Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Vampir İmparatorluğu (Daybreakers)

Vampir İmparatorluğu

7,90

(3 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 5 Mart 2010 1 Saat 38 Dk Aksiyon Gerilim Dram Korku Bilim Kurgu Aksiyon, Gerilim, Dram, Korku, Bilim Kurgu
IMAX 2d 2d
IMDb puanı: 0

Yönetmen: Peter Spierig Michael Spierig Peter Spierig, Michael Spierig

Ülke: ABD

Gişe: 55.456

Oyuncular: Christopher Kirby, Vince Colosimo, Jay Laga'aia, Claudia Karvan, Sam Neill, Isabel Lucas, Willem Dafoe, Ethan Hawke, Mazlum Kiper, Aydoğan Temel Devamını Gör...

Konusu : Sene 2019’dur. Gizemli bir salgın yeryüzünü kasıp kavurmuş, dünya nüfusunun çoğunluğunu vampire dönüştürmüştür. İnsan ırkı artık tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ikinci sınıf bir türdür. Vampirler tarafından avlandıkları ve soyları tükenesiye dek çiftlik hayvanı gibi beslendikleri için gizlenmek zorundadırlar. Şimdi her şey, insan kanıyla beslenmeyi reddeden vampir araştırmacı Edward Dalton’ın elindedir. Dalton vampirlerin açlığını gidererek kalan az sayıda insanın hayatını kurtaracak, kana alternatif bir maddeyi mükemmelleştirmeye çalışmaktadır. Ama zaman ve umut tükenmektedir ta ki Ed, kendisini sarsıcı bir tıbbi buluşa götüren sağ kalmış insan Audrey’yle karşılaşana dek. Bu sayede gerek insanların gerek vampirlerin, uğrunda ölecekleri bir bilgiyle donanan Ed’in insan ırkının kaderini belirleyecek savaşta kendi ırkına karşı mücadele vermesi gerekecektir.



pleiadess

9 Ağustos 2012 21:04

Vampir hayranları hayal kırıklığına uğrayacak çünkü hiçte düşündüğümüz gibi romantik ve hoş yaratıklar değiller tabi Kahramanımızı saymazsak :) Vampirlerin gerçek yüzünü anlatan bir yapım herkes birbirini yiyor bir garip durumdur birde vampirlikten insanlığa dönüş mümkünmüş onuda öğrenmiş olduk o dönüş aşamasıda enteresandı ki sormayın gitsin hep onlarmı bizi yiyecek birazda birbirlerini yesinler babında bir konu avcı iken av olma durumu ve vampirlerin içler acısı hali bazı sahnelerinde onlar adına üzüldüm bile diyebilirim :) zamanınız varsa izleyin derim ayrıca her vampir cullen ailesi gibi olmuyor onuda görmüş olduk :)

Cevap Yaz

fiqen

4 Nisan 2010 14:11

sonunu farklı tahmin etmiştim ama daha ii bi son olmuş.. gzel bi filmm bi daha izlemeyi düşünüorumm

