Bilek Kesenler: Bir Aşk Hikayesi

(Wristcutters: A Love Story)

Yorumlar

kizilprenses avatar kizilprenses 11 Şubat 2010 21:20:02

Her zamanki gibi film almaya gittiğim bir gün satıcının bu filme bayılacaksın mutllaka izle ısrarlarıyla bu filmi aldım. Ne film hakkında ne de Hırvat yönetmen Goran Dukic hakkında bir bilgim yoktu. İçinde aşk ve bilek kesme olunca da aşk cinayetleri olan bir film olacağını düşünerek ve satıcının yarattığı merak duygusu ile filmi izlemeye başladım. Film, Amerikan bağımsız filmlerinden. Daha önce If Film Festivali sayesinde Türkiye’yi de ziyaret etmiş. 2006-Sundance Film Festivali’nde Özel Jüri ödülü almış. Zia’nın bileklerini kesip kanlar içinde yere yığılmasıyla filmin başlangıcı oldukça iyiydi ve evet gerçekten de bilek kesenlermiş dedirtti. Ve ortaya kanlı bir film değil oldukça değişik fantastik bir öykü çıkıverdi. Zia, sevgilisi Desiree ayrıldığı için intihar eder. Ama bir anda gözünü intihar edenlerin toplandığı öteki dünya benzeri bir yerde açar. Zia gittiği bu yeni dünyada yaşamaya çalışırken tesadüfler sonucu öğrenir ki sevgilisi Desiree de intihar etmiştir ve oradadır. Bundan sonra amacı onu bulmak olur. Zia’ya çıktığı yolda rock şarkıcısı Eugene ve oraya yanlışlıkla geldiği için gerçek dünyaya dönmeye çalışan Mikal de eşlik eder. Böylece aşk hikayesi bir yol hikayesine dönüşmeye başlar. Yolda başlarına gelenlerle değişirler. Filmi farklı bir şekilde yorumlamaya filme alt okuma yapmaya çalışırsak yolun sonuna ve filmin sonuna geldiklerinde görürüz ki Zia artık filmin başındaki Zia değildir. Yolculukla birlikte değişim geçirmiştir. Gerçek dünyada yaşanan aşk öteki dünyada değişime uğrar. Aşkına koşarken gerçek aşkı bulur.Hep söylenen bir sözdeki gibi asıl önemli olan varmak istediğin yer değil yolculuğun kendisidir.Gerçek dünya ve öteki dünya arasındaki benzerliklere, acımasızlıklara alaycı göndermeler de var filmde. Film her ne kadar alışılmış bir konuyu aşılmadık bir şekilde anlatmış olsa da bazı yerlerde temposunu düşürüp beni sıktı. Özellikle kamp sahnesi. Ama filmde keyifli bulduğum sahnelerde vardı elbette. İntihar edenlerin bir barda oturup birbirlerinin nasıl intihar etmiş olacaklarını tahmin ettikleri ve pişmanlıklarını anlattıkları sahne filmin keyifli diyaloglarının olduğu sahnelerinden biriydi. Bu sahnede Eugene’in ‘kızlar sana geri döneceğini söylüyorsa unut gitsin dostum asla geri dönmezler’ tespiti filmin sonunda Zia bunu sorgularken tekrar karşımıza çıkıyor. Filmin benzinlik sekansı da yine keyifli diğer bölümlerden. Yönetmenin tarzını Terry Gilliam’ın filmlerindeki havaya, Michel Gondry’nin ‘Sil Baştan’ ve ‘Rüya Bilmecesi’ filmleriyle Jean Pierre Jeunet’nin ‘Şarküteri’ filmindeki fantastik tarza yakın buldum. Elbette onlar kadar yetkin bir film değildi. Yine de hem bu filmleri izlemiş hem de bağımsız filmleri takip eden bir film severseniz bu filmi de arşivinize mutlaka katmalısınız. Her ne kadar muhteşem bir film olarak değerlendirmemiş olsam da araştırmalarım sonunda gördüm ki filmin baya bir hayran kitlesi de var. Kim bilir belki siz de onlardan biri olursunuz.

ogeday007 avatar ogeday007 17 Ağustos 2009 15:38:08

10

cok guzel bir film...tavsiye ederim :)

Yandex.Metrica