Duvarların Ötesi

8,76

( 8 kişi yorum yaptı )

Duvarların Ötesi

Sinema Filmi

1964

‘The Planets, Op. 32: I. Mars, the Bringer of War’ (1916) (Gustav Holst).
‘Tiyatoracı’ Gün ve hapishane firarisi ‘Mektepli’ Erdoğan. Mekân ise (İpsiz’in deyişi ile) ‘Güpçüoğlu’nun zeytinyağı deposu.
Mektepli; “Herkes bir iş tutmuş bu dünyada. Katil de lazım. Bu da bizim kısmetimize düştü. Seni buraya getirdik diye bizden teker teker hesap soracaklar. Ama bizi buraya getirenlerden kimse hesap sormadı.”
Gün; “Kim sizin için hesap versin?”
Mektepli; “Babaç neden Ramazan’ı öldürdü? Eroini Dede mi icat etti? Çalmayı Mahmut mu? Kemal’in annesi sevmiyor muydu oğlunu? Neden 14 yaşında eline silahı verdi?”


Aynı isimli üç perdelik tiyatro eserinin (1957/58) (Turgut Özakman) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması.
60’larda sakin, sessiz Yalova. Öncekilere benzeyen bir gün başlamış. Ama sonraki 3 g ün çok farklı olacaktır. Herkes kendi havasında şimdilik.
Küpçüoğlu, kaynının düğününü bile unutmuş. Resul ile ‘zeytinyağı pazarlığı’nda. ‘65 olsun’-‘olmaz 66’ didişmesi içindeler. Bir ara “Sen, Hamdi Bey’e uyma Resul” diyor. ‘65’ ve ‘66’ nedir (‘365’ ve ‘366’nın kısaltılmasıymış), Hamdi kimdir, bunları öğrenemeyeceğiz. Kıyısından köşesinden anladığımız kadarıyla Resul üretici, Küpçüoğlu aracı, Hamdi Bey de belki sendikacı. Ancak filmde bir önemi, senaryoya bir katkısı yok bu konunun. Zaten biraz sonraki olaylar nedeniyle bu “65’e bağlama” debelenmesi unutulup gidecektir.
Kasabanın ayaklı gazetesi İpsiz de çayevini açmış, elinde tepsi, esnafa çay veriyor.
[Damat tıraşı olan Ali Osman’ın berberden çıktığı sahnede bir sürpriz var. Dükkânın hemen yanında, ‘Duvarların Ötesi’ndeki Osman Türkoğlu ve Mümtaz Ener’in de rol aldığı ‘Maceralar Kralı’ (1963) filminin afişi asılı].
Eczacı Rahmi Targan, kızı ‘Tiyatrocu’ Gün’ü evlendiriyormuş o hafta. (Görevi söylenmeyen) Damat Sezai’nin iznini 15 gün uzattırmış. “Sağ olsunlar kırmadılar beni.” Jandarma Kumandanı-Osman Türkoğlu da “Siz ne istersiniz de yaptıramazsınız” diye pohpohlamaktaydı Rahmi Bey’i. Ne üzerine vazifeyse “Gül Hanım evlenince tiyatroyu bırakacak mı” diye soruyor bir de. “Kendi bilecekleri iş” yanıtını alır. (Aslında bu konuşma sırf seyirciyi bilgilendirmek için). Cuma’ya nikâhları olursa 10 gün de balayına kalırmış. Keşke her şey planladıkları gibi olsaydı.
Aynı sabah Burhaniye Hapishane’sinden ‘firar eden’ 7 mahkûmdan altısı ilçedeki zeytinyağı deposuna sığınıyor. ‘Taşduvar’, Jandarma ile çatışmada ölmüş. Bu sırada nişanlısı ile dolaşmaya çıkan Gün’ü de kaçırıp beraberlerinde getirmişler.
‘Babaç’; Otlak yüzünden Potur Ramazanı vurduğu için ‘müebbede mahkûm’. Usturaya vurulmuş kafası ‘pırıl pırıl parlıyor’. Sanki cilalı. Öfkesi burnunda ve sözünü dinleten biri. Elinde tüfek veya iri taşlı bir tespih. Pala bıyık ve muskalı.
‘Ayı Mahmut’; Hırsız. Müebbet cezası almış. Hırsız. Asıl adı Manuk Kabaracıyan. Balık ızgaraya bayılıyor. “Denizden babam çıksa yerim. Ah! Denizde ölsem.”
‘Dede’; Eroinci. Mahkemede ‘müebbeti yapıştırmışlar sırtına’. Eskiden dolmuş şoförlüğü yaparmış İstanbul’da. “Kimseyi yarı yolda ekmem.”
‘Kemal’; En gençleri. Kan davası nedeniyle, 14 yaşındayken iki kişiyi camide öldürmüş. Eline silahı tutuşturup zorlayan da annesi. 15 yıl vermişler.
‘Mektepli’; Adı Erdoğan. Filmde üç kez söyleniyor. Bir araba çalmış bir de ‘leşi var’. İdamlık. Gün’ü tiyatroda seyretmiş. Bir gösteri sonrası çok istemesine karşın konuşmaya cesaret edememiş.
‘Sadık Özbahadır’; Lakabı ‘Halıcı’. Aralarında ‘en pisleri bu herif’. Karısını, yatakta aşığı ile yakalayınca, 11 yerinden bıçaklayıp öldürmüş (aşığa ne olduğu belli değil). Bu anlatabildiği. Anlatamadıklarını Mektepli’den ve Jandarma Kumandanı’ndan öğreniyoruz. ‘6 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz etmiş. Sonra da parçalayıp gömmüş’. İdam cezası ‘temyizde tasdik edilecektir’.
