Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Erkekler Ağlamaz

Erkekler Ağlamaz

8,80

(14 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Nisan 1974 1 Saat 22 Dk Dram Dram

Yönetmen: Osman F. Seden Osman F. Seden

Ülke: türkiye

Oyuncular: Mehmet Yağmur, Süheyl Eğriboz, Osman Han, Mahmure Handan, Kudret Karadağ, Kahraman Kıral, Hüseyin Zan, Hakkı Kıvanç, Gülten Ceylan, Faik Coşkun Devamını Gör...

Konusu : ‘Irene’ (1971) (Ennio Morricone). ‘The Burglers’daki (Le Casse) melodi. Mehmet yıllar sonra oğlunu bulmuş. Beraberliklerini kadeh kaldırarak kutluyorlar. Mehmet; “Ömer Amcan seni işine ortak yapmayı düşünüyor. Üçümüz birleştik mi, evvel Allah kısa zamanda işleri büyütürüz. Ondan sonra da sıra senin evlenmene geliyor. Belki de beğendiğin, sevdiğin bir kız...” Ali; “Sevdiğim bir kız var baba. Çok sevdiğim bir kız.” Mehmet; “O da seni seviyor mu?” Ali; “En az benim kadar.” Mehmet; “İyi ya, Onunla evlenirsin.” Ali; “İmkân yok! Ne Onunla nede başka biriyle. Aramıza Kara Haydar girdi baba. Kız Onun kızı.” Jenerikte Paul Mauriat’nın ‘La Reine De Saba’ uzunçalarındaki (1968) ‘Lamento Borincano’ (1937) (Rafael Hernández Marin). Güneşli bir günde tanıdığımız kahramanımızın adı Mehmet Akkaya. Ceket sırtta, 33’lük tespih elde bir güzel adam. İnşaatlar için deniz kumu çeken bir şirketi var. Karısını yıllar önce kaybetmiş. Anacığı Mahmure Handan, oğlu Ali ve arkadaşları motor ustası Ömer ile Hakkı Kıvanç. Yakın çevresi böyle. Yalnız kaldığında kendisini daha yakından tanıyoruz. Evlilik fotoğrafındaki karısı ile konuşuyor. ‘La Course Du Lièvre / Kidnaping’ (1972) (Francis Lai). “Zeynep’im! Her şeyimdin sen benim. Adımı bile senden almıştım ben. Yangın Mehmet derlerdi bana. Senin aşkınla çılgınca yandığım için. Gelin olduğun gün ne mutluyduk. Herkes bizi, birbirine yakışan örnek gençler diye sever, mutluluğumuz aşkımız bir peri masalı gibi dilden dile dolaşırdı. Hele Ali’mizin doğduğu gün çılgına dönmüştüm sevinçten... Üçümüze (duvardaki yağlı boya tabloyu kumar sahnesinde tekrar göreceğiz) bir dünya kurmuştuk. Sadece sevgi, mutluluk ve pırıl pırıl rüyalar içinde ışıldayan bir dünya. Her günümüz yeni bir renk katardı bu dünyaya. Hele Ali, her davranışında beni taklit etmeye çalışırdı o küçücük yaşında. Paltosunu sırtına atışında, ellerini beline sokuşunda, o ağır erkekçe yürüyüşünde hep ben vardım. O tatlı gülüşünde de sen.” Fakat bu mutlulukları çok sürmez. “Sonra bir anda geldi felaket. Bir anda yıkıldı dünyamız. Ali’m olmasa dayanamazdım senin acına. Artık O senin bana son emanetindi. Ölünceye