Beyaz Ölüm

7,65

( 14 kişi yorum yaptı )

Beyaz Ölüm

Sinema Filmi

1983

Meral (Ahu Tuğba) ünlü bir şov kızıdır; genç, güzel, zengin ama uyuşturucu bağımlısı. Yılmaz (Tarık Akan); çıkarları için gençleri zehirlemekten kaçınmayan kirli düzene ve uyuşturucu trafiğine karşı savaşan genç, gözüpek ve yakışıklı bir polis. Bu, şov işinin renkli dünyasında bir tutku fırtınasının, uyuşturucu bağımlılığının doğurduğu ıstırap ve onursuzluğun işlendiği, trajik sonuçları yaşamın içinden alınmış, ibret dolu bir öyküdür... Aysel adlı genç bir kızın aşırı dozdan ölmesi polisi harekete geçirir. Yılmaz, Aysel’in Meral’in yanında çalıştığını öğrenince genç kızı sorgular. Uyuşturucu çetesinin başı Hacı, Meral’den Yılmaz’la ilişki kurup muhbirlik yapmasını ister. Yılmaz ipucu için esrarkeş Corci’yi konuşturmak ister, Meral haber verir ve Hacı’nın adamları Corci’yi öldürür. Yılmaz’ın şüpheleri Meral’e odaklanır. Pişman olan genç kız Yılmaz’a, Hacı’nın onu öldüreceğini haber verir. Ama Yılmaz’ın arkadaşının ölmesini engelleyemez. Hacı’nın Yılmaz’ı pusuya düşürmesi isteğini Meral kabul etmeyince dışlanır. Meral, içten içe aşık olduğu genç komiserle işbirliği yapar. Hacı’nın teklifini kabul etmiş görünür ve onun evine gider. Onu izleyen Yılmaz ve ekibi eve baskın düzenler. Çıkan çatışmada Hacı ve adamları yaralanır. Bu kargaşada vurulan ve yaşamını yitiren talihsiz Meral’in yüzünde, içinde kopan tüm fırtınaların dindiği, hüzünlü ama mutlu bir gülümseme vardır…

Ekip

Yapımcı Adnan İrkut (Yapım Koordinatörü)
Fehmi Tengiz (Yapım Yönetmeni)
Berker İnanoğlu (Yürütücü Yapımcı)
Kurgu Mehmet Bozkuş (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Sohban Koloğlu (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Necati Şimşek (Yapım Asistanı)
Necati Şimşek (Yapım Asistanı)
Sonay Kanat (Set Ekibi)
İbrahim Sarılale (Set Ekibi)
Haluk Göl (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Zafer Par (Teknik Yönetmen)
Seçkin Yasar (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Mahmut Yumuşak (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Muzaffer Karakaş (Negatif Kurgu)
Mustafa Oruç (Laboratuar)
İsmail Aksu (Laboratuar)
Adnan Şahin (Film Baskı)
Işık Ekibi Ali Salim Yaşar (Işık Şefi)
Şevket Bilgili (Işık Asistanı)
Ses Ekibi Erkan Aktaş (Ses Kayıt & Final Miks)

Firmalar

Erler Film (Işık)
Fono Film (Film Hazırlık Stüdyosu)
Erler Film (Yapım)

Son Yorumlar (14)

mansur34 avatar mansur34 05 Nisan 2016 09:13:38

7

Film klişe bir konuya sahip olsada yinede meraklandırıcı bir anlatımı olan bir film yer yer inandırıcılıktan çıkan sahneleride var tarık akan ve ahu tuğba malesef uyumsuz bir ikili olmuşlar tarık akan rolünde fena değil ama bu rolde cüneyt arkın olsa daha iyi olabilirdi ünsal emre ye yapılan dublajda hiç olmamış bu hatalarına rağmen yinede film izlemeye değer iyi bir film son olarak filmde uyuşturucuya özendirici sahneler ve +18 sahneler olduğu için çocukların izlememesi gerek bir film olduğunu önceden söyleyeyim.

