Açlık

7,76

( 5 kişi yorum yaptı )

Açlık

(Hunger)

Sinema Filmi

2008

IRA ile ilişkilendirilmiş bu filmde, Bobby Sands’in insanlık dışı muamelelere maruz kalışı sert bir dille ele alınmakta .

Mahkumların battaniye ve yıkanmama eylemleriyle ilerleyen direnişleri, altı hafta süren açlık grevi ile doruğa çıkıyor. Hayatı mücadele ile geçmiş Sands’ın kendi vücudunu yaşamının son savaş alanı olarak addedmesiyle yaşanan dramatik süreç muazzam bir etkileyicilikle gözler önüne seriliyor.

En az hapishane mahkumları için olduğu kadar gardiyanlar için de tam bir cehennem olan hapishane dahilinde gardiyanların alt üst olmuş psikolojisi de aktarılıyor.

Firmalar

Tiglon (Dağıtımcı)
Hasılat 63.543,0 TL
Toplam İzleyici 9.718
Vizyonda Kaldığı Hafta 24 Hafta

Son Yorumlar (5)

vitruvian avatar vitruvian 28 Şubat 2015 10:56:16

6

McQueen ve Fassbender'in uzun yıllar unutulmayacak, üzerine konuşulacak eseri. Bu kadar sade bir sinema diliyle, sade bir anlatımla ancak bu kadar etkileyici ve çarpıcı olunabilir. Tek bir harf eksik değil, tek bir harf fazla değil. Yarım saate yakın süren "görüşme" sahnesi McQueen'in imzalarından biri. Yaşanmış olaylar. Ağır ilerlemesine rağmen etkileyiciliğinden hiç bir şey kaybetmemiş bir yapım. Oyunculukları ise özellikle iyiydi. Etkileyici bir film. Yönetmen kendi tarzını hissettirmiş. Kısaca herkese hitap etmeyeceği gerçeği doğrultusunda gayet gerçekçi ve cesur bir film var karşımızda.

