Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Testere VI (Saw VI)

Testere VI

8,12

(9 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 11 Aralık 2009 1 Saat 28 Dk Gizem Gerilim Korku Gizem, Gerilim, Korku

Yönetmen: Kevin Greutert Kevin Greutert

Ülke: ABD

Gişe: 200.510

Oyuncular: Costas Mandylor, Betsy Russell, Tobin Bell, Shawnee Smith, François Sagat, Aydoğan Temel, Dan Duran, Sezai Aydın, Murat Şen, Berna Başer Devamını Gör...

Konusu : Özel Ajan Strahm ölmüştür ve Dedektif Hoffman da Jigsaw’ın tartışmasız varisi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, FBI Hoffman’a yaklaştıkça o da bir oyun başlatmaya zorlanır. Böylece Jigsaw’ın asıl büyük planı sonunda anlaşılmıştır.



mansuryıldırım

18 Haziran 2015 15:58

Bu devam filmi bence 4.filmle birlikte serinin en zayıf bölümü buna rağmen temposu iyi bir film ortalama bir başarısıda var seriyi devam ettirmek için mecburen izlenmeli.

Cevap Yaz

dogankoseoglu

8 Ağustos 2012 23:27

bu filmdeki ölüm oyunlarına bayıldım. harika bir film.

Cevap Yaz

engin yüksel

7 Nisan 2012 14:05

kaldığı yerden heyecanla devam eden ve izlerken hayran bırakan bir seri filmi daha 8/10