Aslında kaçışlarını sağlayan bir eroin çetesi. Amaçları Dede’yi kurtarmak. Bunu da kara kaşı kara gözü için yapmıyorlar tabii. Son sevkiyatta çeteye ve patronu Atıf Kaptan’a kazık atmış. Sattığı malın yüklü miktardaki parasını (7 milyon) bir yere gömmüş. Yakalanınca da çeteye “Beni kurtarmazsanız paranın yerini söylemem” diye dayatmış.
Firardan sonra ‘buldukları araba, içindeki silah ve dürbün’ hep çetenin marifeti.
Bergama Harabeleri üzerinden Şeytan Kayası’na oradan da motorla “Ver elini Adalar”. Plan böyleydi. Ama vardıkları yer bu zeytinyağı deposu. Önü meydan, arkası deniz, 4 (tiyatro eserinde 2) katlı bir yapı. Kale gibi sağlam.
İlk günleri rahat geçer. Dışarı sarkıttıkları sepetle lüfer ızgara, portakal, elma, sigara istiyorlar. İlginç bir şekilde ‘çatal, bıçak istekleri hapishane talimatınca yasaktır’ diye yerine getirilmezken koca bir şişe şarap sakıncalı görülmemiş. Kasabadaki ‘nüfuzlu birinin’ kızı esir. Kaymakamlıktaki toplantıda şarap gönderilmesine itiraz eden yok.
Halıcı, yıllardır kadın yüzüne hasretmiş. “12 sene bu. Şeklini unuttuk be” diye ‘sulanıyor’. Nerdeyse saldıracak. Mektepli itirazı üzerine “Ne olur yani, biz de can taşıyoruz” ve en ürperticisi gelir; “Hem Onlar (yani sinema ve tiyatrocu bayanlar) aldırmaz ki.”
O gece yemekten sonra yapamadığını herkes yattıktan sonra yapmaya kalkar. Ayı Mahmut’un yardımı ile genç kızı alt kata götürüyor. Neyse ki yine Mektepli zamanında yetişir.
Bu arada ilçe, olayın heyecanı içinde. ‘Bu iş İpsiz’e yaramış’. Orada toplananlara bardak bardak çay yetiştirme telaşında; “Allah bin bereket versin. (Depoyu göstererek) Yukarıdakilere de yürek versin ki dayansınlar.” Olay sürsün, kasa dolsun. Sinemacıya takılmadan edemez; “Kapat senin sinemayı. (Yine depoyu göstererek) Bundan iyi sinema mı olur.”
İmam da orada. ‘Zararın neresinden dönülse faide olduğunu, kaderlerine rıza göstermelerini, neticesi hüsran olacak bir işte beyhude ısrar etmemelerini’ öğütlüyor.
Güpçüoğlu ‘zeytinyağı’ derdinde. Jandarma Kumandanı’ndan ‘gaz bombası atmasını’ istiyor. ‘Mallarını kurtarmak için’ çeteden Rıdvan-Fikret Uçak ile işbirliği bile yapacaktır.
Pısırık Sezai ise nişanlısını değil ama durumunu kurtarma telaşında; “Gün’e bir kötülük gelmeyeceğini bilsem tutamazlar beni burada.” Esmese bile gürlüyor. Ertesi gün, inanılır gibi değil, yemek sepeti ile çiçek gönderir; “Gün, Yavrum! Bu kötü şartlar altında sabırdan başka elden bir şey gelmiyor.” Yapacağı şey ‘sabretmekmiş’. Sonrası daha da inanılmaz! Babaç “Yanımızdaki bir kadına nasıl laf atar. Biz neyiz ulan” diyerek çiçeği pencereden geri atıyor. Delikanlının tepkisi sadece “Hayvanlar” diye söylenmek.
Ertesi gün Babaç’ın annesi, karısı ve çocuğunu getirmiş yalvartıyorlar. “Teslim ol. Vururlar seni. Kurşunlarlar.” Pek etkili olmaz bu yöntem. “Benim kafasız anam! Avratı, çocuğu toplamış… Vururlarsa vursunlar. Hapiste mi geberelim.”
Gazeteler de ‘olanları dillerine dolamış bir resim, bir röportaj için yırtınıyorlar’.
Depodaki ilk gün “Cennet gibi burası” demişlerdi ama kaçınılmaz olan daha ikinci gün gerçekleşiyor. Firariler arasında çekişme başlar.
Dede eroin krizleri içinde. Hapiste rahatlıkla bulabildiği(!) ‘beyaz’ burada yok.
Halıcı, idamın kesinleştiğinden habersiz, yiyecek sepeti ile mektup gönderiyor; “Çok muhterem büyüklerim, şeytana uyup da karıştığım bu işten son derece pişmanlık duymaktayım. Namussuzum ki gönüllü değildim.” ‘Büyükleri’ ne emir buyururlarsa canla başla yapmaya hazırmış. Yeter ki yapacağı vazife takdir edilsin. ‘Cevabın top köfte içinde gönderilmesini rica ediyor’. Yazdıklarının bitişi; “Küçükten kusur, büyükten af. Ellerinizden öperim.” Sanki o suçları işleyen başka biri. Böylesine nazik. Arkadaşları durumu anlayınca hemen orada mahkeme kurulur. Cezası 4. kattan atılmak.
Kemal, Gün ile Mektepli’nin yakınlaşmasını kıskanmış. Kavga dövüş sırasında yanlışlıkla Ayı Mahmut’u öldürür. Korkuyla kaçarken jandarma kurşunuyla can veriyor.
Çaresiz kalan Babaç, Mektepli ve Dede teslim oluyorlar.
Gün, depoda karşılaştığı Erdoğan’dan sonra, Ankara’ya gidecekmiş. Babasından, kardeşinden ve nişanlısından daha önemli olduğunu söylediği Tiyatroya.

