Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Ekmekçi Kadın

Ekmekçi Kadın

7,85

(16 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1973 1 Saat 18 Dk Dram Dram

Yönetmen: Mehmet Dinler Mehmet Dinler

Ülke: türkiye

Oyuncular: Mustafa Yavuz, Ali Demir, Nubar Kamçılı, Sedat Demir, İsmail Hakkı Şen, Erdoğan Seren, Renan Fosforoğlu, Ekrem Dümer, Hulusi Kentmen, Nubar Terziyan Devamını Gör...

Konusu : Jenerikte Frank Pourcel Orkestrasının ‘Amour, Danse et Violins’ (No. 37) 33’lüğündeki “Mourir D’aimer” (1971) (Charles Aznavour). Filmin ilk dakikalarında Ennio Morricone’nin bestesi ‘Io E Te’ (1971) ile Güçlü ailesini tanıyoruz. Fatma ve yorgunluktan masanın üzerinde uyuklayan Osman. Osman; “Ben uyuyakalmışım.” Fatma; “Bunca çalışmaya bayılmadığına şükret. Gündüz fabrikada didindin. Akşam mühendislik okulu. Gece de evde çalışmak.” Osman; “Ve de sen sevgilim. Senin olduğun yerde yorgunluk biter. Çünkü sen mutluluk saçan bir meleksin.” Fatma; “..Korkutuyorsun beni Osman..BU KADAR MUTLULUĞUN SONUNDA BİR FELAKET GELECEKMİŞ GİBİ BİR ÜRPERTİ KAPLIYOR İÇİMİ. FIRTINA ÖNCESİ DURGUNLUK GELİYOR AKLIMA.” Osman; “Hâlâ çocuksun Fatma. Korkma, çok daha iyi olacağız. Bir buluşum var. Onun planını hazırlarsam birden zenginleşebiliriz. Fabrika sahibi Hüseyin Bey de planımla ilgileniyor..” (Patronları, buluşun başarılı olması durumunda Kenan’la onu kendisine ortak yapacakmış.) 1950-51 yılları. İstanbul. 1965 yapımı ‘Ekmekçi Kadın’ın (Xavier de Montèpin) (1884) (La Porteuse de Pain) ikinci çevriminde Osman ve Fatma çocukları Murat ve Gül’le çok mutlular. Fakat Gül’ü aralarında göremiyoruz. Bir bakıcıya vermişler. Bakkal Arif’in armağan ettiği ve üzerinde ‘polizei’ yazılı araba (1965’daki ilk çevrimde Nazmi Ustanın verdiği içi saman dolu oyuncak at) ile oynayan Murat. Murat; “Ablamı niye yolladınız anne?” Fatma; “Ana okulunda, ikinize birden yetişemiyorum da ondan. Böylece daha iyi bakılıyor.” (Pek inandırıcı değil ama neyse.) (Annesine çok benzeyen Gül’ü ancak 20 yaşından sonra göreceğiz.) Osman ve fabrika arkadaşı Kenan’ın kısa konuşmalarından olacakları az çok anlıyoruz. Kenan (soyadı Koç); “Evlilik bile muhabbetinizi eksiltmedi. Hâlâ yıllar önceki gibisiniz.. Talihli bir evlilik yaptın. (Darısı başına.) Ama, imkânsız, Fatma gibi ikinci bir kadın olmadığı için.” Arkadaşı Selim Güneş’le meyhanede demlenirken daha da açık konuşur; “Evet seviyorum Fatma’yı.. Ve onu Osman’dan önce tanıdığım halde Osman’a kaptırdığım için bir türlü kendimi affedemiyorum.. Onu unutmaktansa ölmeyi tercih ederim. YA DA ÖLDÜRMEYİ.” Osman, bir gün ‘üstüvane’nin elektrik kaçağı ile uğraşırken kapalı olması gereken şalter Kenan tarafından açılır. Acı içindeki Fatma, Hüseyin Bey tarafından ‘sırf yardım olsun diye’ işe alınır. Güzelliği, bu durumdaki çoğu kadın gibi, başına dert olacaktır. Beraber olma isteği defalarca reddedilen Kenan son bir mektup yazar “..Eğer gelmezsen bir delilik yapabilirim..” [Fatma’nın yargıdan kurtulması için çok önemli olan bu mektubu Murat oyuncak arabasının içine (ilk çevrimdeki Metin, atın samanları arasına) koyuyor. Ama, her iki filmde de bu ‘önemli’ konu önemsizleşmiş.] Yine terslenen Kenan, Hüseyin Beyi öldürür, silahı Fatma’nın odasına bırakır; Kasadan 430 bin lirayı ve Osman’ın buluşu ile ilgili kâğıtları çalar; Arkadaşı Selim’i öldürüp ‘nüfus cüzdanlarını’ değiştirir; Fabrikayı yakıp arkadaşını alevlerin arasına atar. Ölen Selim, Kenan zannedilir. Kenan bundan sonra onun ismini kullanacaktır. Fatma, Ağır Ceza’daki yargılamada '147. maddeden suçlu bulunup' 30 yıllık cezası için Sinop’a gönderiliyor. (Daha da acısı, ilk çevrimden farklı olarak, ilerde her şeyi anımsayıncaya dek bir akıl hastanesinde çile doldurur.) Bundan sonra Murat’a Bakkal Arif bakacaktır. Gül’ün sütanası Kadriye ise (filmin sonuna doğru Yetimhane Müdürü onun adını Fahriye olarak söylüyor) çocukla beraber kaçmış. Kenan,Selim Güneş olarak Adana’ya gider. (Romandaki Jacques Garaud Amerika’ya, ilk çevrimdeki Nazmi ise Mısır’a gitmişlerdi.) Çaldığı proje, fabrikatör Salih Beyden büyük bir ilgi görür. Hem ortağı hem de damadı olur. 50’lerdeki düğünde ‘Mamy Blue’ (1971) (Hubert Giraud) melodisini dinlemek çok güzeldi. Filmin bir şaşırtısı; Nikâh memurunu birkaç sahne sonra kızı Jale’nin doktoru olarak görüyoruz. (Adını öğrenemediğimiz) karısı, Jale’yi doğururken ölünce ‘Adana sanayi krallarından Salih Beyin sayısız milyonlarının tek varisi olur’. Gerçek Selim’in akrabası Kaya Güneş onu tanıyınca işler biraz karışır gibi olur ama ‘her işin bir kolayı var’. Kaya’nın en sevdiği şey içki ve para olduğu için ‘rahatça anlaşırlar’. 20 yıl sonra rastlantılar kahramanlarımızı yine bir araya getirir. Kenan, hastalıklı kızı Jale için tüm yatırımlarını İstanbul’a taşımış. Gül, bir moda evinde terzi. Sevgilisi Yüksek Mühendis Yalçın, yıllarca önce öldürülen Hüseyin Beyin oğlu. Murat bir avukat. Bakkal Arif ise bir butik işletiyor. Fatma, hastaneden İstanbul’a kaçmış, artık adı Zehra ve evlere ekmek dağıtıyor. Kızına bu sırada rastlar. Jale de Yalçın’a tutulduğu için işler iyice karışıyor. ‘Man with a Harmonica’ (1968) (Morricone) melodisi ile izlediğimiz mahkeme sahnesinde her şey açığa çıkıyor. Önce ’Le Passager de la Pluie/Theme Mellie’ (1970) (F. Lai) sonra ‘‘Io E Te’ (1971) (Morricone) melodisi. Yalçın ve Fatma/Zehra, baygın durumdaki Gül’ün başucunda konuşuyorlar. Yalçın; “Biliyorsun ne kadar seviyorum. Ama yapamayacağım. Evleneceğim kızın alnında babamın katili bir kadının damgası varken yapamam. Zehra Teyze yalnız bırakma onu.. Beni sorarsa kendini (onu) her zaman sevdiğimi, ölünceye kadar seveceğimi söyle. (Cebinden çıkardığı bir avuç banknotu uzatarak) Al bütün param bu.” Fatma; “O parayı kendine sakla evladım. Gül’ün paraya değil sevgiye ihtiyacı var.” (Yazan: Murat Çelenligil)



