Beyoğlu Esrarı

8,30

( 3 kişi yorum yaptı )

Beyoğlu Esrarı

Sinema Filmi

1966

“Steamin’ With The Miles Davis Quintet” uzunçalarındaki (1961) “Well, You Needn’t” (1944) (Thelonious Monk).
Jale’nin cesedi arka koltukta.
Osman; “Arabada öldürmüş olamazlar.”
Selma; “Yani sonradan mı getirip koydular?”
Osman; “Ee, mantığa oturan, bu.”
Selma; “Peki ama neden senin otomobiline koysunlar cesedi?”
Osman; “Niye olacak, işi başıma yıkmak için. Bunu yapan, kadının müşterim olduğunu bilen biri.”
Selma; “Öyleyse Jale’nin seni telefonla pavyonun önüne çağırdığını da biliyordu.”
Osman; “Haklısın. Pavyonda bekletme dümeni de beni arabanın yanından uzaklaştırmak içindi muhakkak.”


‘99 River Street’in (1953) (Yönetmen, Phil Karlson) neredeyse bire bir Yeşilçam uyarlaması.
Neon ışığı, gözyaşı ve kahkaha dolu İstiklal Caddesi’ndeyiz. Striptizci Jale, sarı saçlarını peruk il e gizlemiş. Hep kendi soyunacak değil ya, bu kez Beyoğlu’nda kuyumcu soymak üzere! Arap kılığındaki Rıfat’la ‘iş çeviriyorlar’. “İyi hissetmiyorum kendimi. Yakında anne olacağım da” numarası görevliyi telaşlandırınca ‘Rıfocuğu’ 100 binlik kolyeyi kuşağına saklayıveriyor.
Kuyumcu-Nişan Hançer “Bir saniye Beyefendi! Kolye! Hatırladığıma göre…” diyor ama Rıfat’ın dediği gibi “Bazı şeyleri hatırlamak sıhhate zararlıdır”.
Zavallı adamı tabanca kabzası ile vurarak susturur. Sonraki gün gazetede ‘öldürülen kuyumcu’ haberini görünce “Tüh, aksilik işte. Niyetim öldürmek değildi. Biraz fazla dokunmuşum anlaşılan” diyecektir.
Kolyeyi vermeye gittiklerinde çete reisi Turgut yan çizer. ‘İşe kadın karıştırdı’ diye Rıfat’a zaten sinirleniyordu. Ortada bir de ölü olunca kolye falan artık umurunda değil. “Hayrını gör. Bana yaramaz” diyerek bizimkileri ‘sepetler’. ‘Rıfocuk’un bu duruma bir çözüm bulması gerekli.
Olayın gelişimi ‘Direksiyon Kralı’ Osman Akın ve ‘Benzinciler Kraliçesi’ Selma’yı da etkiliyor. Delikanlı ‘34 AS 774’ plakalı takside şoför. Delidir doludur falan ama stepnesine kadar mert delikanlıdır. Lakabı ‘Zımba’. ‘Ekmek parasıyla koşmaca oynuyor’. 55 model Dodge’un taksit bonolarını ufalamak için 16 saat direksiyon sallıyormuş. ‘Tertemiz yüzlü’ ve şakacı biri. İlk karşılaştığımızda Türk Petrol çalışanı ‘Şişko’ Necdet’e “Ayakta durma oğlum! Zafiyet gelecek” diye takılıyordu.
Genç kız aynı yerde benzinci. “Çiçek gibi kız. Çalışkan, namuslu güzel.” Şuraya günde bin tane filinta gibi şoför düşer. Hiçbirine gözü kaymaz. Osman geldi mi ağzının amortisörleri gevşer. Kahramanımız da Selma’ya tutkun. Gönlünde ‘hörmete layık bir mevki hususiyeti’ olduğunu söylüyor. Ama ‘kızın fikriyatı başka cihette’. Yıldız Tiyatrosu’nda ‘Namzet Oyuncu İmtihanı’na girip artist olmak istiyormuş. O nedenle ‘evlilik hikâyesi şimdilik yaş’.