Kitap (Birinci basım Ağustos 1965) (Bilgi Yayınevi) oldukça farklı. Hiç isim yok. Olaylar kaçak 4 mahkûm, genç kız ve doktor arasında geçiyor.
1. mahkûm ‘Reis’; Kaba saba, mert bazen aşırı merhametli biri. Yüzünün sağ tarafında bir tik var. Birkaç kişiyi ‘temizlemiş (sf. 31)’. Kumarbaz babası ve ‘ev sahibinin oğluyla kırıştıran’ anası nedeniyle evden kaçmış. Kürtaj masasında kalan karısı da işin tuzu biberi.
2. mahkûm ‘Çakal’; Tek kollu. İçerdeki dört senede ‘dişi sinek bile görmemiş’. Şimdi ‘idamlık’. Babası ‘kadın pazarlayan biriymiş’.
3. mahkûm ‘Bacaksız’; En gençleri. Kan davasında babasını ve abisini öldürmüşler. O da iki kişiyi temizlemiş. “Kendi ismimden önce geberteceğim insanların ismini belledim” diyor. Ağız mızıkası var. İdamlık.
4. mahkûm ‘İhtiyar’; En yaşlıları. Bir kavgada başına gelen darbe konuşma merkezini tahrip etmiş. Dilsiz ama duyuyor. 17 sene yatmış. Müebbetlik. ‘Bu idamdan da betermiş (sf. 30)’.
Genç kız; Öğretmen. Ciğerlerinden hasta. Ağzından kan geliyor.
Doktor; 36 senedir iş başında. Şehirdeki bütün insanların... Kalpleri, ciğerleri, mideleri tek tek elinden geçmiş.
Kaderleri bir zeytin deposunda kesişir. Genç öğretmen, ne kadar kötü de olsalar Onlardan ‘nefret edemediğini’ söylüyor. Benzer şekilde 1. mahkûm da “Bizi ayakta tutan nefretti. Bize öyle (iyi) davrandın ki nefret etmez olduk” diyecektir.
Teslim olmaya karar verip dışarı çıkarlarken dördü de öldürülüyor.
Turgut Özakman, yazdığı önsöze ‘Asılmışlar Balladı’nı (François Villon) (Çeviren Orhan Veli Kanık) almış. Kısa bir alıntı; “Kanun namına öldürüldük diye//Hor görmeyin bizleri kardeş bilin//Dünyada herkes akıllı olamaz ya//Biz de böyle olmuşuz neyliyelim.”


