Beyoğlu Piliçleri

7,48

( 4 kişi yorum yaptı )

Beyoğlu Piliçleri

Sinema Filmi

1963

“Beyoğlu… 1300 metrelik ana cadde. İnsanların sağlığında geçtikleri Sırat Köprüsü. Biraz bocalayanlar Gayya kuyusuna düşerler (sf. 63–272–273).”
‘The Island of Forgotten Lovers’ (1962) (Dick Manning / Kay Twomey). Perry Como’nun şarkısı ve ‘Terzihane’deki konuşma.
Kenan; “İşler nasıl?”
Leman; “Fena değil.”
Kenan; “Fena değil demek ‘iyi sayılmaz’ manasına gelir.”
Leman; “Erkekleri bilirsin, değişiklikten hoşlanırlar. Yenilik ararlar daima… ‘Yeni bir kız yok mu’ diye soruyorlar… Yoksa elinde böyle bir kız mı mevcut?”
Kenan; “Henüz elimde değil, dalında. Hani sana bir gençten bahsetmiştim. Yüreği, bileği çelik gibi bir gençten… Borç para verdim ona.”
Leman; “Peki ama bahsettiğin kızın bu işle alakası ne?”
Kenan; “Gayet basit, söylediğim kız bu delikanlının sevgilisi.”