zemihan avatar zemihan 28 Haziran 2009 07:53:06

AÇLIK (HUNGER) “Ortada yasaklanacak ve cezalandırılacak bir şey kalmadığı zaman, açık  infaz anlık bir şenlik lüksüne fırsat verirdi. Yaklaşmakta olan ölüme sığınan suçlu her şeyi söyleyebilir ve kalabalık buna alkış tutardı...Yalnızca prensin yıldırıcı gücünü gösterme durumunda olan bu infazlarda, tam bir karnaval havası yaşanır, kurallar ters yüz olur, egemen güç alaya alınır ve suçlular kahraman haline getirilirdi.”                                         Foucault. J.G. Merquior NEDEN İŞKENCE YAPANLARA, İŞKENCE YAPTIKLARI İNSANLARIN ÇEKMİŞ OLDUĞU ACI AZ GELİR? YA DA BAŞKALARININ ACISINA BAKMAYA NE KADAR DAYANABİLİRİZ?Gibi binlerce soru uçuşuyor filmi izlerken ve izledikten sonra zihnimizde.Dünyanın en çarpıcı ve etkileyici grevidir açlık. Bir insanın itirazını sonuna kadar savunduğu bedenini bir anlamda savaş alanına çevirdiği bir tür mücadeledir ve her zaman bedeli çok ağır olur. Bu bedeli en iyi anlatan filmlerden biridir Açlık filmi.Godard'ın “Sands gibileri çok önemlidir çünkü çocuksu insanlardır” sözü çok anlamlı ve önemlidir. Büyüklerin kurallarıyla yaşayan bir çocuğun elindeki tek direniş biçiminin “yemek yememek” olduğunu anlamamızı sağlar.Film, Kuzey İrlanda'nın bağımsızlığı için mücadele eden IRA üyesi militanların, savunma haklarından yoksun bırakılarak tutuklu bulundukları adeta işkencehane olan Maze Cezaevi'nde 1981 İngilteresi'nde yaşananların ve bedenini savaş  alanına çeviren Bobby Sands'in hikayesidir. Yönetmenliğini, oyunculuktan yönetmenliğe geçiş yapan Steve McQueen'in yaptığı Açlık filminin başrolünde 300 Spartalı filminden tanıdığımız Michael Fassbender var.Film üç bölümden oluşuyor. Birinci bölüm diyalogsuz sahnelerin vuruculuğu ile başlıyor. Yakın planlar ustaca kullanılarak tek bir diyaloga gerek duyulmadan söylemek istediğini söylüyor. İngiltere'ye karşı savaş halinde olan bir yapının üyesi (IRA) oldukları için adi suçlu muamelesi gören militanların, siyasi tutuklu statüsü istemeleriyle başlayan karanlık günler anlatılıyor. Siyasi mahkum statüsü adına direniş kararı alan Bobby Sands ve arkadaşlarının ilk direnişleri, mahkum üniformalarını giymeyi reddederek başlıyor. Çıplak bırakılıyorlar. Hücrelerindeki battaniyelerle örtünüyorlar. Yıkanmama eylemi yapıyorlar. Her protestolarında işkencenin şiddeti katlanarak çogalıyor. Her gün kaba dayak, psikolojik şiddet, hakaret, cop, bok yedirme, makata cop sokma ve aklımızın alamayacağı sayısız kabuledilemez işkence...Şiddet sahnelerinde mizansen olarak kullanılan ses ögesi anlatıyı bir kat daha zenginleştiriyor.Film olanca faşist baskıya rağmen direnişçilerin, zeka ve güçle birleştirdikleri direnişlerinin de örneklerini sunuyor. Duvarların çıldırtan beyazına karşı duvara kendi dışkılarıyla verdikleri renk, dış dünyayla bağlantı kurabilmek için Sands'inkarısının yardımıyla içeriye soktuğu radyonun hikayesi, tüm baskılara ve yasaklara rağmen dışarıyla haberleşmek için buldukları yöntemler,...Filmin bir başka özelliği de baskıya uğrayanlar kadar, baskı yapanların da psikolojilerine girebiliyor olması. (Gardiyanların işkence sırasında yüz ifadelerinin anlık değişimlerine tanık oluyoruz. Bir gardiyan diğerlerinden gizlediği göz yaşlarını tutamıyor.)Eylemlerinden istedikleri sonucu alamayan Bobby Sands ve arkadaşları dönüşümlü açlık grevine başlıyorlar.Film bu ana kadar yüksek sesli ve sarsıcı bir tempoyla ilerliyor. Sands aynı hastanede tutklu bulunan Rahip Nolan'la görüşmek istiyor ve bu görüşme gerçekleşiyor.Bu görüşme filmin ikinci bölümünü oluşturuyor,yaklaşık 25 dakika sürüyor. Mekanda yalnızca masa sandelye sessizliği var ve rahip, Sands, sigara konuşuyor...Bu bölümde açlık grevine başlayacaklarını rahibe anlatıyor Sands.Konuşma boyunca "sağ duyunun sesi" olmaya çalışan rahip başlıyor sorgulamaya. Hukuk diyor, demokrasi diyor, din diyor, vicdan diyor...  diyor da diyor. Elinde sigarası, Rahibi dinleyen Sands yer yer sesini yükselterek eylemlerinin haklılığını ve gerekçelerini açıklıyor.O noktada bir eylemin nasıl iki farklı şekilde algılandığını, çok net bir açıklıkla görüyoruz. Rahip Nolan eylemi  intihar girişimi olarak nitelerken şu cümleleri kuruyor: "Bir asker gibisin, özgürlük diyorsun ama hayatının kıymetini bilmiyorsun. Normali bilmiyorsun. Cumhuriyeti bilmiyorsun. Sevmekten. konuşmaktan korkuyorsun." Bu cümleler Sands'in çocuğunun üzerinden yaratmaya çalıştığı duygu sömürüsüyle sürüyor. Sands ise girişecekleri eylemin nedenini anlatırken "ruhun içine girmekten, herkesin suçunu üstlenmesinden" bahsediyor: "Mücadele başladı, durduramazsınız". Ve bir çocukluk hikayesini paylaşıyor Rahiple.Bu iki kişilik sohbet, koltuklarına çivilenmiş izleyenlerle sürüyor. Sorular soruları cevaplar cevapları kovalarken Sands aslında asıl durulması gereken noktanın altını çiziyor: “Bizim eylemimizi değil, bizi bu eyleme yeltendiren şeyi tartışmalıyız.” Rahip tabii ki yapmıyor. Tıpkı bizim de zamanın da yapmadığımız gibi. Üçüncü bölümde ise; günler geçtikçe bedensel olarak eriyip biten ama inancını bir dirhem olsun kaybetmeyen bir halk kahramanını izliyoruz. Kahraman haklılığını hissettirmiştir ve asla “Neden?”diye soramayız.Sands'in açlık grevi 66. günün sonunda ölümle sonuçlanıyor.Filmi izlerken içinizi karşı konulmaz bir öfke kaplıyor. Aynı zamanda faşizme karşı durabilmenin tek yolunun da örgütlü bir öfke olduğunu hissettiriyor film. Devlet her yerde aynı devlet, şiddet her yerde aynı şiddet.Film iki açıdan incelenmeli kanaatindeyim. Birincisi şiddet ve şiddeti uygulayanların (emir kullarının) nasıl insanlıktan çıkmak durumunda kaldıkları. İkincisi, direnen insanların tapepleri ve ahlakı. Filmde iki farklı örgütlenme, iki ahlak, iki farklı siyasi duruş bütün çıplaklığıyla veriliyor.Dünya bu çağda, çağdaş liderlerden ve yönetimlerden söz ederken, hala ötekine karşı vahşice işkenceler ve katliamlar olduğunu biliyoruz, her ne kadar kendimize bile itiraf etmekten ürküyorsak da.Ülkemizde cezaevlerinde yaşananları anlatan tek bir filmimiz bile yok malesef. Bu filmi izlerken; filmi Özcan Alper'in “Sonbahar” filmiyle aynı başlık altında değerlendirmek kaçınılmaz oluyor. Açlık'ın bittiği yerde başlıyor “Sonbahar” Bu filmin gösterilmesinde büyük çaba harcayan Sonbahar filminin yönetmeni Özcan Alper'e gönülden teşekkürler. Cezaevinde eğer tüketilememişse insan, ruhen ve bedenen dışarıda hiç de uzak olmayan zaman anlarında tükeniyor. Yaşamlarımız sadece evlerimizden ve dışarıdaki hayatlarımızdan ibaret değil. Bir de duvarlar var...İçimizde bir şeyler uyandı! Kim bilir! Belki de insanlık yazgısı ütopyalarımıza doğru değişir.Filmi izledikten sonra hala tepkisiz miyiz? Yazık çok yazık!...Yaşamak direnmektir.

