Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Gönülçelen 1. Sezon

Gönülçelen 1. Sezon

7,65

(16 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Dram Duygusal Komedi Dram, Duygusal, Komedi

Yönetmen: Cevdet Mercan Cevdet Mercan

Ülke: türkiye

Oyuncular: Sermet Yeşil, Serkan Keskin, Dilşad Çelebi, Hakan Gökhan Erdil, Nevzat Küçük, Cem Karakaya, Öykü Çelik, Ayşe Şule Bilgiç, Engin Hepileri, Arzu Gamze Kılınç Devamını Gör...

Konusu : Ünlü İrlanda’lı yazar Bernard Shaw’un ‘Pygmalion’ adlı tiyatro oyunundan ve aynı oyunun beyaz perdeye uyarlanmış versiyonu, senaryosu Alan Jay Lerner’a ait ‘My Fair Lady’ adlı filmden esinlenilerek yaratılmış hikayemiz, işin içine iki önemli unsur daha katıyor: Müzik ve İstanbul. Hikayemizde, baş erkek karakterimiz (Murat), müzik konusunda kariyer yapmış bir akademisyendir ve otuz yaşındadır. Zengin olmasının yanı sıra kuşaklar boyu kökü İstanbul’a bağlı bir ailede doğup büyümüştür. Baş kadın karakterimiz (Hasret) ise İstanbul’un en fakir semtlerinden birinde oturan, alt tabakaya mensup ve o tabakaya ait ‘Roman’ ağzı ve ‘özgür ruhu’yla farklılaşan, genç bir kızdır. Mahalle orkestrasında şarkıcılık yaparak evine ekmek götüren Hasret’i, Murat’la biraraya getiren şey, “müzik”tir. Bu eğitimsiz ve zaptedilmesi zor “ses” kendini, biraz daha fazla para kazanıp ailesinin selametini sağlamak uğruna, Murat’a teslim eder. Tabi Murat, “bu sesi öylesine adam ederim ki onun bir Diva’ya ait olduğunu zannederler” iddiasını ortaya attıktan sonra...

Yapımcı

Kurgu

Sanat Yönetmeni

Yapım Ekibi

Yönetmen Ekibi

Kamera Ekibi

Post-Prodüksiyon

Işık Ekibi

Sanat Ekibi

Makyaj Ekibi

Ses Ekibi

Oyuncu Seçimi

Müzik ekibi



idi99

11 Mayıs 2017 22:05

petek dinçöz ve hakan ural'ın dizisi bir yıldız tutuldu'nun kopyası Petek dinçöz, çingene; hakan ural da piyanistti. Bir yıldız tutuldu sağlam bir diziydi Çok da tuttu Zaten böyle hikayeler tutuyor. Gönülçelen'i yapanlar da bu hikaye nasıl olsa tutuy or diyerek ne kadar aciz olduklarını göstermişler. Artık devir kitaptan, diziden uyarlanan dizilerin devri.. Senaristlerimiz iyice köreldi ÜRetkenlik kalmadı Son olarak tuba büyüküstün gerçekten kötü oyuncu Sesini kullanamıyor Oynadığı sahnelerin duygusunu veremiyor Açıkçası güzel de bulmuyorum Güzellik göreceli sonuçta

Cevap Yaz

mavi ege

27 Temmuz 2010 22:53

Bu dizide performansını en beğendiğim oyuncular  Günay Karacaoğlu , Nadir Sarıbacak , Ünal Silver , Evrim Alaysa roman rolünü çok güzel oynuyorlar tek kelime ile harikalar...

Cevap Yaz

emre84

3 Haziran 2010 08:24

Başarılı bir dizi

Cevap Yaz

bjkemre06

3 Haziran 2010 06:01

Beğenmedim fazla doğrusu çok filmden ve diziden alıntı gibi duruyor:(

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

25 Mayıs 2010 11:21

Nacizhane bende bu diziyi önceleri romanlara ithafen yapılmış diye ara sıra dönüşümlü, izlemekteydim. Romanların kendine has özgün mistikhane havası o bildik şivesi nede dokusu tam olarak tutmamış görünce hayıflandım! nerede gırgıriye nerede o mahallenin muhtarları dedim? ... ve senaryo kime ait acaba deyipte birde baktım?. Ünlü İrlanda'lı yazar Bernard SHOW'UN tiyatro oynunun aslısının aynısı da beyaz perde ye uyarlanmış versyonu, Bizde de dizi senaryosu olarak öykünmesi. Konsept teması kısaca: Müzik ve İstanbul hikaye betimi... sosyo burjuva yaşamsalı olan bir takım insanların varoşlara olan hükmü... yakın kaynaştırmaya vurgu bir empoze... algıladığım.