Aynı adlı romanın (1946) (Turan Aziz Beler) (Akay Kitabevi) Yeşilçam uyarlaması. Beyoğlu’nda ışık ve acı dolu pavyonlar. ‘Yükseliş’ zor, ‘düşüş’ ise vakayı adiyeden. Her iki durum için ‘iyiliksever birinin yardımı’ gerekli.
‘Tamara Pavyon’da Nuran Ateş ve Sabahat Ay; ‘Senar’da Güven Pınarlı, Lolita, Ceylan Dilek, Türkan Fulya, Türkan Deniz; ‘Londra Pavyon’da Babuş, Cahide İçli, Miss Suzi; ‘Mulen Ruj’da Müjgan Ateş, Sevim Saltuk, Erdoğan Güler, Ceylan Dilek, Nuray Yakar; ‘Maksim Pavyonu’nda Striptiz Rita Elen, Selma Semir. Çıkıyorum zannederken düşenler, düşerken çıkanlar.
Şimşek Süleyman, yakındaki Mobil benzin istasyonunda arkadaşı Ahmet’le çalışıyor. Efendi, hamarat. ‘Servisi o kadar iyi ki hanım müşteriler benzin almak için yolu uzatıp buraya geliyorlar’. Ama asıl neden yakışıklılığı galiba. Kahramanımız ise ‘şimdilik’ kimseye yan gözle bakmıyor. Bir hazır giyim (o dönem ‘konfeksiyon’ deniyordu) mağazasında çalışan Oya’ya tutkun. Taksicilik yapacağı bir arabası olsa hemen evlenecekler. Kahvedeki arkadaşları da zor bulunur kişiler; Ajans Rıza ve (isimlerini öğrenemeyeceğimiz) Necdet Tosun, Kazım Kartal.
‘Sinema artistlerini hasetten çatlatan’ Oya. Ama burası İstanbul. Güzellik başa bela. Çalıştığı yerde Gülgün Erdem’i görmek çok hoştu.
‘34 AH 992’ plakalı Pontiac’ın sahibi Kenan Bey de benzin istasyonu müdavimlerinden. [Bu arabayı ‘Gençlik Rüzgârı’ (1964), ‘Tamirci Parçası’ (1965) ve ‘Kolejli Kızın Aşkı’ (1966) filmlerinde tekrar göreceğiz]. Baston ve fötr şapkalı. Pabuçlar çift renk. Ağzında her zaman bir puro. Süleyman’ın yiğitliğini çok beğeniyor. “Senin gibi bir yardımcım olsa sırtım yere gelmez. Ama sen burda çalışmaktan memnunsun.” Araba konusunda ‘bir şeyler yapacak’mış. Gerekli 15 bin lirayı gözünü kırpmadan verir. Sanki masallardaki iyilik perisi. Oysa işin içyüzü bambaşka. Tavuk kaz hesabı yaptığı sonra anlaşılacak.
Yusuf Günseli Orkestrası’ndan (Perry Como’nun sesiyle) ‘Caterina’yı (1961) (Earl Shuman / Maurice ‘Bugs’ Bower) dinlediğimiz bir gazinosu ve Fausto Papetti’nin ‘I Remember… n. 1’ (1962) albümündeki ‘Amado Mio’ (1946) (Doris Fisher / Allan Roberts) melodisi ile fal bakan Leman’ın idaresinde bir randevuevi var. Ayrıca, kocası pozlarında, Mine Soley’le yakaladığı işadamlarından para sızdırıyor. Gazino’ya bitişik sinemadaki film, kocaman afişi ile ‘Fabrikanın Gülü’ (1964).
Kızlar ‘yatakta’ çalışmaktan bezmişler. Bunu az bulan Kenan “Buranın yatılı okul olmadığını aklınıza sokun” diye bağırıp duruyor. Dayaksız gün yok. Bazıları için kurtuluş gibi görünen ölüm bile izne bağlı. “Durup dururken kazançları azalmasın diye kendi isteğimizle ölmeye bırakmazlar bizi.”
“İstanbul’a para yemeğe gelen hacıağalar Beyoğlu Piliçleri’ne rağbeti arttırdılar. Kadına kıza istek arttıkça kadın ayartan avcılar da patronlara sermaye bulmak işine alabildiğince hız veriyorlardı (sf. 33).” Kenan ‘talebi karşılamak için yeni bir parça bulmak zorunda’. Gözüne Oya’yı kestirmiş.
Süleyman ve arkadaşları ‘Otosel Galeri’de ‘34 EK 331’ plakalı Chevrolet’yi seçerler. Mahalle kahvesinde, Süleyman’ın ‘patron sınıfına duhuliye merasimi’ için toplanılmış. Kenan’a teşekkür edilecek. Bu sırada arabanın plakası ‘34 AH .05’ olmuş ama olur o kadar. Şimşek, ezilip büzülerek “Sanki rüya görüyorum, sağ olun” diyor. Beriki “İnsanın yanında böyle güzel bir sevgilisi varken rüya görür mü hiç” diye niyetini belli etmişti ama ah o 15 bin. Bu sahne borçlu ülkelerin acıklı durumunu düşündürdü.
Sonrasında Kenan acımasız planını uyguluyor. “Önce delikanlıyı kıskıvrak avucuma alacağım. Onu öyle bir hale sokacağım ki cin çarpmışa dönecek.” Kahramanımızı baştan çıkarma görevi Striptizci Çiçek’e verilir. Onlar sarmaş dolaşken (ismi söylenmeyen) Necati Er de habire resimlerini çekiyordu. Tahmin edileceği gibi bunlar Oya’ya gönderilecek.
Daha sefere bile çıkmayan taksiye bir kamyonla çarpılır. Arabanın takma adı ‘Roma’ mıydı bilmiyoruz ama Süleyman üzüntü içinde üzerine kapandığında ‘Arrivederci Roma’nın (1955) (Renato Rascel) ilk altı notası duyuluyor. Erol Taş’ın kahvesinden, çarpışma sesini duyup koşanlardan biri de Mustafa Yavuz.
Yardıma(!) yine Kenan yetişir. Borcunu ödeyebilmesi için Gazino’da fedailik öneriyor. Maaş benzinlikte aldığının 10 katı. Süleyman’a göre bu Toto’da 13 gibi bir şey. Kahvedekilerin içi rahat değil. 20 yıllık arkadaşı Ahmet “Beni dinlersen vazgeç. ‘Taş yerinde ağırdır’ derler. Sen de buranın, bu işin adamısın” ve diğerleri “Mesele borçsa biz de yardım ederiz” diyorlar ama O kararını vermiş.
Oya da resimleri gördükten sonra (nedense) işini bırakır. ‘İyilik perisi’ yardıma(!) hazır. ‘Terzihane’de çalışmasını önerir. “Ee, nasıl olsa eliniz bu işe yatkın.” ‘Kötü yol’a düşürdü düşürecek.
Bunca haksızlığa dayanamayan Çiçek oynanan oyunları Süleyman ve arkadaşlarına anlatır. “Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için. Öyleyse bu alçakların hak ettikleri cezayı vermeye gidiyoruz. Şimdi anlasınlar şoför milletinin gücünü. Hadi yürüyün.” Ajans Rıza’yı seslendiren Kemal Ergüvenç ‘yürüyün’ü ‘yüriyin’ şeklinde söylüyor. Oya ‘son anda’ kurtarılır. Keşke Çiçek de yaşayıp Ahmet’iyle beraber olabilseydi.


