Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Gizli Aşk

Gizli Aşk

8,45

(2 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 10 Dk Dram Dram

Yönetmen: Nejat Okçugil Nejat Okçugil

Ülke: türkiye

Oyuncular: Lütfü Engin, Doğan Argun, Özcan Yiğitmen, Ahmet Turgutlu, Cemal Ertokuş, Feridun Çölgeçen, Vahit Volkan, Hakkı Kıvanç, Benan Öz, Asım Nipton Devamını Gör...

Konusu : ‘Sex Power (L’Homme Coeur)’daki (1970) ‘Part/Movement 5’ (Vangelis Papathanassiou). Gönül’ün gazinoya çağrılması bile sofradaki mutluluğu bozamıyor. Orhan; “Kimmiş?” Gönül; “Pavyondan merak etmişler. Adam yollamışlar. ‘Gitmeyeceğim’ dedim. Öyle haber yolladım. Bakalım ne zamana kadar.” Orhan; “Hiçbir zaman, hiç. Anla.” Gönül; “… Hep böyle olmak istemiştim. Kısmet bugünmüş, seninleymiş. (Yemeği işaret ederek) Aa, soğudu ama tatmadın.” Orhan; “Et değil cennet taamı.” ‘Vesikalı Yarim’in (1968) ikinci çevrimi. Tanıtım yazısını Behiye Aksoy’un söylediği ‘Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar’ (1971) (Teoman Alpay / Hikmet Münir Ebcioğlu) şarkısı ile izliyoruz. Kapısında ‘Nakliyeci Hayrioğlu Kardeşler’ yazılı kamyon seferden dönüyor. Manav Halil bu kez şoför Orhan olmuş. Kocamustafapaşa’da değil [‘Fatoş Talihsiz Yavru’dan (1970) anımsadığımız] Okmeydanı’nda oturuyor. Bakkal (ilk çekimde ‘manav’) babasına da yardım ediyor. Halil’le kıyaslandığında biraz daha konuşkan gibi. Antep’ten mal getirdikleri gün uzun yol sürücülüğünden yakınıp duruyordu; “Çekilmiyor bu yollar. Bitip tükenmek bilmiyor. Kan ter içinde kalıyorum. Başka bir iş bulacağım kendime… İnsan yüzüne hasret kaldık be.” Bu yorgunluğu, kiri ancak hamam paklarmış. ‘Emmoğlu’ türküsünün duyulduğu mahalle kahvesinde ‘özel servis köpüklüsünü’ içerken muavini Mehmet’le dert yanıyordu. “İçimiz karardı be. İki kadeh parlatmanın, iki laf etmenin hasretini çekiyoruz.” Celal, Beyoğlu’na davet eder bizimkileri. “Bendensiniz. Akşam saat 7’de buluşuruz.” İlk çevrimde Sabiha’yı görmek için epey beklemiştik. ‘Gizli Aşk’ta buna gerek kalmaz. ‘Çalsın Sazlar’ (1971) (Sözler Fikret Şeneş.) Adını öğrenemeyeceğimiz gazinoya vardıklarında şarkıcı-konsomatris Gönül (adaşı Gönül Yazar’ın sesi ile) şarkı söylüyordu. (Baterist, böyle sahnelerin değişmez sanatçısı Erdoğan Üçkaya). Bir masadaki sakallı Oktay Yavuz ve diğer iki müşterinin yiyecek gibi bakışları biraz sonra çıkacak kavganın habercisi sanki. Biraz sonra Mehmet’le Celal ‘birkaç saz salonu ve bir meyhane’ dolaşmak üzere kalkarlar. (Önceki çevrimde ‘birbirlerinin kulaklarına fısıldadıkları’ bir yerdi burası). “Ben de biraz oturup eve giderim. Yorgunum zaten” diyor Orhan. ‘Bu Ne’ (1971) (Sözler Fikret Şeneş); “Gülerken ağlıyorum, severken sevmiyorum//Nedendir bilmiyorum hep yalan söylüyorum.” Gönül, şarkıyı bittirdiğinde Oktay Yavuz’un sataşması başlar. “Rotayı değiştirme. Gel bakalım, buraya gel.” ‘Elmer Gantry’deki (1960) ‘Main Title’ (André Previn). Çıkan kavgada Orhan korur genç kızı. Sonrasında sohbet ederlerken, başka konu kalmamış gibi kamyonda çalışmanın zorluğunu anlatıyor. “Ömrümüz, günümüz Anadolu yollarında geçiyor. Sizinki daha iyi. Kamyon tepesinde günlerce gitmek yerine oturup neşelenmek, müzik dinlemek…” Gönül’ün derdi de bambaşka; “Dışardan göründüğü gibi değil. Bir bilseniz içyüzümüzü. Ama dönemeyiz. Girmişiz bir defe bu batağa… Peşimizden yüzlercesi koşar