Rus folklorundan ‘Dve Gitari (Les Deux Guitares)’.
Mektepli; “Kaç defa seyrettim seni. Miden kanıyordu bir oyunda.”
Gün; “Nerde seyrettiniz ‘Salıncakta İki Kişi’yi?”
Mektepli; “İstanbul’da. Tam dokuz defa.”
Gün; “Dokuz defa mı?”
Mektepli; “Seyirciyi düşündün mü hiç?”
Gün; “Tabii. İlk heyecan provalarda başlar. Seyircinin korkusudur bu. Sonra ilk gece. Perde açılmadan önceki uğultu. Perdenin arkasında yüzlerce başı olan bir yaratık kımıldıyordur. Nefesini duyarsın her yanında. Nihayet oyun biter. Sevmişse seni, bir anda sarmaş dolaş olursun.”
Mektepli; “Tam karşınızdaki sokaktaydı atölyem. Her gün tiyatroya girdiğini çıktığını görürdüm… Nihayet perde kapanmış ve birden sarmaş dolaş olmuştun o acayip yaratıkla. En azgın zerresi bendim galiba o yaratığın Tiyatro çıkışı seni beklemeye karar vermiştim. Sana anlatacaklarım vardı ve senden duymayı özlediklerim (‘özlediklerim’ yerine ‘istediklerim’ dese daha mı doğru olurdu). Ama korkaktım, kararsızdım. Sen de benim varlığımdan tamamen habersizdin. Bana vuran buydu işte.” (Sonradan, bu denli hayran olduğu sanatçıyı, adını söyleyene kadar tanıyamayacaktır).
Gün; “Gerçekten bir kapansın sen. Bir kolumu kaybedebilirim sende.”
(Kolunu değil ama neredeyse bacağını yitiriyordu çıkan çatışmada).
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Orhan Elmas
Senaryo , ,
Yapımcı Yalçın Nacar , Tanju Gürsu
Müzik Nedim Otyam
Görüntü Yönetmeni Turgut Ören
Eser
Süre 90 dk
Tür Dram, Duygusal, Polisiye
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Adam Kaçırma, Firar, Hapis, Oyundan Uyarlama Daha Fazlası