Kleberson avatar Kleberson 19 Haziran 2015 18:16:57

9

iyi bir film mutlaka izlenmeli tarik akan yine polis rolünde

eylül fırtınası avatar eylül fırtınası 14 Haziran 2011 23:01:06

8

1980'li yıllar sinemasının dokusunu oluşturan birbirinden ilgi çekici simge ve detayları bünyesinde barındıran,"uyuşturucu ve fuhuş konulu eğitici-öğretici,ibretlik filmler" furyasının startını veren filmdir.Halit Refiğ yönetiminde 1983 yılında çekil en Beyaz Ölüm'ün,çok beğenilip gişede büyük rakamlara ulaşması,yapımcı firmanın cesaretini arttırmış ve benzerleri mısır patlağı gibi peşi sıra sökün etmiştir.Beyaz Ölüm'ü,furyanın bütün klişelerinin en başarılı şekilde harmanlandığı, oldukça geniş ve cazip bir oyuncu kadrosuna sahip,kişisel olarak furyanın en iyisi olarak nitelediğim 1984 tarihli Kayıp Kızlar izler.Ardından 1985 tarihli Tele Kızlar,Kahreden Gençlik,Suçlu Gençlik,1986 tarihli Vazife Uğruna ve Kıskıvrak,1987 tarihli Kızımın Kanı,1988 tarihli Canım Oğlum ve 1989 tarihli Polis Dosyası gelir.Berker İnanoğlu'nun sahibi olduğu  Sezer Film hesabına çekilen Suçlu Gençlik hariç diğer bütün filmlerin yapımcısı Erler Film'dir.Bahsedilen on filmin altısının yönetmenliğini üstlenen Orhan Elmas,furyanın kuşkusuz en verimli,çalışkan ve eli çabuk yönetmenidir.Bu filmlerde uyuşturucu ve fuhuş bataklığına sürüklenen bireylerin trajesidi; neden-sonuç ilişkisi bağlamında ve kabaca giriş-gelişme-sonuç şeklinde özetlenecek bir olay örgüsü ile oldukça didaktik bir söylemle sinemalaştırılmıştır.Kişisel tespitlerim doğrultusunda toplumsal bir çöküntüye sebebiyet veren, gitgide korkunç boyutlara ulaşan uyuşturucu - fuhuş sorunu ve yarattığı sosyal tahribat bu filmlerde 3 farklı unsurun çeşitli yönleri ile ortaya konması,betimlenmesi ile ele alınır ve çözüm aranır.Birinci unsur,birbirinden güzel genç kız ve yakışıklı erkeklerle dolu,dans,eğlence,uyuşturucu,seks,alkol gibi  gençlerin aklını kolaylıkla başından alabilecek her türlü zevk-ü sefanın çılgınca yaşandığı  disko ve parti ortamlarının tasviridir.İlk aşamada tüm ışıltılı ve göz kamaştırıcı yönleriyle adeta bir cazibe merkezi olarak resmedilen bu dünya,ilerleyen aşamalarda tüm pisliği ve iğrençliği ile gözler önüne serilerek seyirciye karşılaştırma yapma imkanı sağlar.2.unsur,çeşitli sosyal tabakalara ve kültür seviyelerine sahip genç bireylerin neden ve nasıl bu bataklığa saplanıp kaldıklarının analizidir.Öne sürülen en belirgin sebeplerden biri,yozlaşmış arkadaş çevresi veya arkadaş kurbanlığıdır.Genelde kıtkanaat geçinen,son derece mazbut ve düzgün bir aileye mensup,ailesinden olanakları doğrultusunda her türlü maddi desteği ve daha önemlisi ilgiyi,sevgiyi gören,derslerinde de başarılı ve geleceği parlak genç erkek ,güzel sevgilisinin teşviki ve uyuşturucuya alışır,bağımlılık başta olmak üzere her türlü kötülüğe bulaşır.Hem kendisinin hem ailesinin yıkımıına sebep olur.Kahreden Gençlik ve Canım Oğlum filmlerinde konu bu yönüyle masaya yatırılmıştır.Bir başka neden,ebeveyn ilgisizliği ve başıboş bırakılmışlıktır.Genç kız zengin ve seçkin bir aileye mensuptur,maddi olarak her türlü imkana sahip,ancak manevi açıdan anne-baba şefkat ve sevgisinden mahrumdur.Baba sürekli ekonomik çıkar ve itibar peşindedir,anne ise konken masalarında sabahlara kadar oyun oynamak ve içmekten gözleri şişmiş bir halde yarı ölü vaziyettedir.Genç kız ,aradığı mutluluğu uyuşturucu,seks ve çılgınca bir yaşamda arar.Sonuç elbette ki felaket olacaktır.Suçlu Gençlik ve kısmen Kayıp Kızlar filminde soruna bu açıdan yaklaşılmıştır.Üçüncü neden,artist olma sevdası ve yukarıda belirttiğim renkli dünyanın albenisine olan zaaf ve özentidir.Burada,ilk aşamada herhangi bir kişinin etkisi ve itmesi sözkonusu değildir.Kayıp Kızlar filminde Nilgün Saraylı'nın canlandırdığı Zehra,çocukluğundan beri hayallerini süsleyen artistlik sevdası uğruna evden kaçarak İstanbul'un yolunu tutar ve fuhuş şebekesi tarafından tuzağa düşürülerek zorla fahişe olarak çalıştırılır.Yine ayni filmde Çiğdem Tunç'un canlandırdığı Sevda ise,artist bile olmak istemez,amacı kısa yoldan rahat ve lüks bir hayata kavuşmaktır,bunun bedelini ödemeye de razıdır,gönüllü olarak fahişeliğe yazılır. Üçüncü unsur,uyuşturucu ve fuhuş mafyasının örgütsel yapısının,çalışma şekillerinin,kurduğu tuzakların,kullandıkları yöntemlerin ve acımasızlığının,oldukça vurucu ve çarpıcı sahnelerle ortaya konmasıdır.Peki bu filmler neden bu kadar çok tutuldu ve sevildi?Neden hala ilgiyle izleniyor,nedir bu filmlerdeki tılsım?Kanayan sosyal yaraları gündeme getirip gençlere doğru yoldan sapmamalarını öğütleyen,sosyal mesaj kaygılı,faydalı,çok önemli filmler olduğu için mi?
Bence hayır...Bu filmleri sevdiren,ilginç ve izlenir kılan sebep;çoğu olumsuz nitelikte olmasına rağmen, merak uyandırıcı,tahrik edici,tuhaf bir şekilde eğlendirici ve güldürücü,üzücü,tiksindirici,iç gıcıklayıcı,heyecan ve coşku verici unsurları ile adeta bir "sirk" atmosferi gibi rengarenk ve zengin bir içeriğe sahip olmalarıdır.Birkaçını örnekleyerek yazımızı bitirelim:1980'li yıllara ait dans parçaları,kıyafet,aksesuar ve nesneler,birbirinden güzel kadınlar,temiz toplum idealini simgeleyen dürüst polisler,Herbie Hancock'un efsanevi Rockit parçası eşliğinde,İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ekipman ve personel destekli görkemli operasyon sahneleri,yanar döner ışıklar saçan toplarla süslü diskolar ve pistte kendinden geçerçesine dans eden kırmızı Converse ayakkabılı Coşkun Göğen,muhtemelen buraya kadar niye hala bahsetmediğimi merak ettiğiniz muhteşem replikleri ve karizması ile Nuri Alço,uyuşturucu krizi ve orgy (toplu sevişme) sahneleri,cinsel şiddet,kezzap atılmış iğrenç ve zavallı suratlar,eşcinseller,elinden yelpazesi düşmeyen,süslü ve şişman mamalar,kalantor zamparalar,çok klasik olacak ama ilaçlı gazoz,gizli kamera düzenekleri...