Cevap Yaz

enigmacuture

28 Aralık 2009 14:17

ARSIZLIGIN TARİHSEL KAYBEDİŞİ ÜZERİNE RETORİK BİR DEĞİNİŞ: İyilerden çok hoşlandığım ve kötülerden nefret ettiğim, gizli romantizm dalgaları yayan filmler ile sadece kan yığını olarak ortaya atılan realizm temelli depresif filmler; aslına iki zıt tema arasında bir kısırdöngü yaratmış gibi görünse de etki-tepki perspektifinde ürpertme, korkutma hissiyatı ile güdülü yaratıcı filmlerdi. Karşı görüşe göre ise elde var olan bu kadar bilinen (bir anlamda rutin haline gelen dayatma filmler) olunca, bilinmeyene olan özlem; korku filmi seven izleyici kitlesini 5-6 yıl öncesine kadar bağımsız etikette retro korku film izlemeye zorluyor gibiydi. Ta ki o yıla kadar... 2004 yılında ilk Testere(Saw) gösterime girince, içinde yer alan insaniyet ve adalet duygusunun yeniden yükselişi üzerine filizlenmeler nedeni ile otonom korku gerilim tarzının yavaş yavaş sonunun geldiğine dair kekremsi bir fikre kapılmıştım. Bozuk bir küvete asılı arızalı bir duşun bazen donduran, bazen de haşlayan tüm etkilerinden izole olmuş; gerçek bir rahatlama sağlayan sağlam bir etki, kendini her daim yenileyen ardışık bir yapı. Yaşayan bir organizma gibi doğan, büyüyen ve mantıki bir sonuçla sona eren bu tarzın iyi örneklerinin mumla arandığı bu dönemde, film; yaralı yüreğime ilaç olmuştu. Korkutmak ya da kusturmak gibi iki seçenek dışında psişik mesajlar vermek gibi bir saikle yola çıkan serinin bu ilk filmi, gerçekten çok iyiydi. Sonraki dört seri de kendi içinde çıkarımları olan, subjektif bir bağla koşut olarak ilerleyen filmlerdi. Son seriye gelince : İlahi adalet ve yüzleşmenin en kanlı şekilde ve izleyicinin sinir katsayısının zorlanarak arandığı 6. seride, hayat sigortası ve sigorta hukuku güncel bir şekilde harmanlanarak, insan hayatına biçilen değere yönelik münhasıran liderlik ve takım olma bilinci irdelenmiş, insan hayatının izafi yönü ile para ve gücün biraraya geldiği ince çizgide, en bıçak sırtı işlerden birini yapan sigortacılar, mercek altına alınmış.[Ancak teminat ve güvence olarak algılanan sigortanın, sosyal yönü ile değil de daha ziyade hayat-ölüm arasına sıkışıp kalan insanların hayatına yaptıkları etki bakımından.] John(Tobin Bell)'un vasiyeti ile ortaya çıkan 6 tane gizemli zarfın belirleyici olduğu kurban seçiminde, Jill(Betsy Russel)'in verdiği karar filmde nirengi noktası. İlk seriden bu yana hep suçlu ya da sosyal bakımdan arızalı kurbanların seçilmiş gibi gösterildiği filmde, ilk 5 seriye göre ben daha fazla mantık silsilesi içinde işleyen bir senaryo buldum. Kurbanlar o denli toplum temelinde suçlu bireyler ki kendilerine hazırlanan kanlı sonu merak içinde izlerken, yoğun kan ve işkence sahnelerinde bile hep iç hesaplaşma ile hak ve nisfet temayülleri ortaya çıkıyor. Bu nedenle bu seri fazlasıyla didaktik ve ruhani... Takım halinde hareket eden ve kana susamış bir sırtlan sürüsü gibi gösterilmeye çalışılan sigorta şirketinin sevgili müdürü, kendisine başvuran müşterileri için gözünü kırpmadan ölümcül kararlar verse de konu kendi çalışanları olunca bir anda duraksıyor. Böylece film şehir hayatı ve iş dünyasında mekanik bir robot haline gelen işçileri, bunları çalıştıran işverenleri iyiden iyiye yeriyor bir anlamda. BURAM BURAM PRAGMATİZM KOKAN ATIF MEFHUMU:6. seri için yola çıkan ve yolculuğu nihayete eren izleyici adayları için en büyük tavsiye önceki 5 seriyi tekrar tekrar izleyip özümsemeleri olacaktır. Çünkü Amanda(Shawnee Smith), Mark(Costas Mandylor) Jill üzerinden yapılan feedback ve testere felsefesine dair ani atıflar bazen dikkat dağatacak oranda yoğun. Bunun yönetmen Kevin Greutert tarafından fazlaca kullanılması aklıma "Bir kaçış olarak telakki edilebilir mi?" sorusunu getirse de, faydacı anlayış; özgün olarak nitelendirilebilecek bu seride gönül rahatlığı ile göz ardı edilebiliyor. Bu nedenle yönetmene minnet duygularımı hemen dile getiriyorum. [Teksas katliamı ve 13. Cuma gibi kültlerde her yeni bir seride en başa dönülüyor kendi içinde apayrı mesajları olan hikayeler anlatılıyordu, seriler arasında bir bağ aramak mantıksızdı. Bu bakımdan film yeterince tatmin edici.] Akıllıca kotarılmış senaryosu da cabası. BASİT BİR DENEYSEL KAZA(!): Edimsel kosullanma ile Pavlov"a, psikanaliz ile Freud"a ve sosyal yaşamın dayatmaları ile Durkheim"e özellikle ilk iki seride psikoloji ve sosyoloji bağıntısı ile iyiden iyiye nüfuz eden film; bu bölümde, -hemen filmin başına hatırlatma ve çağrışım amacı ile konan sahneyi saymazsak- fen bilimlerine daha çok göz kırpıyor gibi. Filmin hemen başında yer alan sözünü ettiğim istisna sahnede iki denek hayatta kalmak için kıyasıya bir savaş verirken, ölümcül rekabet ortamında terazinin kefelerini kendi bedenlerinden kopardıkları et parçaları ile doldurmaya çalışıyorlar. Kan ve çığlıklarla yoğrulan bu sahnede kolunu dirseğinden keserek kefeye atmayı başaran denek, yaşama hakkını da elde ediyor. Bunun dışında filmin devamında yer alan ve ana karakter olarak seçilen kurbana verilen seçimlik haklar; ortamı adeta kimya ve fizik deneyi yapılan bir laboratuvara çeviriyor. Eldeki malzemeler, malum sigorta şirketinin müdür ve şirket çalışanları. Nefes alıp verme aralığının sınandığı bölümde beden ve fizyolojik yapı sınanarak nefes almaktan kısa süreliğine de olsa feragat edemeyen denek hayata veda ediyor. Sigorta şirketinin güzel avukatının yaşama tutunma gücünün sınandığı bölümde ise kimyasal gazlarla kıyasıya verilen mücadeleyi ne yazık ki avukat hanım kaybediyor. Asit dolu dev deponun işlevsel yönü ilk başlarda anlaşılmasa da onlarca şırınga ile bu asidin sigorta şirketi müdürünün vücuduna enjekte edilip, bedeninin lime lime edilmesiyle merakımız giderilmiş oluyor. İşin ilginç yanı sigorta şirketinin müdürünün ölümü ile sonuçlanan bu düzeneği harekete geçiren ufaklık, materyalist ve aç gözlü adamın; poliçesini iptal ettiği bir sigortazedenin küçük oğlundan başkası değil. Jigsaw ekolünü benimseyerek hayatın değerini daha iyi anlayan 3 ana karakter artık daha anlaşılır formda. 3 D formatında çekileceği söylenen Testere 7"ye konu olarak ne kaldığını bu bakımdan çok merak ediyorum. Masum bakışları ile en katı kalpleri bile yumuşatan Jill, vasiyete kendini fazlaca kaptırarak dedektife minik bir oyun oynuyor. Artık biliyoruz ki testerenin içinde hiçkimseye güven olmaz. İyi de biz kime güveneceğiz? Cezalandırma yetkisinin devletin elinden alınarak, kişi temelli süjelere teslim edildiği bu filmi, son derece seksi ve gizemli buluyorum. Çünkü dünyanın sonuna kadar kendi borusunu öttürmeye çalışan kötülerin çanına bir şekilde ot tıkanmış oldu. Gerçi bu cezalandırma, ihkakı hak arama gibi sakıncalı bir sonuç doğursa da John'un adalet sistemini de kendi içinde oldukça tutarlı buluyorum. Zor kullanma ve sonuca ulaşma bakımından oldukça etkili olan bu anlayışın korku film türüne oldukça artistokrat bir hava kattığı kanısındayım... Son olarak Madonna'nın "Hard Candy" adlı albümünü gay porn tema ile yorumlayarak adını duyuran Fransız porno yıldızı François Sagat'ın, filmde 2-3 saniye de olsa rol alması filme renk katmış...

