Denizden Gelen Kız

7,89

( 1 kişi yorum yaptı )

Denizden Gelen Kız

(Denizden Gelen Kız)

Sinema Filmi

1972

‘Dangerous Moonlight’ (1941) filminin melodisi ‘Warsaw Concerto’ (Richard Addinsell).
[İki uyarlaması var. ‘The Four Aces’den ‘The World Outside’ (1958) (sözler; Carl Sigman) ve Matt Monro’dan ‘The Precious Moments’ (1980) (sözler; Leslie Bricusse)]. “Ekmeğini denizden çıkaranların meyhanesiydi ‘Altın Kader’. Bazı bazı değişiklik meraklısı sanatçıların da geldiği olurdu. Burada gençler kâğıt oynayarak vakit geçirir, balıkçılar yemeklerini yer, kadehlerini parlatır ve deniz hatıralarını birbirlerine anlatırlardı. Bu meyhanenin bir de gülü vardı. Müşterilere hizmet eden, herkesin sevdiği ama candan sevdiği bir gülü; Bediş. Sesi de güzeldi Bediş’in. Çoğu zaman müşteriler O’nun şarkı söylemesi için ısrar eder dururlardı. Bediş kendisini dinleyenleri kâh coşturur, eğlendirir kâh bambaşka âleml ere götürerek bir düşünce selinin içine bırakırdı içli sesiyle. Velhasıl, ne bu meyhane Bedişsiz olur ne de Bediş buralardan uzakta yaşayabilirdi. Kimdi bu Bediş?”