kadar seni O’nun gözlerinde görecektim Zeynep’im.” Mehmet’in iş yaşamı sorunlu. Kara Haydar ile çatışıp duruyorlar. Biri ‘çıkarına dokunanı can evinden vuran’, diğeri ‘pire için yorgan yakan’ kişilikte olunca kavga eksik olmuyor. Son olarak ‘200 bin papellik’ Yapıtaş ihalesini, hem de ‘1 lira’ ile kaybeden Haydar adamlarını toplamış. ‘Gli Scassinatori’ (Le Casse) (1971) (Morricone). “Artık bu itin dersini vermek zamanı geldi. Bırakırsak daha güçleşecek. Başımıza büsbütün bela kesilecek.” ‘Ders vermeye’ giden altı adamı bir güzel sopa yiyerek geri gelir. Sonrasında iki ailenin de yok olacağı olaylar başlıyor. ‘Rodeo’ (1971) (Morricone). Kardeşleri ile konuşması. Haydar; “Bu gece işini bitirmeliyiz.” Osman Han; “İntikam nasıl alınırmış görsün.” Haydar; “Dikkat edin, Yangın Mehmet’i değil ciğerini istiyorum, ciğerini. Yüreğine öyle bir acı salın ki bir daha iflah olmasın.” Kardeşi; “Abi, yoksa çocuğunu mu?” Ali’nin sünnet düğünü. Babasının “Erkekler ağlamaz” demesi ilk kez bu sırada. Hediye olarak bir saat almış. Bildiklerimizden farklı ‘saat başlarında müzik çalıp, konser veren bir saat’. Herkes eğlenirken Haydar’ın kardeşleri de elde tabanca oradalar. Mehmet, oğlunu korumaya çalışırlarken yaralanır. ‘Fever Pitch’ (1973) (Nick Ingman). ‘Mandingo’nun ‘Sacrifice’ albümündeki parça. Kahramanımızın bizi yadırgatan davranışlarından biri bu sahnede. Hiç gereği yokken düşmanı ile konuşmaya gider. Üstelik yalnız başına ve sol kolu sargılar içinde. Arkadaşlarına “Hiç kimse karışmayacak. Benim meselem bu” demişti. Çıkan tartışmada Haydar ve iki kardeşine kurşun yağdırıyor. Sonra oğlunu ve annesini köye gönderir. Hapse gireceğini, ikisine de söylememiş. ‘Dead Ringer’daki (1964) ‘The Dog Attacks’ (André Previn). Karakolda, kanlı hesaplaşmanın asıl şimdi başladığını anlıyoruz. Mehmet; “Teslim oluyorum Komiser Bey. Bu silahla üç kişiyi öldürdüm.” Komiser Hüseyin Salıcı; “Üç değil iki. Kara Haydar ölmedi.” Ayağından vurulmuş. Bundan sonra hep elinde baston ve kin dolu olacak. Ağır Ceza Üyesi Yılmaz Gruda’nın açıkladığı karara göre ‘olaydaki ağır tahrik ve kısmen savunma durumu gibi hafifletici nedenler göz önüne alınarak’ 18 yıl hapisle cezalandırılır. Mahkeme sahnesinden sonra Hakkı Kıvanç’ı bir daha göremiyoruz. Kahramanımız, yine bizi şaşırtan bir şey yapar. Oğlu, kendisini öldü bilsin istiyor. Sonradan “Cezaevinde yattığımı senden gizledim. Tek, bu yollara heves etmeyesin diye. Beni ölmüş bilmen daha hayırlı olur senin için diye düşündüm” diyecektir. Sigara, volta ve namazla geçen günler. Bu sırada Ali, inek