Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Bozkırda Bir Çiçek (Bozkırda Bir Çiçek)

Bozkırda Bir Çiçek

7,77

(4 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 35 Dk Dram Dram

Yönetmen: Hasan Karcı Hasan Karcı

Ülke: türkiye

Oyuncular: Levent Özdilek, Başak Can, Oya Öztürk, Gülnihal Demir, Sinan Bengier, Ali Yaylı, Halil Kumova, Mehmet Çepiç, Naci Çelik Berksoy, Yiğit Dören Devamını Gör...

Konusu : Gözleri görmeyen ünlü bir ressam olan Halil yaşantısını şehirden çok uzakta bulunan, terkedilmiş bir kireç ocağında zor şartlarda sürdürmektedir. 2 yaşında terk ettiği kızı Maral yıllar sonra Babasını bulmak için araştırmalara başlar ve babasını bu köhne kireç ocağından yapılma evde bulur. Babasını bu kötü yaşantıdan kurtarmak tekrar resim yapmaya başlamasını sağlamak için yanında kalmaya karar verir.



Göztepe

22 Ekim 2019 22:25

Oldukça değişik bir Türk filmiydi hiç bozkır ortamında bir film seyredeceğim aklıma gelmezdi. Halil Kumova, Ali Yaylı oldukça filmde başarılıydı film Muğla'da çekilmiş filmin finali ise cinayetle sonuçlanması sebebiyle sürprizdi.

Cevap Yaz

zemihan

26 Temmuz 2009 15:47

    BOZKIRDA BİR ÇİÇEK çekimleri tamamlandı       Bozkır ile insanın macerası pek çok sanat yapıtına konu olmuştur. Özellikle resim sanatında bozkırın renkleri empresyonistlerin kendilerini ifade ediş biçimi olmuştur. Van Gogh’un resimlerinde de sarıyı çok kullanması bize bozkırı çağrıştırır. Bozkır sözcük anlamından da anlaşılacağı gibi bize gri ve sarı bir renk sunar. Bu grilik bir yandan belirsizliği vurgularken öte yandan da insanı kendi sonsuzluğuna çeker, sarının ferahlığı ise huzur verir. Grinin karamsarlığı, sarının ferahlığı ile dengelenir. İnsan bazen kendini aramak, bazen de ait olduğu öze dönmek ister. kaçıp saklanmak için doğaya sığınır.      Filmin ana kahramanı ünlü Ressam Halil Kumova gözlerini kaybettikten sonra belki kaybettiği renklerini griden geri çalmak, belki de öze dönmek için bozkırda yaşamaya başlar. Yaşama alanı eskiden kireç ocağı olarak kullanılan viran bir taş yapıdır. Renksizliği renk cümbüşüne döndürmenin yolunun  elbette resim yapmaktan geçtiğini  bilir ressamlar. Ve onların resimle olan aşkları resim yapmak için en gerekli olan yetilerini kaybettiklerinde de devam eder. İçsesleri onlara renkleri fısıldar, biçimleri şekillendirir, görmedikleri  güneşi , ışığı ve aydınlığı bize görüyormuşçasına duyumsatırlar. Ressamların dünyası her ne kadar fırtınalı olsa da resimler insana huzur sunar.       Hikayemiz şöyle başlar; birdenbire gözlerini kaybeden ünlü Ressam Halil Kumova bozkırda inzivaya çekilir, eski bir kireç ocağında yaşamını sürdürmeye çalışır. Gözlerini kaybetmesiyle kendine yalnız bir yaşam seçer, tüm yakınlarından, dostlarından kaçarak, böylece gözlerinden çalınan renkleri bozkırın sunacağı tek renkli yaşamla sabitlemeye çalışır. Bu tek renkli yaşamında tek dostu Kurye Ejder (Ali Yaylı) dır. Çok küçük yaşta babası tarafından terk edilen Maral’ın babasını arayıp bulması, yanında kalmaya karar vermesi, baba olgusunu sorgularken, diğer yandan hiç tanımadığı bir adamla tek gecelik bir ilişki yaşaması metropol toplumunun fast-food yaşam biçimini sorgular. Maral her şeye rağmen babasını yalnız bırakmayıp resim yolculuğuna devam etmesi için çaba sarf eder. Halil bu yolculuğa başlarda rest çekse de daha sonra Kurye Ejder’in de baskısıyla resim yapmayı kabul eder. Acaba Halil’in resim yapmayı kabul etmesi renklere olan aşkından mı yoksa kızını kıramayışından mı? Bir ressam renklere küsmeye ne kadar dayanabilir? Kızı ve tek dostu Kurye Ejder zorlamasaydı renklerle barışmayacak mıydı gibi sorular uçuşuyor kafamızda. Bu sorularımızın anahtarı senaryonun yazarı ve filmin yönetmeni olan Hasan Karcı’da aslında. Yönetmen mekanın estetiğini, oyuncuların oyunculuk gücüyle birleştirmeyi hedeflemiş ve bunu başarmıştır. Kör bir ressam, bozkır, antik kent izlenimi veren terk edilmiş kireç ocağı ve yalnız bir yaşam… Bu öğeler aslında toplumun tamamen dışında yaşayan sanatçının da sahip olduğu öğelerdir. Yönetmen Hasan Karcı’nın kurduğu  denklemde Maral bir zıtlık öğesi olarak yer almış; bunu yaparak yönetmen bozkırın bütün olumsuzluğuna rağmen, yaşamı tazeleyen bir çiçek olabileceğine vurgu yapmıştır. Yönetmen çok farklı düzlemde ve yaşam biçiminde olan karakterlerin; hayatın belli bir kesitinde aynı noktada buluşabileceğini kusursuzca kurgulamıştır. Bu karakterlerin en ilginci olan satanist Mehmet ve kurye Ejder’in  bir yolda tesadüfen karşılaşması bu kusursuz kurguya bir örnektir. Aslında bu film bir yol ve yolculuk filmi de sayılabilir. Çünkü Mehmet ile Ejder’in yolda karşılaşma tesadüfü, yollar ile hayatımızın akış serüvenini anlatır. Yönetmen Karcı’nın kurduğu bu  üçlemede; Resim mi? Aşk mı? Yoksa yol mu öne çıkacak? Mekanıyla, kostümleriyle, tiplemeleriyle, resmiyle bu film çok ses getireceğe benziyor. Yönetmen Hasan Karcı ile çekimler sırasında yaptığımız söyleşide, filmin yurt içi ve yurt dışından  pek çok festivalden davet aldığının, haberini aldık.