Kaptan34

9 Mart 2018 22:16

Fatma Girik Güzelliği Dillere Destan

Cevap Yaz

sinemaadamı

15 Ocak 2016 12:12

ilk çevirimi türkan şoray kenan pars izzet günaylı ekmekçi kadın kadar olmasada bu filmde iyi sayılır. filmde dönemin meşhur 3 oyuncusu var orçun sonat, yalçın gülhan, aytaç arman. bunların yanısıra 4 yapraklı yoncanın 1 nolu sanatçısı ( tabi bana göre ) fatma girik var. fatma ekmekçi kadın olurda izlenmez mi bu film. yalçın gene rolünde çok başarılı. esen günayın sesi ona çok yakışıyor diye düşünüyorum. aytaç ise bu filmde çok toy sinemaya daha yeni girmiş. film nedir yeşilçam nedir yeni öğreniyor gibi bir hava taşıyor.filmin fenomenleri hulusi baba ve orçun abi bence. orçunda aytaç ve yalçın gibi yeni sayılır o dönem ama gerçekten oda hakettiği yere gelememiş bu filmde sadettin erbilin sesi yardımıyla oscarlık bir perfonmans sergilemiş. kötü adam rolünde sanırsınki erol taş bilal inci var. 10 üzerinden 10 veriyorum orçun sonata adam gerçekten iyi rol yapmış.hulusi baba hakkında söylenecek bişi yok gene babacan , gene yardım sever, tam bir baba o. allah rahmet eylesin.