Ödüller

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (2. Antalya Film Şenliği-1965)

Oynayanlar

Özden Çelik Özden Çelik
Tanju Gürsu Tanju Gürsu Erdoğan / Mektepli
Belgin Doruk Belgin Doruk Gül Targan
Erol Taş Erol Taş Babaç
Hayati Hamzaoğlu Hayati Hamzaoğlu Sadık / Halıcı
Danyal Topatan Danyal Topatan Dede
Hasan Ceylan Hasan Ceylan Ayı Mehmet
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Rahmi Targan
Atıf Kaptan Atıf Kaptan Patron
Orhan Alkan Orhan Alkan Sezai
Ali Şen Ali Şen Küpçüoğlu
Osman Türkoğlu Osman Türkoğlu Komiser
T. Fikret Uçak T. Fikret Uçak Rıdvan
Ersun Kazançel Ersun Kazançel İpsiz
Özdemir Akın Özdemir Akın Kaymak
Reha Yurdakul Reha Yurdakul Kaymakam
Alaattin Altıok Alaattin Altıok Gazeteci
Ahmet Turgutlu Ahmet Turgutlu Resul
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Reha Yurdakul Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Tanju Gürsu Seslendirmesi
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Ali Şen Seslendirmesi
Kemal Ergüvenç Kemal Ergüvenç Erol Taş Seslendirmesi
Mücap Ofluoğlu Mücap Ofluoğlu Danyal Topatan Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Özden Çelik Seslenmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Belgin Doruk Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Osman Türkoğlu Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün Hasan Ceylan Seslendirmesi
İsmet Kara İsmet Kara
Turan Kaya Turan Kaya
Ahmet Candan Ahmet Candan
Ali Var Ali Var
Savaş Kurt Savaş Kurt
Gürel Cacar Gürel Cacar
Sezer İşler Sezer İşler
Salih Açar Salih Açar
Hasan Gümüşlü Hasan Gümüşlü
Salih Sağlam Salih Sağlam
Vehbi Süngü Vehbi Süngü
İsmet Yıldızhan İsmet Yıldızhan
Ali Ulubay Ali Ulubay
Zafer Önen Zafer Önen Ersun Kazançel Seslendirmesi
Niyazi Er Niyazi Er
Ahmet Aydın Ahmet Aydın
Ali Çağlar Ali Çağlar
Osman Kalıplı Osman Kalıplı
Osman Demir Osman Demir
Leman Kerim Leman Kerim
Hüseyin Oğuz Hüseyin Oğuz
Ünal Caner Ünal Caner
Apti Kurum Apti Kurum
Halil Kara Halil Kara
Cengiz Özkan Cengiz Özkan
Atiye Özyen Atiye Özyen
Sami Ayanoğlu Sami Ayanoğlu HAYATİ HAMZAOĞLU SESLENDİRMESİ
Ekrem Köksalan Ekrem Köksalan
Zeki Tezcan Zeki Tezcan
Reşit Şişman Reşit Şişman
Banu Sel Banu Sel
İsak Eş İsak Eş
Ahmet İşden Ahmet İşden

Ekip

Danışman İsmail Tura (Askeri Danışman)
Kurgu Temel Gürsu (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Niyazi Er (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Hüseyin Sarıkaya (Yapım Amiri)
Zeki Tezcan (Set Amiri)
Nizam Ergüden (Set Asistanı)
Murat Serenli (Set Asistanı)
Alaattin Altınok (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Zuhal Üstüntaş (Reji Ekibi)
T. Fikret Uçak (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Kaya Ören (Kamera Asistanı)
Celal Atölye (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Ali Berkan (Negatif Kurgu)
Mihal Sikarpetis (Laboratuar)
Işık Ekibi Ekrem Köksalan (Işık Şefi)
Haydar Aslan (Işık Asistanı)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Taner Oğuz (Senkron)
Müzik ekibi Nedim Otyam (Beste)

Firmalar

Anıt Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Apa Ofset Basımevi (Afiş Baskı)