Cevap Yaz

bltszlk

27 Mart 2010 15:30

atv'de Her Cuma akşamları  yayınlanmaya başlayan Gönülçelen ''My First Lady müzikalinden'' esinlenerek dizi yapıldı.Orjinalliği yok dizinin.atv'nin dizisi Gönülçelen  (Tuba Büyüküstün) Kanal D'de yayımlanan Hanımın Çiftliği (Özgü Namal) dizisine rakip olabilir.

Günay Karacaoğlu'nun oynadığı çingene rolü tam yakıştı.Tuba Büyüküstün,Cansel Elçin,Günay Karacaoğlu ve diğer oyuncularına başarılar dilerim.

Cevap Yaz

iigood

15 Mart 2010 07:53

bu dizi ayni Pygmallion ve Orhan Gunsirayla leyla Sayarin 1960'li yillarda cevirdigi "Aslan yavrusu" adli filminin dizi uyarlamasi kucuk degisikliklerle tabii ama genel olarak ayni konu islenmis

Cevap Yaz

enigmacuture

10 Mart 2010 23:32

Sulukule ve Milano,Côte d Azur İstikameti:

Tuba Büyüküstün'e, "Hasret" adı verilerek; sokak çiçekçisi hafif pespaye, cilveli, güzel, kurnaz kız imajı baştan bahşedilmiş gibi. Ancak şöyle bir Anadolu yakasına, Bağdat Caddesi istikametine doğru yol alalım. Bu mevkide adı "Lara" ya da "Çağla" olan oldukça batılı görünen çiçekçilerimiz de var. Demek ki isimle, sıfatlar bir olmuyor. Bunu bir an es geçebiliriz ama Hasret kızımızın üzerinde oldukça derme çatma duran, evlere şenlik, renk cümbüşü kıyafetleri biraz irdeleyince görüyoruz ki her bir kıyafet Nişantaşı Abdi ipekçi Caddesinde parçası an az 1.000-YTL den satılan türden. "Renkli ve kafa bi dünya kıyafetli çingene çiçeksi"nin tonları tutturulmuş ama giysi kalitesi unutulmuş. Haliyle Hasret, sülün gibi dolaşırken görüyoruz ki suret olarak ortada çiçekçi bir kız var ancak bu kızın aklı başka bir yerde sanki: "Çiçekleri satıp bitirsem de akşam yemeği için Paris'e uçsam" düşüncelerini ben izlerken okuyabiliyorum. Görüntü olarak sulukule -ki onu da tam başaramamışlar- İçerik olarak Milano şehrini anımsatıyor Hasret. Tebrik ediyorum bir bedenle bu iki zıt kavram cuk diye oturtulmuş.

Mutfak Grubu ve Sinir Katsayısı:

Yasemin Conka(Nakiye)'yı çok seviyoruz. O ailemizin sanatçısı. Ailecek izliyoruz. Tamam da daha 38. yaş gününü yeni kutlamaya hazırlanan bir oyuncuyu neden bir mutfağın içine tıkıyorsunuz. Her dizide bol bol yemek yaptırdınız da doyamadınız mı? Ben doydum patladım. Güldünya(2009) adlı dizide de mazbut Asiye karakteri ile Yasemin hanım anne yapılmış kucağına da bir düzine çocuk verilmişti. Her dizide alt kadro ya anne ya mutfak elemanı. Bu kadın üvertür olmaktan ne zaman kurtulacak? Ölmeden, henüz yaşarken; dünya gözü ile şu kadına fettan bir rol verin de milleti doyurmak yerine zehirlerken görelim. Kötü kadın olamayacak kadar elbet yeteneksiz değil ancak 4 duvardan oluşan bir mutfağın içine tıkılıp, bol bol dedikoduya boğulacak kadar da yeteneksiz deği Yasemin Conka.