Bu sınavda bir figüran gibi kullanılması delikanlıyı biraz(!) kızdırır. Müdür dâhil oradaki ‘züppelerin sülalesini ipe dizip tespih diye çekiyor’. Dövmedik adam bırakmaz.
Benzincideki telefon Osman için çalışıyor. Arayan da hep Jale. Striptizcimiz ‘abonman müşterisi’. Nereye gidecek olsa başka taksiye adım atmazmış. Piccadilly’deki gösterisine Zımba’nın arabası ile gidip geliyor. Böyle iki müşterin daha olsaydı borçları temize havale olurdu. Müşterilik faslı manzaranın esasiyesi çakılmasın diye dümen. Karı düpedüz kesik! “Bana herhangi bir müşteriymişim gibi davranman öyle fenama gidiyor ki” diye sokulmaya çalışsa da Osman’ın o taraklarda bezi yok. ‘Ayrı yolların yolcusu’ olduklarını anlamış.
Soygun ve cinayet nedeniyle, istasyonlar, hava meydanları kontrol altındaydı. ‘Fare gibi kapana kısılan’ Rıfat bir çıkış yolu bulur. Osman’la huduttan dışarı çıkarabilirlermiş. Jale’ye söylemediği bir ayrıntı, planda ufak bir değişiklik var! Genç kadını öldürüp Osman’ın arabasına bırakır. Delikanlı artık debelensin dursun!
Sonrasını da ayarlamış. Dolar kaçakçısı Hayık’tan (2 bin liraya) bir pasaport uydurup işçi dümeniyle ver elini Almanya. Senaryo, kaçacağı geminin krom yüklü ve İtalyan bandıralı olduğunu belirtecek kadar ayrıntılı.
Bu arada Turgut ve adamları Necip Tekçe, Mustafa Dağhan, Lütfü Engin de Rıfo’nun peşinde. Kolyeyi ve kumar borcunu istiyorlar. (Kolye konusunda fikir değişikliği oldu galiba).
Osman’ın durumu zor. Polis, zaten tiyatrodaki dayak nedeniyle her yerde O’nu arıyordu. Şimdi bir de Jale’nin ölüsü var. Yapacağı şey Rıfat’ı bulup konuşturmak. Ancak ‘yakışıklı, çok şık giyinen, daima puro içen, yakasına karanfil takan’ biri olduğundan başka bir şey bilmiyor.
Kadir Abi’ye göre ‘koskoca İstanbul’da böyle birini aramak gökte yıldız saymak gibi bir şey’.
Ama şoförler işi gücü bırakıp yardımına koşarlar. Dikkatleri hep bu konuda olduğu için gelen müşterilere “Çalışmıyorum” diyorlar. Kadir Abi’nin “Çok yorgunum” diye kabul etmediği müşteri, filmin montajını yapan Mehmet Bozkuş!
Osman için ‘En Uzun Gün’. Rıfat’ın evinde başlayan, çatı katlarında, [‘Yumurcak Köprü Altı Çocuğu’nda (1970) tekrar göreceğimiz] Wisdom Hotel’de (sahibi Hikmet Özinanç’mış), Yalı Gazinosu’nda devam eden kovalamaca Haliç Antrepo’da ödül gibi bir öpücük ile sona erer.
Selma; “Tıpkı filmlerdeki artistler gibi dövüştün.”
Osman; “Figüranlıktan kurtulduk desene. Seni de evimin yıldızı yapacağım. Müşterek hayatımızın filminde başrolü oynayacaksın.”
Kadir Abi’ye göre ‘yakında nikâh şekeri yiyecekler, inşallah’! Tombul Necdet, üç kutu istermiş!