“Plaisir d’Amour” (18. yüzyıl) (Jean Paul Égide Martini). Mutluluğu kaybetmiş iki âşık. Eskinin Ayşe’si şimdinin Çiçek’i ve Ahmet.
Ahmet; “Çok çok 5–6 yıl oldu. O zamanlar aynı mahallede oturuyorduk… Bütün mahalle Ayşe ve Ahmet’i birbirine yakıştırıyor, evlenip mesut olacaklarına, örnek bir yuva kuracaklarına inanıyordu.”
Çiçek; “Biz de inanıyorduk buna. Ümitlerimiz, hayallerimiz vardı.”
Ahmet; “Sonra ne oldu, benim Ayşe’m birdenbire nasıl değişebildi bu kadar?”
Çiçek; “Görünüşüm, yaşadığım hayat, her şey ama her şey değişse de değişmeyen bir şey var Ahmet, o da sana olan aşkım.”
Ahmet; “Sen artık bir saatlik, bir gecelik ücretli aşkların kadınısın. Ayşe’nin Çiçek olduğu gibi hislerin de değişmiştir. Ama neden? Nasıl olur da…”
Çiçek; “Bunu öğrenmek mi istiyorsun? Pekâlâ, gel benimle. O kadar merak ettiğin şeyi şimdi öğreneceksin. (Bir perdeyi açar, yüzü kezzapla yanmış bir genç kız görünür.) Kız kardeşim Nihal’i tanırdın. Ne kadar güzel olduğunu hatırlıyorsundur herhalde. Ameliyat ettirebilmek için çok, düşünemeyeceğin kadar çok para lazım.”
(Yazan: Murat Çelenligil)














Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Müzik Rauf Tözüm
Görüntü Yönetmeni Yılmaz Gürbüz
Süre 85 dk
Tür Dram, Duygusal, Macera, Polisiye
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Benzin İstasyonu, Fahişelik, Gazino, Mafya Daha Fazlası

Ekip

Yapımcı Memduh Karakaş (Yapım Koordinatörü)
Kurgu Mehmet Bozkuş (Kurgu)
Sanat Yönetmeni İsmail Gonca (Sanat Yönetmeni)
Kamera Ekibi Hasan Uçar (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Cemil Orhon (Laboratuar)
Işık Ekibi Atacan Boran (Işık Şefi)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Rauf Tözüm (Beste)
Seslendirme Sacide Keskin (Seslendirme Yönetmeni)

Firmalar

Erler Film (Yapım)
Yıldız Film (Laboratuvar)
Eray Ofset (Afiş Baskı)

Son Yorumlar (4)

Rıza_Nur avatar Rıza_Nur 30 Mayıs 2015 20:48:00

7

1963 yılına göre cesur sahneler var.Süha Doğan da kendi sesiyle oynamış.

benimsinema avatar benimsinema 24 Ağustos 2014 23:56:57

7

Basrol oyunculari saglam... esrek kolcaki da ilk defa basrol oyuncu olarak seyrediyorum. Sevdaninda ilk yillari yine cok fettan bir kadin.. Sevda yilmazla eski sevgiliymis.. esref sevdanin oyununa gelip onunla yatar bunu binevi yilmazda ögrenir. Esre fle arkadas olmasina ragmen ve gercegi bilmesine ragmen sevdayi kabullenmisi bence iyi olmamis.. film yinede seyredilir

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 17 Ağustos 2009 03:44:08

10

Filiz Akın'ın Ahmet Tarık Tekçe ile son ve ['Zoraki Milyoner'deki (1963) misafir oyunculuğu sayılmazsa] Eşref Kolçak'la ilk filmi.