Cevap Yaz

ceyhun_mr

19 Aralık 2009 01:33

testere hayranları için öncekilerle paralel nitelikte bir film.Birincinin yeri ayrıydı tabiiki ancak diğerlerini ayrı bir yerde toplayıp değerlendirmek lazım.Serinin bu filmi de biraz fazla mide bulandırsa da,merakı zirvede tutuyor ve en az diğerleri kadar başarılı.Hayranlarını pek hayal kırıklığına uğratmayacağa benzeyen bu filmi,şiddet sahnelerinden dolayı herkesin izleyemeceği de açık.

Cevap Yaz

ufuktangüneş

11 Aralık 2009 20:10

arkadaşlar filmmi syreden olarak size şunu söylüyorum önce tüm seriyi aklınızda bulundurun çünkü hadi ya ben bunu hatırlamıyorum diyeceksiniz Jigsaw vın bu oyunu bitirmeyi aslında hep düşünmüş ve sonu kimlerin elinde oldugunu görünce şaşıracaksınız neyse bence film 4x4 bir baş yapıt arşivlerinizde yer açın...........

Cevap Yaz

sezi

4 Aralık 2009 20:36

Baydı artık.Tadında bırakmayı bilmiyorlar kusturana kadar uğraşıyorlar resmen.

Cevap Yaz

Jonathan Creek

29 Ekim 2009 18:39

Gelmiş geçmiş en iyi ve en başarılı korku serisi...Halloween, Friday the 13th ve Nightmare on Elm Street gibi efsane korku serilerini ilk 3 filmle bile geride bırakmıştı...Yeni senaristleri ile bitti denilen seriyi yeniden canlandırdılar ve ikinci üçlemenin sonuna bu filmle gelindi. Aslında Saw IV ile başlayan süreç bir üçleme olmaktan çok 8. filme gidecek bir serinin başlangıcıydı. Saw VI gösterime girdiği ülkelerde bütün hayranlarını zevkte mest etmiş durumda şu anda..Ve herkesin geçen seneki Saw V'ten sonra umutsuzluğa kapıldığı bir anda serinin en iyi filmi olarak gösterilen bir başyapıt ortaya çıkarmak inanılmaz güzel bir olay..Rottentomatoes'ta bile ilk filmin puanını yakalamış durumda şimdiden ve bunun bir 6. film için imkansız olduğu ortada..:)

Cevap Yaz

zuhtuural

23 Ağustos 2009 22:57

artık korkuyu unuttuk sayesinde böyle yapımlardan korkmamayı öğrendik seyretmesekte olur

Cevap Yaz
Yandex.Metrica