Pickup on South Street

(Pickup on South Street)

Sinema Filmi

1953

Künye

Yönetmen Samuel Fuller
Senaryo ,
Müzik Leigh Harline
Görüntü Yönetmeni Joseph MacDonald
Ülke ABD

Son Yorumlar (1)

serdardemirkiran avatar serdardemirkiran 22 Nisan 2017 21:36:57

7

“Sana bir hainle, yankesici arasında büyük bir fark olduğunu söylemiştim”.
Soğuk savaş dönemini kendine fon alan ve çevrildiği dönem Amerika’sındaki “Cadı Avı” olarak adlandırılan komünist avı dönemini hafif alaycı bir tavırla ele alarak yansıtmaya ç alışan eleştirisel bir kara film. O dönemi bilmeden ve bilgi sahibi olmadan filmi değerlendirmek, filme haksızlık olur kanaatindeyim. Amerikalı Joseph Raymond McCarthy 1947 ve 1957 yılları arasında Wisconsin eyaleti Cumhuriyetçi parti senatörüydü. Kendisinin başrolde olduğu dönem, Amerikan tarihine “McCarthycilik” yada “İkinci Kızıl Panik” olarak geçmişti, bu dönem 1940 lı yılların sonu ile başlayıp, 50 li yılların sonuna kadar sürmüş “antikomünist” kuşkuculuğu içermektedir. Bu dönemde pek çok insan komünist yada yandaşı olmakla suçlanmış, soruşturmalara uğramış, hapis yatmıştı.Bu dönemin bir önemli dalgası da Hollywood’da olmuş ve pek çok oyuncu, yönetmen, senaryo yazarı ve sektör elemanı yargılanmış, tutuklanmış, bazıları Charlie Chaplin gibi ünlülerinde dahil olduğu pek çok isim ülke dışına kaçmıştı.
“PICKUP ON SOUTH STREET” işte bu dönemi, artık casusluğun, mikrofilm hırsızlıklarının sıradan bir yankesici olan hırsıza kadar indirgeyerek bir anlamda o paranoya dönemini ti ye alıyor.
Hapisten çıkalı daha bir hafta olan yankesici Skip McCoy (R. Widmark) metroda dikkat çekmemek için kullanılan ve ne taşıdığını o an için bilemeyen kurye Candy (J. Peters) nin çantasından cüzdanını çalar. Metroda baskın yapmak için Candy’yi federal ajanlarda takiptedir. Ama yankesici Skip tüm oyunları bozar. Çaldığının tam olarak ne olduğunu bilmeyen Skip, hem komünist ajanları, hem federal ajanların hedefi olur. Candy tekrar Skip’e gönderilir, Skip’in yerini de kentin tüm hırsızlarını çalışma yöntemlerinden bilen Moe Williams’tan (T. Ritter) öğrenir. Candy, Skip’ten mikrofilmi almak ister, ancak ikisi arasında kaçınılmaz bir şekilde tutkulu bir yakınlaşma başlar.
Film, pek çok özelliği ile öne çıkan tam bir “kara film” klasiği. Daha gerçekçi casuslar, şüpheci ve öyküdeki hiç kimsenin tam anlamıyla iyi olmadığı bir ortam ve karakterler yumağı, araya çok iyi montelenmiş olan Skip ile Candy arasındaki aşk. O dönem Hollywood’undaki sürekli işlenen kötü adam motifinin bu filmde de yine komünistlere verilmesi de son derece doğal. Yönetmen Fuller hikayesini çok iyi anlatıyor.Filmin en güçlü yanı oyuncularının performansları. Widmark ve Peters’in aksamayan oyunları filme bağlanmamızı sağlıyor. Ama en başarılı isim Thelma Ritter, Moe Williams karakteri ile Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı aldığını da belirtmek isterim. Adeta bir bilge havasındaki Moe ilginç diyaloglara da imza atıyor filmde. “Biriktirdiğin paranı kaybedersen kimsesizler mezarlığına gömülürsün” diyen polis şefi Tiger’a “Kimsesizler mezarlığına gömülürsem, bu beni öldürür” lafı ve kendisini sorgulamaya gelen komünist ajanı Joey’e “Dinle bayım… Bu gece buraya geldiğinde durmaya yüz tutmuş, eski bir saat gördün. Yoruldum. Tükendim. Bir gün herkesin başına gelir. Bir gün sana da öyle olacak. Bende her şeyden biraz var; sırt ağrısı ve baş ağrısı. Geceleri uyuyamıyorum. Sabahları uyanmak zoruma gidiyor ve giyinmek, sokaklarda yürümek, merdivenleri çıkmak. Yapmaya devam ediyorum. Ama ne yapayım, vaz mı geçeyim? Hayatımı kazanmalıyım ki ölebileyim.” sözü gibi. Film pek çok gerilimli sahneye de sahip, metrodaki kovalamaca, Rus casusun kıstırıldığı asansör sahnesi, Candy’nin dayak yediği sahneler gibi. Bu süresi de son derece makul olan döneminin hayli başarılı yapımı, günümüz seyircisi tarafından dönem tasfiri açısından bugün için tam olarak algılanamayacağı düşünülse bile en azından sıkı bir kara film örneği olarak da ilgi görmeyi hak ediyor.

Yandex.Metrica