Ekibi Engin Özkaya (1. Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Pascal Nowak (Renk Düzenleme)
Makyaj Ekibi Gülçin Bayar (Makyaj)
Cüneyt Ballı (Makyaj)
Ses Ekibi Murat Şenürkmez (Ses Kayıt)
Furkan Atlı (Boom Operatörü)
Oyuncu Seçimi Özlem Sungur (Cast Direktörü)

Firmalar

Atlantik Film (Yapım)
Set Enerji Reklam Film Hizmetleri (Set Hizmetleri)
Set Enerji Reklam Film Hizmetleri (Efekt Hizmetleri)
Hasılat 76.842,74 TL
Toplam İzleyici 10.708
Vizyonda Kaldığı Hafta 23 Hafta

Son Yorumlar (18)

filmamateur 29 Kasım 2016 15:43:17

9

Şimdiye kadar izlediyim en anlamlı filmlerden birisiydi. Reha Erdemi tebrik etmek lazım böyle bir film için. Filmde fazla konuşma yok. Kamerayı fotoğraf makinası gibi kullanmış, Nuri Bilge Ceylan gibi. Filmin konusu çok ağır. Annesi ve babası yüzünde n çocukluğunu yaşayamayan küçük bir kızın dramı. Babası askerdeyken dedesi annesini zorlar ve o da Hayat adlı küçük kızı terk edib başkasına kaçar. Kaçdığı adam da Hayatı hiç sevmez. Annesi de Hayata karşı çok kötüdür. Babası yasa dışı işlerle uğraşıyor ve kızına zaman ayıramıyor. Dedesi astım hastası ve yatakta. Hepsi de çok iyrenç insanlar. Hayat okulda da çocukların alay konusu. Hiç koruyanı yok. Bir kaç kişi tarafından tecavüze uğruyor henüz 14 yaşında. Çok acıklı bir filmdi çok. Sonunda babası hapise düşüyor, Hayat annesine gitmek istemiyor, dedesini oksijen balonundan ayırıp ölüme terk ediyor ve İstanbullu olmayan kendi yaşlarında bir çocukla kaçıyor. İstanbullu olmayan birine kaçmasının sebebi dedesinin "para İstanbullu olmayanlarda" telkini. Sadece bu olay onun ne kadar çocuksu ve saf olduğunu gösteriyor. Hayat sürekli yalnız kaldığında biberon emiyor ve oyuncaklarla oynuyor. Çocukluğunu yaşayamamanın eksikliyini gidermeye çalışıyor. İzleyin mutlaka, süper film.

mansur34 avatar mansur34 20 Nisan 2016 09:46:57

7

Film baştan sona etkileyici bir hikayeye sahip reha erdem yönetmen olarak iyi bir iş çıkarmış ama senaryo biraz daha iyi işlenebilinirmiş çünkü hikayede bazı mantık hataları ve inandırıcılık sorunları var oyunculuklar genel olarak iyi elit işçan,banu fotocan rollerinde iyiydiler erdal beşikçioğlu ve levend yılmaz da fena değildi kısaca film hatalarına rağmen başarılı bir film sadece filme 116 dakika uzun olmuş 80 dakika da daha anlamlı bir film olabilirdi film anlatmak istediğini naif süslemeden anlatıyor ajitasyona kaymadan gerçekçi bir havası olan film izlemeye değer iyi bir film son olarak filmi izleyeceklere filmde +18 sahneler olduğunu filmin ailecek izlenecek bir film olmadığını da önceden söyleyeyim.

vitruvian avatar vitruvian 28 Şubat 2015 10:34:35

3

Yapılan yorumlara ve filme diyebileceğim tek şey "körler sağırlar, birbirini ağırlar".. Kimse kusura bakmasın bu yapıma, film diyebilmek için her halde insanın hayatında ilk kez film seyrediyor olması gerekir. Bugüne kadar bu denli kötü çekilmiş bir film izlemek nasip olmamıştı doğrusu. Bressonun 1967 yılı yapımı Mouchette filminin 5.tür yorumundan başka birşey değil bu film. Kurgu, senaryo ve montaj tam bir fiyasko. Filmin elle tutulacak tek yanı bir kaç İstanbul sahnesi ve boğaz manzarası o kadar. Genelde her filmin her izleyene göre mesajı ortaktır çünkü yazarı bunu yazarken mesaj budur der sadece izleyenlerin aradan kendi hayatlarına göre çıkardıkları farklı küçük mesajları olur. Ama bu filmde her izleyene göre farklı ana mesaj var. Ben Beş Vakit filminden ilgi duyduğum Reha Erdemin böyle insanı boğan bir film yapmasını beklemiyordum doğrusu. Beş Vakit ve Korkuyorum Anne ile girdiği yoldan çok farklı bir yöne sapmış bence. Elbette ki ömrü boyunca aynı filmleri yapamaz/yapmamalı da ama "nefes alamama" nın bu kadar göze sokulduğu, baş karakterin, izleyicinin antipatisini çok kolay topladığı ve belki de kısa metrajlı bir film bile yapılabilecekken, uzun süreli olan bu film beni fazlasıyla sıktı. Elbette beğenenler de olabilir bir lafım yok ama ben diğer filmlerinde gördüğüm samimiyeti burada göremedim maalesef. Karakterler her ne kadar günlük hayattan gibi dursa da,günlük hayattan oldukça uzaklar bence. Türk sineması adına umutsuzluğumu artıran deneysel belgesel niteliğinde bir film tamamen. Farklı mekanlarda yapılan çekimler alakasız bir şekilde montajlanıp güya kurgu yapılmış. Sonunu kendim için fazla arabesk ve yapay buldum.

sinemadelisi avatar sinemadelisi 05 Eylül 2013 02:51:58

8

Her zamanki gibi filmini özel mekanlarda çeken Reha Erdem yine şiirsel bir hava yakalayıp,imgesel bir dil oluşturmuştur.14 yaşındaki bir kızın daha bu yaşta yaşadığı zorluklar,hayat mücadelesi,içsel hesaplaşması ve karşı koyamadığı yalnızlığı şiirsel bir anlatımla anlatılmıştır.Elit İşçan bu performansıyla ilerisi için umut vadetmiştir.Film biraz kasvetli olsada görüntüler için ve müzikleri için kesinlikle kayda değer psikolojik bir film.Bakkalın taciz sahnesi,tecavüzünün anlatılış sahnesi,deniz kenarında şarkı söyleyen çocukla olan sahnesi,babasıyla sandalla eve dönüş sahneleri bir sinema şölenidir.Filmin sonlarına doğru umursamaz bir tavır alan Hayat karakteri psikolojik açıdan bir tez konusudur.Filmdeki Orhan Gencebay şarkıları çok güzeldir.Ayrıca Levend Yılmaz ve Erdal Beşikçioğlu da genel olarak çok başarılıdırlar.Sonuç olarak bizi durup düşünceye sevkeden vurucu bir film.

worldshaking avatar worldshaking 09 Ocak 2013 21:28:39

9

sinemanın gerçekten SANAT olduğunu gösteren bir film,farklı bir film,vurucu bir film...

yaslıyüz avatar yaslıyüz 26 Aralık 2011 12:46:12

5

haneke tarzı bir film bence psikolojik baskı var filmde ama en sonunda umursamaz aldırmaz bir kız çocuğuna dönüşüyor bence kayda değer iyi film

Yandex.Metrica