Hatırlanmaktan Korkulan Ancak Hemen Hatırlanan Öncekiler ve Şimdikilerin Zor Hazmı:

Bir Yıldız Doğuyor, Beklenen Şarkı, Minik Serçe gibi bazı sinema yapıtları ve bunun çakma versiyonu olan dizi varyasyonları ile bol miktarda şöhret hikayalerine doymuş bir toplumuz. Kız fakirdir ama zengin çocuğu etkiler. Sonunda kız şöhret olur ama etrafındaki mutlak kötülük kaynakları peşlerini bırakmaz. Senaryo kısaca bu. Bu nedenle dizinin ilk bölümünde son bölümünü tahmin etmek zor değil. Bilinenin bu kadar fazla olduğu bir senaryoda gizli bir mecra bırakılsaydı belki etkileyici olabilirdi. Ancak Hasret zaten en başında izleyeni reel çingene kızı hasrete hasret bıraktığı için, senaryoya aşinalık bir derece affedilebiliyor. Ben affettim Allah da affetsin.

Acelesi Var Koşuyor, Senaryo Durmuyor:

Malumunuz veçhile 2006 yılında Cem Akyoldaş yönetiminde Kuşdili adlı bir dizi çekilmeye başlanmıştı. Dizinin öyle reklamı yapılmıştı ki "Tüm zamanların en iyisi olmaya aday" şeklinde demeçler verilmişti. Dilsiz Fidan(Hande Subaşı) ile Yunus(Uğur Pektaş)'ın aşkı dizide çıkış noktasıydı. Bir kaç bölüm ne oluyor bitiyor demeye kalmadan güzeller güzeli Fidan'ın dili çözülüverdi. Bu acele neydi anlamadık. Yıllarca "lal" bir şekilde oradan oraya savrulan Fidan'ın derdi bir aşkmış meğer. İyi de acelesi neydi? Senarist pek hevesli olduğu için dili hemen çözüldü dedik, düşündük bulamadık. Bulmaya çalışırken dizi yayından kalkıverdi. Gönülçelende durum daha farklı. Gelişim hızı, ışık hızında. İlk bölümde Hasret köşke girdi, Murat(Cansel Elçin)'i etkilemeyi başardı. Eline mikrofon tutuşturup şarkı da söyletseydiniz keşke ilk bölümde. Zaten Perşembenin gelişi çarşambadan belli değil midir? Bu kadar hızlı şekilde olaylar gelişti madem Hasret'in billur sesinden şarkılar dinlemeyi çok görmeseydiniz bize. Ya da dizi değil sinema filmi yahut tv filmi yapsaydınız bu yapımı a yönetmenim. İlk bölümde çözülmeyen pek bir sır perdesi kalmadı hani ondan diyorum. Vallahi kötü niyetim yok.Velhasıl kelam Murat'a gelince; Murat, hayatın anlamını sorgulayan bir bilge modunda ve çok muhannet. "Bestemi isteme benden buz gibi soğurum senden" psikolojisinin esiri olmuş gibi. İddia için ortaya konan en yüksek bedel ve ulaşılamaz değer hani Murat'ın o çok müstesna bestesi ya ondan dem vuruyorum. Yalnız komik bir durum var. En azılı playboylara taş çıkaran sevgili Murat'ın çevresinde dolanan kızlar neden hep çirkin? Sanırım senaryo ve yönetim üniversitelerde demografik araştırma yapma gereği duymamış. Maş(ş)allah yeni nesil su gibi ve Hasret'e de bin basarlar yani. Bu nedenle izleyicilere gördükleri her şeye inanmamaları gerektiğini öğütlüyorum. Tekrar Murat'a dönelim. "Ya canını ya besteni" seçeneği misali ortaya iddia olarak çok kıymetli bestesini koyuyor. Ancak biz bu pek kadirşinas ve musikiperver adamın besteci yanını besleyen bir öğe göremiyoruz dizide. Neden bu kadar havada acaba? Bir besteci illa ki ilham aldığı ona yön veren argümanlara değinmelidir. Murat'ın bu yönü es geçilmiş ve ortaya başkalarının besteleri ile baslenen besleme bir karakter çıkmış. Murat, Hasret'e kıyasla daha vahim bir durumda. En azından Hasret yapamasa da çingene olmaya çalışıyor. Ancak pek muhterem Murat'ın olmak istediği şey baştan elinden alınmış durumda. İlginç. Zembille inmiş bir alamet-i farika gibi...

