Denial

9,75

( 1 kişi yorum yaptı )

Denial

(Denial)

Sinema Filmi

1998

Aldatma ve inkar temelinde 3 ayrı çiftten yola çıkarak; evlilik ve ilişkiler hakkında komik sonuçlara ulaşan film, kadın ve erkek için adeta yaşam rehberi gibi.

Künye

Yönetmen Adam Rifkin
Senaryo
Müzik Tyler Bates
Görüntü Yönetmeni Francis Kenny
Süre 93 dk
Tür Dram, Komedi
Ülke ABD
Etiketler Bağımsız Film, Masaj, Mastürbasyon, Seks, Yazar Daha Fazlası

Son Yorumlar (1)

enigmacuture avatar enigmacuture 23 Aralık 2009 10:08:12

10

Bir kavanoz dolusu kokteyl soğanının bile baştan çıkarıcı afrodizyak olarak gösterilmeye çalışıldığı, öğrenilmiş seks kalıplarıyla dalga geçen, ilişkiler hakkında fazla fikir sahibi olmayan en uçlardaki cühela birinin bile izleyince, evlilik ve ilişk i uzmanı sevgili "Selin Karacehennem" kadar kendini bu konularda söz sahibi hissedeceği film; aklını şüphe ve aldatma ile bozan bireyler için içi define ile dolu hazine sandığı değerinde. Yüksek oranda komedi dayatması ihtiva eden Hollywood yapımı dejenere komedi filmlerini izleyip ya da tahammül edemeyip yarıda bırakıp çöpe attım ama bu film hariç. Hem didaktik, hem erotik, hem de yer yer soft pornografik film, şayet makaslanmamış hali ile elinizdeyse onu iyi muhafaza edin ve çocukların ulaşamayacağı yüksek bir yerde saklayın. Diyaloğa bakar mısın? '-İlk karını da aldatıyordun. -Ama onu seninle aldatıyordum yani hayatımın aşkıyla...' Aldatma ve inkar üzerine hoş bir güzelleme. Ama filme yapılan makyaj diyalog temelinde biraz fazla. Görüntü olarak fazla modern olan ancak beyin olarak fazlasıyla taşralı düşünen bir düzine şehirli insan. İçinizi kemiren soru işaretleri daha fazla ayyuka çıkmadan, işte yol gösterici mini test sorularım: Kocanız size her zamankinden fazla ilgi mi gösteriyor? Yemek yedikten sonra size gülümseyerek yanağınıza masum bir öpücük kondurup, ne kadar tatlı biri olduğunuzu mu söylüyor? Her zamankinden daha heyecanlı ve daha mı uçarı? Giyim zevkleri değişip bambaşka birine mi dönüştü? Gözlerini açıkça sizden kaçırıyor ya da suratında manasız bir ifade ile sonuca ulaşmayan cümleler mi kuruyor? Bütün yanıtlar evet ise yada en azından biri evet ise bu filme göre kocanız sizi aldatıyor. Film üç farklı çift üzerinden inkar sorunsalını irdeliyor: 1- Aldatmayı yazılı bir akit gibi imzalayıp bunun tarafı olmaktan hoşnut gibi gözüken çift. 2- Aldatmayı bir kabus addedip bu kabusu görmekten gizli bir zevk alan muhafazakar musevi çift. 3-Birbirlerine sadakat zinciri ile bağlı olan a priori üçüncü çift. Film üç hayatın laboratuvar ortamında sınandığı fizik deneyi gibi, deneklerin fizik yapıları sabit tutulup bağımsız değişken olarak içsel fantezi ve sınırları sınanıyor. Musevi olduğu için fazlasıyla eşine bağlı olan avukat Joel(Jonathan Silverman) başkası ile birlikte olmak bir yana bunu düşünmeyi bile saplantı haline getirmiş durumda. Zira bunda musevilige göre boşanmanın mümkün olmamasının etkisi büyük bana göre. Çünkü bu dine göre bir kez evlenenlerin bir daha boşanması mümkün olmuyor. Standart bir avukat dünyanın neresinde olursa olsun evliligini riske atmak istemez. Bu nedenle Joel'in seks anlayışı sadece kendi yatak odasında ve kendi dört duvarı arasında yaşananlardan ibaret. Evlilik ve sadakat bir anlamda mecburiyet razı oluş rabıtası. Tek istisnası masaj salonunda yaşanan ve mastürbatöre karşı konulamayan doğal teslimiyet hali. Çünkü aldatmayı başka bir kadınla birlikte olmak olarak algılayan bu anlayışta cinsel ilişki dışındaki dokunuşlar, göz teması ve tek taraflı mastürbasyon aldatma sayılmıyor. Joel'in doktor adayı sevimli hayat arkadaşı Sophie(Leah Lail), sanat ile fazlası ile icki dışlı olan kadavra eğitmeni doktoruna tek geçeligine teslim olsa da ilk dersteki kadavrada mevcut olan erkeklik tenasul uzvunun size'i aklını başından alınca, konuya fazla