Son Yorumlar (8)

tevfikcakmak avatar tevfikcakmak 20 Ocak 2017 00:03:44

10

Turgut Özakman'ın aynı adlı tiyatro oyunundan sinemaya adapte film.

kamilzafer 02 Nisan 2016 15:06:26

Hapisten kaçan 7 mahkum yolda nişanlı bir çifte rastlar,kızı rehin alarak bir depoya sığınırlar.Güvenlik kuvvetleri de depoyu sarar,teslim olmalarını ister.Film bu kaçışı ve depo da geçen üç günü hikaye etmekte.Ayvalık,Bergama v e Burhaniye'de çeki mleri yapılmış.T.Gürsu ve Ö.Çelik bu film için şirket kurmuşlar.Notlar arasında ilk kez elektrik ışığı bu film de kullanılmış deniyor.Son 11 kişi yenidir.Danışmanın rütbesi Bnb.dır . 12.10.1964 pazartesi Rüya,Yıldız ve Eyüp Melek sinemalarında gösterime girmiş.Zafer ALGAN

mehmetbuyukgezici avatar mehmetbuyukgezici 05 Ocak 2015 01:54:15

zamanın güzel filmerindendi.

Göztepe avatar Göztepe 01 Mayıs 2014 18:57:23

10

Romandan uyarlama ödülü haketmiş harika bir film filmin kadrosuna bakıyorum adeta yıldızlar topluluğu içlerinde bi Kadir Savun yok desek yeridir herhalde :). Erol Taş'ın saçlarını kazıtmış hali firarilerin bir nevi reisliğini yapması Hayati Hamzaoğl u'nun hırçın sorunlu hali ve duvardan arkadaşları tarafından atılması. Diğer taraftan Danyal Topatan'ın eroinden harmanlanmış hali ve oyunculukları çok iyidi. Filmin başrolü yok desek yeridir belirli sahnelerde filmin jönü Tanju Gürsu'nun etkili olduğu sahneler var. Filmin başları dışında görüntü kalitesi olarakta iyi bir film her yeşilçamsever mutlaka bu filmi izlemesini şiddetle tavsiye ederim ayrıca.

benimsinema avatar benimsinema 22 Şubat 2012 16:12:02

8

bana göre harika bir film. zaten orhan elmas yönetirse anca böyle degerli film cikar. 7 mahkum hapisten kacar ve bi kizi rehine alirlar...erol tas, hayati hamzaoglu, danyal topatan cok basarili...buarada erol tasa kellik süper yakismis

Alın yazısı avatar Alın yazısı 16 Ağustos 2009 00:03:08

10

Üç yıldır ‘ Duvarların Ötesi ‘ ni hayalinde defalarca bitiren rejisör Orhan Elmas, filmin çekim vazifesini aldığı günden , sonuna kadar azmini kaybetmemiş ve kendi gücünü yer yer aşarak başarılı bir idare göstermiş. Gerçekte , bu başarıda payları olan kameracı Turgut Ören , senarist Vedat Türkali ve yazar Turgut Özakman’ın da , rejisörü destekledikleri muhakkak.Ama, ‘ Duvarların Ötesi ‘ nin en övülmeye değer yanı, sinema tekniğinin çok iyi kullanılabilmesidir. Zaten aslına bakarsanız bir sinema eserinin bütünlüğü bir değil birkaç kişinin eş değerdeki çalışmasına bağlıdır. ‘ Duvarların Ötesi ‘ bu yönden çok iyi; Tanju Gürsu – Belgin Doruk – Erol Taş – Özden Çelik – Hayati Hamzaoğlu – Dalyap Topatan – Hasan Ceylan – Rejisör : Orhan Elmas ;‘ Duvarların Ötesi ‘ hapishaneden kaçan yedi azılı mahkumun takılıp kaldıkları depoda geçen heyecanlı dakikaları yaşatıyor bize. Her zamankinden değişik bir oyun , foto ve reji gücü ile…’ Duvarların Ötesi’ ni bütün türk sinema severlere tavsiye ederiz…

Yandex.Metrica