Giriş, Gelişme ve Bitti, Sonuç Nerde?

Konuyu aynen yazıldığı gibi aktarıyorum: "Ünlü İrlanda’lı yazar Bernard Shaw’un ‘Pygmalion’ adlı tiyatro oyunundan ve aynı oyunun beyaz perdeye uyarlanmış versiyonu, senaryosu Alan Jay Lerner’a ait ‘My Fair Lady’ adlı filmden esinlenilerek yaratılmış hikayemiz, işin içine iki önemli unsur daha katıyor: Müzik ve İstanbul." Bernard Shaw'ı tanımasam ya da Pygmalon'u hiç duymasam "Vay beee ne okunu ama içim açıldı" derdim. Ancak dizinin adı geçen kişi ve yapıtı ile sadece uzaktan bir alakası var. Yakından alaka hiç yok. "Before,After" şeklinde ifade edilen ironik durum zaten dizinin afişinde yer alan Hasret tiplemeleri ile ortaya konumuş. Altta basma fistan çiçekçi Hasret. Üstte iki dirhem bir çekirdek asaleti ile döven kibir şaheseri şehirli kibar Hasret. Finalin böyle olacağı belli zaten de, bari afişe koymasaydınız. Hasret'in "after" hallerini biz kendi gözümüzle görseydik. Ancak bunu görme hakkı bile tanınmamış izleyiciye. "Hasret'in salon kadını, pek cool hallerini göreceksin" emirvakisi içinde gözümüze gözümüze sokulmuş afişte.

Manifesto:Müzik Derim Ve Kekremsi Bir Tat İle İrkilirim:

Müzik kısmının özel ilgi alanım olması hasebi ile ayrıcalıklı ve ayrıca ele alınması gereken bir konudur. Buna değinmeden önce biraz uygarlık tarihine değinmek gerekir. Dünya devletleri gerek yönetim bazında totaliterizmi, gerekse kişi bazında anarşizmi yaşamış ve yeknesak olamamışlardır. Zorla güzellik olmayacağı en ciddi kurum olan devlet temelinde bile algılanabilen bir olgu olmuştur. Hal böyle olunca dizinin yavan müziklerini elbette değiştiremeyiz. Ancak dizilerdeki kötü gidişatı, müzik alanında durdurmak için ani müdahale mangası gibi zorlayıcı timler kurup, dizi setlerini de basamayız. Buna gücümüz yetmez. Yalnız bu çaresizlik, izleyicinin sonunadak susacağı anlamına gelmez, gün gelir devran döner ve izleyici; kalitesiz müziklere esir olmaktan çıkar ve esir edenleri esir alır. Lafım da anlayana...

Cevap Yaz

selen_24

10 Mart 2010 16:10

tülayhunter arkadaşıma tamamen katılıorum çok doğru bi teşhis.. çingene böyle olmaz hani hiç çingene görmesek inanıcaz yani bi kere araştırılmamış ...tubanın oyunculuğu zaten yapmacık tatmin edici değil..malesef olmamış ....

Cevap Yaz

tülayhunter

9 Mart 2010 00:17

Sanırım Kamelyalı kadının bir uyarlaması bu film. Diğer yorumcu arkadaşların da yazdığı gibi oyuncularda duygu yok.

Ama bana göre , yönetmen böyle bir film için yanlış seçilmiş. Günay Karaca gibi bir oyuncu bile filmde bize sıcaklığını veremiyor. Çingene ruhunu bilemiyor yönetmen. Araştırmamış, İncelememiş. Tuba buz gibi. Oysa çingene ateş gibidir. Yanar... ortalığı da yakar..

Yönetmen de oyuncular da bu film için yanlış.

İnşallah ben yanılyorum ve emekler boşa gitmez..

Cevap Yaz
Yandex.Metrica