‘99 River Street’ (1953), bizde “99’uncu Sokak” adıyla, 25 Ekim 1955, Pazartesi günü (Beyoğlu) ‘Şan Sineması’nda gösterime girmiş. Ernie Driscoll, bir taksi şoförü. Karısı Pauline, daha zengin bir yaşamın özlemi içindeydi. Mücevher hırsızı Victor Rawlins ile ilişkiye girmesi hayatına mal olacaktır.
O günlerde, Ernie de genç Linda Jones’un Tiyatro sınavında figüran gibi kullanılır. Osman gibi çok kızıp birkaç kişiyi pataklar. İş bu kadarla kalmaz. Victor, Pauline’i öldürüp taksisine bırakmış. Kahramanımız hem polisten kaçıp hem de asıl suçluları ortaya çıkarmak zorunda. En büyük yardımcıları Radio Taxi şirketi şoförleri ve Linda.


‘Goldfinger’daki (1964) (John Barry) “Alpine Drive-Auric’s Factory” (birinci dakikadan itibaren).
Osman, ‘Namzet Oyuncu Sınavı’nda ‘kullanıldığı’ için kızgın.
Selma; “Yalvarırım, eğer beni biraz seviyorsan…”
Osman; “Seviyordum! Sayenizde tiyatro figüranı olana kadar. Ama film orda koptu.”
Selma; “Af diledik ya.”
Osman; “Oh, kıyak dalga. Önce insanın hissiyatına limon sık, taşa tut kalbini sonra da af dile. Neyse, benim için bunca taban teptin. Teşekkürler.”
Selma; “Ne yani, bu belalar benim yüzümden mi geldi de azarlıyorsun. Tabii, körle yatan şaşı kalkar demişler. Öyle bar kadınlarıyla içli dışlı olursan başın da beladan kurtulmaz.”
Osman; “Bardaki de bir dağdaki de. Hepsinin köküne kibrit suyu. Cenazesine deve dikeni çelenk. Hadi bakalım yallah.”
Selma; “Gitmiyorum işte, zorla mı?”
Osman; “Zorla! Zaten ensemde kazan kaynıyor, asabatımın balatası kazınmış… Ulan ayağımın dibinde bir ceset, ceketimin eteğinde polisin eli. Buyrun, bir bela da karşımda işte.”
Selma; “Ben de peşini bırakmayacağım işte. Benden, ayağının dibindeki kadın cesedi ikileşmeden kurtulamayacaksın.”
Osman; “Hay Allah iyiliğini versin. Haydi, düş önüme.”
Selma; “Osman, Osman’ım benim.”
Osman; “Aşka vakit var [‘Aşka Vakit Yok’ (1963) filmine bir gönderme mi]. Ama o Rıfat denen çakalı elimizden tüydürürsek mapushanede söylersin bütün bunları. Hadi yürü. Yürü başımın tatlı belası!”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop
Süre 85 dk
Tür Dram, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Benzin İstasyonu, Taksi Şoförü, Tiyatro Daha Fazlası

Oynayanlar

Selma Güneri Selma Güneri Selma
İzzet Günay İzzet Günay Osman
Öztürk Serengil Öztürk Serengil Rıfat
Necdet Tosun Necdet Tosun Necdet
Nubar Terziyan Nubar Terziyan Kadir Abi
Mine Soley Mine Soley Jale
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Turgut
Faik Coşkun Faik Coşkun Kapıcı
Mustafa Dağhan Mustafa Dağhan Tiyatro Patronu
Niyazi Vanlı Niyazi Vanlı Hayik
Abdullah Ferah Abdullah Ferah Şoför
Çetin Başaran Çetin Başaran Nuri
Necip Tekçe Necip Tekçe Turgut'un Adamı
Lütfü Engin Lütfü Engin Turgut'un Adamı
Hüseyin Zan Hüseyin Zan Tiyatro Oyuncusu
Zeki Sezer Zeki Sezer Polis Müdürü
Kemal Kan Kemal Kan
Nusret Özkaya Nusret Özkaya Fırıncı
Hayri Esen Hayri Esen İzzet Günay Seslendirmesi
Alev Koral Alev Koral Mine Soley Seslendirmesi
Mücap Ofluoğlu Mücap Ofluoğlu Öztürk Serengil Seslendirmesi
Zafer Önen Zafer Önen Çetin Başaran Seslendirmesi
Pekcan Koşar Pekcan Koşar Feridun Çölgeçen Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Nubar Terziyan Seslendirmesi
Osman Alyanak Osman Alyanak Necdet Tosun Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Hüseyin Zan Seslendirmesi

Ekip

Yapımcı Memduh Karakaş (Yapım Koordinatörü)
Kurgu Mehmet Bozkuş (Kurgu)
Yapım Ekibi Çetin Dağkıran (Set Amiri)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Oral Özütürk (Negatif Kurgu)
Mahmut Eskici (Negatif Kurgu)
Süleyman Koyuncu (Laboratuar)
Muharrem Gündüz (Laboratuar)
Erol Yıldırım (Laboratuar)
Cemil Orhon (Laboratuar)
Bayram Güzel (Laboratuar)
Işık Ekibi Şevket Yılmaz (Işık Şefi)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)

Firmalar

Erler Film (Yapım)

Son Yorumlar (3)

TubaArtan avatar TubaArtan 24 Ağustos 2017 02:52:51

7

Genel itibarıyla fena değildi. Karışıktı biraz...
tekrar izler miyim? İzlemem..
10/7

Hatice1984 23 Kasım 2015 13:29:12

Bu filmi aradım ama nette bulamadım acaba bulup izleyenler var mı?

benimsinema avatar benimsinema 17 Ağustos 2013 19:49:02

9

neseli, aksiyon ve macera, esrarengiz cinayeti olan bir film... selma günerinin tiyatro sahnlerisi cok begendim... öztürk serengil bu sefer karsimiza kötü rolde cikiyor... filmin diger yildizi tabiiki mine soleydir... yaptigi stirptiz dansiyla epey c üretkar sahnleri var... yani izleyeceginize pisman olmayacaginiz filmlerden biri...

Yandex.Metrica