ozkaracam avatar ozkaracam 18 Ocak 2011 11:40:01

6

Beyaz Ölüm, Yorgun Savaşçı olayından sonra Halit Refiğ'in ilk çalışması oldu. Bu filmin bir furyanın yolunu açacağı tahmin ediliyor muydu, bilinmez; fakat 80'li yılların sonuna kadar süren "sorunlu gençlik" filmlerinin yolunu açtı. Türk Sin eması'ndaki her akım, her furya o sırada toplumun yaşamakta olduğu birtakım sosyopolitik, sosyoekonomik olaylarla, dönüşümlerle bağlantılıdır. Örneğin 60'larda Lütfi Akad'ın, Metin Erksan'ın, Ertem Göreç-Vedat Türkali ikilisinin başlattığı, Duygu Sağıroğlu, Feyzi Tuna gibi isimlerle süren, en nihayet Yılmaz Güney'le doruğuna çıkan ve 80'lerin ortalarına kadarki takipçilerini yaratan Toplumcu Gerçekçi Akım 1961 Anayasası ile gelen görece özgürlük ortamının ürünüydü. Ulusal Sinema, Ortodoks Marksist bakış açısına karşı, gene "sol"dan gelen bir tepkiydi. Yücel Çakmaklı'nın başını çektiği Milli Sinema, artık Demokrat Parti-Adalet Partisi çizgisinden bağımsızlaşarak, kendi siyasi partilerini kurmaya başlayan İslamcı sağın kendini sinemada ifade edişiydi. Peki, Beyaz Ölüm'le başlayan bu furya neyin nesiydi? Tam da, Özalist politikalarla köşedönücülüğün, kendini kurtarmanın, işbitiriciliğin övülmeye, özgeciliğin (başkalarının hakları için uğraş vermenin) enayilik olarak görülmeye başlandığı bu dönemde, bunlar nasıl bir işlev gördü? Doğrusu benim bu konuda kesin bir yargım yok. Çoğunu Orhan Elmas'ın yönettiği, yine çoğunda Tarık Akan'ın polis, Nuri Alço'nun kötü adam olduğu bu filmleri, polisin başrolde olmadığı, ebeveynlerin çocukları için uğraş verdiği Kahreden Gençlik, Canım Oğlum gibi filmler izledi (bu filmlerin sonunda ebeveynler, çocuklarını kurtaramıyorlardı). Bir çeşit "sürüden ayrılanı kurt kapar" felsefesi. Peki, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Atilla Dorsay'dan ödünç aldığım deyimle, bir çeşit "emniyet sübabı" mı?          

Sadece Ünsal Emre avatar Sadece Ünsal Emre 09 Ekim 2010 14:52:10

10

Sinemanın İki Yakışıklı Devi Kavga Ediyor O sahneyi izleyince çok heyecanlanmıştım.

oğuzzz avatar oğuzzz 22 Eylül 2010 17:24:09

9

tarık akanın iyi filmlerinden, filmin sonunda ünsal emreyle kavga sahnesi güzeldi

Yandex.Metrica