ama dost bir insana hasret çekeriz çoğu zaman.” Kimi kimsesi yokmuş genç kızın. “Annem ben küçükken ölmüş. Babam da çalıştığım pavyonun müdürüydü. Hapiste şimdi. O zorladı, şarkıcı yaptı beni.” ‘Sex Power’daki (1970) ‘Part 9’ (Vangelis Papathanassiou). Gönül’ün [‘Kader Böyle İstedi’ (1968) ve ‘Dert Bende’ (1973) filmlerinden anımsadığımız] evine giderler. İlk çevrimden farklı olarak öpüşmeleri hemen o gece. Ancak ertesi gün “Bize gittik doğru. İçtik gene. Sonra salonda yatıp uyudu geç vakit” diye anlatıyor gazinodaki Müjgan’a. Delikanlı bir müddet daha ilgilenir babasının bakkal dükkânıyla. Ama aklı Gönül’de. Ekmek alan müşteriye parasının üstünü vermeyi unutacak kadar. Sonunda genç kızın evine yerleşir. Lütfü Engin’in taksi durağında çalışmaya başlamış. Birbirlerine yüzük ve çakmak (‘Vesikalı Yarim’de ‘sigara tabakası’) alırlar. Gönül’ün gazinoyu bırakmasına Müjgan da şaşkınlık içindeydi; “Sana olanlar olmuş. Patron söylediği zaman inanmamıştım… Bari çok paralı biriyle yapsaydın bu işi. Herifi yontsaydın yüreğim gam yemezdi.” İki genç, Sabiha ve Halil’in yıllar önceki mutluluklarını yaşıyor. Deniz kıyısında bira içerken, her yerde. Bu arada tatsızlık da olmuyor değil. Atilla Ergün ve arkadaşı uyarmak için gelmiş. “Gönül’le oturan sen misin? Neyine ulan senin… Nerden baksan şoför parçasısın. Sen kim, Gönül kim, a zibidi. Lan köpek, sana Gönül’ü yedirir miyiz? Bu akşam pavyona gelecek, tamam mı.” İyi bir dayak yerler ama polis kahramanımızın peşinde. ‘Dead Ringer’daki (1964) “Maggie’s Murder” (André Previn). Eve gelen görevli “Mutlaka karakola uğrasın” diyordu Orhan için. Neyse ki komiser ‘baba adammış’. Nasihatten sonra bırakır bizimkini. Böylesi zorluklara karşın ilişkileri sürüyor. Artık ezberlediğimiz ve her seyredişte insanı sarsan o konuşmaya kadar. Müjgan; “Gönül’e kimler kul olmaya kalkıştı da yüz bulamadıydı. O’na nasıl kapıldı anlayamıyorum bir türlü.” Celal; “Ya Orhan? Semtten dışarı çıkmazdı (‘Manav’ Halil’e uygun olan bu cümle, ‘uzun yol kamyon şoförü’ Orhan’a pek gitmemiş). Sen gel de pavyonda bir şarkıcıya tav ol (‘Vesikalı Yarim’deki Fethi benzer kırıcı sözleri için özür dilemişti. Celal aldırmıyor). Karısını, çocuklarını da mı hatırlamaz bu adam?” Müjgan; “Evli mi? Üstelik evli, öyle mi?” Celal; “Gül gibi karısı, çocukları var.” ‘The V.I.P.s’deki (1963) ‘Prelude’ (Miklós Rózsa). “Hem de iki çocuğu varmış.” Sabiha gibi Gönül de arkadaşının anlattıklarına inanamaz bir türlü. “Yalan, inanmam. Evli olsa söylerdi bana… İlk günden beri istemiyordun. Konuştunuz, sonunda bu yalanı buldunuz. Benim de inanacağımı zannettiniz.” Arkadaşı daha gerçekçi; “İnanmıyorsan Orhan’ına sorarsın. O da erkekse, mertse söyler, anlatır her şeyi.” Ama Gönül aynı “Sorar mıyım hiç. Küstürür müyüm O’nu. ‘Bunu bana nasıl sorarsın. El sözüne nasıl inanırsın’ derse ne cevap veririm” havasındaydı. Müjgan’ın, tartışmayı noktalayan sözleri; “O zaman Okmeydanı’na gider kendi gözlerinle görürsün. Tamam mı canım.” Sonraki sahnede dükkânın önündeydi. “Bir şey mi istedin” sorusuna “Şey, bir adres soracaktım da” karşılığını veriyor. (“Şey, elma bir kilo” demişti Sabiha). Cin gibi ihtiyar durumu anlamış; “Orhan nasıl?” ‘Sex Power’daki (1970) ‘Part 3’ (Vangelis Papathanassiou) ve ardından ‘The V.I.P.s’deki (1963) ‘The Bracelet’ (Miklós Rózsa). Delikanlı, işten yorgun argın geldiğinde