Utanç

8,83

( 4 kişi yorum yaptı )

Utanç

(Skammen)

Sinema Filmi

1968

Savaşın sonucu sadece ölen sayısız insanla sınırlı değildir. Kalanlar da yaşadıkları ağır deneyimlerin sonucu olarak bir tür yaşayan ölüye dönüşürler. Tanık olmak, tanık olarak yaşamını sürdürmeye çalışmak. Bu, aynı zamanda "bilmemek" üzerine bir film. Savaş sırasında bir radyosu bile olmayan, dolayısıyla da savaşın seyriyle ilgili pek bilgisi olmayan Eva ile Jan'ın bir şişe şarap bulduklarında yaşadıkları büyük keyif, savaşla ilgili bilgileri arttıkça ve savaş artık iyicene yaşamlarına girdikçe büyük bir utançla da karşıkarşıya kalmaya başlayacaklardır.

Son Yorumlar (4)

vitruvian avatar vitruvian 28 Şubat 2015 10:30:53

10

Gelmiç geçmiş en iyi yönetmenlerden biri olarak gösterilen Ingmar Bergman'ın, birçok önde gelen başyapıtı arasında biraz unutulmuş olan bir filmi; Skammen. Film görmeye alışkın olduğumuz bilindik basit ucuz duygusallıktan uzak, savaş yaklaşım tarzınd aki filmlerin kullandığı klişelere yüz vermeden politik ve toplumsal bir kompozisyon oluşturmayı başarmış. Kadın erkek arasındaki ilişkiye vuran savaşın gölgesinin getirdiği gerilim yüzünden birbirine gerçekten hissettikleriyle açık bir şekilde yüzleşen insan manzaralarından, özgür ve rahat yaşam tarzları ellerinden çıkmasıyla insani değerlerinden vazgeçen insan manzaralarını ustaca göndermeleri içinde bulunduran bir film Skammen. Belgesele yakın görüntü çalışması, karakterlerin müzisyen olmalarına rağmen etraftaki sessiz - bu sessizlik fiilen bir sessizlik- ve ürkütücü , kasvetli atmosferi, savaş sahnelerini dekor seklinde kurgulaması bu ütopik iç savaş filminin etkileyici unsurlarından. Seyirciyi koltuğuna yapıştıran sahneleriyle (özellikle final ve çiftin esir alınıp kameraya zorla konuşturulduğu sahne ) ve Max Von Sydow ve Liv Ullmann'ın oyunculuk performansları ise filmi kült mertebeye ulaşmasına yardımcı olmuş. -Von Sydow 'un zor kişilikleri canlandırmadaki başarısını görmek ayrı bir deneyim.- Ustanın diğer filmlerine nazaran Skammen'de ölümün pek rolü yok. Filmde Bergman savaşla birlikte meydana gelen ahlaksızlığı ve savaşta bir kurşun yarası bile almadan bir ilişkinin nasıl mahvolabileceğini gözler önüne sermiş. Tystnaden ve Viskningar Och Rop'ta kardeşler arasında olan iletişimsizlik burada savaş sayesinde Max von Sydow ve Liv Ullmann'ın canlandırdığı çift arasında gerçekleşir. Bergman, savaşın Eva ve Jean çiftinin ilişkilerine de sıçramasıyla bir ahlaki ikileme düşmelerini abartısız ve sağlam bir toplumsal eleştiri ile birleştirmesi ile ortaya tüm zamanların en sert Bergman filmlerinden birisini ortaya çıkmayı başarmış. Sonuç olarak Bergman'ın filmografisindeki pek göze çarpmamış fakat en değerli ve en iyi çalışmalarından birisi Skammen.

mkurtsen avatar mkurtsen 07 Aralık 2014 15:39:46

10

"Bir Rüya Gördüm. Çok güzel bir sokakta yürüyordum . yolun bir kenarında yüksek kemer ve sutunları olan beyaz evler vardi.
Diğer kenarında ise gölgeler içinde bir park.
Sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir der e akma ktaydı.
Ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı, sonra bir uçak geldi, bütün gülleri ateşe verdi.,, sudaki yansımaları seyrettim ve güllerin nasıl yandığın gördüm. Çok güzel olduğu için o kadarda korkunç değildi.
Kollarımda küçük bir çocuk vardı,kızımız, bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim ve tüm zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı.
Ama ne olduğunu unutmuşum." .

Bazen her şey tıpkı bir rüya gibi geliyor. Bizim gördüğümüz bir rüya değil, rol almak zorunda olduğumüz başkasının rüyası .,bizi rüyasında gören kişi uyandığında ve UTANÇ duyduğunda ne olacak peki?
Bu dünyadan Bir Bergman geçti. deyip bitireyim.
10/10

mkurtsen avatar mkurtsen 07 Aralık 2014 15:39:21

10

"Bir Rüya Gördüm. Çok güzel bir sokakta yürüyordum . yolun bir kenarında yüksek kemer ve sutunları olan beyaz evler vardi.
Diğer kenarında ise gölgeler içinde bir park.
Sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir der e akma ktaydı.
Ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı, sonra bir uçak geldi, bütün gülleri ateşe verdi.,, sudaki yansımaları seyrettim ve güllerin nasıl yandığın gördüm. Çok güzel olduğu için o kadarda korkunç değildi.
Kollarımda küçük bir çocuk vardı,kızımız, bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim ve tüm zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı.
Ama ne olduğunu unutmuşum." .

Bazen her şey tıpkı bir rüya gibi geliyor. Bizim gördüğümüz bir rüya değil, rol almak zorunda olduğumüz başkasının rüyası .,bizi rüyasında gören kişi uyandığında ve UTANÇ duyduğunda ne olacak peki?
Bu dünyadan Bir Bergman geçti. deyip bitireyim.
10/10

Yamanwien 19 Aralık 2010 18:06:12

Ingmar Bergman`in Savas ile bizleri yüzlestirmesi. Hollywood filmlerinden ayiran fark su: silah, barut, ölümden ziyade büyütec ile genelden özele iniyor film. Pisirik ve korkulari olan bir adam var, masum, gücsüz. Karisi daha güclü, hatta erkegini ge lip omuzlarindan sarsacak kadar. Müzik icra ediyorlardir savas öncesi, yani naif kisilikler. Radyo calismiyordur, kendi dünyalarinda yasayip duruyorlardir. Cocuk istiyordur kadin. Bir kadeh sarapla mutlu olabilen insanlardir.Ve savas gelip bulur bu cifti. Hor görülürler, ac kalirlar. Ve birden ihsan-i ilahi olarak, eski tanidik (belediye baskani) himayesine girerler. Yani güclünün gölgesine siginirlar. Ama bunun bir bedeli vardir. Kadin kendini peskes cekmek zorunda kalir, adam duymamazliktan, görmemezlikten gelir. Sarhos olup uyakalir. Bir avuc para kaderlerini degistirir. Sonra bir cinayet. Gücü eline almistir erkek. Kadini hor görmeye baslar. Kadin degismistir. Savas kadini daha merhametli yapmistir. Ve herseyin bir rüya oldugunu, uyaninca bitiverecek bir rüya olmasini ister. Cünkü erkegini, basit ama insafli erkegini geri ister. Cünkü artik bu dünyaya getirebilecegi bir cocugu yoktur. Utanc icindedir. Bizim adimiza utanc icindedir.Usta (Bergman) seni rahmetle aniyorum.

Yandex.Metrica