Jenerikte Mediha Şen’in söylediği ‘İnan, İnan Ki Kimse Bana Senin Gibi Bakmadı’ (1971) (Yusuf Nalkesen). İstanbul’dan insan görüntüleri. Köprü’de balık ekmek satanlar, sucu, tezgâhında sayısız eşyası olan işportacı, dudak yarıklı (eli sigaralı) ayakkabı boyacısı, simitçi, köfteci ve güvercinlere yem atan yoksul insanlar.
Murat Reis ve karısı Hatice’nin deniz kenarındaki küçücük masa ve iskemleli meyhanesinde Kaptan anlatıyor; “Bediş bize denizin hediyesidir. Balığa çıkmaya hazırlanan balıkçılar bir sabah eski bir teknenin içinde terk edilmiş olarak bulmuşlar Bediş’i. Kundaktaymış daha o zamanlar. Kimbilir hangi vicdansız oraya bırakarak kaçmış. Sonra O’nu Murat Reis yanına aldı, büyüttü bu yaşa getirdi. Karısı Hatice’nin emeği de inkâr edilemez. Zamanla Bediş kendisini sevdirdi ve hepimizin kızı oldu. İşte bu sebepten herkes Bediş’e ‘denizin bize hediyesidir’ der.”
Bir gün, sahilde sabahlamış biri ile karşılaşır genç kız. Adı İbrahim (arkadaşlarının deyişi ile ‘İbo’). Geceden sızıp kalmış.
Bediş; “Burada uyunur mu hiç? Gece soğuk olur buraları.”
İbrahim; “Biliyorum ama gidecek yerim olmadıktan sonra…”
Bediş; “Ne iş yaparsınız?”
İbrahim; “Ne iş olursa, yeter ki namuslu iş olsun. Geceleri de parklarda, kışın köprü altlarında yatarım.”
Bediş; “Şey, size bir teklifim var. Bizim meyhanede bir adama ihtiyacımız vardı. Acaba çalışır mısınız?”
‘The Night Visitors’ (1971) (Henry Mancini). Murat Reis ‘biz kendimizi geçindiremezken’ diye biraz dirense de sonunda kabul eder. İbo, çalışkanlığı ve güzelliği ile kendisini herkese ama özellikle Bediş’e çok sevdirir.
Genç kıza sataşan bir müşteriyi yumruklarıyla yola getiriyor.
Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘Love Story’ albümündeki (1971) ‘Love Story’ (1970) (Francis Lai) melodisi eşliğindeki konuşmaları. İbo, hiç okula gitmemiş! Okuma yazmayı öğrenmesi bile askerde! Oysa öyle değişik ki. “Bizden çok farklısın. Davranışların bile başka. Sanki tahsilliymişsin gibi bir halin var” diyor Bediş.
Genç kız da Murat Reis’le Hatice Abla’nın yetiştirmesi. “Anam babam yerine koydum Onları. Bugüne kadar bütün sevgimi Onlara verdim.” Ama şimdi birini daha seviyormuş!
İbo; “Kimi?”
Bediş; “Seni İbo. Hem de bambaşka bir sevgiyle, şimdiye kadar hiç duymadığım hislerle seviyorum.”
‘Ateş bacayı sarmış’ hallerini gören Murat Reis, karısına şunları söylüyor; “İbo iyi çocuk, Bediş dersen gelinlik çağa geldi. Evlendiriveririz ikisini olur biter.”
Sevgi dolu günlerde delikanlının tedirginliği ve arada bir ağzına hap atması bir şeyler olacağının belirtisi gibi.
Murat Reis’i bir haraççıdan koruduğu günün ertesinde, Bediş’e veda mektubu bırakarak ortadan kaybolur.
‘Vivre Pour Vivre’deki (1967) (Francis Lai) ‘Theme De Catherine’. “Bu mektubu okuduğun zaman ben uzaklarda olacağım. Bir halam vardı Anadolu’da, ölmüş. Bütün malı ve arazisi bana kaldı. Çok fakirlik çektim, beni anlarsın.” Aslında bunların hepsi bahane.
Ayrılık acısını ‘Greensleeves’ (Richard Jones) (1580) melodisi ile izliyoruz.
Ne olup bittiği ise İbo ve arkadaşları konuşurken anlaşılır. Aslında bir yayınevi sahibiymiş delikanlı. Ancak gırtlağına kadar borç içinde. Evi de ipotekli. Bugün yarın elinden alınacak.
Bundan kurtulmanın tek çaresi bir roman yazmak. Bu amaçla balıkçı meyhanesinde çıraklık yapacaktır. Anlatacağı kişileri yakından tanıması gerek. Ama Bediş’e âşık olunca kitabı bitiremez.
İşi yarım bırakmasının bir nedeni daha var.
Aslan (orada bulunuşu gerçekçi olsun diye, İbo’nun birkaç gün önce dövdüğü genç) nasıl olup da bundan vazgeçtiğini anlamıyor. “Yahu, balıkçıların itimadını kazanasın diye balıkçı kıza asılan bir bitirim rolü oynayıp senden dayak bile yedik.”
Yayınevini kapatıp evden de çıkacakmış kahramanımız. Böylesine tutkunken evlenmesi de mümkün değilmiş. “Çok isterdim ama buna imkân yok. Sebebini bildiğinizi zannederim... Kalbim!”
Her an ölümü bekleyen bir kalp hastası olduğu arkadaşlarının malumuymuş. “Ne gün, nerede öleceğim belli değil. Bediş ise hayat dolu bir kız.”
Bu arada ‘denizden gelen kız’ın yaşamı değişiyor. Sesini duyan Organizatör Zeki Göksu, ünlü bir sanatçı olmasını sağlıyor. Yeni adı Bedia Öztürk.
Sonunda İbo’suna kavuşur ama ne yazık ki delikanlının ölümünden ancak birkaç dakika önce.

‘Aşk Hikâyesi’ (1971) (Francis Lai / Fikret Şeneş). Gönül Yazar’dan dinlediğimiz şarkı Bediş’in duygularını yansıtıyor.
“Yalnızım şimdi//Bir bahar sabahı kapandı gözleri//Ağlamıyorum artık o günden beri//Mahşerde bitecek bu aşk hikâyesi//Bekler beni.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Oğuz Gözen
Senaryo
Yapımcı Nil Uzun
Görüntü Yönetmeni Mehmet Özdemir
Tür Dram
Ülke Türkiye
Etiketler Balıkçı Meyhanesi, İstanbul Daha Fazlası

Firmalar

Nil Film (Yapım)

Son Yorumlar (1)

mansuryıldırım avatar mansuryıldırım 01 Eylül 2014 18:42:47

6

Oğuz gözenin o kadar vasat filmi içinde hayal uçurumuyla birlikte en iyi filmi olan film denizden gelen kız sanatsal değeriyle değil ilginçliği sıyrılan kült bir film.

Yandex.Metrica