çobanlığı yapıyordu. Cezasını tamamlayıp köye gittiğinde Faik Coşkun’dan duydukları pek de hoş şeyler değil; “Oğlun, anan öldükten sonra köyde duramadı. Zaten köye, kasabaya sığacak bir delikanlı değildi. Hep büyük şehirleri düşünürdü. Ne yaptıysak, ne ettiysek bu fikrinden caydıramadık O’nu. Günün birinde başını alıp İstanbul’a kaçtı. Ömer Usta da çılgına döndü. Aramadığı yer kalmadı. Bir türlü bulamadı. Kahretmeyesin diye sana yazmadık, yazamadık. Mutlaka İstanbul’dadır.” Ali, aslan gibi bir delikanlı. Lakabı ‘Ateş’. Babası hep ‘okusun, çalışsın, büyük adam olsun’ isterdi. Ama bambaşka yerlere sürüklenmiş. İnanması zor; Kara Haydar’ın en güvendiği adamı, hatta sağ kolu olmuş. Üstelik kızı (filmde adı söylenmeyen) Sevda Karaca ile birbirlerini seviyorlar. ‘Forever and Ever’ (1973) (Stelios Vlavianos / R. Constantinos). Paul Mauriat’nın aynı adlı 33’lüğündeki (1973) melodi ile genç kıza doğum günü için bir kolye veriyor. 18 yaşını bitirmiş artık düğün hazırlıklarına başlamak gerekiyormuş. Franck Pourcel’in ‘Amour, Danse Et Violons No 41’ albümündeki (1973) ‘Le Dernier Tango a Paris’ (Last Tango In Paris) (1972) (Gato Barbieri). Boğaz Köprüsü’nü gören tepede şunları söylemişti; “Babam, senden o kadar memnun ki seni yalnız damadı olarak değil aynı zamanda iş ortağı olarak da düşünüyor.” Mehmet önce Ömer’i bulur. İlginç bir şekilde hapisliği boyunca birbirlerini görmemişler. Günler boyu üniversite önlerinde, gece kulüplerinde, her yerde oğlunu arıyor. Yaklaşık 20 yıldır ayrılar. Tanıması mümkün değil. Ama olsun, arıyor. Karşılaşmaları en beklenmedik yerde, arkadaşının ‘külüstür garajında’. Haydar’ın adamları Hüseyin Zan, Kudret Karadağ, Süheyl Eğriboz, Mehmet Yağmur oradalar. Ali de. Ömer neredeyse boğazlanacak. Burasını,’ekmek teknesini’ Kara Haydar’a satmalıymış. ‘Tam o sırada’ Mehmet gelir; “Durun.” Kendinden emin haliyle hepsini pıstırıyor. Giderayak ‘oğluna’ söyledikleri; “Sen beni tanımazsın delikanlı. Ama patronun çok iyi tanır. ‘Bacağını sakat eden adamın selamı var’ de. Uslu dursun öbür bacağını da kırarım.” Bunu duyan ‘Patron’u ‘zapt etmek’ çok zor. “Mehmet ha? (Ali, babasının adını unutmuş olmalı ki bu isim bir çağrışım yapmaz.) Kardeşlerimin katili Mehmet. Beni sakat bırakan Mehmet.” Yıllardan beri hep bugünü beklemiş. Şimdi kana kan istiyor. İntikamını da Ateş Ali alacakmış. Delikanlı tam babasını vuracakken kolundaki saatin ‘konsere başlaması’ 18 yıllık ayrılığı bitirir. Mehmet oğlunu tanımış. Ali de çeteyi bırakır. Artık babası ile beraber. Oğlunun aşkını öğrenen Mehmet bir çılgınlık