Bir sahnede Süleyman, Çiçek'i [aynı yıl çevrilen 'Şoför Nebahat ve Kızı' ve 'Yankesici Kız'dan anımsadığımız] '34 AK 588' plakalı Ford ile evine bırakıyor. Bu araba ve 1964 çok önemli. Ahmet T. Tekçe, 'Yankesici Kız'ın ilk gösterimi için Karabük'e giderlerken o otomobilde hayatını kaybediyor. Filiz Akın'ın üzüntüsü beyaz perdede canlandırdığı kişilere hüzün olarak yansıyacak. İlçeden (sonradan il oldu) 13 kilometre uzakta bir yerde zaman sanki durmuş gibi. Artık ilim 'kitap'sız (internetli), film de 'Ahmet Tarık'sız.
'Beyoğlu Piliçleri' (1946) (Turan Aziz Beler) (Akay Kitabevi) 18 yıl sonraki Yeşilçam çevriminden daha cesur, daha sivri dilli. "Realist muharrir (sf. 294)." Şubat, 1945'te Üsküdar Paşakapısı Cezaevi, 15 numaralı koğuşta yazılmış. Yazar 271. sayfada Çok Okumuş'a kendinden söz ettiriyor. Yazdıkları nedeniyle '10 bin küsur saat' hapisliği var. "Bizler (hayat kadınları) korkunç şehvetin yıldırımlıklarıyız. Onu öteye beriye saldırmadan yakalar, bağrımızda söndürürüz (sf. 55)." Filmdekiler ise Kenan'ın yardımıyla(!) artist olacakken 'çöplük dilberi' olmuşlar.
Mobil benzin istasyonu çok güzel. Ama hemen herkes fosur fosur sigara içiyordu. Zeki Tüney, Süleyman'ın servisinden memnun kalan hanım müşteriye sataşıyor. "Servisin ekstrası bizde bebeğim." Arkadaşı Özdemir Akın lafı kapar "Bir servis yapalım, 7 sülalenin ruhu şenlenmezse, anladın mı?" Kahramanımızın görevi 'benzin vermek' ama gerekirse 'terbiye vermesini' de bilirmiş. Zeki Tüney kendisini tanıtıyor; "Kulağının tıpasını aç. Bana Vampir Sabri derler. Adamın kanını Terkos gibi akıtırım ben." Bu adı duyanın mezardaki ecdadı zelzele geçirirmiş korkudan. Enver Dönmez "Kan vermek istiyorsan Kan Bankası'na" diye Süleyman'la alay ediyor. Sonuçta hepsi dayak yer.
Kenan Bey, bir puro (Ahmet'in söyleyişiyle 'domates baldırı gibi tütün dolması') verir. Süleyman 'bedava cihetiyle olmasa 40 yıl aramaz'mış. 20 yıllık arkadaşının Çiçek'le olan aşkını tüm mahallenin bilip onun bilmemesi de ilginç.
Memduh Alpar, Mine Soley'le beraber olmak isterken 'kocası' Kenan'a yakalanan işadamı rolünde. Eksik dişleri ve delik çorabı milyonerliğini biraz gölgeliyor. Genç kadının sözleri harika; "Affet kocacığım, elini kana boyama ('bulama' diyecekti galiba). Hapislere düşersen yazık değil mi? Mutlaka ölmemi istiyorsan bunu kendim yaparım. İntihar ederim." Neyse ki öfkeli koca(!), Memduh'un 10 bin lirası ile sakinleşiyor.
'Namus' Kenan ve Leman için 'kuru, bomboş bir kelime'. "Ne karın doyurur ne de hayatın zevklerini verir insana." Süleyman namusun önemi hakkında konuşurken Patron sıkıntıdan esniyordu.
Necati Er çok başarılı. Her zaman ağzında bir sakız. Beşer sahnede sağ ve sol eli eldivenliydi. Bunun önemini Michael Jackson'dan çok daha önce anlamış. 3 kez Kenan'ın purosunu yakıyor. 14 sahnede tırnağını törpülüyor. Öyle ki herhalde aylar boyu tırnak kesmesi gerekmemiştir.
'Caterina' (1961) (Shuman / Bower) şarkısına eşlik eden genç kızlardan biri Gülten Ceylan? Ajans Rıza. Kimse onun gibi fiyakalı konuşamıyor. "Falsolu tezahürat memnudur."
Çiçek Gürbüz'ün olduğu sahnelerde 'Bésame Mucho' (1940) (Consuelo Velázquez) var. O kadar güzel ki Süleyman'la beraber olmasına kızamıyoruz. (Oya başkasıyla böyle bir şey yapsa sinema yıkılırdı herhalde.) Kahramanımız viskiyi ilk kez onun evinde içer. O yıllarda çok konuşulduğu biçimde 'tahtakurusu gibi koktuğunu' söylüyor. Necdet Tosun şakayı kaçırmaz; "Belki o şişenin ağzı açık kalmıştır da alkolik bir tahtakurusu düşmüştür içine."
Süleyman'ı Sadettin Erbil; Oya'yı Jeyan Mahfi Ayral; Ahmet'i Toron Karacaoğlu; Çiçek'i Nedret Güvenç; Mustafa Dağhan'ı Erdoğan Esenboğa; "Kenan'la Leman olacak o yılanlar için pençelerine düşen her genç kız bir para makinesidir" diyen kızı Alev Koral seslendirmiş.

Eşref Kolçak'ın sözleri gülümsemesindeki utangaçlığı açıklıyor; "İçten gülerek kahkahalar atacağımız yaşlarda o kadar kötü bir hayat yaşıyordum ki gülmeyi öğrenemedim. Onun için hâlâ nadir gülerim."


nedim yıldız avatar nedim yıldız 06 Ekim 2007 11:07:10

6

kızları ağına düşürüp beyaz kadın ticareti yapan bir şebekeyle,sevdiği kızı bu kötü adamlarının elinden kurtaran iki gencin hikayesi..eşref kolçak-yılmaz duru ikilisi bu filmdede iyi...

Yandex.Metrica