takıntılı yaklaşan kocasının yaralı ve muzdarip halleri evliliklerini hafif sallantıya sokuyor. Şüphe oyunları ve aldatma trajedisi üzerine adam akıllı nüfuz eden film, bunu beslemek için pornografi kültürü, tek gecelik birliktelik ve duygusal baskı sendromu, üreme oranlarının içe dönük ve dışa dönük olmasının sonucu olan fizyolojik çıkarımlar gibi ciddi mecralara göndermeler yapıyor. Yapılan atıflar fazlasıyla cesur. Kendini etkililiğıne ve kocasına adamış gibi görünen ve sadakat konusunda ahkam kesen Claudia(Amy Yasbeck) ise danışıklı dövüştüğü kocası İsaac(Ryan Alosio) yanından ayrılır ayrılmaz, yatağında bir kadın için mutlaka yer ayıran yazar Art(Jason Alexander)'in yanında alıyor soluğu. Aldatmayı doğal hayatın bir parçası sayan ve bunu felsefe ve ampirik bilgi ile ilişkilendirerek kendine yapay bir zırh oluşturan Claudia'nın dünyasında aslında görünüşe göre sadakat ya da aldatma kavramları yok. Soru yok, hesap yok. Dürüst davranıp birbirini her konuda bilgilendiren bir çiftin cinsel yaşamında her türlü değişikliğin mubah sayıldığı bu öngörü, sınırsız bir hareket serbestisi tanıyor. Evlilik arefesinde olan ve karnı burnunda sevgilisini her şeyden üstün tutan yakışıklı restoran şefi Sam(Patrick Dempsey) ise sevgi aşk gibi tabularla ilişkiye yaklaşarak, eşini aldatma yerine porno yayını yapan sinemaya gidiyor ya da porno dergilerden medet umarak bir şekilde karşı cinsin cazibe merkezinden kurtulmayı başarıyor. Porno film yayını yapan sinemaya gidip, beyaz perdede yer alan yıldızlarla o anda kurulan canlı bağlantı ise izleyeni gülmekten kırıp geçirecek cinsten. Netice ise mutlu bir evlilik. Ne hiç aldatmam diyenin arsızlıgı ne de aldatmayanın bastırılmış korkaklığı: Film üç anlayışın kesiştiği noktada mesaj vermiyor aslında. Sadece reddedilenin ne denli güçlü bir zaaf ya da gizlinin açığa çıktığı anda zararlı etkilerine yönelik kişisel silahlanma yöntemlerine ilişkin tüyolar veriyor. Bunlar da inkar, bastırma ve örtbas etme... Kaçamak bir orgazmın yarattığı heyecan ve yasak perdesi aralandığı anda yeniden geriye dönüş var bu da kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değil. "Mutlu bir evlilik karşılıklı güvenle ayakta durur ancak ruhu çıkmaza girince bir başka tenin tuzunu tatmak bu evliliği ayakta tutmaya yarayan sağlam bir araçtır." gibi saçma çıkarımlara varılsa da güldüren film heyecansız evli çiftleri rahatsız edebilir. Özellikle de seks yapmayı artık rütin bir zorunluluk gibi gören ve eşiyle sevişirken, hayalinde sevişmeyi istediği kişiyi düşünüp, onu eşinin yerine koyan cinsel açıdan bitik evlilikler... Duygusal bağ kurma ve sahiplenme sendromu yaşayan bayanlar da filmden uzak durmalı. Güzelliğine güvenen ve tek bir bakışı ile karşıdaki adamı etkisi altına alarak onun hayatında güçlü temeller attığını sanarak erkeğin nikahlı asıl karısının bir adım ötesine geçtiğini sanan hayalperest bayanlarin kaybedişi de filmde güzel işlenmiş. Özel ve önemli olmayı erkeğin hayatında vazgeçilmez kadın olarak algılayan bu avcı bayanlar ne yazık ki tek gecelik karşılıklı yararlanma saikli boşalmanın ardından pek rağbet görmüyor. Sebebi basit. Daima evinde kendini bekleyen ebeveyni bir emniyet butonu olarak gören erkek riske girmeyi sevmiyor. Bu nedenle fazla ödlekler. Bu erkeğe teslim olan kadın için ise durum daha vahim. Filmdeki gibi adamdan gelecek bir telefon için geri sayım yaparak ömürleri heba oluyor ancak o telefon hiç gelmiyor. Aldatan adamı paylaşan diğer kadınlardan biri olmamanın yolu ya onlardan uzak durmaktan ya da olanı biteni iplemeyip yamalı bir bohça ile pencerede beklememekten geçiyor. Çünkü filmde tüm çiftler için varılan genel geçer sonuç bu. 95. tekrarını izlediğim halde aylardır bıkmadıgım bu istisna filmin en sevdiğim müstesna kısmına gelince: "Porno izlemek aldatmak değildir"

Yandex.Metrica