Cevap Yaz

zemihan

29 Haziran 2009 23:19

BOZKIRDA BİR ÇİÇEK“Bozkırda Bir Çiçek” filmi çekimlerinin İstanbul ayağı başlamıştır. Yönetmen Hasan Karcı’nın senaryosunu yazıp yönettiği filmin Muğla’da devam edecek çekimleri 5 Temmuz’da başlayacaktır. Hasan Karcı son dönem filmlerinde – ki bunlar arasında Cannes Film Festivali’ne katılanlar da oldu – undergraund anlatım tarzıyla çalışarak farklı bir dil oluşturmuştur. Hasan karcı filme dair söyleştiğimizde bu filmin çok ses getireceğini, filmin kadrosunun çok başarılı oyunculardan ve çalışma arkadaşlarından oluştuğunu söyledi. Bir bağımsız sinema örneği olacak film gerek konusu gerek teması gerekse izleği açısından varolma sorunsalını irdelemektedir. Bizi biz yapan yetilerimizi bir gün kaybedersek hangi duvarlara çarpa çarpa kendi varlığımızı sürdürme çabasına gireriz? Ressamın gözlerini kaybetmesi, müzisyenin kulaklarını, şarkıcının sesini kaybetmesi,…ne gibi sorunlarla yüzleştirir ya da ne gibi zorlukları dayatır? Varoluş nedenimizin ya da yaşam biçimimizin başka platformlara evrilmesini neden istemeyiz?. Gibi pek çok soru uçuşacak filmi izledikten sonra kafamızda…Birdenbire gözlerini kaybeden bir ressamın inzivaya çekilip resim yapma serüveninin anlatıldığı filmde, acaba hikaye mi resimden öteye, resim mi hikayeden öteye geçecek göreceğiz. Aynı zamanda aile içindeki ilişkilerimizde birbirimize tahammül sınırlarımız ne kadar, başkalarının sınırlarına ne kadar saygı duyuyoruz gibi hepimizin hemen hergün çarpıştığımız ilişkiler de irdeleniyor. İki yaşında ailesi tarafından terk edilen Maral’ın babasını arayıp bulması, yanında kalmaya karar vermesi, baba olgusunu sorgularken, diğer yandan aşkı yaşamak istemesi, yanlış ilişkilere körü körüne atlaması, aşktaki yolculuğu işleniyor…Bakalım filmde aşk kazanacak mı, kaybedecek mi?...Filmi sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü undergraund… benim tarzım. Şimdiden başarılar diliyorum. Bu film  önemli yarışmalarda yer alacak…Filmde rol alan oyuncularHalil KumovaAli YaylıAydan ÖzbenLevent ÖzdilekSinan BengierNaci Çelik BerksoyGülnihal DemirOya ÖztürkBaşak CanMehmet ÇebiçYiğit DörenArzu karbenMehmet SovukolukGörüntü Yönetmeni : Aytekin ÇakmakçıAyrıca filmde şair Yelda Karataş şiirleriyle ve ressam Zeliha Demirel resimleriyle misafir sanatçı olarak yer alacaktır. Yapım : Venüs Film Marg Film Prodüksiyon

Cevap Yaz

zemihan

28 Haziran 2009 07:21

iyi bir kadro ile yola çıkılmış olan film konusuyla  yaşamdan bir kesit sunarken anlatım diliyle de farklı pencereler açacak inancındayım. emeği geçen herkese şimdiden teşekkürler.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica