.
Bir Endülüs Köpeği

8,47

( 4 kişi yorum yaptı )

Bir Endülüs Köpeği

(Un Chien Andalou)

Kısa Film

1929

Künye

Yönetmen Luis Buñuel
Senaryo ,
Yapımcı Luis Buñuel
Müzik Luis Buñuel
Görüntü Yönetmeni Albert Duverger
Süre 16 dk
Tür Fantastik, Kısa
Ülke Fransa
Etiketler Ay, Kadın Göğüsü, Karıncalar, Kesik El, Kesik Göz,

Oynayanlar

Luis Buñuel Luis Buñuel
Salvador Dalí Salvador Dalí Seminarist
Simone Mareuil Simone Mareuil genç kadın
Pierre Batcheff Pierre Batcheff genç adam
Fano Messan Fano Messan Hermaphrodite

Son Yorumlar (4)

vitruvian avatar vitruvian 28 Şubat 2015 10:18:58

8

16 Dakikalık Başyapıt.. Bir kadın bu filmi izlerken düşük yaptığı için filmin gösterimi 80 lere kadar yasaklanmıştır. Sinema tarihinin en deneysel filmlerinden biri. Özellikle ay ve bulut görüntüsünü takip eden göz bebeği kesme sahnesi izlenmeye değe r kılıyor bu filmi. Çok farklı bir film olduğu kesin hatta "cesur" da diyebiliriz. O zamanlar gencecik olan dünyaca ünlü 2 sanatkarın kişisel bir çalışması olarak nitelenebilir sanırım “Un Chien Andalou.” “Sürrealist” bir eser. Bu tarz gerçek üstücü veya hayal dünyası vs. ile ilgili pek çok film izledik, fakat bu hepsinden çok farklı. Gerçek anlamda “neyin ne olduğu belli değil”. Dadaizm ve sürrealizm gibi avant-garde akımların yükseldiği 1920'li yıllarda çekilmiş bir filmi bugünün “mantıklandırma” dünyasında anlamlandıramayabilir çoğu kişi. Filme döneminin gözlükleriyle bakılırsa, dönemin sanat anlayışının sinemaya yansımasıdır aslında. Dali ve Bunuel gençlik yıllarının çoşkusuyla tabii ki de bu akımlardan etkilenmişlerdir. Bu akımların kodlarını taşıyan eserler üreterekte akımların sembol sanatçıları olmuşlardır zaman içinde. Filme gelirsek; filmde belli başlı bir konu yoktur, iki sanatçı rüyalarını birleştirip üzerlerine başka şeyler de ekleyerek sinemasal bir şok yaratmak istemişlerdir “zamanının popüler sinema tutkunu” seyircisi üzerinde. Bunda da oldukça başarılı olmuşlardır. Film o günkü etkisini belki hala taşımamaktadır ama günümüzde filmi ilk kez izleyen birisinin bile bu “şey” den az da olsa etkilenmemesi imkansız gibidir. Sözün kısası; sinema tarihine meraklı olan herkesin bir kere bile olsa izlemesi gereken filmlerdendir. Sürrealizm'e ve Lynch filmlerine yakın olanların ise izlemesi ise zaten şart gibidir. Benim için müthiş bir deneyimdi.

menegroth avatar menegroth 07 Eylül 2013 09:11:05

10

16 dakikalık sürrealist filmdir.Deneysel sinemanın ilk örneği kabul edilmektedir.Ünlü İspanyol ressam Salvador Dali ve İspanyol yazar ve film yönetmeni Luis Buñuel'in gördükleri bazı rüyaları birbirlerine anlatmaları filme esin kaynağı olmuştur. Endü lüs Köpeği filmi hakkında söz söylemek için önce sürrealizm hakkında az da olsa fikir sahibi olmalıyız.Gerçeküstücülük akımı, gerçek olmayanı yansıtmayı değil, aksine gerçeğin insandaki iz düşümünü göstermeye çalışır. Sürrealist akımın temsilcileri, rüya ile gerçekliği, yani bilinçaltı ve bilinci tek bir potada birleştirmeye çalışıyorlardı.Buñuel'in sinema macerası, o zamanlar yakın arkadaşı olan Salvador Dali'nin düşlerden yola çıkarak bir film yapma önerisini kabul etmekle başladı. Böylece bugün gerçeküstücü sinemanın başyapıtlarından biri olarak sayılan, Bir Endülüs Köpeği (Un Chien Andalou, 1929) üzerine çalışmaya başladı.
Luis Buñuel, Filmin başındaki ustura sahnesinin çıkış noktası, Buñuel'in gördüğü bir kabustur.Yine filmde birkaç defa karşılaştığımız insan elinden çıkan karıncalar, Dali'nin rüyasıdır.Bir Endülüs Köpeği, tümüyle bilinçaltına bir gönderme, aklın kontrol edilemez yönünün yüceltilmesi gibidir.Film gerçekten de birbirleriyle hiçbir mantıksal ilişki kurulamayan sahnelerden oluşmaktaydı. Çekim sırasında ne kameraman ne de oyuncular yaptıkları şeyin farkında değillerdi.Filmde beliren bir imge daha öncekilerle mantıklı bir ilişki içine girmez. Buñuel "Filmde izlenen bu görüntüler açıklanamaz, gördüklerinizi olduğu gibi kabul edin, gözlerinizi kapatın ruhunuzun derinliklerine bakın" der.Der demesine ama bir taraftan da film hakkında derin analizler yapılmıştır. Mesela filmin unutulmayacak sahnelerinden birisinde, erkek, cinsel istek duyduğu kadına yaklaşmaya çalışırken beraberinde ikibalkabağı, iki rahip, iki piyano ve iki ölü eşek çekmek zorunda kaldığı sahneyi ele alalım. Sahneyi izlerken aklımıza şu sorular gelir; "neden balkabağı?", "neden rahip?", "neden piyano?", "neden ölü eşek?" ve "neden bunlar, erkek kadın'a ulaşmaya çalışırken birden bire sırtına yüklendi?" bu sorular beraberinde cevapları da getirecektir elbette; " Erkek, kadın'a karşı duyduğu cinsel arzuyu eyleme dökebilmek için kadının rızasından evvel toplumsal kaidelerin iznini almalıdır. Burada toplumsal kaideyi sembolize edebilecek en apaçık öge dindir ve din, kendisini, başta rahip olmak üzere, balkabağı gibi sembollerle gösterir".
Birbiriyle mantıksal hiçbir bağ kurulamayan sahneler kolaj tekniği ile biraraya getirilmişlerdi ve filmdeki simgeleri biraz olsun anlamlandırmanın tek yolu psikanalizdi. Film sonuçları bakımından da Gerçeküstücü akımın amaçlarıyla uyuşuyordu. Gerçeküstücülerin toplumu harekete geçirmek için en büyük güç olarak gördükleri ‘skandal' ve ‘şok' etkisi, daha ilk sahneden kendisini hissettiriyor ve gösterildiği yerlerde küçük çaplı toplumsal infiallere sebep olarak skandal yaratıyordu.Hatta filmin galasına gelirken Bunuel, filmin yaratacağı toplumsal şok etkisinden ve alacağı tepkiden korktuğu için kendisine saldıran olursa diye ceplerine taş bile doldurmuştu. Ancak korktuğu olmadı, film özellikle sürrealist sanatçılar tarafından çok beğenildi.
Henüz filmin başındaki göz kesme sahnesi yarattığı büyük şokla, izleyiciyi bundan sonra göreceklerine hazırlıyor, aynı zamanda sanatçıyı da yaratım sürecinde serbest bırakıyor, özgürleştiriyordu. Buñuel filmde düşleri kullanırken, görüntüyü flulaştıran lensler gibi o günün film yapma tekniklerini kullanmayı reddetti, perdede düşleri gerçeklik hissi uyandırarak vermeyi tercih etti.1920'lerde başlayan deneysel filmlerin en bilinenidir.
Filmde bilediği ustura ile bir kadının gözünü ikiye ayıran adam ile bir bulutun Ay’ı kesmesi ilişkilendirilmiştir. Buna benzer avcunun içinde karıncalar dolaşan adam gibi, rüya olduğu bilinen sahnelerin yanı sıra, mantıklı açıklamasının olmadığını düşündürebilecek onlarca sahne de mevcuttur.Filmin konusunun bir hikâyesi yoktur. Filmin iki temel karakteri olan, isimsiz bir erkek ve bir kadın vardır. Filmdeki kronoloji tutarsızdır. Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.Film, bir usturayla bir kadının gözünün yarıldığı bir sahneyle açılır. Usturalı adamı Buñuel kendisi oynamıştır. Sonraki sahnelerde, bir adamın elinin karıncalar görünür. Bir adam bir kadını okşamak ister kadın ona direnir ve adam sonra adam piyano ve çürümüş bir ölü eşek sürükler.Filmin sonunda, kadın apartmandan çıkar ve plajda başka bir adamla buluşur. Bu adamı ise Dali oynamıştır. Onların mutlu görüntüleri vardır. Ancak final sahnesinde kumlara gömülü, ölmüş ve sinekler üşüşmüş sahnesi bütçe azlığı nedeniyle tam çekilememiştir. Bu ise Buñuel'in orijinal el yazısı metinlerinden anlaşılmaktadır.

gecedensonra avatar gecedensonra 20 Haziran 2011 23:25:06

9

filmin girişindeki göz kesme sahnesi ile mide belantısından tutun da baş dönmesine kadar aksırmak ,tıksırmak ve bilimum iğrençlik için izlenebilecek bir filmden öte bir denemeden ziyade bir garip yapıt. bi garip kısa film başyapıtı desek doğru teşhis olur.

dilim avatar dilim 02 Şubat 2010 23:37:02

10

Orijinal adı "Un Chien Andalou" olan, on altı dakikalık sürrealist film, deneysel sinemanın ilk örneği olarak kabul edilmiştir. 1928 yılında Fransa'da Luis Bunuel ve Salvador Dali tarafından hazırlanmış ve 1929 yılında Paris'te çekilmiş, 19 60 yılında da filme iki Arjantin tangosu eklenmiştir ama bir söylentiye göre parasızlıktan çekilemeyen filmin final sahnesindeki bellerine kadar kuma saplanmış çiftin ölülerine üşüşmüş sinekler bir daha filme eklenmemiş, demek ki buna gerek görülmemiştir. Sonuçta final sahnesinde oynayan Salvador Dali'nin kendisidir. (Belki de ortaklar dublör bulamamış olabilirler.) Filmin başındaki usturalı adam da Bunuel'dir. İspanyol ressam Salvador Dali ve İspanyol yazar ve film yönetmeni Luis Bunuel gördükleri bazı rüyaları, hayalleri, ruhsal dalgalanmalarını, psikolojik testlerini ve sonuçlarını beyaz perdeye aksettirmek istemişler, bir öyküsü olmaksızın (yine de bazı çelişkili yazılar katarak) adsız oyuncular, belli objeler, birtakım semboller ve kurgu ile filmi tamamlamışlardır. Dilek Pakalın

Yandex.Metrica