daha yapıyor. ‘Hayırlı iş’ için Kara Haydar’ın evine gider. “Geçmişi unutalım. Dost olalım… Düşmanlık kime ne kazandırmış ki. İntikam ne senin sakatlığını düzeltir ne kardeşlerini diriltir nede taş duvarlar arasında geçen benim en güzel yıllarımı geri getirebilir” diye dokunaklı sözler söylüyor. Oysa karşısındaki bunları anlayacak durumda değil. Kahramanımızın yediği dayağı seyretmek çok zor. 9 yumruk, bir tekme, yerlerde sürüklenmek. Tabancasını çekmese belki öldüreceklerdi. ‘Theme Solaire’ (1972) (Lai). Kan revan içinde eve döndüğünde “Ben bu dayağı yiyecek adam değildim. Evlat hatırı için katlandım” diyor. Biraz sonra Sevda Karaca da kaçıp oraya gelir. ‘La Course Du Lièvre’ (1972) (Lai). Filmin en acımasız sahnesi ‘…and Hope to Die’daki melodinin ilk 25 saniyesi ile. Haydar; “Kaçmış, hem de düşmanımın oğluna kaçmış... Düşün peşlerine. Yakalayın gebertin Onları. Yangın Mehmet’i de, Ateş Ali’yi de, kahpe kızımı da.” Hüseyin Zan; “Kızınızı da mı?” Haydar; “Kızım değil artık O benim.” Mehmet ‘çocukları alıp bir müddet gözden uzaklaştıracak. Gizlice nikâhlarını kıydıracak’. Planı buydu. Sonrasında, yine, öyle şaşırtıcı bir hata yapıyor ki. Yerlerini mektupla Ömer’e bildirir. Arkadaşı yediği dayağa karşın konuşmamıştı ama Hüseyin Zan mektubu bulunca filmin sonu belli olur. ‘Early Sunday Morning’ (Isaac Hayes). ‘Shaft’taki (1971) melodi; Düğün gecesi içtikleri şampanya. ‘La Paloma’ (1863) (Sebastián Iradier). Danslarından sonra odalarına çekiliyorlar. (Aşağıda eğlence sürerken böyle bir şey yapmaları ilginç.) Haydar’ın yeni evlilere düğün hediyesi 15 kurşun. Filmdeki son “Erkekler ağlamaz”ı ölmeden önce Ali söylüyor. Şimdi Mehmet can alıcı bir makine gibi. Kara Haydar’ın (Kartal Tibet’e ait ‘34 KT 417’ plakalı Mercedes’in yakınındaki) ölümü ‘La Course Du Lièvre’in (1972) (Lai) ilk saniyeleri ve adamlarınınki ‘Fever Pitch’ (1973) (Ingman) ile. Oğlunun ve gelininin mezarına çiçek koyuyor. Birazdan kelepçelenip hapishaneye götürülecek; “Uyuyun yavrularım. Yattığınız yerde rahat uyuyun. Artık sizi kimse ayıramaz. Hiç kimse.” (Sadece bir mezara çiçek koyması, gençlerin beraber olduklarını düşündürdü. Ne faydası olacaksa.) ‘Lullaby’ (1969) (Tokiko Kato). Raymond Lefevre’in 12 numaralı albümü (1970). Sevda Karaca; “Ali, Ali! Nerde kaldın, merak ettim seni.” Ali; “...” Sevda Karaca; “Ne oldu? Nen var senin?” Ali; “...” Sevda Karaca; “Ne var? Ne oluyor?” Ali; “İki can düşmanının çocuklarıyız. Kader ikimize de kötü bir oyun oynadı. Seni çok sevmiştim fakat artık buna hakkım yok.” (Yazan: Murat Çelenligil)