evde kimseyi bulamaz. ‘Özlediğim Sevgili’ (1971) (Georges Moustaki-1969 / Fikret Şeneş). Gönül, gazinoya dönmüş şarkı söylüyor. ‘To Sir with Love’ (1967) (Don Black / Mark London). Sonrasında Vahit Volkan’ın masasındayken Orhan gelir. “Yeter seyrettiğin, hadi bakalım. Bıktım, hevesimi aldım. Geçti gitti. Düşme artık peşime. Eteğime sürünme. Tamam mı” diye tersliyor delikanlıyı. Ama dayanamayıp ardından koşar. Yine beraberlik ve yine ayrılık. Bu kez bir mektup bırakarak gider. Fausto Papetti’nin ‘Sexy Slow Tenderly’ albümündeki (1968) ‘Ode To Billie Joe’ (1967) (Bobbie Gentry). Gazinodaki garson Yaşar Güçlü “İstersen şeye bakıver bir defa, Boğaz’daki Zümrüt Oteli’ne. Benden bahsetmezsin elbet. Gönül’ü aradığını da bilmesinler” diyor. Atilla Ergün ile beraber genç kız. Zaten ‘eski bir hesapları vardı’. İki delikanlı kapışır. ‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Main Title’ (André Previn). Rakibini bıçaklayan Orhan için teslim olmaktan başka çare yok. “Seninki en azından bir sene yer” demişti gazino patronu Feridun Çölgeçen. Bu zaman boyunca sabredecek ve ‘tahliyeden sonra başka semte, başka yerlere gidecekler’. Kavilleri böyle. ‘The V.I.P.s’deki (1963) ‘The Conflict’ (Miklós Rózsa). Ancak bu sürede düşünme fırsatı bulur genç kız. “Nasıl olsa hayretmeyecekti bana. Bir gün dönecekti. İşin içinde başka bir kadın olsaydı, kolaydı. Uğraşır baş ederdim O’nunla. Aileyle, çocuklarla baş edilmez. Babamdan bilirim.” Bunları söylüyor dertleştiği Müjgan’a. Durup durup tam da tahliye günü pavyonda çalışmaya başlar. ‘Tıpkı Benim Gibi’ (1971) (Sözler Fikret Şeneş). Yine ‘konsomasyondayken’ gelir sevdiği erkek. Bıçakla yaralanması 1968 çevriminden farklı. Müşteriye vuracağını görünce araya giriyor. Tekrar hapislere düşmesin diye. Gerisi aşağı yukarı aynı. “Ben yaptım, ben vurdum kendimi. Benim bıçağımdı o.” Sonunda evine döner Orhan. Kapıyı oğlu değil karısı açıyor. “Hoş geldin.” Ardından o içten soru; “Aç mısın?” ‘Aşkın Kanunu’ (1970) (Mehmet Erbulan / Sadettin Öktenay). Babası Asım Nipton, annesi Silvana Panpani, karısı Benan Öz, çocukları Özcan Yiğitmen ve Tuncay Torun. Tekrar birlikteler. Film biterken Okmeydanı’ndaki bakkal dükkânı. Gönül yalnız çocukları değil Orhan’ın karısını da görür uzaktan. Yine atamadığı adımlar ve bu kez içine değil yanağına akıttığı gözyaşları. ‘Sex Power’daki (1970) ‘Part 2’ (Vangelis Papathanassiou). Filmdeki mutlu mutfak sahnesi. Makarna, konserve ve bir dolu malzeme almış Orhan. Gönül; “İkimiz mi yiyeceğiz bunları?” Orhan; “Elbette! Babam da böyle yapar. Erzakı toptan alır.” Gönül; “Beraber olduğumuzu biliyor mu?” Orhan; “Hayır.” Gönül; “Seni merak etmez mi?” Orhan; “Yaşım kaç benim!” Gönül; “Babanın gözünde kaç yaşındasın, ona bak sen. Özlemini çekiyordum bu günlerin, paketlerin (herhalde mutfak alışverişini söylemek istiyor) ve…” Birbirlerine sarılırlar. (Yazan: Murat Çelenligil)



benimsinema

3 Ekim 2014 00:17

Elbette vesikali yarim filmin yerini dolduramaz... buda fena degil ama sanki biraz duygu eksikligi varmis gibi geldi.. yada konular atliyor.. izzet günay neden iki kere oynar ayni filmi ? Bunu bi cok sanatcimiz yapmis zamaninda neden.. feri cansel türkanin verdigi duygulari verememis

Cevap Yaz

bubahsikapat

30 Haziran 2017 14:52

İzzet abimiz farkında değilmiş. daha sonra söylemişler kendisine

Yandex.Metrica