Ben Öldükçe Yaşarım

8,50

( 5 kişi yorum yaptı )

Ben Öldükçe Yaşarım

Sinema Filmi

1965

Büyük kentin acımasız kirli dünyasında, acılı bir tükenişin, umutsuz bir aşkın şiirsel öyküsü. Salon filmleri yapımcılarının dışladığı ve salon işletmecilerinin Beyoğlu sinemalarında "Koltuklarımız kırılıyor, seyircimiz değişiyor” gerekçesiyle filmlerini oynatmadıkları Yılmaz Güney'in ilk çizgi dışı filmlerinden biri. Konu, kan davası karşıtı bir öyküyü işliyor. Töre baskısıyla anası tarafından babasının intikamını alması için zorlanan, buna karşılık kan davasına karşı çıkıp Istanbul'da pavyon fedailiği yapan taşralı bir gencin dramı. fedai Ahmet (Yılmaz Güney), barın dansöz kızına gönlünü kaptırıp onu bu bataktan kurtarmaya çalışırken başı derde girer.
(Agah Özgüç'ün 100 Filmde Türk Sineması Kitabından)

Künye

Yönetmen Duygu Sağıroğlu
Senaryo
Yapımcı Mualla Özbek
Görüntü Yönetmeni Cengiz Tacer
Tür Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye

Ekip

Yapım Ekibi Nuri Tuncel (Yapım Amiri)
Mustafa Buvan (Set Amiri)
Vedat Yeditepe (Set Asistanı)
Yönetmen Ekibi Gültekin Karakaya (Yardımcı Yönetmen)
Kamera Ekibi Ertikin Aykurt (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Sezai Elmaskaya (Negatif Kurgu)
Mehmet Özdemir (Kurgu Asistanı)
Turgut İnangiray (Diyalog Kurgu)
Hilmi Başcan (Laboratuar Şefi)
Hayati Akbulut (Laboratuar)
Gani Maraşlıoğlu (Laboratuar)
Erdoğan Dolapçı (Laboratuar)
Okay Körmükçü (Laboratuar)
Işık Ekibi Aydın Uslu (Işık Şefi)
Ses Ekibi Yorgo İlyadis (Ses Mühendisi)
İlia İliadis (Ses Mühendisi)

Firmalar

Efes Film (Yapım)
Erman Film (seslendirme)

Son Yorumlar (5)

mncelik 21 Kasım 2015 14:40:49

Anadolu sinemalarında oynadığı bütün filmlerinin geniş halk kitlelerine ulaşmasına karşılık İstanbul'da, özellikle de Beyoğlu'nda, "Güney'in avantür filmleri yüz koltuğumuzun kırılmasına neden oluyor . Sinemamızın tamirat parsını verirlerse oynatırı z," gerekçesiyle büyük şirket yapımcılarının hafta vermedikleri Yılmaz Güney'in bu bölgede vizyona giren ilk filmidir.

benimsinema avatar benimsinema 06 Nisan 2012 18:53:04

7

bar fedaisi olan yilmaz, calistigi ayni yerde dansözlük yapan selmaya asik olur ve onu bu batakliktan kurtarmaya calisir. sonu her ne kadar hüzünlü olsada, birbirine deli gibi asik olan cifti görmek mümkün. aralarinda fazla diyalog gecmesede aski güz el anlatan bir film. selma daha körpecik bir güzel genc kiz...

capone avatar capone 01 Nisan 2012 01:22:04

10

Ahmet kan davasına bulaşmamak için köyünden kaçarak İstanbul'a gelir.İlk önce işportacı olarak daha sonra da tesadüf eseri bar fedaisi olarak çalışmaya başlar.Çalışmaya başladığı yerde dansöz olarak çalışan Zeynep'le tanışınca hayatı tamamen değişir. Dönemine göre oldukça cüretkar sahnelerinde yer aldığı Türk sinemasının yüz akı filmlerinden.Selma Güneri ve Yılmaz Güney arasındaki uyum ise oldukça başarılı.İzleyin

mkurtsen avatar mkurtsen 16 Mart 2009 14:39:03

8

İSTANBULDA BİR PAVYONDA FEDAİLİK YAPARKEN,PAVYONDA ZORLA ÇALIŞTIRILAN BİR DANSÖZ KIZA AŞIK OLAN KABADAYININ ÖYKÜSÜ. İKİLİNİN AŞK ÖYKÜSÜ ÖLÜMLE SONUÇLANACAKTIR. FİLMİN PRODÜKTÖRÜ  MODACI CANAN YAKA'NIN O YILLARDA MODACI OLAN ANNESİ MUALLA ÖZBEK

kamil zafer 11 Aralık 2008 12:25:12

8

   Töre baskısına rağmen kan davası güden zihniyete bir gencin isyanı ve bu süreçte yaşadığı ümitsiz bir aşk hikaye ediliyor.Filmdeki cesur sevişme sahneleri makaslandıktan sonra gösterime girmiş. 11.12.08   Zafer ALGAN

Yandex.Metrica