Tamer.Yiğit

12 Aralık 2019 19:09

Kartala Toron Karacaoğlu Yalçına Esen Günay dublajı çok yakışmış. Bilal İnci zaten rolünde her zaman ki bir numara. Ama Kara Haydar ismi olmamış keşke Meçhul Kadındaki gibi adı Deli Bekir veya Kara Bekir olsaydı. Kara Haydar deyince aklıma direk Ayhan ışık geliyor onun bu isimde bir filmi var çünkü. Bülent Kayabaş ise rolüne hiç yakışmamış. Yalçınla yaşıtlar nerdeyse Yalçın ona amca diyor makyaj falan yapmışlar ama yinede kurtaramamışlar o rolde Hakkı Kıvanç olmalıydı. Aslında filmde var ama rolü çok az.bu rolde bence o olmalıydı. Bunlar haricinde film gayet güzel ve akıcı.diyaloglar ve müziklerde gayet güzel olmuş.oturmuş bu filme.dublajlarda tam oturmuş. Osman Seden çok iyi bir iş çıkarmış ortaya. Yalnız Kartalın sesi Cüneyt Babayı çok andırmış hele Baba rolünde oynadığı için dublajıda Toron yaptığından olsa gerek.

Cevap Yaz

Tamer.Yiğit

12 Aralık 2019 19:02

Kartal Tibet ve Yalçın Gülhanın üstün oyun gücüyle ve sağlam bir senaryosuyla 10 numara bir film olmuş. Erler film bu filmi birgün youtube kanalında yayınlayacak ama yazık ki film şirketleri youtubeye filmleri sorunlu yüklüyor hem kesip biçiyor hem de orjinal müziklerini değiştiriyor böylece filmler saçma sapan bir şekil alıyor yazık günah. Böyle yayınlayacaklarına hiç yayınlamasınlar daha iyi. Oysa bu filmi hd izlesek en orjinal haliyle fena mı olurdu elimizde kasetleri var ama filmin görüntü kalitesi düşük bu filmleri kendi şirketleri sağlam vermiyor artık kaset şirketleri ne yapsın.

Cevap Yaz

burcusara

13 Nisan 2019 00:51

Oğlu için en iyisini isteyip onun yıllarca hasretini çekip sonra onu yeniden kaybeden bir babnın hikayesi. Benim ailem dindar olduğu için gözümden kaçmayan bir detay oldu. Kartal Tibet kabadayılığa tövbe edip hapishanede namaz kılmaya başlar fakat çıkınca içki içer yeniden. Biz insanların hep zor günlerimizde Allah'a sığınıp, sonra işler yoluna gitmeye başlayınca yine dinden uzaklaşmamızın aslında güzel bir örneği, öyle düşünülmüş olmasada bu hikaye için.

Cevap Yaz

KartalTibetTutkunu

19 Ekim 2017 22:00

Kartal TİBET'in bir kabadayı'yı oynadığı güzelde bir film olarak izlenir nitelikte. Oyuncu performansı anlamında başarı grafiği filmin üst düzey Toron KARACAOĞLU'nun dublajı Kartal TİBET e hiç gitmeme gibi ufak tefek bir iki ayrıntı dışında nede olsa: Bir Osman SEDEN film klasiği.

Cevap Yaz

TubaArtan

22 Ağustos 2017 17:21

Umarım HD si de gelir..Erler Film'e güveniyorum ;)

Cevap Yaz

kral_affetmez

9 Kasım 2013 11:18

kartal tibetin en güzel filmlerinden. ve yalçın gülhanda çok iyi

Cevap Yaz

keskincan

8 Kasım 2013 20:34

çok başarılı bir film kartal tibet klasiği herşey düşünülmüş filmde sevda karaca rolünün hakkını vermiş adeta yaşamış oynarken güzel sanatçı

Cevap Yaz

yasak75

30 Mayıs 2013 14:09

bütün yuncular harika

Cevap Yaz

sakis75

5 Haziran 2011 14:57

Filmdeki bütün müzikleri yazmışsınız.Ama sadece brini atlamışsınız :) Filmin sonuna doğru düğün sahnesinde halay çekilirken çalan yunan ezgilerini andıran müziğin ismini merak ettim.Nazan Öncel'in o şarkıya benzeyen bir parçası var.Boncuk isminde.Ama Nazan Öncel o parçayı 1992'de yapmış.Film ise,1974'de çekildiğine göre,şarkı o değil hissiyatı uyandırdı bende.Belki Nazan Öncel bir yunan şarkısından esinlenmiştir bilemiyorum.Bana bu filmdeki müziğin ismi,hatta kendisini bulabileceğim bir link olursa çok mutlu olurum.Şimdiden ilgi ve alakanız için tşk. eder iyi günler dilerim...

Cevap Yaz

B a r b a r o S

4 Haziran 2011 21:15

Kartal TİBET duayen bir oyuncudur. bütün filmleride güzeldir fakat en beğendiğim filmide bu filmdir işte. tek kelimeyle mükemmel bir yapım...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica