Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Kontes (The Countess)

Kontes

7,39

(4 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 31 Temmuz 2009 1 Saat 38 Dk Dram Tarihi Gerilim Dram, Tarihi, Gerilim
IMDb puanı: 0

Yönetmen: Julie Delpy Julie Delpy

Ülke: almanya, fransa

Gişe: 5.363

Oyuncular: Natascha Lawiszus, Christine Mayer, Jack O. Berglund, Helen Woigk, Audrey Käthe Von Scheele, Lukas T. Berglund, Jesse Inman, Lisa Hrdina, Katrin Pollitt, Thea Weber Devamını Gör...

Konusu : Aşk, intikam ve gurur arasında kalan kanlı katil Kontes Bathory’nin yükseliş ve düşüşünün öyküsü. 1560 doğumlu kontes, 14 yaşında iken nüfuzlu bir lord ile evlendirilir. Dönemin en güzel, akıllı ve güçlü kadını olarak anılan kontes, erkeklerin hakim olduğu ve sadece onların sözünün geçtiği bir dünyaya başkaldıran bir kadın olarak öne çıktı. Bir davette kendinden oldukça genç olan Istvan’a aşık olur ve tutku dolu bir aşk yaşarlar. Fakat bu mutlulukları uzun sürmeyecektir çünkü Istvan’ın babası Kont Thurzo oğlunu ondan ayırmak için planlar kurmaktadır. Kontesi, yaşı büyük olduğu için oğlu tarafından sevilemeyeciğine inandırır ve sonunda ancak bakirelerin kanıyla yıkanarak genç kalabileceğine inanmaya başlar. Bir sürü bakire kadın kaleye getirilir ve bir daha da görülmezler. Bu arada Erzebet de giderek daha çok delirir ve takıntılı hale gelir. Sevdiğinin babası tarafından kurulan politik bir komplonun kurbanı olduğunu farkettiğinde ise artık çok geçtir.



emre84

24 Ekim 2009 10:09

Bu filmi izlemek istiyordum ama fragmanını beğenmedim

Cevap Yaz

enigmacuture

17 Ekim 2009 13:21

Kontes Erzebet Bathory(Julie Delpy), atı ile yürüyüş yaparken önüne çıkan yaşlı bir köylüye "Çirkinliğinle atımı nasıl korkutursun zavallı köylü!" deyip; onu kırbaçla cezalandırabilecek kadar acımasız, Istvan Thurzo(Daniel Brühl)'e olan aşkından ötürü herkesin içinde onunla sevişebilecek kadar da gözü kara bir kadın. Soylu, zengin, kibar ve kalpsiz görünse de genç erkekler karşısındaki acizliği yavaş yavaş sonunu hazırlıyor. 1500'lü yılların dünyasında aşk da nefret de aynı. İnsani duygular da değişen bir şey yok. Değişen sadece şekil ve suretler. Zamanın insan bedenine oynamaya başladığı oyun, kontesi günden güne delirtse de bulduğu geçici çözüm; bir anda bakire kız neslinin tükenmesine yol açıyor. Bakire kanla yıkanma ve yenilenme arzusu içindeki kontes günden güne gençleştiğini düşünse de çevresindeki erkek rakiplerinin akıllıca yaptığı hamleler sayesinde hem topraklarından hem canından oluyor.

Genç kızların bedenindeki kanı son damlasına kadar elde etmek ve tek bir zerresini bile ziyan etmemek için kontes tarafından kullanılmaya başlanan press makinadan tutun da dönemin self-senyör aynasında kendini gösteren abartılı kostümlere kadar filmde eksik olan bir yön yok. Kontes kan ile yıkanıyor yoksa kan içmiyor. Bu nedenle afişte yer alan dudağına kan bulaşmış kontes figürü pek gerçek değil. Çünkü kontes vampir değil. Afiş bu yönü ile akıl karıştırıcı.

Gyorgy Thurzo(William Hurt)'a gelince; kontese dost gibi görünen hatta onla evlilik planı yapacak kadar ileri giden ancak kontesi yok edip tüm malvarlığına konmak isteyen sinsi bir toprak zengini. Bunun için adamlarını kontesin hayatına sokuyor ve hatta kendi oğlu Istvan'ı bile bu uğurda zeki bir biçimde kullanıyor. Wiilam Hurt; bana göre evrende yaşayan en büyük yetenek timsali olduğu için film bu nedenle bile tekrar tekrar izlenmeyi hak ediyor. William çok başarılı. Apar topar yargılanıp suçlu bulunan, tüm topraklarına el konulan ve bir şatoya kapatılıp gün güneş görmemesi için her tarafı beton ile sıvanan yapıda ölüme terk edilen kontesin durumu içler acısı olsa da akıllara gelen veciz söz hep aynı: Eden bulur!

Olağan olan ölüm ve yaşlanmaya karşı olağandışı tedbirlerle yapılacak müdahalelerin doğuracağı sakınca ve saçmalıklar üzerine çok iyi bir film. Çünkü ölüm kontes tanımıyor...

Cevap Yaz

canatan

12 Ekim 2009 14:16

Film fena değil akışkan sıkmıyor.Julie Delpy kocası öldükten sonra yönetimi eline alır.Küçüklüğünden beri çok kaddar birisidir.Kendinden çok küçük yaşta olan bir gençle tanışır.(Daniel Brühl) aradaki yaş farkından dolayı kontes yaşlanmaya başlar.Tanıştığı genci kaybetmemek için saraydaki bakire kızların kanını vücuduna sürerek genç kaldığını farkeder,tesadüfen bu olayı farkeder ve saray yetmeyince şehirden genç bakire kızların bulunmasını ister bu şekilde bir katliam sürer.Filmin en ilginç yeri kontes sevdiği gencin bir tutam saçını keserek göğsünün üst kısmını kesip saçı oraya yerleştirdikten sonra dikmesiydi.Gerçekten ilginç bir sahneydi.?

Cevap Yaz

hadrianus

4 Ağustos 2009 15:12

Tüm tarihi filmler gibi buda eminim mükemmeldir en kısa zamanda izleyerek yorumlarımı sizlerle paylaşacağım  iyi günler

Cevap Yaz
Yandex.Metrica