İçten Gelen

7,20

( 1 kişi yorum yaptı )

İçten Gelen

(From Within)

Sinema Filmi

2008

Küçük bir Maryland kasabasında gençler sırayla intihar etmeye başlıyor. Kasaba halkı bu olayları görmezden gelip inançlarına sıkı sıkı tutunuyorlar. Bu kasabada öğrenci olan Lindsay görmezden gelmek yerine bu olayların gizemini araştırmaya başlıyor ve bu işin arkasında bir kötülüğün olduğunu ve kendisinin de bir sonraki olduğunu anlıyor.

Künye

Yönetmen Phedon Papamichael
Yapımcı Adrian Butchart
Vizyona Giriş Tarihi 11 Eylül 2009
Süre 89 dk
Tür Gerilim, Korku
Özellikler Renkli
Ülke ABD
Etiketler Ayin, Batıl Inanç, Büyü, Büyü Kitabı, Deniz, Daha Fazlası
Internet Sitesi http://www.fromwithinmovie.com

Firmalar

Özen Film (Dağıtımcı)
Hasılat 238.449,0 TL
Toplam İzleyici 27.850
Vizyonda Kaldığı Hafta 7 Hafta

Son Yorumlar (1)

enigmacuture avatar enigmacuture 26 Eylül 2009 13:09:09

1

Buram buram hristiyanlık inancı, kilise, Hz. İsa, Pazar Ayini, büyü ve büyü kitabı kokan film, inanç yönü ile ne kadar Hristiyan olmayanlara uzak ise, klişe büyü ve büyü yapma anlayışı ile de o denli basmakalıp bir film. Hadi bunlara eyvallah da tek tek intihar eden muhafazakar kasabanın renksiz, sinir bozucu insanlarına ne demeli? Konu ile çuvallayan film, oyuncuları ile aynen öyle. İntihar eden masum insanlara üzülemiyorsunuz bile. Çünkü çok sıkıcı ve sabit fikirliler. Kendi gibi olmayanı istemiyorlar. Phedon Papamichael ismi o denli yanıltıcı ki, filmin yönetmeninin adını bilmeseniz, filmi izledikten sonra söyleseler şaka sanılabilir. Acı ama gerçek. Şakağına silah dayayıp, boğazına makas saplayıp, kendini asarak, araba ile kaza yapıp yanarak, kezzap içerek, intihar eden insanlardan sıkıldık. Filmde bu yönü ile bir yenilik yok. Asıl mesajı ağdalı dinsel mesajları. Kapalı kasaba toplumu, dinsiz olarak addettiği kişileri diri diri yakıyor. Ancak kilise için gözyaşları döken pederin çarpık ilişkisi bile bu boğucu kasabayı özetlemeye yetiyor. Film zaten Maryland gibi bir kasabada geçmesi ile baştan kaybediyor. Lindsay'ın üvey annesi ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu. Ahlaksız, utanmaz ve azgın. Filmde tek kurtarır taraf güzeller güzeli Lindsay. Filmi sırf onun masum güzelliği için bir korku filmi olarak değil de imkansız bir aşk filmi olarak izleyin.Sabır gösterip de filmi sonuna kadar izlerseniz, ölümlere sebep olan büyü kitabının aslında yakılamadığı bu nedenle seri intiharların devam ettiğini göreceksiniz. Peder, polis memuru ve kasabanın diğe gereksiz insanları tek tek ölüyorlar finalde. Kasabada tek canlı insan kalmıyor.Çünkü Aidan(Thomas Rice) tüm kötülüklerin kaynağı sayıldığı için kendini öldürmasine bile fırsat verilmeyip, Lindsay(Elizabeth Rice)'ın bağnaz arkadaşı tarafından tüfekle öldürülüyor. Böylece ölümlerin önü de kesilemiyor. Üzüldüm mü? Hayır. Zaten bu kasabadakilerin yaşayan bir ölüden farkı yok. Lindsay ile Aidan'ın ayin yapmasına fırsat verilse ve kitap yakılsa aslıda tüm ölümler sona erecek. Ancak çok bilmiş yobaz topluluk buna bir türlü fırsat vermiyor.Her birey kendini başka şekilde görerek ölüyor filmde. Kendi sureti onu bedenine hapsedip intihara teşvik ediyor. Bu bakımdan film Aynalar adlı korku filmine benziyor. Çünkü farklı görünen suretler o filmde de var. Ama benzerlik sadece görüntüde. İçten gelendeki suretler o denli komik ki aynaya bakınca saçma sapan şekilde kan fışkırıyor. Göz rengi değişiyor. Makyajlar felaket kötü. Göz için de en ucuz renkli lensler kullanılmış. Bu nedenle, Aynalar'ı anımsatan film, onun binde biri kadar olabilir belki ama zor.Sezonun en kötülerinden... Belki de en kötüsü.

Yandex.Metrica