enigmacuture avatar enigmacuture 02 Mayıs 2009 14:41:05

1

"İğreçlik" ve "Gerçeklik(sözde)" ikileminde gidip gelen filmi izlemek için güçlü bir miğdeye ve sağlam bir bünyeye ihtiyacınız olacak. Şayet öğün arasında ya da yemek sonrası keyifli bir film izlemek niyetindeyseniz filmden uzak d urun zira içiniz dışınıza çıkabilir.Erkek çıplaklığının alışık olmadık şekilde işkence ve protesto odaklı kullanıldığı aykırı filmde baştan sona bir tatmin edemeyiş söz konusu. Zaten aykırı yapılmak istenen filmde bu da becerilememiş. Ne varki ortada çok güçlü bir senaryo ve şapka çıkartan bir oyunculuk olsa belki tiksindiriciliğine rağmen bu film için "Muhteşem" yorumunu kullanabilirdik. Ancak yerine oturtulamayan çıplaklık filmi asla kurtarmaya yetmiyor.Siyasi yönü olduğu aşikar olan filmde, bu taraf da çok silik kalmış. Çünkü hapishane o kadar basit yapılmış ki, daracık hapishane koridorlarında politik gerçeklik aramak hayli güç.Fareler ve sıçanlar artık filmlerin vazgeçilemez klişeleri oldu. Bu filmde de kış günü karlar altında cirit atan kedi büyüklüğünde bir fare var. Artık izleyici olarak yalvarmak durumunda kalacağız ama mümkünse filmlerde ulu orta fare kullanılmasın. Yine bir diğer klişe de hapishaneye gelen ziyaretçi kadının cinsel organına sakladığı ve mahkuma verdiği nesneydi. Hapishane koşullarında cinsel organa saklanarak kaçırılan ya da saklanan aparatlar da o kadar kullanıldı ki bundan da bir izleyici olarak bıktığımı söylemem lazım.Son olarak diyalog konusuna değinmek istiyorum. Filmin başında ilk 10 dakika diyalog yok. Bu bir film için ciddi bir görsellik ve senaryo varsa affedilebilen akdi takdirde affı olmayan bir eksiklik. Tabiki de filmde diyalog olmayabilir bunu yönetmen takdir eder ancak bu filmdeki gibi film zayıf kategorisinde bir filmse bu diyalogsuzluk kötü filmi daha da kötü yapacaktır. Sitede kayıtlı ve çoğu tiksindirme unsuru içeren iyi filmler 5-10 puan oylamasına tabi iken bu çok kötü film benden 1 puan almaktan kurtulamadı.

ayshecik avatar ayshecik 28 Nisan 2009 20:54:04

Bu filmi izleyebilmeniz için yerinizde çok sağlam oturmanız gerekli..sıkı durmanız gerekli..herşeyi görmeye açık olmanız gerekli..sonunda ayakta kalmayı becerebilmek için çok güçlü olmanız gerekli..beğenilecek ya da hoşa gidecek bir filmi değil bu,am a tamamen gerçeği gösteren bir film..herkese izlemeyi tavsiye etmiyorum...bazı bünyelere ağır gelebilir...      

güney_21 avatar güney_21 23 Mart 2009 14:28:03

10

Gerek konusuyla gerek sahneleriyle çok sarsıcı bir film. İşkence sahneleri çok gerçekçi yeri geliyor insanın adeta  kanını donduruyor bu sahneler, izlemenizi öneririm ancak aksiyon falan beklemeyin oldukça sert ve gerçekçi bir film...

Yandex.Metrica