Cevap Yaz

enigmacuture

22 Mart 2010 01:49

Kan Emiciler Üzerine…Michael Spierig ve Peter Spierig, Ölümsüz(Undead-2003) adlı ortak filmlerinden uzunca bir süre sonra karşımızdalar. Aradan geçen 7 yıl gibi bir müddet sonrası iddialı bir gişe filmi ile görücüye çıkan ikili, bambaşka bir vampir türevi ile eteklerindeki taşları dökmüş durumdalar. Carl Theodor Dreyer tarafından çekilen Vampir(Vampyr - Der Traum Des Allan Grey Vampyr -1932) adlı filmle Avrupalı vampir anlayışını algılamış iken, Vampirin İşareti(Mark of the Vampire-1935) adlı filmle yönetmen Tod Browning’in bakış açısı ile Amerikan anlayışta bu sevimli kan emicileri iyice özümsemiş olduk. 1994 tarihli Neil Jordan klasiği Vampirle Görüşme(Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles-1994), Tom Cruise, Brad Pitt, Kirsten Dunst ve Antonio Banderas gibi yıldızlarla bu işe son noktayı koymuştu. Aradan geçen 16 yılda çekilen yüzlerce kan emici temalı film -içlerinde iyiler olmasına rağmen- hep bu üç filmin gölgesinde kalmaya mahkum oldular. Juan Carlos Fresnadillo efsanesi 28 Hafta Sonra(28 Weeks Later-2007) hariç. İngiliz aristokrat korku filmi temsilcilerinden bu film ciddi manada sağlam bir filmdi. Bu anlamda Alacakaranlık(Twilight-2008)’ı da unutmamak gerek. Her ne kadar  misyon olarak genç ergenlerin aşk tazeleme yollarını gösterse de figür olarak kan emicilere göz kırpması nedeni ile iyi bir film olduğunu belirtmek gerekir.

+18 ve Dehşet Verici Transition SahnesiMichael Spierig ve Peter Spierig filmi Vampir İmparatorluğu(Daybreakers-2010) senaryo olarak çok iyi kotarılmış bir iş. Ancak malzeme bu denli iyi olmasına rağmen iyi işlenmeyen konu filmin ilk yarısında oldukça dikkat dağıtıyor. +18 ibaresinin süs olsun diye yerleştirilmediği film öncelikle sigara tüketimi açısından oldukça manidar. Ethan Hawke(Edward), o denli sigara içiyor ki, filmin ilk yarısı duman altı diyebilirim. Ancak Sam Naill(Charles Bromley) gibi Hollywood kurdu bir aktörle bir araya getirilmesi kusursuz bir fikir olmuş. Filmin Transition Sahnesi olarak tanımlayabileceğim kanlı sahne bugünedek gördüğüm en iyi sahnelerden. Vampir muhafaza askerleri ile insansı muhafaza askerlerinin birbirleri ile çatışarak karşılıklı etlerini lime lime ettikleri çarpışma anında ne kol kalıyor ne bacak. “Blood” şeklinde her daim sinemada Vampirle özdeşmiş olan taze kan figürü yanında etçil vampir anlayışı da mevcut. “Kan ihtiyacını karşılama amacını aşarak ete saldırma anında acaba bu vampirlerin etçil olduğu söylenebilir mi?” sorunsalı akılları kurcalasa da tam olarak et yediklerini söylemek mümkün değil. Hunharca bir mücadeleye girişen iki kutbun finaldeki bu karşılaşması olabildiğine kanlı ve orijinal. En azından +18’in içeriğini hakkı ile doldurur mahiyette.

Ethan Hawke(Edward) ve Sam Naill(Charles Bromley) Tamamdır. Ancak pek mülayim aşk kadını Harriet Minto-Day(Lisa Barrett) gerekli mi?Harriet Minto-Day Vampir avcısı gizemli bir kadın olarak zorlama bir şekilde filme sokuluyor. Ethan Hawke(Edward)’ın aklını başından alarak, Edward’ın vampirliğe veda etmesine yol açıyor. Peki Neden? Çok güzel olduğu için mi ya da çok yetenekli olduğu için mi? Elbette hayır. Vampir imparatorluğunda yaşamak için gerekli olan kanın temin edildiği lüks şirkette doktor olarak çalışan Edward, bu kızla tanıştıktan pek bir kısa süre vampirliğe veda ederek insan olmayı seçiyor. Yeni bir vampir-insan aşkı beklentisine girerken bu aşk da filme tam olarak yansıtılamıyor. Fazla evcil görünüşlü kadın mücadele gerektiren bu zor rolü hakkı ile yapamadığı gibi tipik Amerikan kadını modelinde. Filmde ben bol bol yemek ve ev işi yapıp, evinin kadını olmasını beklerken o bu müphem rolü kah yaptı kah yapar gibi yaptı. Willem Dafoe(Elvis)’in ise filmde harcandığını söylemem gerek. Filmin ortalarına doğru senaryoya katılan başarılı oyuncu akıllara “Ne var ne yoksun, Hem az hem çoksun” dizelerini getiriyor.

Atlanan Ayrıntı:Yeraltında yaşayan yarasa-vampir modeliFilmde belki de en çok övgüyü hak eden bu yaratıklar. Kan ihtiyacını karşılayamayan ve dönüşüme uğrayan  nispeten fakir olan bu grup, şehrin yer altına hapsedilmiş durumda. İnsan ve vampir karışımı olup, devasa kanatları var. Açlıktan ölmemek için zaman zaman gün yüzüne çıkıp ayrıcalıklı gruba saldırıp hayatta kalmaya çalışıyorlar. Görüntü olarak çok iyi tasarlanmış bu yaratıkları sadece filmin başında Edward ve gammazcı kardeşine saldırırken ve birkaç sahnede kısıtlı olarak görüyoruz. Ancak üstünkörü geçilen bu ayrıntı filmde bol bol işlenerek heyecanı ayakta tutuma anlamında yardımcı bir unsur olabilirdi. Kan bulamadığı zaman kendi bedeninde delikler açarak buradan beslenen bu model oldukça ürkütücü şekilde tasarlanmış. Ne yalan söyleyeyim Korku Kapanı(Wrong Turn-2003) adlı filmdeki hayvansı yaratıkları anımsatıyorlar. Biraz esinlenme var sanırım ama bu yaratıklar da yabana atılamayacak kadar sağlam.

Dönüşümün Mantık Temeliİnsan olmayı seçen Edward, Elvis’in de katkısı ile fermantasyon deposundaki bir işlemle vampir olmaktan izole diliyor. Güneş ışığına ve suyu maruz bırakılan bedeni sayesinde yapılıyor bu. Ancak oldu bittiye getirilen bu dönüşüm işlemi oldukça basite indirgenmiş gibi geldi bana. Bu şekilde insana dönüşenleri ısıran vampirler de insan oluveriyor. Zaten filmin finali de bunla ilintili. Vampirler ile insana dönüşmüş eski vampirlerin karşılaşma anı ve kazanan kaybeden olgusu. Ancak kazanan ya da kaybeden yok gibi. Çünkü dönüşüme uğramış insanı ısıran vampirler, bir anda vampirden insana dönüşüyor. Ancak ısırıp kan içmemin ayarını kaçıran vampirler ısırmayı ileri boyuta taşıyıp avını parçalayıp öldürüyor. Bu nedenle insana dönüşseler de hayatta kalamıyorlar. Yani netice bir kısırdöngü.

Isabel Lucas ve Bir KlişeIsabel Lucas(Alison Bromley), gözü paradan başka bir şey görmeyen Sam Naill(Charles Bromley)’in kaçak kızı rolünde. Vampir olmak istemediği için vicdani red hakkını kullanan bu ateş parçası kız, yakalanarak babası tarafından; Edward’ın kardeşine ısırtılıp zorla vampir yapılıyor. Kızını bile bu uğurda gözünü kırpmadan harcayan baba Charles’in sonu, kızından daha vahim. İsabel, Güneş ışına maruz bırakılarak öldürülüyor, babası ise insana çevrilip vampir ordusunun içinde parçalanarak. Babanın ölüm anını film DVD olarak yayınlanınca alıp tekrar tekrar izlemek gerek düşüncesindeyim. Vücudun parçalara ayrılma mizanseni çok gerçekçi aktarılmış. Netice ne olursa olsun güzel kızların korku-gerilim filmlerinde mutlaka ölmeleri klişesi bu filmde de değişmiyor. İsabeller yaşamalı ve yaşatılmalı…

Cevap Yaz
Yandex.Metrica