Cevap Yaz

MAVİ GÖZ

2 Aralık 2015 15:01

Fatma Girik 2 rolde fatma anne gül kızı ama anne fatma başrolde kızına göre daha ön planda anne fatma

Cevap Yaz

performer

16 Temmuz 2015 23:14

güzel bir oyuncu kadrosu olmasına rağmen beğenmedim.

Cevap Yaz

benimsinema

14 Aralık 2013 14:34

türkan sorayli olan versiyonu daha cok seviyorum daha sicak geliyor bana.. bunda sanki biseyler eksikmis gibime geldi... filmde sanki atlamalar vardi ondan olabilir... yada yalcinin yerine daha baska biri olabilirdi... fatma girike diyecek lafim yok hakkikaten iyi oynamis

Cevap Yaz

silvester

20 Ekim 2011 15:20

Filmin müziği çok harikaydı.Sanatçı listesi ona keza,bazı abartılar olmasına rağmen,sürükleyici ve izlenmeye değer bir filmdi.Filmin bir kısmının konusu,Şeref Sözü filmiyle örtüşüyordu.Kemal Sunal ın Devlet Kuşu,Avare Mustafa vs gibi.Orçun Sonat ta çok başarılıydı.Bizim köyün eniştesi olduğu için ayrı bir yeri vardı bende.Nurlar içinde yatsın.Velhasıl kelam.Çok beğeniyle seyrettiğim filmlerdendir Ekmekçi Kadın......Silvester.

Cevap Yaz

silvester

20 Ekim 2011 15:15

Sevgili Murat.Ekmekçi Kadın filmini çok ince elemiş,bayağı film hatası bulmuşsun.Çok doğru tesbitler.İşte sinemamızdaki bu farklılıklar ancak bu kadar minimize ediliyor.Örneğin.Öyle bir geçer zaman ki dizisinde,1967 ler yaşanır ya da yaşatılırken,camları pimapen olan evler görünüyor.Cemile oğluna ilk çıkan siyah beyaz televizyon alacak.Mağazaya gidiyor fakat,gıcır gıcır olması gereken televizyonların hepsi hurdalıktan çıkmış siyah beyaz televizyonlar.İşte böyle hatalar çok oluyor.Aramak istedikten sonra hata çok tabii ki.Yinede güzel filmdi Ekmekçi Kadın.

Cevap Yaz

ozkaracam

31 Ocak 2011 10:27

1965 yapımı, Türkan Şoray'lı siyah beyaz filmin renkli çekimi. Şoray'ın yerini Fatma Girik almış; o da Şoray gibi anneyi de, kızı da oynamış. Her iki filmin senaryosu 19. yüzyılın popüler Fransız romancısı Xavier de Montepin'in (1823-1902) aynı adlı romanından uyarlamadır. Montepin, aslında düz bir öykü anlatmasına karşın, yine de belli bir tarihsel atmosferi konu alır. Roman, 1860'lı yılların ilk yarısında başlar, 1880'lerin ortalarına kadar sürer. Romanın kahramanı Jeanne Fortier yaklaşık on yıl kendini bilmez bir halde tımarhanede kaldıktan sonra 1870 Fransız-Alman Savaşı sırasındaki bir bombardımanın şokuyla kendine gelir; sağlıklı mahkumların yanına nakledilir. Burada kötü karakter Kenan'ın (orijinal adı Jacques Garaud) Fatma'nın kocasını ve yerine geçtiği adamı öldürmesi, avukat olan oğlun (Aytaç Arman; ilk filmde Efgan Efekan) mahkemede annesini bilmeden, acımasızca suçlaması, senaryoya yapılan eklemeler. Bunun dışında, ilk film gibi, aslına sadık bir uyarlamadır; olay 60'ların, 70'lerin Türkiye'sine taşınmıştır. Yeşilçam filmlerinde çok önemli yer tutan garip rastlantılar, bu eski popüler Fransız romanının orijinal metninde de vardır; o yüzden Bülent Oran fazla yorulmamış. Artık çok eskide kalan bir dönemden, hoş bir seyirlik.    

Cevap Yaz

MGUNAY

4 Ekim 2010 17:13

film güzel ama anne ve kızın Fatma Girik'in oynaması filmin ciddiyetini bozmuş. kızı başka bir bayan oyuncu oynasaydı film daha iyi olabilirdi.

Cevap Yaz

delikadir39

13 Temmuz 2010 07:38

Güzel bir film.Orçun Sonat çok iyi oynamış.İzlemeyen varsa izlemeli.Oldukça acıklı bir filmdir.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica